GeriDr. Hüseyin H. SERDAR Bizi bu hale getiren kim?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizi bu hale getiren kim?

Nüfusumuzun büyük bir bölümü kentlerde yaşıyor. Köylerde ve kırsalda yaşayan insan sayısı hızla azaldı. Yüzde 90 kent, yüzde 10 kırsal gibi nüfus oranı oluştu. 

Sanayileşme ve kentleşme sonucudur da diyebiliriz bu duruma. 
Bu duruma yılların yanlış yönetim anlayışları da sebep oldu denilebilir. 
Son tahlilde ‘Büyükşehir yasası’ köyleri mahalle yaptı.  
O mahallelerde köy yaşamı bir şekilde, zorlukla devam ediyor.  
Kırsal köy ve mahallelerde genç nüfus kalmadı. ‘Çocuk sesine hasret köylerimiz’den bahsetmiştim bir yazımda. Yaşlılar, herhangi bir üretim, hayvancılık ve zirai faaliyet yapmadan yaşam mücadelesi veriyorlar buralarda.  
Yapanlar da ancak kendilerine yetecek, oyalanacak kadar… 
Üretim genç ister, çalışacak güç ister. 

DEVLET BÖYLE İSTEDİ 

Bursa gibi batı kentlerinde köylerde toplam nüfusun %10 ‘u ancak yaşıyor. 
Kırsalda nüfus azalması kendiliğinden olmadı.  
Devlet böyle istedi!.. 

Kentlere ucuz ve çalışkan iş gücü gerekiyordu…  
Sokakların çöpünü toplayacak, inşaatlarda amele olacak, fabrikaları, vardiyaları çevirecek ucuz iş gücü… 
Hem itaatkar, hem kanaatkar. 
Hem güçlü, hem çalışkan. 
Hem saygılı, hem sessiz. 
Örgütlenme talebi olmayan sendikasız… 
Türk köylüsü ve çiftçisinin delikanlıları, kızları böyle ‘uysal çocuklar’...  
Sanayi için bundan iyisi olamaz! 

Uysal çocuklar’ı değeri ve önemini önce Avrupa ülkeleri fark etmişti. 
1960 ‘lı, 70‘li yıllar şahittir, Türk gençlerinin Belçika’dan Almanya’ya, Fransa’dan Hollanda’ya iş için, para için, çalışmak için gidişlerine. 
Ve milyonlarca Anadolu insanı dördüncü, beşinci kuşaklarıyla oraları yurt bellediler.  Kaldılar oralarda… 

ALARM ZİLLERİ 

Bugün de iş ve çalışma imkanı bulacak, emek ve alın terinin karşılığını alacak yerler arıyor insanımız. 
Tarımsal faaliyetlerimiz ve hayvancılık hiç olmadığı kadar azaldı.  
Bilinçli olarak yıllardır sürdürülen ucuz ithalat sonunda şimdi yere serildik. 
Sektörde alarm zilleri çalınıyor... 
Hem üretim yok, hem üretilen para etmiyor… 
Fabrikaların çarkları daha az dönüyor. Çoğu kapasite düşürdü, işçi çıkardı. Kapatanlar da az sayılmaz.  
Nereden mi belli sanayinin kullandığı enerjiden belli… Enerji tüketimi artmadığı gibi azalıyor… 

İşsiz kervanı çığ gibi… 
COVID-19 pandemi dönemi de bu durumu ağırlaştırdı ama zaten ülke üretim açısından büyük bir dar boğaza girmişti zaten. 
İthalata dayalı üretim yapılıyordu. 
İhraç ettiğimiz ürünlerin bile %70 ‘ini dışarıdan alıyorduk, ithal ediyorduk… 
Velhasıl günümüzde millet iş arıyor. 
İşsizlik rekor kırıyor... 

FIRSAT KOLLANIYOR 

60 ‘lı, 70‘ li yıllarda olduğu gibi bu ülkenin genç insanları gözünü yabancı memleketlere çevirmişler okumak ve çalışmak için fırsat ve imkan kolluyorlar. 
Huzur ve güven içinde yaşamak isteyen insanlar da, acaba oralarda yapabilir miyiz diye düşünüyorlar… 
Hal böyledir kısaca! 

