Yaza fonksiyonel beslenerek girelim mi?

Deniz sezonu yaklaşınca ödemden ve fazla kilolardan kurtulma çalışmalarımız da hızlanıyor. Son dönemin trendi fonksiyonel beslenme. Diyetisyen Yeşim Temel Özcan diğer diyetlere kıyasla fonksiyonel beslenmenin yağ yakma etkisinin çok daha fazla olduğunu söylüyor ve “Ayrıca cildin ve saçların parlamasına, vücutta nemin korunmasına da destek veriyor” diyor.

Haberin Devamı

Fonksiyonel beslenme için basitçe vücudumuzda antijen, alerji oluşturan gıdalar yerine doğal ve sağlığa faydalı besinlerin tercih edildiği bir yaklaşım diyebiliriz. Bu beslenme modelinde temel amaç sağlıklı bir sindirim sistemi ve bağırsak bariyer bütünlüğünü sağlamak; böylece güçlü bir bağışıklık geliştirebilmek. Nitekim diyetisyen Yeşim Temel Özcan da fonksiyonel beslenmenin en çok otoimmün (bağışıklık sisteminin vücudun normal dokularına saldırdığı) hastalıklarda kullanıldığını söylüyor:

“Multiple Skleroz (MS), kolit, alerjiler, hormon ve metabolizma problemleri gibi rahatsızlıklarda bağırsak bariyerlerinin bozulduğu görülüyor. Çünkü bariyerde geçirgenliğin başlamasıyla toksinler, pestisit ve herbisitler, katkı maddeleri, ağır metaller kana geçer. Bu maddeler vücutta döküntü, ateş, kramp gibi bir immün yanıt oluşturur. Bu yanıtlar arttıkça otoimmünite (bağışıklık sisteminde aşırı duyarlılık) gelişir. Biz de bu hastalıklarda semptomları iyileştirmek için fonksiyonel beslenmeden yararlanıyoruz.”

Haberin Devamı

Bu hastalıklarda genetik faktörler etkili olsa da Yeşim Temel Özcan fonksiyonel beslenmeyle genetik dezavantajları düzeltmenin mümkün olduğunu söylüyor. Doğru gıda seçimi dışında stres yönetimi, uykuyu sirkadiyen ritme göre düzenleme, güneş alma, vitamin-mineral ve pH dengesine de dikkat çekiyor.

Fonksiyonel beslenmede menüden ilk çıkarılanlar glüten (ekmek, makarna, pastane ürünleri vb.), laktoz (süt ürünleri, işlenmiş gıdalar vb.), lektin (baklagiller, buğday ürünleri, kaju, patates, patlıcan vb.) ve kazein (peynir, süt, dondurma, şarküteri vb.) içeren besinler... Ayrıca patojenlere besi ortamı oluşturan şeker ve türevleri de kaldırılıyor. Bunların yerine kaliteli proteinler konuyor. Özcan bunları et ve et suyu, kemik suyu, tavuk suyu, yumurta, serbest gezen ve yeminden emin olduğunuz kuzu eti, kümes hayvanları
ve deniz balıkları şeklinde sıralıyor.

‘Onarım 6 hafta sürüyor’

Ardından antioksidan oranı yüksek ve prebiyotik sebzeler geliyor. Özcan kırmızı pancar, tatlı patates, brokoli, lahana, havuç gibi sebzeleri buharda pişirip veya sote edip iyice çiğneyerek tüketmeyi öneriyor.

Haberin Devamı

Fonksiyonel yağların önemini de hatırlatan Özcan, omega-3’ten zengin beslenmemizi tavsiye ediyor. Deniz balıkları, ceviz, semizotu gibi omega-3 kaynaklarının yanında soğuk sıkım zeytinyağı, çörekotu yağı, avokado yağı ve Hindistan cevizi yağını beslenme planlarına dahil ediyor.

İnce bağırsakların kendi kendini temizlemesi için öğünler arasında en az 4-5 saat ara bırakmak gerektiğini vurgulayan Özcan, 8 saatlik beslenme aralığı ve geceden sabaha
16 saatlik açlık öneriyor. Bu süreçte su, bitki çayı, çay ve sınırlı sayıda kahve tüketilebiliyor.

Bu planın olumlu etkilerinin 21’inci günden itibaren hissedildiğini, vücutta onarımınsa 6-8 hafta sürdüğünü anlatan Özcan “Diğer diyetlere kıyasla yağ yakış etkisi çok daha fazla. İki öğün ve kaliteli protein ağırlıklı beslenmeyle metabolizma hızlanıyor, aralıklı oruçla insülin düşüyor. Bu beslenme şekli ayrıca cildin ve saçların parlamasına, vücuttaki nemin korunmasına da destek veriyor” diye konuşuyor.

Haberin Devamı

Yaza fonksiyonel beslenerek girelim mi

Özcan: “İki öğün ve protein ağırlıklı beslenmeyle metabolizma hızlanıyor, aralıklı oruçla insülin düşüyor. Yağ yakımı artıyor.”

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları