GeriDr. Ecz. Metin Uyar Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

Güneşin ve nemin etkisiyle yaz aylarında yıpranan cildimizi ve saçımızı doğal maskelerle yeniden canlandırabiliriz. Evde az malzemeyle hazırlanan bu maskeler çok da pratik.

Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

Yaz döneminde cildimiz ve saçlarımız güneşin, sıcağın ve nemin etkilerinden payına düşeni aldı. Denize, havuza girdik, bronzlaştık... Evde geçen karantina günlerinin acısını çıkarırcasına yoğun makyaj yapıp sosyalleşenler oldu. Bir yandan da hijyen önlemleri alarak COVID-19’a karşı dezenfektanlar ve kolonyalar kullandığımızı da unutmayalım. İşte bu ve benzeri durumların yıpratıcı etkisini şimdi, sonbaharda hissetmemiz çok normal. Ama güzel haber; önlem almanın, cildi ve saçı yeniden canlandırmanın, sağlığına kavuşturmanın da tam zamanı.

Evde, az sayıda malzemeyle hazırlanabilecek doğal maskelerle cildin nemlenmesine, saçın eski canlılığına kavuşmasına katkı sağlayabilirsiniz. Ancak, doğal malzemelerle hazırlanmış da olsa, maskeyi uygulamadan önce bir miktarını cildinizde küçük bir bölgeye sürüp bir süre bekleyerek alerjik reaksiyona neden olup olmadığını kontrol etmeyi ihmal etmeyin. 

YIPRANAN, NEMİ AZALAN CİLTLER İÇİN

Malzemeler:

1/2 avokado

◊1 yemek kaşığı bal

◊Bir avuç kadar yulaf ya da yulaf kepeği (yoksa 3 yemek kaşığı süt)

Yapılışı: Ezdiğiniz avokadoyu bal ve yulafla karıştırıp blender’dan geçirdikten sonra hassas olan göz bölgenize temas etmeyecek şekilde yüzünüze uygulayın. 15-20 dakika beklettikten sonra ılık suyla iyice durulayın.
Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

İZLERE KARŞI VE CANLANDIRICI

Malzemeler:

◊1 yemek kaşığı organik toz zerdeçal

◊1 yemek kaşığı bal

◊1 yemek kaşığı doğal yoğurt

Yapılışı:

Tüm malzemeleri bir kâsede homojen hale gelinceye dek karıştırdıktan sonra cildinize uygulayın. 15 dakika beklettikten sonra temiz
suyla durulayın.
Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

PARLAK, TAZE BİR YÜZ VE BOYUN

Malzemeler:

◊Soyulmamış 1/2 salatalık

◊1 yemek kaşığı yulaf ezmesi

◊1 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Yarım salatalığı kabuklarıyla birlikte blender’dan geçirin ya da püre haline getirin. Elekten geçirip katı parçacıkları ayırdıktan sonra içine bir yemek kaşığı  yulaf ezmesini ekleyip iyice karıştırın ve son olarak balı ilave edin. Karışımı yüz-boyun bölgenize, parmak uçlarınızla masaj yaparak sürüp 15 dakika kadar bekletin. Sonra ılık suyla cildinizi durulayın ve temiz bir havluyla nazikçe kurulayın.
Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

KURUYUP ÇATLAYAN ELLER YUMUŞASIN

Malzemeler:

◊1/2 olgun avokado

◊1 çay kaşığı jojoba yağı

◊1 çay kaşığı Hindistan cevizi yağı

◊1/2 çay kaşığı limon suyu

Yapılışı:

Tüm malzemeleri blender’dan geçirdikten ya da bir kapta iyice karıştırdıktan sonra ellerinize sürün ve 10 dakika kadar bekleyin. Ellerinizi oda sıcaklığındaki suyla yıkadıktan sonra bir havluyla nazik bir şekilde kurulayın.
Yazın yıpratıcı izlerine doğal maskelerle veda

YENİDEN GÜÇLÜ SAÇLAR

Malzemeler:

◊1 yemek kaşığı argan yağı

◊2 yemek kaşığı eritilmiş Hindistan cevizi yağı

◊2 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Malzemeleri karıştırarak hazırladığınız karışımı saçınıza ortasından uçlarına olacak şekilde, parmaklarınızla tarayarak yedirin. Karışımın saçların tamamına eşit ölçülerde dağıldığından emin olduktan sonra eğer uzun saçlıysanız bir boneyle toplayıp 20-30 dakika bekleyin. Ardından saçınızı şampuanlayıp nemlendirin.