İyiyiz, çok iyiyiz deyip duruluyor; bugün dünden iyi, yarın da bugünden iyi olacak, nisan marttan, mayıs nisandan iyi olacak sözleri ile karın doymuyor, fabrika çarkları dönmüyor, tarlalar yeşermiyor, cüzdanlara para dolmuyor… 
Kışa gireceğimiz bu günlerde halk nasıl ısınacağız diye kara kara düşünüyor. 
Doğalgaz, elektrik ve su faturalarını ödemekte güçlük çeken vatandaşlara Allah yardım eylesin. 

Hayat devam ediyor.  
Bir yandan salgınla mücadele, bir yandan işsizlik, geçim sıkıntısı ve hızla artan yoksulluk ile mücadele etmek elbette kolay değil. 
Devlet yönetim anlayışını revize etmeli!.. 

İYİSİN, ÇOK İYİSİN 

Millet halinden şikayet edip sızlandığında, canı yanıp, çaresiz kalıp feryat ettiğinde; ‘halinize şükredin, eski yoklukları ve kuyrukları unuttunuz mu?’ hatırlatması yapılıp, ‘şimdi öyle bir durum yok, her şeyiniz var, hatta evlerde üç dört adet pahalı ve modelli cep telefonlarınız bile var, nankörlük etmeyin!’ diye de paylanıyor!.. 
Sonra da ‘İyisiniz, iyisiniz’ diye de gaz veriliyor. 
Bilirsiniz işte… 

BU HALE GELMEK  

Hikayeler, fıkralar vardır, yeri geldiğinde anlatılmadan geçilemez. 
Tam yerine geldi ben de anlatmadan geçmeyeyim… 

İki boksör ringe çıkar, maç başlar.  
Taraflardan birisi fırtına gibidir. Birinci rauntla birlikte yumruklarını çalıştırmaya başlar. Kelebek gibi dans eder, arı gibi sokar yani… Bizimkinin gözü şişer, kaşı açılır. Gong çalar, köşeye gelir. Antrenörü ‘harikaydın, rakibini iyi hırpaladın’ derken diğer yandan da açılan kaş onarılır. 

İkinci, üçüncü rauntlar da aynı şekilde biter. Boksörümüzün gözü kapanmış, gözünün altı morarmıştır. Kenara geldiğinde antrenörü yine, ‘aferin oğlum adamı ezdin, muhteşemsin’ der.  
Yardımcılar teri siler, omuzlara masaj yapar.  
Dördüncü raunt başlar.  
Boksörümüz rakibi karşısında çaresiz ve etkisizdir, seri yumruklar yemeye devam eder. Değil yumruk atmak ayakta durmakta bile zorlanır. İyice sallanır, yıldızlar uçuşmaya, çevre dönmeye başlar. Ha düştü ha düşecek ama yine gong… Antrenör, ‘aferin oğlum… şahanesin, ringi adama dar ediyorsun, eziyorsun onu’ diye motivasyon yapmaya devam eder. 

PEKİ, BENİ KİM DÖVDÜ 

Son rauntlara doğru bizimki öyle dayak yemiştir ki kaşları açılmış, gözleri kapanmış, nefes alamaz, kolları kalkmaz olmuş, yıkıldı yıkılacak, tam nakavt olacakken gong imdada yetişir, köşeye gelir pelte halinde koltuğa yığılır.  
Bizim antrenör, ‘alacağız maçı aslanım, bırakma, dikkatli ol.., dağıttın, mahvettin, parçaladın, perişan ettin onu’ derken, konuşmakta güçlük çeken boksörümüz şişmiş dudaklarını zorlanarak açıp, hocam; ‘adamı ezmiş, perişan etmişsem beni bu hale kim getirdi?’ diye seslenir..! 

Sorumlulara işsizlik, yoksulluk, geçim sıkıntısı ve olumsuzluklara dair bir şey sorulamıyor. 
Sorulunca da cevap; her şey iyi, çok iyi, Avrupa’nın ve dünyanın en başarılı ülkesiyiz cevabı veriliyor... 
Peki o zaman bizi bu hale kim getiriyor?..

