GeriDoğan HIZLAN TRT 2 Filarmoni Orkestrası kurdu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

TRT 2 Filarmoni Orkestrası kurdu

Hem TRT 2’nin hem de kurumsal olarak TRT’nin müzik alanındaki çalışmaları bağlamında, TRT 2 Filarmoni Orkestrası’nın Şubat 2021’de, İstanbul ve Ankara’da kuruluş hazırlıkları tamamlandı.

Orkestra Türkiye’nin birçok kentinde konserler verecek.

Türkiye’de CSO, İDSO gibi büyük orkestraların yoğun çalışmalarının ihtiyaca cevap vermekte yetersiz olduğu kaale alınırsa, bu orkestranın kurulmasının gerekçesi ortaya çıkar.

TRT FO’nun yapısı farklı olacak. Orkestra değişik türdeki müzikleri seslendirecek.

Senfoniler, konçertolar, operalar, film müzikleri, pop parçalarını seslendirecek.

Klasik Batı müziğinin önemli bestecilerinin yanı sıra önemli Türk bestecilerini de seslendirecek.

TRT’nin tarihinde bu tür çalışmalar yapılmıştır.

Yeni bir orkestra yeni bir seyirci kitlesini çekecektir.

Geçmişten bazı örnekler verelim.

1940’lı yıllarda Ankara Radyosu bünyesinde biri büyük biri küçük orkestra kurulmuştu:

Şefler Ernst Praetorius ve Hasan Ferit Alnar yönetimindeki Radyo Senfoni Orkestrası ile Necip Aşkın ve Enver Kapelman yönetimindeki Radyo Senfoni Orkestrası.

Bir de daha sonra Hikmet Şimşek’in kurduğu Ankara Radyosu Oda Orkestrası vardı.

TRT FO, bu çalışmaların devamı niteliğini taşıyor.

Devlet Opera ve Bale Genel Müdürü Murat Karahan’ın sanat yönetmenliğinde ve Antonio Pirolli’nin daimi şefliğinde kurulan orkestra TRT 2’nin yeniden açılışının ikinci yılında 22 Şubat 2021’de Zorlu PSM’de bir konser verdi.

Konser için seçilen parçalara, mekânın yapısına göre sanatçı sayısı belirleniyor.

Bu orkestra özellikle genç sanatçılara olanak tanıyacak.

*

ALMAN şef Preatorius, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı (CSO) ve birçok müzik kurumunu geliştirdi. Ankara’da öldü ve Protestan Mezarlığı’na gömüldü.

Çoksesli müziğin yaygınlaşması için bugün birçok ünlü filarmoni orkestrası, farklı türlerde eserleri de seslendiriyor.

Berlin Filarmoni, Viyana Filarmoni film müzikleri de çalıyor. İki ünlü film müziği bestecisini çaldılar.

John Williams

Enrico Moricone

Geçen hafta da Vivaldi’nin Dört Mevsim’ini Astor Piazzola’nın uygulamasını dinledik. Piazzola’yı İstanbul’da dinlemiştim, CD’leri de var.

Konserlerden önce yapılan açıklamaların, yorumların, tanıtıcı bilgilerin önemini vurgulamalıyım.

Pazar günleri TRT’de Vefa Çiftçioğlu ile Antonio Pirolli’nin konser öncesi konuşmalarını ilgiyle izliyorum, bu konudaki bilgimi tazeliyorum.

Hikmet Şimşek’in açıklamalı programlarının da işlevi unutulmamalı, yeniden bu anlayış gerçekleştirilmeli.

TRT 2 FO’nun önemli bir yardımına da değinmeliyim. Genç sanatçılara, icracılara imkân tanınacakmış. Birçok yeni besteci kazanabiliriz, hatta bazı bestecilere yeni çalışmalar da ısmarlanabilir. Birtakım kurumlar bunu yapıyor, TRT 2 FO’nun bu konudaki girişimlerini de bekliyorum.

Hikmet Şimşek, birçok Türk bestecisinin eserlerini yabancı plak firmalarına doldurmuştur.

Hikmet Şimşek, başta Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu olmak üzere dünyaya yayılmasını sağlamıştır.

Özellikle çocuklara, genç kuşaklara açıklamalı programları bu orkestra gerçekleştirebilir.

