Dr.Furkan Burak

Dr.Furkan Burak

Tam yağlı süte haksızlık ettik

YILLARDIR kulağımıza aynı cümle tekrarlandı:

Haberin Devamı

“Yağlı süt ürünlerinden uzak durun.” Light sütler, diyabetik yoğurtlar, yarım yağlı peynirler derken raflar yağsız seçeneklerle doldu ve biz de bunun daha sağlıklı olduğuna inandık. Kalp hastalığından korunmanın, kilo vermenin ve metabolizmayı düzeltmenin yolu, sanki “yağın her türlüsünden kaçmakmış” gibi anlatıldı.

Oysa bilim geçmişte doğru sandığımız bazı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Yeni çalışmalar, tam yağlı süt ürünlerinden uzak durmanın gereksiz, hatta zaman zaman zararlı olabileceğini gösteriyor.

 Tam yağlı süte haksızlık ettik

KORKULACAK DEĞİL DEĞERLİ BİR SEÇİM

Uzun süre şu düşünce hâkimdi:

“Doymuş yağ kolesterolü yükseltir, kolesterol yükselirse kalp krizi riski artar. Öyleyse tam yağlı süt ürünlerinden kaçınmak gerekir.”

Haberin Devamı

Son yıllarda yapılan kapsamlı araştırmalar ise bu tabloyu değiştirmeye başladı. Çünkü süt ürünlerindeki doymuş yağ, diğer kaynaklardakiyle aynı şekilde davranmıyor. Süt yağını çevreleyen zar, fosfolipitler, kalsiyum ve protein gibi öğelerin oluşturduğu besinin doğal yapısı, bu yağın vücuttaki etkisini tamamen değiştiriyor. Daha da önemlisi, tam yağlı süt ürünleri düşündüğümüzden çok daha değerli
doymamış yağ asitleri içeriyor ve bu yağ asitleri metabolizmada birbirinden farklı, önemli görevler üstleniyor.

Bilim dünyası da uzun süredir göz ardı edilen bu ayrıntıları yeniden masaya yatırıyor.

Peynir, yıllarca “doymuş yağ deposu” diye damgalanmasına rağmen, felç riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor. Üstelik bu sadece tek bir çalışmanın sonucu değil; farklı ülkelerde tekrarlanan araştırmalarda aynı bulgu karşımıza çıkıyor.

Yoğurdun hikâyesi daha da ilginç. Fermente yapısı nedeniyle bağırsak dostu olduğu bilinse de, modern çalışmalar yoğurdun tip 2 diyabet riskinde anlamlı bir azalmayla da ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bir diğer önemli bulgu ise klinik çalışmalardan geldi.
DASH (anti tansiyon) diyetini alıp “düşük yağlı” süt ürünleri yerine “tam yağlı” olanları koyduklarında, tansiyon üzerindeki olumlu etki aynen devam etti. Hatta bazı katılımcılarda kan yağlarında daha iyi sonuçlar elde edildi.

Haberin Devamı

Daha küçük bir Avrupa çalışması da bunu destekliyor: Tam yağlı süt içen yetişkinlerde, yağsız süt tüketenlere göre HDL (iyi kolesterol) daha fazla arttı.

Yani görünen o ki, tam yağlı süt ürünleri kalp sağlığı için zararlı değil; aksine doğru bir beslenme düzeni içinde yer aldığında fayda sağlayabiliyor.

Bu alandaki en etkileyici bulgulardan biri, genç yetişkinleri 25 yıl boyunca takip eden geniş çaplı bir çalışmadan geliyor. 18-30 yaş arasındaki kişilerin süt ürünü tercihleri incelendiğinde, tam yağlı süt ürünleri tüketenlerde damar kireçlenmesi riskinin yüzde 24 daha düşük olduğu görüldü. Bu da genç yaşta yapılan tercihin, yıllar sonra kalp sağlığı üzerinde belirgin bir etkisi olabileceğini gösteriyor.

Haberin Devamı

 Tam yağlı süte haksızlık ettik

METABOLİZMANIN SESSİZ KURTARICISI

Tam yağlı süt ürünlerinin beklenmedik yararlarının arkasında bazı özel bileşenler bulunuyor. Bunlardan biri, adını ilk kez duyuyor olabileceğiniz ama vücudun çok iyi tanıdığı Palmitoleik Asit (POA).

POA’yı iki şekilde alıyoruz:

- Vücudumuzun kendi üretimi.

- Tam yağlı süt, peynir, yoğurt, makadamia fındığı ve bazı balıklar.

POA sıradan bir yağ asidi değil; adeta metabolizmanın hormon gibi çalışan elçisi. Yağ dokusu yalnızca depolama alanı değildir; aynı zamanda vücuda sinyal gönderen aktif bir organdır. POA bu sinyallerin en önemlilerinden biridir.

POA’yı bir trafik polisi gibi düşünebilirsiniz:

Yağların tehlikeli bölgelerde (karaciğer ve kaslarda) birikmesini engeller, güvenli alanlara yönlendirir.

Araştırmalar POA’nın:

Haberin Devamı

- İnsülin direncini azalttığını,

- Tip 2 diyabet riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu,

- Kas ve karaciğer yağlanmasını frenlediğini,

- Kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırabildiğini,

- İltihabı azalttığını gösteriyor.

Bu etkileri daha net ortaya koymak için kontrollü klinik çalışmalar hâlâ sürüyor.

Eskimolar örneği ise bu konuyu daha da çarpıcı hâle getiriyor. 1970’lerde yapılan araştırmalarda, Eskimoların günlük kalorilerinin yarısından fazlasını yağdan aldıkları ve bizden üç kat fazla POA tükettikleri görülüyordu. Buna rağmen diyabet, kalp hastalığı ve obezite oranları oldukça düşüktü. Ancak Danimarka’ya göç edip Batı tipi beslenmeye geçtiklerinde bu hastalıklar hızla ortaya çıkmaya başladı.

Haberin Devamı

Bu da bize şunu gösteriyor:

Mesele yalnızca ne kadar yağ aldığınız değil; yağın ne şekilde olduğu ve vücuda hangi sinyalleri gönderdiği.

 Tam yağlı süte haksızlık ettik

LİGHT ÜRÜNLER MASUM OLMAYABİLİR

Tam yağlı süt ürünleri, yalnızca daha fazla yağ içermez; metabolizma ile iletişim kuran doğal ve bütünsel bir besin yapısına sahiptir. İçinde POA gibi özel yağ asitleri de yer alır.

Yağı azaltılmış ürünlerde ise bu doğal yapı bozulur. Yağla birlikte fosfolipitler ve diğer faydalı bileşenler uzaklaştırılır; yerleri çoğu zaman nişasta, şeker ve rafine karbonhidratlarla doldurulur. Yani “light” ürünler sandığımız kadar masum olmayabilir.

Eğer laktoz intoleransınız veya süt alerjiniz yoksa, tam yağlı süt ürünlerini tamamen hayatınızdan çıkarmak yerine, tabağınızdaki şeker ve rafine karbonhidratları azaltıp onların yerine doğal süt ürünlerine yer vermek, güncel bilimsel bilgilerle daha uyumludur.

 Tam yağlı süte haksızlık ettik

SONUÇ OLARAK...

Tam yağlı süt ürünlerinden korkmayı bırakmanın zamanı geldi.

Vücudumuzun binlerce yıldır tanıdığı gerçek ve doğal gıdalar, modern gıda endüstrisinin “light” ürünlerinden çok daha sağlıklı olabilir.

Yazarın Tüm Yazıları