GeriDr. Hüseyin H. SERDAR Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Marmara bölgesi kentlerinde geziyorum. Tatil gezisi değil, işlerimi hallettikten sonra dünya gözüyle sağı solu dolaşıyor, görüyor, anlamaya çalışıyor ve fotoğraflıyorum.Gezme, görme, öğrenme, fotoğraflama ve yazma tarifsiz bir keyif.

Yıkılmış, viraneye dönmüş bir evin önünde durup, bir zamanlar oradaki canlılığı, sevinçleri, hüzünleri hayal edip fotoğraflayıp oradan ayrılmak… Ayrılsanız bile aklınız orada tutuklu kalıyor.
Malikhane, yalı, saray,
Cami, türbe, han, hamam, kervansaray, köprü,
Çeşme, sarnıç, şadırvan,
Kilise, havra,
Mezarlık, kabir,
Çarşı, pazar,
Canlı, cansız ne varsa artık,
Ağaç, kuş, börtü böcek,
Hepsinin hikayesine saygı duymalı…
Buralarını kalabalıkla gezmek sıkıntılı, arkadaşlarımın hızını kesiyorum. Şunu da çekeyim, bunu okuyayım derken kafileyi kaçırdığımız da, otobüsün peşinden koştuğumuz da oldu…
*
Bu aralar camilere, minarelere, kubbelere yoğunlaştım. Her yerde, o kadar çok onarım var ki… Duvarlarında iskele, file, kapısında harç, kum yığını ve çimento torbaları var.

BANDIRMA ULU CAMİ

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

İki ay kadar önce Bandırma’daydım.
Caminin değişik bir tarzı vardı. Minareye gözüm ilişti, zarifti.
Duvarları ve minaresinde kesme taş kullanılan caminin yapım tarihi 1721.
Yapıya aykırı çok ilave var, caminin tarihi dokusuna hiç saygı gösterilmemiş.
Minare perişandı. Taşları delik deşikti.
Sanki sahra çölünde kasırgaya yakalanmış gibi, her yeri oyulmuş ve dökülmüştü. Doğrusu böyle bir manzaraya hiç rastlamamıştım.
*
Fotoğraf çekerken bir beyefendi geldi. Kendini tanıttı.
Kravatlı, ceketli görünce beni Anıtlar Kurulundan gelen bir devlet görevlisi sanmış. Arkadaş o civarın esnafıymış ve iktidar partisinin de belediye meclis üyesiymiş.
Ama dertli mi dertli, dolu mu dolu…
Minarenin haline üzülüyordu.
“Cami Derneğine söz geçmiyor, minareyi onlar bu hale getirdiler” dedi…
Taşları temizlemek için minareye yüksek basınçlı kum püskürtmüşler. Raspa yaptırılmış yani.
Tam bir cinayet…
Konu Anıtlar Kuruluna intikal ettirilmiş. Onarım projesi hazırlanıyormuş.
Üzüntüyle ayrıldım oradan.
*
Bir ay sonra yine Bandırma’daydım.  Doğruca Ulu Camiye gittim.
İnşaat başlamış, minarenin külahı indirilmiş, taşlar tek tek sökülüyordu.
300 yıllık bir cami bu, hak ettiği özeni görmeli.
Tarihi eserleri dikkatle korumalıyız…

DEFİNECİ SÖYLENTİLERİ

Bursa tarihi kentlerin en değerlilerinden bir şehir.
On beş yıldan beri bu eserler restorasyon adı altında ellenip durur.
Hanlar, hamamlar, şadırvanlar, çeşmeler, camiler, türbeler onarılır, Roma ve Bitinya dönemi toprak altı eserleri aranıp gün yüzüne çıkartılır, lahitler sergilenir…
Bursa belediyeleri ve müteahhit firmalar konunun uzmanı oldular.
*
Bunca yenileme olur da dedikodu ve rivayetler olmaz mı?
Halk konuşur efendim,
Adları ‘Defineci’ye çıkan başkanlar, eski vekiller, meclis üyeleri...
Zaten definecilik Bursa’da ‘seçkin bir sektör!’ olmuştur hep, hikayelerimiz çoktur.
*
Bazı restorasyonlar öyle sıkı korunuyor ki inanın MİT binası bile öyle korunmuyordur!
Muhtarları bile inşaat alanına sokmuyorlar…
Gece gündüz sır gibi süren tarihi mekan restorasyonları dedikoduları da peşinden getiriyor…