Sanırım TRT 2 FO önemli bir boşluğu dolduracak, yenilikler getirecektir.

Orkestrayı yarın akşam saat 20.00’de TRT 2’den dinleyebilirsiniz.

Uzun ömürlü olmasını diliyorum.

İKSV’DEN YENİ RAPOR

İKSV, kültür politikaları kapsamında yeni bir rapor hazırladı.

Küresel ekolojik krize dikkat çeken raporun başlığı:

‘Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat’. Raporu hazırlayan Hande Paker.

Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece raporu şöyle tanıtıyor:

“2021 yılında, iklim müzakerelerinin yirmi altıncısı yaklaşırken, ekolojiyi gözeten bir dönüşümün gerçekleşmesi için yol hâlâ uzun. Yine de yapılması gerekenler artık daha iyi biliniyor. Dünyada ve Türkiye’de çevre hareketi ve yükselen genç sesler bunları tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.”

Hande Paker, sorunu açıklıyor:

“İçinde bulunduğumuz ekolojik kriz hem yerel hem küresel olarak tecrübe ettiğimiz en yaşamsal sorun. İklim krizi bir yandan gezegenimizi tahrip ederken diğer yandan toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri arttırıyor.”

Raporun ana başlıkları:

‘Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat’ raporu okuyucuya ne sunuyor?

Ekolojik dönüşümde kültür–sanatın rolü.

Raporda, kültür-sanat aktörlerinin ekolojik dönüşümde oynadığı roller, saha çalışmasının sonuçları ışığında değerlendiriliyor.

Kültür-sanat kurumları için dönüşüm nerede başlayabilir?

Kültür–sanat kurumları için ekolojik dönüşüm nerede başlayabilir sorusuna cevap olabilecek bazı somut yeşil araçlar da sunuluyor.

Bu rapor ışığında yerel ve evrensel bir tartışma gündeme geliyor.  

X

25 yıllık tarihin özeti

Uzmanlık kütüphanelerinin önemini sık sık vurguluyorum. Genel kitaplıklar geniş bir kitlenin bilgi ihtiyacını karşılar. Genel kitaplıklarda ayrı raflar da düzenlenmelidir.

Ben hâlâ internet dışında yıllıkların yayınlanmasından yanayım. Çünkü merak ettiğiniz, hemen başvuru gerektiren bir durumda önünüzdeki kitap size yardımcı olur.

Evin Sanat Galerisi’nin hazırladığı ‘25. Yılında’ yalnız resim ve heykel tarihinin değil genel tarihin de bir önemli bilgisini içeriyor.

Daha önceki bir yazımda aramızdan ayrılan Evin İyem’in ve Ümit İyem’in kurduğu galerinin 25’nci yılından söz etmiştim.

Osman Nuri İyem, ‘25. Yılında’ başlıklı bir tür yıllık özelliği taşıyan kitaptaki yazısında galeriyi ve onun yerini, özelliğini saptıyor.

Kitabın niteliği nedir?

1996’da başlıyor 2021’de bitiyor.

Üç bölüm:

Dünya – Türkiye – Evin Sanat Galerisi.

Yazının Devamını Oku

Baksı’dan yeni projeler

Baskı Kültür Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti, Zeytinburnu Fişekhane’de toplandı. Heyetteki kadın üye sayısı yediye yükseldi. Yeni yönetim kurulundaki kadın üyelerle birlikte Baksı’daki kadın üye sayısı 13’e yükselmiş oldu.

Toplantının ana gündemini, yeni açılacak ‘Osman Dinç-Gözlemevi’ ve ‘Kıraçta Heykel’ sergileri ile Çocuk Şenliği ve Kadın İstihdam Merkezi oluşturdu.

Ayrıca Anadolu Ödülleri’nin 2021’de yeniden düzenlenmesine ve bu bağlamda, mekân, lezzet ve ses konularına yönelik ‘Anadolu’yu Anlamak’ üst başlıklı araştırma ve uygulama projesinin hayata geçirilmesine karar verildi.

Film festivali ve konserlerin ise pandemi koşullarına bağlı olarak uygulanmaya konması kararlaştırıldı.

