Paylaş
Tadımlık - Demet Elkatip
Dile kolay, “Mutfakla geçen bir ömür”. Düşününce, birçoğumuz için geçerli değil mi? Sevseniz de sevmeseniz de mutfak dolayısıyla yemek hayatın vazgeçilmez bir parçası. Sami Zubaida gibi mutfağı hayatının merkezine yerleştirenler içinse tarifsiz bir mutluluk kaynağı. Özge Samancı, Jason Edwards ve Alejandro Colás’ın anlatımıyla anıyoruz Zubaida’nın “lezzetli” geçen ömrünü. Anısı, keyifli sofralara eşlik etsin.
İçindekilerden Seçmeler:
Nar - Enis Batur
Rastlantı - Feride Çiçekoğlu
Türkiye Selçuklu ve Beylikler dönemi mutfağı - Haşim Şahin
Şiir Ağacı - Salah Birsel
Sami Zubaida’nın Oxford’dan İstanbul’a uzanan mutfak yolculuğu - Özge Samancı
Sami Zubaida: Mutfakla geçen bir ömür - Jason Edwards, Alejandro Colás
Unutulmuş halk yemeklerinden yedi tarif - Musa Dağdeviren
İlk Yunan yemek kitabı: Orijinal İtalyan yemek kitabının keşfinin ardından mutfak ve ulusal kimlik üzerine düşünceler - Konstantina Balafouti
Bilmece Mutfağı - Süleyman Bulut
Arşivden Lezzetler / Ah mübarek şeftali! - Gökhan Akçura
Yemek, sanat ve duyular: Marinetti’nin sofrasından gastrofiziğe - Aysel İzmen
16. yüzyıl -19. yüzyıl arası Osmanlı mutfak tarihinde beslenme alışkanlıklarındaki farklılıklar - Alp Türkmenoğlu
Ağızları tatlandıran tarih - Pelin Özer
Damağımızda(n) yolunu bulan o kaynak suyu - Zeliha Özkan
Geçmişin Tadı / Türkiye’de Bağırsakçılık - O. Muammer Kocaoğlu
Çimdik - Süleyman Bulut
Divan-ü Lûgat-it Türk (Dizin) G-K
ÇİMDİK - SÜLEYMAN BULUT / GETİRİN ŞİMDİ ASIL YEMEĞİ
Osmanlının son genelkurmay başkanlarından, sadrazamlık da yapmış Ahmet İzzet Paşa (1864- 1937), yemeyi çok seven bir komutan ve devlet adamıdır. Paşa, yemeyi sevmektedir ama şişmanlığından da çok şikâyet etmektedir.Yine böyle bir şikâyet anında, nasıl olmuşsa olmuş, doktoru onu bir süre perhiz yemekleri yemeye ikna etmiş. Paşa, o kadar ikna olmuş ki, perhize uyduğunu görmesi için, davetlere doktorunu da davet etmeye başlamış.
Birlikte yine bir davete gitmişler...
Davette, herkes normal yemeklerini yerken Paşa, doktorun önerdiği perhiz yemeklerini, onun istediği ölçüde az az yemiş. Doktor bu durumdan çok memnun,
“Görüyorsunuz Paşam, perhiz yapmak hiç de zor değilmiş, değil mi?” diye sorunca, Paşa doktora bakmış: “Perhiz yemekleri bu kadar mı?” diye sormuş.
“Bu kadar Paşam.”
Paşa, büyük memnuniyet içinde hemen davet sahibine dönüp, iştahla seslenmiş:
“Şimdi getirin bakalım ötekilerin yediği yemekleri...”
KANTARA NİYE KIZİYSİN Kİ?
Ahmet İzzet Paşa, kilosundan çok şikayetçi olduğu için her sabah basküle çıkar, emir erine ibreyi okumasını söylermiş.
Paşa, basküle çıkınca emir eri okumaya başlarmış:
“Seksen beş, seksen yedi, doksan...”
Paşa bağırırmış hemen:
“Dur nereye gidiyorsun? Yanlış okuyorsun, baştan başla!”
Paşa yeniden tartıya çıkar, emir eri ibrenin gösterdiklerini yeniden okumaya başlarmış:
“Seksen, seksen beş, doksan...”
Paşa bağırırmış yıne:
“Olmaz öyle şey! Doğru oku, baştan...
Tartılma işi her gün böyle devam ederken, Paşa bir gün yıne, “Baştan!” diye bağırınca, emir eri dayanamayıp, ağzından kaçırmış:
“Paşam, yiysin yiysin, sonra da kantara kıziysin!.”
Yemek dünyasının tarihine, örneklerine yer veren, meraklısına tavsiye edilecek bir dergi.
(Çiya Yayınları)
ŞİİR AĞACI - SALÂH BİRSEL
Barışa özgürlüğe vurgundum
Sevgisine insanların
Söyle bana bir kıyak der
Yanına çömelirdim şiirin
O efeler ki benim ozanımdı
O kaptanlar ki yollarını gözlerdim
Bir uçarlı bir koşarlı
Atlıları beklerdim
Kapısında kınalı şiirin
Ağaç oldum yıllarca
Yaşamım kaydı ayrılmadım
Orda hep orda dineldim
Doğruya sağlama ölçüye
Yapışıktım ne yalan
Ayva soğuğunda bile
Oklarla yarıştırırdım şiirleri
Paylaş