EMİRSULTAN CAMİSİ

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

1366-1429 yıllarında yapılan Emirsultan Camisi türbesi ve şadırvanı, ahşapı, taşı, tuğlası, halısı ve aydınlatmasıyla birlikte onarıma alınmış…
Vakıflar Bursa Bölge Müdürlüğü yapım işinin tabelasını yıllar önce asmış.
*
Ziyaret yasağı var.
İbadetler yapılamıyor.
Namazlar camiye dönüştürülen Emir Sultan Hamamı Kültür Merkezinde kılınıyor.
Kubbenin etrafı iskelelerle çevrili, iç ve dış onarımlar, boyalar yapılıyor.
*
Eyüpsultan’dan sonra en çok ziyaret alan Emirsultan türbesine yıllardır gidilemiyor. Gidenlerde mezarlığın içinden, kabirlerin üzerinden atlayarak ulaşıyorlar.
Bursalı durumdan şikayetçi, bölge esnafı da dertli…
*
2019’da bitmesi beklenen onarım hala devam ediyor, 4. yılına girdi!
Bu Ramazan’a da yetişmeyecek!..
Bursa tarihinin en uzun süreli restorasyonu artık bitmeli.
Biraz ayıp olmuyor mu?

ORHAN CAMİ

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Ulu cami, Koza Han ve Orhan cami yan yanalar.
Koza Han demişken avlu berbat durumda hala…
*
Orhan cami 2009 yılında nem ve rutubet için onarım görmüştü.
Harcamayı bu defa devlet değil Harput Holding üstlenmiş. İşadamı dostumuz Muhammet Etkeser‘e teşekkür ediyoruz.
*
Kubbe, duvar, minare, bahçe derken tüm cami, içiyle dışıyla Vakıflar’ın kontrolünde restore ediliyor.
Minarenin şerefe seviyesinden tepesine kadar yıkıldığını fotoğraflamıştım.
Birkaç gün önce yeniden gidip, gördüm. Minare örülmüş, külahı tepesine oturtulmuştu.

MİNARE EĞİK MİYDİ?

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlarMinare hakkında ilginç bir duyum almıştım;
Orhan cami minaresinin şerefe kısmının üst bölümünde 15 derecelik bir eğim meydana gelmiş, zaman içerisinde caminin üzerine yıkılma tehlikesi oluşmuş…
*
Şunu söyleyeyim, bilgi sağlam.
‘Böyle olduğuna yemin ederim ama ispat edemem!’ sözüyle konuyu noktalayalım.
Minare yıkılıp, yenilendi, konu da kapandı.
Cemaat bekliyordu ama müteahhitle konuştum, bu onarım da Ramazan’a yetişmeyecek!..

SULTANAHMET’İN MİNARELERİ

Restorasyonlarda İstanbul her zaman bir efsanedir, öncüdür.
İki hafta önce İstanbul’daydım.
İstanbul’a gidilir de tarihi yarımada gezilmeden dönülür mü?
Dünyanın gözbebeği Sultanahmet meydanına girilirken X-Ray cihazları olan Polis ve Fatih Belediye Zabıtası kontrol noktalarından geçiliyor, çantalar, üst baş aranıyor.

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Topkapı sarayı, Ayasofya ve Padişah türbelerini, Hürrem sultan hamamı, Sultanahmet camisi ve Dikili taşları görmek için polis noktasından geçmek gerekiyor.
Ne bileyim bana ilginç geldi!..
*
1609-1617 yılları arasında yapılmış Sultanahmet Camisi bütünüyle onarımda, iki minaresi, dört biryanına iskele kurulmuş, filelerle çevrilmiş.
Halısından kurşununa restore ediliyor.
2017’de başlamış, 2020’nin Temmuzunda bitmesi gerekiyordu.
Cami restorasyonunu Bursalı Starwood firması üstüne almış.
Starwood orman ürünleri İnegöl’de kurduğu tesisleriyle ahşap sektörünün yüz akı durumda. Firma sahiplerinden hemşerim Mehmet Yıldız’ı kutluyorum.
*
Vakıflar Genel Müdürlüğü ülkenin genelinde çok sayıda eserin restorasyonuyla hayırlı işler yapıyor.
Ancak işleri öngörülen sürelerde bitirememesi tartışmalara neden oluyor.
*
Dünya mirası olan eserleri korumalı, kullanmalı ve yaşatmalıyız.
Tarihi eser yenilemelerinde;
İşi profesyoneller yüklenmeli.
Aslına uygun yapılmalı.
Zamanında bitirilmeli.
*
Sahi camilerin minareleri niçin yıkılıp yeniden yapılıyor?
Sebep depremsellik mi acaba..?