X

Lodos beni unutma dedi 

Kimi soğuk, kimi sıcak eser. Bazısı huzur, bazısı sıkıntı verir. Bolluk ve bereket getireni de vardır, her şeyi harap edip kırıp döküp, yıkım ve ölüm getireni de… Ne yapacaksınız, ülkemin rüzgarları böyle işte…  


Kasım ayının son günleri, lodos yine fena esti. 
Bursa, İstanbul, Kocaeli’de ve Marmara denizine kıyısı olan diğer illerde yüzünü gösterdi. 
Hatta yurdun birçok kenti lodos’un etkisini yaşadı. 
Ulaşım aksadı, okullar tatil edildi. 
Bir yandan ısıttı, diğer yandan yıktı geçti… 

Yazının Devamını Oku

Mudanya Üniversitesi kapılarını açıyor

 Bir ülkenin gelişme, kalkınma ve ilerlemesi için üniversiteler önemli rol oynar.Bilim yuvası üniversiteler; eğitimden sağlığa, ulaşımdan haberleşmeye, teknolojiden güvenliğe, tarımdan sanayiye tüm sektörleri geliştirir.Geliştirmekle kalmaz verimliliklerini de artırırlar.Ama bunları ‘üniversite gibi üniversiteler’ yaparlar!

Yükseköğretim kurumu ya da üniversitelerden;
En üst düzeyde eğitim vermelerini, araştırma yapmalarını, bilgi üretmelerini bekleriz.
Yüksek okul, lisans ve lisansüstü faaliyetlerin bilimsel olmasını, ‘Akademik etik’in de tüm akademisyenlerin rehberi olmasını isteriz.
*
Üniversiteler özgürlük içermeliler...
Bağımsızlık, demokrasi ve serbestlik olmazsa ‘özgür düşünce’ yeşeremez, hayat bulamaz ve öyle bir ortamda da bilim yapılamaz.

ÜNİVERSİTE SORUNU

Yazının Devamını Oku

Hormonlu büyüme nereye kadar?

Nüfus hareketleri birçok kentimizin demografik yapısını değiştirdi.  İç göçlerle baş etmeye, kimliğini ve karakterini korumaya çalışan bu merkezler son 7-8 yıl içerisinde gerçekleşen dış göçlere direnemedi ve özelliklerini yitirdi. 

 Bu kargaşadan en çok batı kentleri etkileniyor. 
Sanayi bölgeleri, turizm ve tatil yöreleri teker teker kalabalığa boyun eğdi. 
Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’in sahil il ve ilçelerinin sosyal dokuları değişti. 
Kentsel sıkıntıları büyüyor. 
Suriye ve Irak sınırına yakın Kilis, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa ile birkaç ilde durum daha da vahim. 
 
ALTYAPI İHTİYACI 

Nüfuslarından çok daha fazlasını barındıran şehirlerimizin hali ne olacak? 

Yazının Devamını Oku

Su, iklim değişikliği ve kalıcı yönetim

Suyun yerine de başka bir kaynak konulamaz, ikame edilemez. Su olmazsa dünyada canlılık kalmaz.  Hayat durur, her şey kurur... 

 

Suya sahip olmalı ve korumalı. 
Sahip olmak için yerel, bölgesel ve coğrafi hatta küresel ölçekte ciddi ve sürdürülebilir stratejik politikalara ihtiyaç vardır. 
Su kaynaklarına sahip olan kentler ve ülkeler kullanım ve paylaşım konusunda artık ciddi bir dönemece geldi. 
Su, ulusal ve uluslararası çatışma veya barışma alanlarında başlıbaşına etkili oluyor.  

Yazının Devamını Oku

Kentsel dönüşüm böyle mi olacaktı?  