BAKSI MARKASININ GELECEĞİNİ İNŞA EDECEK PROJELER

VAKIF Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Koçan, çalışmalarının odağında yine kadın ve çocukların olacağını söyledi:

“Baksı’nın etrafındaki sinerjide, masumiyet ve samimiyet var. Bugüne bu sivil kültürle geldik. Gelecekte de sivil bir kuruluş olarak var olmak istiyoruz. Bir yandan çocuklarımızı Yetenek Eğitim Merkezi’yle geleceğe hazırlayıp istihdam sağlarken, Kadın İstihdam Merkezi projesiyle de kadını ekonominin aktif bir parçası haline dönüştüreceğiz. Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından projelendirilen bu merkez, Baksı Müzesi’nden sonra Bayburt’a kazandırdığımız ikinci önemli yapı olacak.

Yeniliğe kapımızı açık tutmak istiyoruz. Bunun için Gelecek İçin Öneriler kurulunu oluşturduk. Gençlerimizi ve taze fikirleri olanları faaliyetlerimize katkıda bulunmaya davet ediyoruz.”

Sergiler:

Yazının Devamını Oku

Müzik eşliğinde şiir dinlemek

Müzik eşliğinde şiir okumak, bana yabancı gelmeyen bir çalışma.

Hürriyet Gösteri’nin eski sahibi Sedat Simavi müzik kasetlerinin yaygın olduğu bir dönemde derginin şiir kaseti yayımlanması önerisinde bulunmuştu.

Gerçekten de uygulamaya başladığımda, dergi tiraj aldı.

Şiir okuma dönemi, edebiyat matinelerinde başladı, çeşitli salonlarda, okullarda gerçekleşiyordu.

İhsan Yılmaz, Kültürazzi’de fakültede öğrenci iken merakla dergiyi beklediğini yazdı.

Kasetleri nasıl gerçekleştirdik?

Önce Türk edebiyatının önemli şairlerini tespit ettik. Yaşayan şairler şiirlerini kendileri okudu, aramızdan ayrılanları da Türk tiyatrosunun önemli adları seslendirdi. Kaybettiğimiz şairlerin de kendi seslerinden zamanında yapılmış kayıtlardan yararlandık.

Yıllar önce ‘Karalama Defteri’nde Bejan Matur’la program yapmıştım.

Bu hafta da hem

Yazının Devamını Oku

Vefatının 30’uncu yılında Orhan Hançerlioğlu

İsmi felsefe çalışmalarıyla özdeşleşmişti ama aynı zamanda iyi bir romancıydı.Meral Demiryürek’in kaleme aldığı kitap Orhan Hançerlioğlu’nun bu yönünü inceliyor...

Radyo Günleri’nde Orhan Hançerlioğlu’nun (1916-1991) hikâye programlarını dinleyenlerden biriyim. Bir öykü yazarını tanıtır, ardından konuşmasını şiir dizeleriyle bitirirdi. Etkileyici, davudi bir ses tonu vardı. Son romanı ve sözlükleri üzerine TRT’deki ‘Karalama Defteri’nde de bir konuşma yapmıştım.

Ölümünün 30’uncu yılında Meral Demiryürek’in yazdığı bir kitabı tanıtacağım: ‘Roman İncelemesinin Teorik Temelleri ve Uygulamaları-Orhan Hançerlioğlu-Hikâyeden Öte Romandan Beri’.

Meral Demiryürek
Orhan Hançerlioğlu Hikâyeden Öte Romandan Beri
Akademik Kitaplar

Roman niçin okunur?

Kitabın yazılış amacını şöyle açıklıyor: “İsmi felsefeye yönelik çalışmalarla özdeşleşen Orhan Hançerlioğlu’nun aynı zamanda iyi bir romancı olduğunu bilenlerin sayısının azlığı ve yazarın bu yönünün daha fazla dikkate alınmayı hak ettiği düşüncesiyle bu kitap yazıldı. Romanlar incelenirken Alfred Adler tarafından geliştirilen bireysel psikolojiyle Carl Gustave Jung’un temellerini attığı analitik psikolojinin verilerinden yararlanıldığı gibi, bunlara ilave olarak, Hançerlioğlu’nun romanlarını yazdığı dönemde yaygın bir şekilde tartışılan varoluşçuluk felsefesinin temel ilkeleri de dikkate alınmıştır.”

Yazının Devamını Oku

Karagöz müsünüz yoksa Hacivat mı?

Karagöz oyununu da seyrettim, metinlerini de zevk duyarak okudum.

