Paylaş
Aziz Mahmut Hüdayi’nin yazdığını belki odamızın duvarına asmalıyız:
“Günler gelip geçmektedir
Kuşlar gibi uçmaktadır
Ehl-i fesadın yeri nâr
Ehl-i salâh uçmaktadır.”
Belki Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirinden bir alıntı: “Derd âşina olduk.“
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ne yazmıştı:
“Yıllar yarlardan, yarlar yıllardan vefasız.”
Ankara’da onu ziyaret etmiştim, yeni yazarlardan Kemal Tahir’i beğendiğini söylemişti.
Gece yarısı acaba geçmişin hesabını yapıyor muyuz? Gecenin sabahı farklı mı kalkacağız. İnsanoğlu unutkandır, belki de yarını bekleyerek kendimizi avutuyoruz.
Tarık Buğra’yı her yılbaşı gecesi anıyorum:
“Yarın diye bir şey yoktur.”
Teknoloji bizi nereye götürüyor?
Umut ediyor muyuz? Yoksa yarını nasıl düşüneceğiz, nasıl tahammül edeceğiz?
Orhon Murat Arıburnu imdadımıza yetişiyor:
“Dünya döndükçe
Umut fakirin yemeği
Ye Mehmet ye
Ye Mehmet ye.”
En sıkıntılı dönemimizde bile sanat, edebiyat bizi kurtarır, bir cümle, bir dize ruhumuzu tedavi eder.
İnsan ilişkilerinde anlayışlı, bağışlayıcı olun, tatlı sözün önemini Yunus Emre’den öğrenin:
“Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz.”
Belli bir yaştan sonra her yıl kaybettiğimiz dostlar bir hüzün resmigeçidi yapıyorlar.
Bir an aklınıza gelebilir:
“Geçen gün ömürdendir.”
1950 Kuşağı olarak biz hemen her akşam buluşurduk, sırlarımızı paylaşırdık.
Nedim ne demişti: “Arkadaşın yol olsun, o da sessiz olsun.”
Yaşam sözlüğünüzde hoşgörü var mı, yoksa ekleyin.
Geçen yıl ne okudunuz, sizi ne kadar etkiledi?
Kendinizi yenileyin.
Yunus Emre size hatırlatıyor:
“Her dem yeniden doğarız
Bizden kim usanası.”
Hayat/hayamız üzerine düşünme günü.
Shakespeare ne demişti hayat için?
“Bir meczubun hiçbir şey ifade etmeyen hezeyanları.”
Güzel, sağlıklı bir yıl dilerim.
Paylaş