Yıllarca konuşuldu. Kentlerin ihya olmasını sağlayacak sihirli formül bulunmuştu; kentsel dönüşüm… 

Bazı semt ve mahaller hatalı imar uygulamaları ile nefes alamaz hale getirilmiş, yol, park, oyun alanı, spor sahası, okul, sağlık merkezi gibi ihtiyaçlar karşılanamaz olmuştu. 
Çıkmaz, karanlık, ışık ve güneş girmeyen sokaklar, 
Otoparkı olmayan yerleşimler,  
Eskimiş, harabeye dönmüş binalar,  
Plansız, ruhsatsız yapılar,  
Kırsal göçler ve yoksulların konuşlandığı mahalleler,  
Madde bağımlıları ve mekansızların işgal ettiği terkedilmiş yapılar,  

Yazının Devamını Oku

Malum gündem ve Cumhuriyet

Bursa’nın gündemi neyse ülkenin de o. Ekonomi ve Covid-19

 


Covid-19 genel olarak eskisi gibi kaygı vermiyor, varsa yoksa ekonomik durum, hayat pahalılığı ve geçim...
Ancak bu salgın hala durmadı, gerilemedi.
İdari yaklaşımlar tıbbi gerçekleri örtüyor...

ÖNLEMLERE DEVAM

Sağlık Bakanı sayın Fahrettin Koca ‘nın açıklamalarına göre Bursa diğer kentlere göre daha iyi duruma gelmiş.

Yazının Devamını Oku

Velhasıl sevin, sevmekten kim usanır 

SONBAHARI geride bırakıyoruz, ilkbahara özlem duyarak. 

Soğuklar başladı, duygusal olacak zaman da kalmadı hani. 
Yaprakların çoğu döküldü zaten... 
Bu mevsim en güzel yaparak dökümü olarak tanımlanır. 

Aslında... Aslında doğrusunu söylemek gerekirse bu günü, 21 Ekim ‘i hiç sevmedim. 
Yüreğimi yakar. 
Burnumu sızlatır.  

Yazının Devamını Oku

İş sağlığı ve güvenliği iş kazalarını önler 

Bir iş inanarak yapılmalı. Yapıyormuş gibi yapmamalı... 


Başa gelen bütün aksiliklerin altında böyle bir yaklaşımlar var; 
Yapıyormuş gibi yapmak. 
Yapılıyormuş gibi göstermek... 

İşleri usulünce, kural ve kaidesine göre yapıyor muyuz? 
‘Evet, yapıyoruz’ diyebilen kaç sanayici, kaç İSG profesyoneli, kaç eğitimci, kaç yönetici çıkar ortaya acaba? 

FABRİKADA PATLAMA 

Yazının Devamını Oku

İşgal edilen kaldırımlar ve kırık camlar!

Aman bana ne! Bana zararı yok ki! Romanya’nın ufak bir şehrinde, İnegöl kadar bir kentinde bile kaldırıma birkaç masa, sandalye atan esnaf bile belediyeye her ay 250-300 Euro ödeme yapıyor.

Bursa‘da ise durum tamamen kontrolden çıkmış durumda. 
Her yer işgal altında.  

ADIM ADIM İŞGAL 

Denetim, kontrol, kural, yaptırım, ceza hak getire... 
Tüm yaya yolları, kaldırımlar parsellenmiş. 
Bunun adı işgal. 

Yazının Devamını Oku

Okulda salgın, hamileye aşı ve...

Hayatı normalleştirme çabalarıyla doğrultusunda yüz yüze eğitime geçildi. Başka alanlar için farklı yorumlar yapılabilir ama eğitim her koşulda devam etmeli. 

Sınıf mevcutlarının azaltılması, derslik, laboratuvar, spor salonu, kantin, tuvalet, bahçe ve etkinlikler için tıbbi gerçeklikler dikkate alınarak düzenlenmesi, maske, dezenfektan ve temizlik malzemesi tedarikleri, temizlik görevlisi sayılarının artırılması, öğrenci servislerinin önlem kurallarına uymalarının sağlanmasıyla okullar açık kalmalı. 
Akıl ve bilim ile okul sağlığı korunmalı. 

Salgını, idari bakış değil ancak koruyucu sağlık yaklaşımları durdurabilir. 
Sınıfların kalabalık oluşu büyük sorun.  
Bir öğrenci Covid-19 hastası olsa karantina ve izolasyon kararı alınmıyor, öğrenime devam ediliyor. İki öğrenci hasta olursa sınıf kapatılıyor, öğrenciler evlerinde karantinaya alınıyor. 

