Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. SerdarYazarın Tüm Yazıları

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer.

Haberin Devamı

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 
Hoca adam ‘boş’ konuşmazdı. 

Boş konuşmazdı; çünkü yıllarını azim, gayret, sabırla, tahammül, fedakarlık, emek, alın teri ve ilimle haşır neşir ede ede geçirirdi. 
Liyakatiyle bir yerlere gelirdi. 
Soyadı veya mensubiyetleri bazen avantajı bazen de çilesi olabilirdi. Ama bunlar nadiren olurdu. 

Yabancı ülkelerde eğitim, dil, tecrübe, kıdem bilim kürsülerine bilginin ağırlığını taşırdı. 
Hocalar da saygındı, üniversiteler de... 
Biz de o yoldaydık... 

Bilgiye ulaşmanın zor olduğu yıllarda yabancı yayınları takip eden, kongrelerde tartışan, ülkesi için çabalayan bu insanlar uluslararası bilim çevrelerinde akademik makaleler yayınlayarak Türkiye’ye saygınlık kazandırırlardı. 
Tahsil ettikleri ilmi öğrencilerine de aktarırlardı. 

AH O HOCALAR 

Haberin Devamı

‘Duruşları’ vardı. Dersleri disiplinli, anlatımları ciddi olurdu.  
Temsil ettikleri kadrolarda adeta birer köşe taşıydılar. 
Hoca ‘ağır’ olurdu. 
Bu ağırlık, birisini ‘haşlarken’ daha da bariz hissedilirdi. 
Tatlı sert insanlardı. 
Kadını kadınca, erkeği erkekçe bir asalet taşırdı. 
Bazen baba gibi, sert ama yufka yürekli, bazen anne gibi eli maşalı ama her daim müşfik olurlardı. 

Tıp fakültesinde benim de hocalarım öyle hocalardı. 
On, on beş yıl önce tüm fakültelerde bu hocalardan çokça vardı...  
O hocaların ellerinden saygıyla öpüyorum. 

NE DURUMDAYIZ? 

Şimdi ne durumdayız peki? 
Olumlu ve iyimser yazamam!.. 
Yeni kuşak hocalar içinde de aydınlık yüzlü, pırıl pırıl hocalar var. Kamuoyu onları göremiyor... 
Onlar bilgiye, liyakate, emeğe, dürüstlüğe, kıdeme, bilimselliğe değer verilmeyen bu ortamda hala iyi bir akademisyen olmak için ödün vermeden devam etmeye çabalıyorlar. 
Çeşit çeşit olumsuzluğa direniyorlar... 
Kamu üniversitelerinde değil ama özel bazı, az sayıda üniversitemiz bu değerli akademisyenleri destekliyor, kolluyor ve koruyorlar. 
O üniversiteler de fark ediliyorlar. 
Türkiye’nin en iyileri arasında başı çekiyorlar... 

Demem o ki, Türkiye eğitim alanında hızla geriye kalıyor. 
Geriliyoruz!.. 
Oysa köklü üniversiteleri ve bir geleneği olan yüksek öğretim her alanda ülkeye çağ atlatması gerekirken maalesef geri geri gidiyor. 
Üniversitelerle çok oynandı. 
YÖK ilimden bilimden koptu, birçok film fırıldağın çevrildiği bir kurula döndü... 
Çok yıpratıldı, toparlanmalı... 

Haberin Devamı

ÜNİVERSİTELER TARTIŞILIYOR 

Üniversiteler kamuoyunda tartışılıyor. 
Doğru dürüst, adil, güvenilir sınav yapması beklenen üniversitelerde eş, dost, akraba ve kayırmacılık almış başını gidiyor. 
Zaten bilimsellik hak getire. Bilimsel yayını, makalesi olmayan rektörler var!.. 
Eşini, kızını, oğlunu, kendi fikrinden olanı kadroya almak için yakışıksız işler yapıyorlar. 
Eşini üniversitede önemli bir kadroya atayan Pamukkale Üniversitesi rektörünün yaptığı meydanda! 
Değer mi?.. 
Rektöre ve eşine görevden el çektiren YÖK’ü kutluyorum. 
Nasıl oldu bilmiyorum ama yıllardır yaptıkları en doğru iş bu oldu!.. 

Hele hele isminin önünde koca koca unvanlar yazan sözde bilim insanı havasıyla kuruldukları televizyon ekranlarında resmen zırvalayan, saçma sapan bilgileri bilimsellik adına söylemekten çekinmeyen sayısız Prof.’lara ne demeliyiz?.. 
Onların beynini kuşa taksanız yeminle kuş uçamaz!.. 
Tamam, anlıyorum, birçok şey hızla değer yitirdi ama profesörlük bu hale gelmemeliydi... 
Bu kadar düşmemeliydi...  
Acı çekiyor ve utanıyoruz! 

Bilim değer bulursa ülkemize aydınlık gelir. 
Kalkınmanın, gelişmenin, modernleşmenin başka yolu yoktur. 

Haberin Devamı

BÖYLE İSTENDİ 

Üniversiteler neden, nasıl bu hale geldi diye sormaya gerek bile yok! 
Siyaset kurumu ve devlet böyle istedi... 
2000‘li yılların başında 75 olan yüksek öğretim kurum sayısı bugünlerde 207‘yi buldu. 
2000‘li yıllarda 70 binlerde olan akademik personel sayısı şimdi 175 bini aştı. 
2000‘li yıllarda 1,5 milyon olan öğrenci sayısı 8 milyonu buldu. 
Üniversite eğitimine bilim değil, ticaret zihniyeti hakim oldu... 

129 devlet, 73 vakıf olmak üzere 202 üniversitemiz var. 5 adet Vakıf MYO ile toplam 207 yüksek öğretim kurumu bulunuyor ülkemizin. 
Üniversitelerimizde her şey var ama bilim yok!... 
Şimdi YÖK  hiç bu kadar ayağa düşmemişti!.. 

SAYILARI ARTMALI 

Haberin Devamı

İyi ki Koç, Sabancı, Bilkent, ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Ankara, Hacettepe ve İstanbul üniversitelerimiz akademik çizgilerini geliştirmeye azimliler. Türkiye’nin en iyileri olmak kolay değil... 
Gurur duyacağımız üniversitelerin sayıları artmalı. 

Kalite düştü; birçok üniversite kapatılmalı, birleştirilmeli.   
Yüksek öğretime çekidüzen verilmeli...

Yazarın Tüm Yazıları