X

5 adımda faydalı bitki çayımız hazır

Soğuk hava kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Bu dönemde hastalıklara karşı doğal kalkan görevi üstlenen bitki çaylarından yararlanabiliriz. Ama dikkat etmemiz gereken bir nokta var; o da bitki çayını doğru şekilde hazırlamak.

Soğuk bir günde sıcacık bitki çayı içmek herkese mutluluk verir. Bitki çayları aynı zamanda şifa kaynağıdır. Hastalıklardan korunma ve hastalığa bağlı semptomları azaltmada kullanılan en eski ve en kolay yöntemlerden biri kabul edilir. Bitki çaylarını hazırlarken faydalarından  yararlanmak için nelere dikkat etmemiz gerektiğini beş adımda anlattım.

1- DEMLEYİN YA DA KAYNATIN

Bitkilerin kök, kabuk, odun gibi sert kısımlarının genellikle kaynatılması gerekir. Bu kısımlar, çaydanlıkta üzerine gerekli miktarda su ilave ederek kaynatılır. Bazı özel koşullar dışında kaynatma süresi ortalama 30 dakikadır.

Bitkilerin yaprak, çiçek gibi yumuşak dokulu kısımlarıysa demlenir. Bitki ya da bitkiler bir çaydanlık ya da fincan içerisine konur ve üzerine taze kaynatılmış, yumuşak içme suyu ilave edilir. Çay, üzeri kapalı olarak 5-20 dakika arasında demlenir. Seçeceğimiz yöntem önemlidir. Örneğin, demlenmiş adaçayı uçucu bileşenleriyle iyi bir ağız-boğaz antiseptiği etkisine sahiptir. Kaynattığımızda bu etkisini yitirir.

2- PORSELEN DEMLİK KULLANIN

Çayın hazırlanacağı demliğin kaliteli porselen olmasına özen gösterin, Koku veren uçucu bileşenlere sahip çayların hazırlanmasında kapaklı fincan kullanılması etkisini koruyabilmesini sağlar. Çayı demlemek için her seferinde taze su kaynatın. Kaynamış suya, çok az soğuduktan sonra bitkiyi eklemek, çayın etkili kısımlarının uçmasını engeller.

3- SÜREYE DİKKAT EDİN

Yazının Devamını Oku

Süper besinleri tanıyalım

Dengeli ve yeterli beslenmek için sofralarımızda mutlaka yer vermemiz gereken süper besinlere göz atalım. Hem bedensel hem de zihinsel sağlığımızda fark yaratacaklar.

 

Bugün, gıdalar ve sağlığımız arasındaki güçlü bağa değinmek için çok güzel bir gün. Modern tıbbın temellerini atan Hipokrat’ın “Gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanız olsun” sözüyle vurguladığı gibi gıdalar sağlığımızın en önemli yapıtaşı. Yediklerimizin vitamin ve mineraller gibi mikrobesinler açısından ihtiyacımızı karşılaması gerekiyor. Öte yandan günümüzün hızlı yaşam şartları, ekonomik sorunlar, tektip beslenme alışkanlığı ya da ‘trend’ diyetler gibi sebepler hepimizi hızla ihtiyaç duyduğumuz besinlerden uzaklaştırabiliyor. Bunun sonucundaysa kilo alıp gizli açlık çekiyoruz. Bu döngüyü kırabilmek adına Dünya Gıda Günü’nde bedensel ve zihinsel sağlığımıza olumlu etkileri görülen süper gıdalara bakalım.

BİTKİSEL PROTEİN KAYNAĞI

Alternatifi olan pirinç gibi çoğu tahıldan fazla lif içeren kinoa, güçlü bir bitkisel protein kaynağı. Glütensiz olmasının yanı sıra magnezyum, B vitaminleri, demir, potasyum, kalsiyum, fosfor ve E vitami içeriyor. Glisemik endeksinin düşük. Ek olarak güçlü antioksidanlar olan flavonoidleri de içeriyor.