Karagöz–Hacivat’ın tarihi, insanın özeleştiri karşısındaki tahammülünü de simgeler.

Karagöz oyunu iki karşıt tipin karşılaşmasıdır ki, bence çoğu zaman Hacivat, Karagöz’den daha komiktir.

Babamın Karagöz takımı vardı. Oynatırdı.

Karagöz, öğretici bir gösteridir.

Yapı Kredi Yayınları Salonu’nda açılan ‘Karagözüm İki Gözüm’ sergisini gezemedim ama çok iyi hazırlanmış kataloğunu okudum, figürleri birkaç kez gözden geçirdim.

Zaman zaman argo yaftasıyla yasaklamalara uğramıştır Karagöz oyunları. İnsanoğlu böyledir, günlük yaşamında kullandığı argoyu bir kitapta, sahnede görünce sahte bir eleştiri krizine tutulur.

Sergiyi gezenler, kataloğu okuyanlar, bu konuya eğilmek isterlerse Pertev Naili Boratav ile Cevdet Kudret’in kitaplarını tavsiye ederim.

Ayrıca ben Karagöz şarkılarını da çok severim. Bazılarının adlarını vereyim:

Yazının Devamını Oku

Kütüphane Haftası’nı Cumhurbaşkanı açacak

57. Kütüphane Haftası açılış ve ödül töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugün saat 13.30’da Cum-hurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Programda önce ödüller var. Bu yıl şu dallarda ödül verilecek:

Yılın Okuru Ödülü

Yılın Kütüphanesi Ödülü

İsmail Sacib Sencer Yılın Kütüphanecisi Ödülü

Yılın İşbirliği Ödülü (Kütüphanecilik ve yayıncılık alanlarında)

Yılın Yenilikçi Girişimi Ödülü (Kütüphanecilik ve yayıncılık alanlarında)

Ali Emiri Efendi Onur Ödülü

Kamuoyunda kitap, kütüphane ve okuma kültürü konularında bilinç uyandırmak, dünya kütüphaneciliğindeki ve kütüphanecilik hizmetlerindeki önemli değişim ve gelişmeleri kütüphaneciler, kütüphanecilik alanında faaliyet gösteren kişiler ve kurumlarla paylaşmak amaçlarıyla, 1964 yılından bu yana her yıl mart ayının son haftası yurt çapında Kütüphane Haftası olarak kutlanmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Gezerken müziği anımsamak

Güncel bir ödülle başlamalıyım yazıma. Basınımız, her yıl yaptığı gibi bu yıl da Grammy Ödülleri’ni kazananların klasik müzikle ilgili bölümlerini yayımlamadı.

Birkaç hafta önce yazdığım Lintu’nun Sibelius icraları ödül kazandı.

Yurtiçinde ve dışında gezerken, orayla ilgili müzikler belleğinizde canlanır mı?

Benim çok sık başıma gelir, yürürken müziği mırıldanmaya başlarım.

O yerin edebiyatı ve müziği birleşince, yürümek bana bütünsel bir zevk verir.

Bach’ın Brandenburg Konçertoları’nı dinledim.

Six ‘Brandenburg’ Concertos

ARS REDIVIVA ENSEMBLE

Soloists anda Chamber Orchestra

Yazının Devamını Oku

Her yazarın bir şehri vardır

Orhan Kemal’in şehri de Adana’dır. M. Nevzat Hız’ın hazırladığı ‘Bir Şehir Sözlüğü-Orhan Kemal’in Adana’sı’ kitabı bir şehrin edebiyata geçişinin grafiğini gösteriyor.

Orhan Kemal’i tanısaydınız, o şehirli zarif bıçkınlığına bayılırdınız. Her zaman, her koşulda yüzü gülen, insanları seven, en kızdığını bile sevecen bir üslupla eleştiren bir büyük yazardı. Adana, onun ve edebiyatının vatanıdır.

Fikret Otyam’ın mektuplarında, Ara Güler’in fotoğraflarında, onun yaşamının bazı ipuçlarını bulursunuz.

Toplumcu Gerçekçilik bazı yazarların genel şemsiyesidir ama Orhan Kemal için ‘aydınlık gerçekçi’ tanımı eleştiri tarihinde yer etmiştir.