OKULDA COVID

Yazının Devamını Oku

Haydi Türkiye göreyim seni

Okullar açıldı, öğrenciler öğretmenleriyle buluştu. Her yer cıvıl cıvıl, kentler canlandı. Trafik fena sıkışıyor ama olsun, çocukların eğitiminin yüz yüze, sınıf ortamında olması işin ruhuna uygun. 

Eğitim sancılı, eğitim sorunlu. 
Derslik sayısı yetersiz, sınıflar çok kalabalık. 
Okulların çoğunda spor salonu, laboratuvar ve bahçe yok. 
Velilerden hala temizlik, dezenfektan, A4 kağıt gibi çeşitli ihtiyaçlar adı altında para alınıyor. 
Güvenlik ve temizlik görevlileri için bile ‘pamuk eller cebe’ deniyor. 

Yazının Devamını Oku

 Kışa girerken hava kirliliği  

Akşam serinliği üşütmeye de başladı.  Hem eski, hem de yeni takvime göre mevsim artık sonbahar.

Eski takvim derken, Miladi’ye göre 13 gün geriden gelen, bu toprakların ‘Rumi’sinden bahsediyorum. Miladi takvimde ayın 14’ü olduğunda Rumi’de ayın 1 ‘i oluyor.  

TAKVİMLERİN DİLİ 

Rumi takvime Kocakarı takvimi diyen de çoktur. 
Rüzgarları, soğukları, yağmurları, fırtınaları, gündönümleri, cemreleri, mart 9’ları, april 5’leri, kırkikindi yağmurları, hıdırellez’leri, zemheri soğukları, daha nicelerini biliriz. 
“Korkma zemheri kışından, kork nisan’ın beşinden, öküzü ayırır eşinden.” 

Meteorolojik gelişmeleri takvimlerden takip etmek, haberdar olmak merak işi olsa da denizciler, balıkçılar, havacılar, çiftçiler, turizmciler, gezginler ve kampçılar için rehber, hatta iyi bir erken uyarı sistemidir. 

Yazının Devamını Oku

Eğitimde istenen başarı yakalandı mı?

Gelişmenin yolu eğitimden geçiyor. Bilişim ve yazılımda, teknolojide, gıda, tarım ve hayvancılık, endüstri ve sanayide, sağlık, tıp, eczacılık, veterinerlik, yol, köprü, baraj, inşaat, medya, ulaşım ve haberleşme alanlarında ilerleme isteniyorsa, bunların da yolu eğitimden geçiyor. 


Sanat, kültür, spor, estetik kavramlarının, doğa ve çevrenin korunması, canlı ve cansız tüm varlıklara verilen değerin, el sanatları, imalat, bakım hizmetlerinde de nitelik aranıyorsa; doğruluk, dürüstlük, iyilik, dayanışma, yardımlaşma, ahlak, erdem, gurur, saygı, sevgi ve etik değerler aranıyorsa bunların da yolu eğitimden geçiyor. Sanat, kültür, spor, estetik kavramlarının, doğa ve çevrenin korunması, canlı ve cansız tüm varlıklara verilen değerin, el sanatları, imalat, bakım hizmetlerinde de nitelik aranıyorsa; doğruluk, dürüstlük, iyilik, dayanışma, yardımlaşma, ahlak, erdem, gurur, saygı, sevgi ve etik değerler aranıyorsa bunların da yolu eğitimden geçiyor. 

YAŞAM KALİTESİ VE EĞİTİM 

Bir toplumun yaşam kalitesi de tamamen eğitimle ilgilidir. Her işin başı sağlıktır ama onun için de iyi bir eğitim gerekiyor. 
Değerli bir yaşam için kaliteli bir eğitim anlayışına ve sistemine ihtiyaç var. Eğitimi desteklemeyen, iyi bir yöntem geliştirmeyen, gerekli olan eğitici ve öğreticileri, ustaları yetiştirmeyen, yeterli sayıda bulunduramayan, derslik, laboratuvar, bahçe, spor ve müzik salonlarını hazır edemeyen, araç gereçleri ve okulları, fiziki yapıyı tamamlayamayan, akla, demokrasi ve hukuka dayalı bir akademik öğretimi inşa edemeyen bir ülke gelişme ve kalkınmasını asla sağlayamaz. 