 

ALERJİYE DİKKAT

Greçka (karabuğday)

Yazının Devamını Oku

‘Su trendleri’ne dair gerçekler

İçine elma sirkesi ya da limon katanlar da var, kaynatıp ılıttıktan sonra içenler, birkaç dal maydanoz ekleyenler de... Sabah aç karnına mı içmeli, yoksa yemeğin üzerinden biraz vakit geçtikten sonra mı? Temel içeceğimizle ilgili akıllardaki soruları masaya yatırdık.

Yeterli su içmek sağlıklı bir yaşam için en temel gerekliliklerden biriyken özellikle tüketimini arttırmak, lezzetlendirmek adına dönem dönem farklı ‘su trendleri’yle karşılaşıyoruz.

Bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmadan tarifleri denemeyin.

Elma sirkeli: Elma sirkesi kan şekeri seviyesini dengede tutmaya, kan basıncını düzenlemeye ve kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir. Ayrıca sindirimi kolaylaştırabilir, tokluk hissini arttırabilir. Günde 1 yemek kaşığı (15 ml) elma sirkesiyle hazırlanmış su tüketmeyi tercih edebilirsiniz. 2 bardak ılık suya 1 yemek kaşığı elma sirkesi katın, dilerseniz 1 çay kaşığı bal ekleyin.

İLAÇLARLA ETKİLEŞİME GİREBİLİR

Limonlu: Vücudun üretemediği C vitaminini almasında etkili olabileceği gibi içindeki sitrik asit, yiyeceklerdeki kalsiyum, magnezyum ve demirin emilimini arttırabilir. Antioksidan ve antienflamatuar içerikli limon, vücudun toksinleri atmasına yardımcı, sindirimi kolaylaştırıcı etki sunabilir; vücudun pH seviyesini dengeleyebilir. Ilık ya da oda sıcaklığındaki 1 bardak suyun içine 3-4 ince dilim taze limonu atarak ya da sıkarak tüketebilirsiniz. Ya da suyunuzu cam şişede hazırlayıp gün boyu yanınızda taşıyabilirsiniz. Ölçüyü 250 ml (1 su bardağı) su için yarım limon olarak düşünebilirsiniz.

Elma sirkesi asidik özelliği yüzünden seyreltmeden kullanıldığında ya da fazla miktarda tüketildiğinde boğazda tahrişe, mide asit dengesinde bozulmalara yol açabilir; reflü, ülser gibi rahatsızlıklara davetiye çıkarabilir. Ayrıca belirli takviye veya ilaçlarla etkileşime girebilir. Diş minesine zarar verebilir. Kandaki potasyum seviyesinin düşmesine de neden olabilir.

Limon da tıpkı sirke gibi reflü, gastrit türü rahatsızlıkları olan kişiler tarafından dikkatli tüketilmelidir. Herhangi bir rahatsızlığınız ya da kullandığınız ilaç varsa; hamileyseniz ya da emziriyorsanız, doktorunuza danışmadan tarifleri denememelisiniz.

KALP SAĞLIĞINI KORUMADA ETKİLİ

Yazının Devamını Oku

Sonbahar alerjisi çözümsüz değil

Burun tıkanıklığı, kaşıntı, hapşırma ve geniz akıntısı gibi şikâyetlere neden olan sonbahar alerjisinden evde alacağımız basit önlemlerle korunabiliriz. Quercetin’in yanısıra çörekotu, nane ve okaliptüs yağı gibi doğal maddeler de alerjiye karşı etkili.

Mevsim geçişlerinde özellikle de yazın bitip sonbaharın başladığı dönemde sıcakların yerini alan serin havanın, artan rüzgârların ve rutubetli ortamın özellikle alerjik bünyelerde negatif etkileri olabiliyor. Rüzgâr ve yağışlarla bir yerden bir yere taşınan alerjen maddeler, örneğin polenler ya da mantar sporları solunduğunda semptomlara yol açabiliyor. Benzer şekilde doğada ve ev gibi kapalı alanlarda artan nem, akar ve küf oluşumuna elverişli koşullar sağlayarak şikâyetleri arttırabiliyor.