Çünkü o, eleştirdiği, kapitalizmin acımasız temsilcilerinin bile insan yanına bir edebi çentik atar.

Bu anlayış sayesinde roman kahramanları inandırıcıdır. İyi ve kötünün aynı insanda birleştiğini gösterir. ‘Sadık gerçekçilik’ de budur.

Her yazarın bir kahvehanesi, lokantası vardır. Orhan Kemal de Nuruosmaniye’nin girişindeki Meserret’te otururdu. Nurer Uğurlu orayı da anlatmıştır kitabında.

Bir Şehir Sözlüğü

Yazının Devamını Oku

Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun

27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Bu vesileyle her yıl yerli ve yabancı sanatçılar bildiriler hazırlar. Zor bir dönemden geçiyor tiyatrolar pandemi nedeniyle. Önce sorunlara değinmek gerekiyor o yüzden.

Yazımdaki önemli bilgileri, saptamaları, tiyatronun pandemideki durumunu Hürriyet Kitap Sanat editörü ve tiyatro yazarı Bahar Çuhadar’ın hazırladığı dosyadan aldım.

Devlet yardımı için bazı koşullar yüzünden, vergi ve stopaj borcu olan tiyatrolar yararlanamadı.

Yaşayanlar da perdelerini gişe geliriyle açabildi.

Binlerce tiyatro emekçisi (oyuncu, teknik çalışan, yönetmen, yazar) bir yıldır gelir elde edemedi, buna rağmen kira, fatura, vergilerini kredi çekerek ödeyebildiler.

Toy İstanbul, Öykü Sahne, Küçük Salon, Galata Perform adlı dört bağımsız tiyatro mekânı kapandı.

Kadıköy’ün ve İstanbul’un son yedi yıldır en bilindik tiyatro mekânlarından Moda Sahnesi kapanmanın eşiğinden ‘Sahneden naklen’ uygulamasını başlatarak döndü. Oyunları canlı oynayıp, bilet satıp dijitalden seyirciyle buluşturuyor.

Tiyatro dünyasından birçok kişi, devlet ya da yerel yönetimlerin İngiltere ve Almanya’daki uygulamaları benimsemelerini öneriyorlar.

Bizde tiyatroya en güçlü destek tiyatrocuların tek tek ya da kolektif olarak başlattıkları dayanışma kampanyalarına katılan seyirciden geldi. Bağımsız sahnelerin kimisi imzalı afiş satarak, kimisi ileride oynayacakları oyunlar için önden bilet satarak, kimisi boş koltuk satarak, kimisi de internette dayanışma kampanyası başlatarak seyirciden destek aldı.

Yazının Devamını Oku

Erol Toy’un ardından

Türk edebiyatının toplumsal gerçekçi yazarlarından Erol Toy (1936–2021) aramızdan ayrıldı.

Kızı Ayşe Toy, babasının ölümünün ardından düşüncesini okurlarıyla paylaştı:

“Canım babam, yazar Erol Toy, uzun bir hastalığın sonunda yanımızdan ayrıldı, acımız tarifsiz. Babacım, merak etme, ömrün boyunca kaleminle anlatmak ve korumak için mücadele ettiğin laik Cumhuriyet bize emanet artık. Fikirlerin ölümsüz, huzur içinde uyu.”

Yapıtları dışında, toplumsal hareketlerin, siyasal girişimlerin içinde olan bir yazardı. Kendi kitapları dışında uzun süre Yazko Edebiyat’ın da yöneticiliğini yaptı.

Yazko Edebiyat’ı yönetirken sık sık Cumhuriyet gazetesine uğrar, konuşurduk. Her zaman günün siyasal gündemine kafa yorardı.

Siyaset mağdurlarının da her zaman yanındaydı.

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar çizilen tarihi romanlarında yansıttı.

İmparator romanıyla okurların ilgisini çekti.

Yazının Devamını Oku

Kırtasiyecilerle kırtasiye severler buluşuyor

Eve kapanmanın zorluklarını en çok tutku derecesinde bağlı olduğu hobilerinden uzak kalanlar yaşıyor.

Herkese göre değişse de benim için kitapçıdan ve kırtasiyeciden uzak kalmak onlara duyduğum özlemi arttırır.

Kırtasiye sektörünün 2021’deki beklenen buluşması, 22–27 Mart tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşiyor.