BİLİM YOLU 

Öğretmenler ve eğitimciler çocuklar için ışık olacak.  Akademisyenler o ışığı sonsuz bir aydınlığa dönüştürecek. Doktorlar, sağlık görevlileri nesilleri bedenen, ruhen ve sosyal yönden iyi hazırlayacak, mühendisler, mimarlar, teknik meslekler sağlıklı hayat için akıl ve bilimin aydınlığında inşa edecek, yaratıcı olacaklar. Bilimin yolundan yürüyecekler. 

Yazının Devamını Oku

Tarihi Cuma Pazarı, Yörük Türkmen gelenekleri  

Geçmişini yüzyıllara yaslamış, yeterince de tanınmamış bir mekana, Cuma Pazarına düştü yolumuz. 


Dile kolay, 500 yıldır varlığını sürdürüyor. Yapının en dikkat çekici yanı çatısı. Kocaman çatı yüzyıllık ağaçlardan, karışık ve ilginç ustalıkla yapılmış. 

Bu çatının altında eski yıllarda çarşı kurulurmuş. Bildiğiniz AVM gibi… Giyimden tarım araçlarına, incik boncuktan yeme içmeye kadar, onlarca esnaf tezgah açarmış.  
Civar köylerin ve bölge insanlarının bir nevi buluşma noktasıymış.  

TARİH KOKULU PAZAR  

Zaman değişmiş. Değişince de burada her hafta kurulan hayvan pazarında sadece kavurma ve güveçler yapılmaya başlanmış. 

Yazının Devamını Oku

Büyüyen kent Bursa’nın projeleri tamamlanıyor

Bursa’da birçok proje tamamlanma aşamasına geldi. Halkın yaşamına doğrudan etki edecek işler bunlar.

Eleştiriyoruz, çarpık çurpuk diyoruz ama Bursa hala çekici bir kent. 
Tarihi ve doğal yapısıyla, tarım ve endüstrisiyle, konumuyla sadece ülkemizin değil, Balkanların da önemli bir kentidir.  
Yüzü batıya dönük kent son zamanlarda aldığı anormal Suriyeli Arap göçüyle de dikkat çekiyor. Adeta kentin tam merkezinde, Çarşamba’da ‘getto’larını kurdular. Çarşamba tam bir Arap şehri olmuş…  

BÜYÜYEN KENT BURSA 

Birkaç yıl sonra nüfusu 4 milyon olacak bir zamanların ‘yeşil Bursa’sı kendisini yenilemeye, geleceğini kurmaya, insanlarını mutlu etmeye, huzur yerleşimi olmaya odaklanmalı. 

Yeşil Bursa’dan Beton Bursa’ya evrilmenin ayıbını yaşarken panoramik bir yaklaşım ile Bursa’nın en büyük üç merkezi ilçesinden ikisi Yıldırım ile Nilüfer Belediyeleri sanki bu kentin belediyeleri değil görüntüsü veriyorlar. 

Yazının Devamını Oku

Hazır olalım büyük acılar çekmeyelim

Hafızalarımız ve hatıralarımız bırakmaz bizi;- Kimse yok mu?- Sesimi duyan var mı?- Nerede bu devlet?

Sormuyoruz efendim, siz bakmayın o soru işaretlerine, bunlar soru değil...
Bunlar insanlığın tüm zamanlarda, dil, din, inanç, ırk, milliyet, cinsiyet farkı olmaksızın her ülkede imdat, yardım ve beni kurtarın feryatlarıdır.
Çaresizliğimizdir.
Yardım edin çağrımızdır.
Help, Help, Help’imizdir.

YARDIM ÇAĞRILARI

Depremden bahsedeceğiz ama önce orman yangınlarından iki satır edelim.

Yazının Devamını Oku

Bursa yangına ve depreme hazır mı?  

Deprem, yangın, sel, heyelan, çığ, taşkın, endüstriyel kazalar, toplu ani göçler, nüfus hareketleri gibi afet ve acil durumlarla mücadelede etkin ve organize olunmalı. 