Bu dönemde hapşırık, burun tıkanıklığı, kaşıntı ve gözlerde kızarıklık gibi alerjik rinit belirtilerinin yanı sıra öksürük, uyku bozuklukları, vücutta kabarma/kızarıklık, yorgunluk gibi şikâyetleri de göz ardı etmemek önemli. Özellikle de astım hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor.

Alerjiye bağlı semptomları azaltmak için ilk olarak yapılması gereken mümkün olduğunca alerjenlerden korunmak. Alabileceğiniz basit önlemlerden bazıları şöyle: Sportif faaliyetler için kapalı alanları tercih etmek, rüzgârlı havalarda polen/mantar sporlarının girişini önlemek için pencereleri kapalı tutmak, dışarıdan gelindiğinde duş alıp kıyafetleri değiştirmek, evi akarların yaşayamayacağı şekilde düzenlemek, küf mantarlarına karşı banyo ve mutfak temizliğine özen göstermek, kıyafetleri havalandırmak ve iç mekânlarda kurutmamak.

Alerjiyle mücadele etmek için doğanın gücünden de yararlanabiliriz. Etkilerini hafifletmek için kullanabileceğimiz doğal ürünlerden bazıları şöyle:

Quercetin (Kuersetin): Antienflamatuar ve antioksidan etkisiyle alerjiye neden olan ‘histamin’i düşüren ‘quercetin’, bu rahatsızlıkla mücadelede doğanın sunduğu en iyi çözümlerden biri. Üzüm, soğan, sarımsak, elma, lahana, yeşil çay, brokoli, yabanmersini gibi birçok meyve ve sebzede quercetin bulunuyor. Kalp-damar sağlığı üzerindeki olumlu etkileri de bilinen quercetin’i dengeli ve yeterli beslenmenin yanı sıra doktorunuz veya eczacınızın tavsiye etmesi halinde önerilen dozda takviye olarak almak da mümkün. Ananasta bulunan bir enzim olan ‘bromelain’ de alerjik şikâyetlerin azalmasına yardımcı olabiliyor.

ŞİFALI YAĞLAR

Çörekotu yağı:

Yazının Devamını Oku

Güçlü bir bağışıklık için... Bilgi kirliliğine son

Prof. Dr. Murat Baş, küresel bir bağışıklık krizi yaşandığını söylüyor. Yeni kitabında, bu krizle mücadelede bağışıklığı doğru beslemenin önemine değinen Baş “Özel bir diyetle COVID-19 da dahil birçok hastalığı daha kolay ve daha az yan etkiyle atlatabiliriz” diyor.

COVID-19 hayatımızda birçok şey değiştirdi. Bunlardan biri de bağışıklık sistemimize dair farkındalığımız... Vücudumuzun savunma sistemini, onu nasıl güçlendirebileceğimizi, hastalıklar üzerindeki etkisini herhalde hiç bu kadar merak etmemiştik. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş’ın yeni kitabı ‘Bağışıklığı Beslemek’ bu konudaki bilgi kirliliğine karşı adeta bir panzehir olmuş. Prof. Baş’ın kanıta dayalı araştırmalarla desteklenmiş tavsiyelerinin olduğu kitapta, bağışıklık sistemi hakkında çok sayıda bilgi yer alıyor.

Prof. Baş’ın kitabı yazmaya karar vermesi, kendi COVID-19 hikâyesiyle başlıyor. Baş, bu hastalık nedeniyle hastaneye yatıyor. Sonra doktoru “İyi ki sağlıklı beslenmiş ve düzenli egzersiz yapmışsınız. Yoksa çok daha zor bir yolculuk olabilirdi” diyor. Buradan yola çıkarak bağışıklığımızı nasıl besleyeceğimizi anlatan Prof. Baş “Sağlıklı beslenme, gerekli tedbirleri almazsanız hiçbir enfeksiyondan sizi korumaz. Ancak sağlıklı beslenmenin desteklediği sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle hastalıkları daha kolay ve daha az yan etkiyle atlatabilirsiniz” diyor.

 

TARİFLER DE VAR...

Prof. Dr. Murat Baş’ın yeni kitabı ‘Bağışıklığı Beslemek’te bağışıklık dostu tarifler de yer alıyor. Zencefilli şeftali kâsesi, benim hemen
denemek istediklerimden...

NE LAZIM?