X

Yarın 23 Nisan neşe doluyor insan! 

Sabah sabah yurt dışında yaşayan bir dostum aradı, ne var ne yok dedi memlekette... 

Almanya gibi sakin, şaşırtıcı bir gelişmenin olmadığı, her şeyin rutininde yürüdüğü bir ülke olsaydık cevapta basit olurdu;  
- ‘Ep aynı beyaa, ep ayni...’ der geçerdik. 
Ama burası canım Türkiyem... 

Bu memleketin ahvali nasıl anlatılabilir ki! Detay versen anlamaz, boşuna yoruluruz. Ben de kolayını seçtim; 
Atları kaybettik, 
Kargayı uçurduk, 

Yazının Devamını Oku

  Herkese COVID’li muamelesi yapmalı 

Salgın almış başını gidiyor. Günlük 60 bin vaka ile Avrupa birincisi, dünya ikincisi ülkeyiz. 


Acılar elbette sayılarla ifade edilmez.  
Durumumuzu başka türlü anlatamıyorken Kovid-19 da dalgasına bakıyor…  
Bu kaçıncı dalga?  
Sanırım 3. 
Böyle devam ederse dalgalar tsunamiye dönüşecek. 


Yazının Devamını Oku

Sıfır atık, sıfır çözüm olmamalı..!

Toprağın, suyun ve havanın kirlenmemesini sağlamak devletin asli görevleri arasında. Anayasamıza yazmışız bunu.

56. maddesinde ‘sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması’ ile ilgilidir demişiz ve; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” diye de lafı çakmışız. 

Ödev!.. Devlete ve vatandaşa birlikte yüklenmiş. 
Çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve kirlenmesini önlemek işinin yerine getirilmesi veya yapılması kişinin vicdanından doğar.  
Yasa açısında da gerekli ve zorunlu görülen bu durum ‘iş ve davranış olarak’ devlete yüklenmiştir. 

DOĞAYI KORUMADA ROLLER 

Ödevin yerine getirilmesinde, işin gerçekleştirilmesinde roller sırasıyla şöyle paylaşılıyor; 

Yazının Devamını Oku

  Türk tipi pandemi yönetimi

 Haritalardaki kıpkırmızı hallerimize bakmayın, aslında ‘salgın böyle yönetilir’ diye ders veriyoruz dünyaya...  Büyük bir gururla buna ‘Türk tipi salgın yönetimi’ diyebiliriz!  

Birçok şeye ‘Türk tipi’ demeye nasılsa alıştık, mesela ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ gibi. 
Hala yerli yerine oturmasa da, giderilemeyen bir takım eksiklikleri ve tıkandığı yerler olsa da sonuçta ‘Türk tipi’, bizim icadımız… 

AKIL, BİLİM VE PANDEMİ 

Pandemiyle mücadeleyi deneme yanılmayla sürdürüyoruz. 
Bilim Kurulunun bu süreçte çok etkin olduğunu iddia etmek yanıltıcı olabilir. 
Önlemler vatandaşlara güven vermedi, vermiyor. 

Yazının Devamını Oku

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı  

Dönüp dolaşıp yine havaalanından uçak kaldırma, sefer düzenleme mevzusuna geldik. 