Fuar, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ile Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) işbirliği ile yapılıyor. Fuarın tam adı şöyle: “Uluslararası Okul, Kırtasiye, Kâğıt, Ofis Malzemeleri ve Oyuncak Fuarı”.

Hobi malzemeleri, hediyelik eşyayı da bu fuarda bulabileceksiniz.

Fuarın açılış programı:

- Burç Tuncer

Yazının Devamını Oku

Enver Gökçe’ye bir armağan...

Ali Ekber Ataş’ın derlediği kitapta Enver Gökçe’nin şiiri şöyle anlatılmış: “Yüksek ruhludur. Memleket kokusunu, özgürlük hissini duyumsatması bu çoğalan özelliğiyle sağlar.” Şairi bütün yönleriyle birçok yazarın görüşünden okuyacaksınız.

Toplumcu gerçekçi şiirin ustalarından Enver Gökçe’ye bir armağan kitabı yayımlandı: ‘Doğumunun 100. Yılında Enver Gökçe’ye Armağan.’ Derleyense Ali Ekber Ataş...

Anımsayacaksınız, uzun yıllar ABD’de yaşayan İlhan Başgöz uçaktan Ankara’ya inince Enver Gökçe’den dizeler okumuştu.

Armağan kitabın başında Can Yücel’in ‘Enver Gökçe’ye’ şiiriyle benim ‘Enver Gökçe’nin Türk Şiirindeki Yeri’ yazım yer alıyor.

Teşekkür yazısında Ali Ekber Ataş armağana emek verenlerin adını anıyor.

‘Doğumunun 100. Yılında Enver Gökçe’ye Armağan’ 
Derleyen: Ali Ekber Ataş

Yazının Devamını Oku

Seçkin Türesay’ın ardından

Yılların arkadaşı, iyi gazeteci Seçkin Türesay da aramızdan ayrıldı.

Seçkin’le dostluğum Yeni Gazete’de başladı. Ben sanat edebiyat sayfasını yönetiyordum, o da yazıişleri müdürüydü. Bazı akşamlar orada sohbet ederdik.

Basın dünyasındaki dostluklar, ayrı gazetelerde olsanız bile devam eder. Bir aralık Günaydın’a gitmiş, sonra yeniden Hürriyet’e dönmüştü.

Alçakgönüllü kuşaktandı, çalışanların hepsiyle dostluk kurmuştu, yöneticiliğin ceberutluğundan eser yoktu.

Haberin ardındaki gerçeği sezer ona göre değerlendirirdi.

Gazete içi ve gazete dışı birçok toplantıda buluştuk, sevgili eşi Nazan Türesay da bu dostluk halesi içindeydi.

Gazete günübirlik bir çalışmadır ama her sayı tarihe kalır, yıllar sonra kaynak olarak kullanılır.

Seçkin Türesay da gazeteciliğin bu yanını bilir, haberi de buna göre değerlendirirdi.

İşinde titiz, ilişkilerinde kibardı.

Yazının Devamını Oku

Magazinin böylesi

Hayata dair ne varsa benim ilgimi çeker. Bazı yaftalarla soyutlamadan yana değilim. Homeros’un dediği gibi, insana ait her şey bana yabancı değildir.

Her alanın magazini vardır. Tolstoy’un yakını bir yazar için söylediğini hep belleğimde tutarım: “İyi bir yazardı ama yazarı yazar yapan zaafları yoktu”.

Magazin bizim kendimizdeki eksiklikleri görmemizi sağlar, başkalarını eleştirirken bir türlü boy aynasına bakmayız.

Edebiyat sanat söz konusuysa, yazıya zaten bir kalite damgası vurulmuştur.

Kendi gazetemden örnek vereceğim. Hürriyet’te iki kişi benim ilgilendiğim, onayladığım magazini temsil ediyor.

Ertuğrul Özkök ve İhsan Yılmaz’ın hazırladığı Kültürazzi... İkisinin de olaylara bakışında gizli bir ironi vardır. Ertuğrul Özkök’te yaşamanın sırları, İhsan Yılmaz’da da sinsi bir satır arası hinlikleri var.

Bir zamanlar böylesine kaliteli magazini sevgili Selim İleri yapardı. Hatta Kültürazzi çıktığında, logosunu ona benzetenlerin sayısı az değildi.

Genç kuşak magazinin iyisini yapıyor.