Bunun için AFAD var. 
Yeni planlamalar, çalışmalar, hazırlıklar yapıldı, TAMP dönemi başladı.  
TAMP; Türkiye Afet Müdahale Planı… 

AFAD, TAMP Projesinde de İçişleri, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme, Sağlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çevre ve Şehircilik, Aile ve Sosyal Politikalar, Gıda Tarım ve Hayvancılık, Maliye Bakanlıkları ve Türk Kızılayı birlikte çalışıyor. 

28 hizmet grubu oluşturan AFAD, kurumun web sitesinde diyor ki;  “Afet ve acil durumlara çok daha hazırız. Daha kısa zamanda, daha geniş alanda, daha çok hayat kurtarılacak. Kaynakların etkin kullanımı ile müdahale çalışmaları hızlı bir şekilde gerçekleştirilecek. Ekonomik ve sosyal kayıplar en aza indirilecek. Kesintiye uğrayan yaşam faaliyetleri en kısa sürede normale dönecek.” 

BURSA AFETLERE HAZIR MI? 

Yazının Devamını Oku

Bilime ve eğitime inanmalı 

İnsanlığı huzur, mutluluk ve refaha bilimin aydınlık kavuşturur. 

Bugün insanlar önce ki yüzyıllarda olduğu gibi ortalama 40’ında, 50’sinde yaşamlarını yitirmiyorlarsa bunu sağlayan en önemli etken o aydınlık yoldur. 
Özellikle tıp ve sağlık alanı…  Aşılar, ilaçlar, serumlar.  Sağlık destek elemanları. Teşhis, tedavi ve laboratuvar, girişim teknikleri.  Bulaşıcı hastalıkların azalması. Biyonik ve robotik cihazlar, donanımlar.  Her alanda kendini gösteren ileri teknolojiler… 

BİLİM DÜNYASININ BAŞARISI 

Efendim, Covid-19 bulaşıcı hastalık değil mi? 
Evet, bulaşıcı ve öldürücü…  
Ancak dünya bilimin ve tekniğin o ışıklı yolunda ilerlemeseydi, geçen yüzyılda İspanyol gribinde olduğu gibi 50-100 milyon değil, 500 milyon ile 1 milyar insanın ölümüne sahne olurdu. Bu pandemide, bir buçuk yılda 4-5 milyon insan kaybı ile bugüne gelmek başarıdır. Ve bu başarı tek kelimeyle bilim dünyasına aittir. 

Yazının Devamını Oku

Afetler sebepsiz değil

Son zamanlarda doğu Karadeniz’den haberler yapılıyor. Havadisler ağırlıklı olarak Rize ve Artvin’den geliyor. Havadisler de yüz güldüren cinsten değil.

Çoğunlukla ağaçların kesilmesi, ormanların yok edilmesi, doğal yapının değiştirilmesine karşı bölge halkının tepkisi ve direnişini içeriyordu. İnsanlar müteahhitlere karşı doğa ve çevreyi savunuyor, yaşam alanlarının tahribatına itiraz ediyorlardı.
Derelerin taşması, evlerin ve köprülerin yıkılması, iş yerlerini su basması.
Yani sel, taşkın, heyelan ve ölümler.
Haberlerinin en üzücü yanı elbette can kayıpları.
Yurttaşlarımız ‘tabi afetler’ ile ölüyorlar…
*

Yazının Devamını Oku

Bizim diyarlar, yaylalar yaylalar 

Ülkemizin her köşesi, bizim diyarlar cennet. Doğu Anadolu’sundan batısına, kuzeyinden güneyine, bir ucundan diğer ucuna… Tabiatıyla, tarihi ve kültürel değerleriyle eşsiz bir coğrafyada yaşıyoruz.  

Bayramı, ardından gelen haftayla birleştirip doğu Karadeniz’de gezi yapmayı planlıyordum. Evdeki hesap çarşıya uymadı, yeğenimin düğünü bayram öncesine denk geldi.  
Erkenden Trabzon’a geldim.  

MERKEZ EL DEĞİŞTİRMİŞ 

Çocukluğumuzun geçtiği Trabzon’un da birçok tarihi kent gibi hem olumlu, hem olumsuz yönde değiştiği belli oluyor. 
Kentler de insanlar gibi değişim yaşarlar. 

Yazının Devamını Oku