Efendim;
Bursa’mızın Yunuseli Havaalanı varken zamanın rantçıları tarım kenti Yenişehir ilçemizden toprak toplamaya başlamışlar, sonra da kentin turizmini, sanayisini, ekonomisini uçurtmak propagandasıyla 1944 yılından beri askeri üs ve havaalanı olarak kullanılan tesislere ilave pist ve donanımlar yapılmasını teşvik etmişler. 
Pistler yapılmış. 
2001 yılında da “askeri - sivil havaalanı” olarak yolcu taşımacılığına başlamış. 

İLK AÇILIŞ TÖRENİ 

Bursa Yenişehir Havalimanı’nın açılışı için yapılan sade törene ben de katılmıştım. 

Yazının Devamını Oku

Aklıma gelen başıma geldi; Evrene mesaj verdim 

Biraz moda deyimle evrene mesaj verirken dikkatli olmalı. Ya mesaj vermeyeceksin ya da verdiğin mesajın sonucuna katlanacaksın. 

Mutlu, sağlıklı, huzurlu, şanslı ve başarılı insanlar nasıl düşünürler, nasıl dilekte bulunurlar meselesi ince bir konu. Sanırım onlar iyimser olmayı, pozitif ve olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmişler. 
Yaşamda karamsarlığa yer vermemeli. 
Hayata olumlu bakan insanlar genellikle; 
Strese girmez. 
Sakin olur. 
Mide krampları olmaz. 

Yazının Devamını Oku

Kadına şiddet sürerken iyi olamayız!

Bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü konuştuk. Ardından Pandemi yasakları ve vakaların artışı, işsizlik, geçim sıkıntısı, paramızın yabancı paralar karşısında yine değer yitirmesi geldi. 

Karanfiller dağıtıldı, süslü açıklamalar yapıldı. 
Çentikli günlerden olduğu için rutine bağlanan konuşmalar, kutlamalar, anmalar, yer yer de protestolar yapıldı. 
Şunu söylemeliyim ki Türkiye’de “kadın meselesi” politikacıların propaganda malzemesi olmamalıdır. 
Toplumsaldır, geniş ve derin, köklü bir sorundur.  
Kadın için dezavantaj olan konuların düzeltilebilmesi için uzun süreli ve istikrarlı süreçlere ihtiyaç vardır. 

Herkesin kafasında farklı kadın olgusu var; 

Yazının Devamını Oku

Yeni kontrollü normalleşme etik davranışlar

İnsanlık son bir yıldır ruhen, bedenen ve sosyal yönden büyük bir çöküntü yaşıyor. İnsanlığın sağlığı bozuk. 

Dünyanın dört bir köşesi Covid-19 salgınından az veya çok etkilendi. 
‘Birlikte Türkiyeyiz’, ‘Biz Türkiyeyiz’ ve ‘Biz bize yeteriz’ sözleri kulağa çok hoş geliyor. 
Keşke öyle olsa… 

İYİ DEĞİLİZ 

İyi değiliz. 
Hekim olarak söylüyorum bunu, iyi değiliz!.. 
Virüs ve hayat pahalılığı, 

Yazının Devamını Oku

Kim engelli olmak ister

El kol, ayak bacak, kafa kalça. Kıran kırana… On günce yağan kar yolları kapatıp trafiği, ulaşımı kilitlemeye yetti. Hazırlıksız mıyız, yoksa gamsız mıyız bilemiyorum. 

Hastane acilleri buzda düşüp yaralananlar ile doldu. 
Kırıklar, çıkıklar. 
Yaralananlar ölenler. 
Alçılar, ateller, askılar. 
Koltuk değnekleri, tekerlekli sandalyeler. 
Sedyeler, ambulanslar, tabutlar… 

Yazının Devamını Oku

Kar yolları kapadı YSİ niye kapatıldı?

Bekliyorduk.Hem de dört gözle, hatta mecburduk.Barajlar alarm veriyordu.Su kaynaklarımız hızla tükeniyordu.Özellikle yeraltı suyu... Çekildikçe çekilmişti.

Bursa ovalarında 20 yıl önce 30-40 metreden gürül gürül çıkan su, son yıllarda ancak 140-150 metrelerde yakalanıyordu.
Durum o kadar kritik yani.
Yeraltı suyunu da hoyrat ve kontrolsüz kullandık.