Hürriyet’te çıkan sanat dünyasındaki magazin yazılarının haber değeri yüksek. Son

Yazının Devamını Oku

Sibelius yalnızlığı

Ünlü, Finlandiyalı besteci Jean Sibelius (1865–1957) belgeselini seyrettim. Ardından diskoteğimden Sibelius Senfonileri’ni dinlemeye başladım.

5 CD’den oluşan albümdeki besteleri Berliner Sinfonie–Orchester seslendiriyor, orkestrayı da Şef Kurt Sanderling yönetiyor.

Belgeselde, Finlandiya Radyo Senfoni Orkestrası’nın şefi Hannu Lintu.

Müzik aralarında oradaki yaşamından sahneler ekrana geliyor. Lintu ile bir müzik yazarı karşılıklı konuşuyorlar, eserleri ve hayatı konusunda yorumlarda bulunuyorlar.

Ailesiyle doğanın içinde yaptırdığı bir evde yaşayan besteci, uzun yıllar bir suskunluğu tercih etti. Otuz yıla yakın olduğu söylenir. Yeni senfonisinin hazır olduğunu defalarca söylediği halde bir türlü ortaya çıkmadı.

Hatta son senfonisini eşiyle birlikte çini sobada yaktığı yazılanlar arasında.

Müzik eleştirmeni Serhan Bali, Lahti Sibelius Festivali’ne katıldı, onu yazdı.

Emre Aracı da bestecinin Londra’ya gelişini yazıya geçirdi.

Sibelius,

Yazının Devamını Oku

Şair, yazar eğitimci ve kültür adamı

Hasan Âli Yücel bir yazısında “Gençlik terbiyesinde biyografi en tesirli vasıtalardan biridir. Ne yapalım ki onda da fakiriz” diyordu. Şimdi Tanıl Bora onun biyografisini hazırladı. Türkiye’nin en uzun süre görev yapmış eğitim ve kültür bakanıyla ilgili başarılı bir eser.

Tanıl Bora’nın ‘Hasan Âli Yücel’ kitabı yalnız Türk eğitimine imza atmış bir siyasetçinin değil, bir kültür adamının yaşamını belgelere dayalı bilgilerle aktarıyor.

Şimdi anısı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın devam ettirdiği Hasan Âli Yücel dizisinde yaşıyor. Onun kurduğu Milli Eğitim Klasikleri de bir kuşağın Batı’nın ve Doğu’nun seçkin eserlerini, çevirilerini okunmasını sağladı.

Bora, kitabın sunuşunda Yücel’in öneminin altını çiziyor: “Hasan Âli Yücel, modern Türkiye’nin en uzun süre görev yapmış eğitim ve kültür bakanıdır. Türkiye’nin kültür tarihinde başlı başına bir fasıl teşkil eden, klasik dünya edebiyatı eserlerinin çevirisi programının başlatıcısı, yürütücüsüdür. 80 yıldır tartışılan Köy Enstitüleri’nin ‘siyasi sorumlusudur.’

1930’ların sonlarından 1940’ların ortalarına, tek-parti döneminin önde gelen siyasî şahsiyetlerindendir. Şiirleri, eğitim alanında incelemeleri olan, yüzlerce deneme yazmış çalışkan bir yazardır. İsmi, Türkiye’de ‘kültür adamı’ figürünün alâmetlerinden sayılır. Şair Can Yücel’in babasıdır.

Bu kitap, Hasan Âli Yücel hakkında bir biyografi denemesi.”

Hasan Âli Yücel

Yazının Devamını Oku

Mehmet Âkif Ersoy anılıyor

Mehmet ÂKİF ERSOY’un İstiklal Caddesi’ndeki evi törenle açılıyor.

Törenin başlığı şu:

‘İstiklal Caddesi, Şairi ile Yeniden Buluşuyor’.

Şairin adına yaşadığı Mısır Apartmanı’ndaki daire ‘Hâtıra Evi’ olarak tanımlanıyor.

Bugün saat 10.00’daki tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlıyor. Marş, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Korosu eşliğinde seslendiriliyor.

Ayrıca Mehmet Âkif Ersoy Belgeseli de gösterilecek.

İlk konuşmayı İstanbul Valisi Ali Yerlikaya yapacak.

Ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy konuşacak.