Yazının Devamını Oku

Bitki çayıyla kendimizi koruyalım

Okullar açıldı, havalar soğuyor, kapalı alanlarda geçirilen süreler artıyor. Bugünlerde virüslere maruz kalma riskimiz hayli yüksek. Ama endişe etmeyin, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve virüslerden korunmak için ‘doğanın eczanesi’ her zaman olduğu gibi yanımızda...

Bitki çaylarından aromatik yağlara, doğal pastillerden bitkisel ekstrelere virüslere karşı doğanın eczanesinden en çok yararlanmamız gereken zamanlardayız. Bilim dünyasında bitkilerin içeriğindeki maddelerin bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirdiğine yönelik araştırmalar her geçen gün artıyor. Yapılan çalışmalar çoğaldıkça biz de doğanın sunduğu bu eşsiz mucizeleri büyük bir hayranlıkla öğreniyoruz.

Yeşil çayla ıhlamuru karıştırın: Yeşil çay bence bu dönemin yıldızlarından. Çünkü içerisindeki ‘polimerik polifenoller’, grip virüsünün çoğalarak hücre içine girmesini engelliyor. Üstelik virüs ilaçları ve antibiyotiklerden farklı olarak polifenollere karşı mikroplar direnç de geliştiremiyor. Porselen bir demlikte 2-2.5 gram yeşil çay yaprağını 5 dakika demleyin. Bu çaya 2 gram kurutulmuş ıhlamur çiçeği eklemek de iyi bir seçenek. Çünkü ıhlamurun içindeki müsilaj (yapışkan madde) yeşil çaydaki polifenollerin ağızda daha uzun süre kalmasına yol açıyor ve çaydan beklediğimiz faydalı etkinin süresini uzatıyor. Daha iyi bir etki için ıhlamuru yeşil çaydan 10 dakika önce demlemeye başlayın, ardından yeşil çayı ekleyin.  

Giriş kapılarını kapatın: Virüslerle savaştan zaferle çıkmanın yollarından biri de onlara en baştan geçit vermemek. Bunun için de virüslerin vücudumuza ağız, boğaz ve burundan girişini engellememiz gerekiyor. Narın kabuğundaki ‘punikalagin’, zerdeçaldaki ‘kurkuminoitler’ ve pembe çiçekli ladendeki ‘polimerik polifenoller’in virüslerin çoğalmasını engellediği yapılan çalışmalarda tespit edilmiş. Bu içeriklere sahip doğal pastilleri, eczacınıza danışarak kullanabilirsiniz. Ancak hem bitki çaylarını şekersiz tüketmeye hem de kullandığınız pastillerin şeker içermediğine emin olun. Çünkü şeker, mikropların beslenip gelişmesine; ‘biyofilm’ oluşturarak enfeksiyonun şiddetlenmesine neden oluyor.

Uçucu yağlar etkili: Bitkilerdeki uçucu yağların havada asılı kalabilen virüs ve bakteri gibi patojenleri azalttığını gösteren bilimsel çalışmalar var. Özellikle okaliptüs yağı, koronavirüse karşı koruyucu etkisi de ortaya konduğu için şüphesiz bu dönem çokça tercih edilecek. Virüse karşı doğal bir zırh oluşturmak adına okaliptüs yağı içeren burun spreyleri veya burun yağlarını kullanabilirsiniz. Uçucu yağ karışımınızı kendiniz hazırlamak isterseniz, 40’ar damla ‘sitronella’ (veya ıtır), ‘palmarosa’, servi, okaliptüs ve limon yağını 100 cl hidrosol (bitkisel su) içine karıştırın.

İlerlemeden engelleyin: Virüslerle savaşacak savunma sistemlerimizi kuvvetlendirmek için de bitkilerden yararlanabiliriz. Örneğin, Güney Afrika sardunyasının standardize edilmiş kök özütü, mürver bitkisinin özütü ve ekinezya bitkisinin toprak üstü kısımlarının taze halde sıkılmasıyla elde edilen şuruplar... Semptomların size ‘geliyorum’ dediği ilk anda bu bitkilerden destek almak, hastalığın ilerlemesini engellemede oldukça etkili.

KISA KISA

Doğaya ihanet etmeyelim

Yazının Devamını Oku