SU KAYNAKLARINA DOKUNMA

Su kaynaklarına doğrudan müdahale etmemek gerek. Dokunulacaksa uygunsuzluk yapanlara dokunulmalı!..
- Ruhsatlı ya da ruhsatsız açılan kuyular,
- Bilinçsiz tarım sulaması,

Yazının Devamını Oku

Bir yanda lodos, diğer yanda virüs

Kaç gündür tüm kuvvetiyle esen rüzgar sinirlerimizi bozmaya devam ediyor. Lodosun Bursa ve bölge kentler için özel bir yeri var.  

Birkaç gün estirdiğinde havayı tertemiz edip manzarayı güzelleştirir. Görüş açımızı genişletir. 
Dağlarda zar zor biriken karları eritiyor.  
Gözüm Uludağ’ın yamaçlarındaki beyazlıklarda; ama günbegün eriyip kayboluyor. 
Çatılar uçuyor, kiremitler savruluyor, ağaçlar kırılıyor, birçok şey oradan oraya savruluyor… 
Tabii bir de uyutmuyor… 

SESSİZ ÖLÜM 

Lodos Bursa için ‘sessiz ölüm’ demektir. 

Yazının Devamını Oku

Lokanta yasak, kongre serbest! 65 yaşa özgürlük

Bir yıl önce Dünya Sağlık Örgütü-WHO yaş dilimlerini yeniden düzenledi. Buna göre;

-0-17 yaş: Ergen
-18-65 yaş: Genç
-66-79 yaş: Orta yaşlı
- 80-99 yaş: Yaşlı olarak kabul ediliyor. 100 ve üzerini de artık ileri yaşlı sayalım gitsin.
Ancak DSÖ 65 yaş’ı hala genç olarak görüyor.

ÖMÜR UZUYOR

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri yaşam sürelerini belirliyor.

Yazının Devamını Oku

Kâtip arzuhalim yaz yare böyle… 

Tarihte sert uygulamalara başvuran Hızır Paşa’ya isyanını dile getiren Pir Sultan Abdal’ın ‘Katip arzuhalim yaz Şaha böyle’ eserini yıllar sonra düzenleyip seslendiren Aşık Veysel‘in seslendirdiği türkünün TRT denetiminden geçmesi zordu. Dize değiştirilip ‘Katip arzuhalim yaz yare böyle’ yapılmış, engel aşılmış. Katip arzuhalim yaz yare böyle… 

Arzuhalci kimdir? 
Adliye, kaymakamlık, valilik, belediye, tapu gibi devlet dairelerine ya da özel kişilere başkaları için mektup veya dilekçe yazandır.
Şikayet, itiraz, istek… 
‘Bir masa, bir daktilo’ olarak gördüğümüz arzuhalcilerin hikayesi eskidir. 
Osmanlı’ya dayanır.  
1762 yılında padişah fermanıyla usule bağlanır. Loncası oluşturulur. 

Yazının Devamını Oku

Kömürün var mı ısınacak?

Kuraklığı konuşuyoruz. Barajların dibi göründü, göletler kurudu. Derelerin suyu çoktan çekilmişti…

Susuz bir sonbahar yaşadık. 
Bu kış da sıcak ve yağışsız geçiyor. 
Güneyi kuzeyi, doğusu batısı her bölgesiyle Türkiye yağmur bekliyor. 
Pandemi, ekonomi, bir de yağışsız mevsimi konuşuyorduk kaç gündür. 
Yüce Tanrı acıdı da yağışları gönderdi. 
Teşekkür ederiz. 

YOKSULLAR ÜŞÜR 

Şiddetli kar yağışında, sağanak yağmurlarda, iliklerimizi donduran ayazlarda fakirleri ve yoksulları düşünürüm. 

Yazının Devamını Oku

Koza Han ve tarihi eserler hepimizindir 

Günün ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyordu. Sultan 2. Beyazıd ferman eyledi, mimar Abdülula Bin Pulat Şah işe koyuldu, 1489 da başlanan Koza Han 1491 yılında tamamlandı. 

530 yıl önce iyi bir mimar, çalışkan ve yetenekli ustalar, kalfalar ve işçilerin emekleriyle inşa edilen, ipekböceği kozasının alınıp satıldığı ticaretinin döndüğü, konaklamaların yapıldığı eser günümüze kadar ufak tefek onarımlarla geldi. 
Taş gibi bir eserdir Koza Han. 