Katılanlar evi gezecekler.

Yazının Devamını Oku

‘Yüzyılın 100 Şairi’ soruşturması üzerine

Semih GÜMÜŞ, ‘Şiirin Hayatımızdaki Yeri’ yazısında NOTOS’un 15. Büyük Soruşturması üzerine bir sunuş yazmış:

“Notos’un geleneksel yıllık soruşturmalarının on beşincisinin sonuçları belli oldu. Bu yılki konumuz: ‘Yüzyılın 100 Şairi’.

Şiirin edebiyat içindeki yerini hiçbir edebiyatçı tartışmaz. Şiir her zaman doruk noktasındadır. Hem bütün sanatların anası sayılır hem de olağanüstü soyutlama yetisiyle yaratıcılığın sınırlarını kaldırır.

Notos’un ‘Yüzyılın 100 Şairi’ soruşturmasında ortaya çıkan 100 şairin 53’ü dünya edebiyatlarından, 47’si bizim edebiyatımızdan. Bu sonuç elbette dünya şiirinin yarıya yakınını bizim şairlerimizin temsil ettiğini göstermiyor. Bunu hiç kimse düşünmez ama seçim yapılırken önce bizim edebiyatımızın şairleri geliyor akla, sonra dünya şairleri.

Bunun nedeni yeterince şiir okumamak mı, dil sorununun aşılamaması mı, merak eksikliği mi... Bunların tümünün de etkisi olmalı...”

Soruşturmanın 365 seçicisinin de adı yer alıyor.

Listedeki ilk 20 şair şöyle sıralanıyor:

Nâzım Hikmet Ran

Pablo Neruda

Yazının Devamını Oku

Sami Kohen anlatıyor

Dış haberler yazarıysanız, yaşadığınız, yazdığınız ülkede az oturabilirsiniz.

Masa başında oturmaktan çok uçak koltuklarında geçer zamanınız.

Hem dünyanın gidişatını takip edeceksiniz hem de ünlü liderlerle konuşacaksınız.

Kitabın adı, ‘Sami Kohen Anlatıyor-Ver Elini Dünya’.

‘70 Yıllık Gazeteci Serüveni’ni okurken bu durumu da anımsadım.

Söyleşi ve yayına hazırlayan: Nihal Boztekin.

Kohen’in anılarında hem bir Musevi ailesinin yaşamını, hem iyi bir gazetecinin meslekteki serüvenini, hem de uzun bir dönem Babıâli’nin tarihini okuyoruz.

Yazmaya devam edişini belgeleyen satırlar:

“Evet, halen yazıyorum ama bu büyük bir gayret gerektiriyor. Bir süreci var, zaman alıyor ama bu bir yerde de irade meselesi. Sabah kalktığımda karbon kâğıdını alıyorum, şeritsiz daktiloda yazmak beni motive ediyor. Bu bir azim meselesi, devam edeceğim yazıya.”

Yazının Devamını Oku

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun

Kutlama olayının tarihini incelediğimizde, bu kutlamanın emekçi kadınlar sayesinde ilan edildiğini görürüz.

Belli günler, belli kutlamalar iz bıraktığı oranda bir anlam taşır.

Birçok kadının öldürüldüğü, birçok kadına şiddet uygulandığı bir dünyada kadın derneklerinden, kadın haklarına gönül vermiş herkesten eyleme dönük planlar bekliyorum.

Pozitif ayrımcılık sadece bir terim değil bir hareketin başlatıcısı olursa etkili olur.

Şimdi televizyonlar ve basın, kadın çalışanları, üretenleri, emek verenleri gündeme getiriyor. Böyle günlerde kitabevleri kadın yazarların kitaplarından bir armağan paketi yapmalılar.

Bir ülkede hatta alanı büyütelim dünyada, kadının durumunu edebiyattan öğrenebilirsiniz. Dünya klasikleri kadın kahramanların zihinlerde yer ettiği örneklerle doludur.

Kadınların tarih içinde siyasetteki belirleyici ve öncü kimliklerini öğrenmeliyiz, dünden bugüne bakış açısı ancak böyle oluşur.

Edebiyat dışında sanat dünyasındaki kadınların da küçük boyutta biyografileri hazırlanmalıdır.

Artık az sayfada çok şey öğreten kitapların modası geçerli.

Yazının Devamını Oku