Hanlar o günün ticaret merkezleri. 
Tüccarlar, yolcular konaklar, kervanlar, develer, atlar bağlanır, mal alınır satılır, yenilir içilir… 
Ticaret merkezi işte… 

Hanın üst ve alt katları bir medeniyetin hayata bakışını yansıtır.  

Yazının Devamını Oku

Hoşgeldin 2021, Bursa Hürriyet çizgisi

Yeni yıla girdik. İyi seneleriniz olsun sevgili okuyucularım. Ben de yılın ilk yazısını yazıyorum, ama kolay olmuyor!

Öyle bir yılı geride bıraktık ki tek kelimeyle felaketti. 
2020 soğuk algınlığı, nezle, grip şikayetleriyle başladı. 
Türkiye gripten kırılırken dünya da koronavirüsü konuşuyordu. 

KITADAN KITAYA PANDEMİ 

2019 ‘un Kasım, Aralık aylarında Çin’de yarasadan, yılan çıyandan insana bulaşan, sonra da insandan insana, devletten devlete, coğrafyadan coğrafyaya, kıtadan kıtaya yayılan virüs Türkiye’ye değmeden geçiyordu. 
Koronavirüs yakın komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, İran, Irak, Suriye’de can almaya başlamış ama bize bulaşmamıştı! 
İtalya, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, Polonya, Avusturalya, Amerika ve Kanada da vardı ama o lanet virüs Türkiye’de yoktu! 

Yazının Devamını Oku

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Zor zamanlardan geçe geçe geldik yılın son gününe. Hastalık, ölüm, karantina, izolasyon, sokağa çıkma yasağı, yaş kısıtlılığı, seyahat engelleri, ticari hayatın yavaşlaması, iflaslar, işsiz kalanlar, geçim sıkıntısı gibi durumlar içimizi acıtıyor. 

Çok büyük can kayıpları verdik, vermeye devam ediyoruz. 
Hüzün yılı diyelim en iyisi bu yıla. 
Hüzün yılı… 


Başımıza pandemi geldi.  
Madem geldi başa katlanmalıyız dostlar. 


Yazının Devamını Oku

2021’e sayılı günler kaldı

2021 ‘e sayılı günler kaldı. Tam tamına yedi gün. Koca bir hafta. Girince ne olacak sanki! Belli değil… 

Nasıl bir yıl olacak acaba, merak ediyor musunuz? 
Mesela bu yılı bile arar mıyız? 
İnşallah öyle bir şey olmaz… 
Yine de ihtiyatlı olmalı. 
Boşuna mı demiş eskiler, ‘gelen gideni aratır!’ diye… 

Koca bir hafta var demiştim. 

Yazının Devamını Oku

Kar Bursa’ya Bursa kışa yakışırdı

Bu günlerde şehir boydan boya beyaza boyanır, kiremit kırmızısı çatılar bir süre kaybolur, bacalarından yükselen dumanlar izlenirdi.  

Geçmiş yılların destansı hikayelerini fısıldayan heybetli Çınarları, mezarlıklarda yükselen selvileri, tarihimizin şahitleri Muradiye ve Yıldırım külliyeleri, Yeşil Türbe, Ulucami, Emirsultan, Üftade, Murat Hüdavendigar camileri beyaza bulanır, çatılardan mızrak gibi sarkıtlar sallanır, daracık sokaklar kapanırdı. 
Mahallenin düşkünleri, yoksulları, hastaları, ihtiyarları, yalnız yaşayanları korunur, gözlenir, ihtiyaçları giderilirdi.  
Tıpkı sokak kedileri, köpekleri ve kuşların merhametli Bursalılar tarafından kollandığı gibi... 

KAR VE BURSA 

Çekirge, Muradiye, Pınarbaşı, Tophane, Hisar, Yeşil, Işıklar’dan ne muhteşem görüntüler yansırdı... 
Hele hele Uludağ’ın yamaçlarına yaslanan o yorgun orta sınıfın gariban ama vakarlı mahalleleri Alacahırka, İvazpaşa, Mollafenari, Kuştepe’nin büründükleri harika manzaralar... 

Yazının Devamını Oku