Kitap hediye günü bu yıl evlerde kutlanıyor

Bülent Senver, ‘Herkese Kitap Vakfı’ tarafından  başlatılan ‘Kitap Hediye Günü’ için mektubunda ne diyor:

Haberin Devamı

“Değerli Kitap Dostları,

Kitap Hediye Günü bu yıl evlerde kutlanıyor.

Herkese Kitap Vakfı tarafından başlatılan ve her yıl nisan ayının 3’üncü pazar günü kutlanan ‘Kitap Hediye Günü’ bu yıl 19 Nisan Pazar günü evlerde kutlanacak.

Bu özel gün için Herkese Kitap Vakfı, Türkiye’de mevcut 18 bin köy okulunda okuyan çocuklara Yapı Kredi desteği ile 100 bin adet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 144 sayfalık ‘Nutuk’ kitabını hediye edecek.

Her yıl coşkuyla kutladığımız Kitap Hediye Günü’nü bu yıl kitap dostları evlerinde kutlayacak. Vakfımızın maskotu ‘Kitapcan’ evde oturan kitap dostlarına sosyal medya üzerinden ev içinde yapılabilecek bazı kitap görevleri verecek. Instagram’dan kitap vakfı profiline girenler ‘Kitapcan Filtresi’ni tıkladıklarında onlara Kitapcan özel bir görev seçecek.

Haberin Devamı

Eğlenceli bir kitap oyunu ile bu anlamlı günü evlerde kutlayacağız. Çocuklarına kitap hediye eden ülkeler arasında yapılan bir araştırmada Türkiye 180 ülke arasında sonlarda, 140’ıncı sırada yer alıyor.

‘Kitap en değerli hediyedir’.

Kitap Hediye Günü’nde herkesi kitap hediye etmeye davet ediyoruz.”

Umarım cuma günü armağan kitaplarınızı almış, kitap okurlarını, çocukları sevindirmiş, gönendirmişsinizdir.

*

KÖY ENSTİTÜLERİ’nin kuruluşunun üstünden 80 yıl geçmiş.

17 Nisan 1940’ta bir yasa ile kurulan enstitüler okuma imkânı olmayan büyük şehirlerin dışında Anadolu’da yaşayan köy çocuklarının okumasını, aydınlanmasını sağladı.

Onların hepsi yalnız eğitim alanında değil, edebiyat alanında da varlıklarını gösterdiler. Köy Edebiyatı dediğimiz bu edebiyatın kitaplarından gerçek köyü ve köylüyü tanıdık.

Ben o yazarların çoğuyla tanıştım, bütün kitaplarını okudum.

Yıllar önce de aramızdan ayrılan Dursun Akçam’a (1930–2003) verdiğim sözü yerine getirerek Doğaner Gönen’le birlikte Ardahan’da Dursun Akçam Kültür ve Sanat Merkezi’nin açılışına gittim. Her yıl orada oğlu Dr. Alper Akçam etkinlikler düzenliyor.

Köy Enstitüleri üzerine yazdıklarımla, Prof. Dr. Kemal Kocabaş’ın elinden de İzmir’de düzenlenen törenle ödül aldım. Türk eğitim tarihini, Türk edebiyatını o kuşağın eserlerini okumadan anlamak mümkün değil.

*

Haberin Devamı

BİR günüm nasıl geçiyor.

Sabahleyin Hürriyet’i okuyarak güne başlıyorum. Biraz televizyona bakıyorum. İlgilenmediğim bölüm beden eğitimi programı. Onları bu yaştan sonra yapmanın fayda yerine zarar getireceği inancındayım.

Mutfakta bir iş yapmıyorum ama her zamanki gibi müdahalelerde bulunuyorum. Özellikle zeytinyağı çeşitleri üzerine gerekli bilgileri aktarıyorum.

İkinci uzmanlığım kurabiyeler. Onların çeşidi üzerine yüksek lisansımı bitirdim, karantina devam ederse doktoramı da vereceğim.

Yemek programlarını seyretmiyorum, aklım karışmasın diye. Haberlerde okuduğuma göre evde vakit geçirmek için tavla siparişleri artmış. Tavla oynamadım, iskambil kâğıtlarını da bilmem, rahmetli arkadaşım Ali Tanyeri bana öğretmeye kalkmıştı, yeteneksizliğimi görünce pes etti. Çok satranç oynadım, uzun düşünmeler, geniş aralar bana uygundu. Bir de gençliğimde birçok bilardo salonunun gediklisiydim, özellikle Beyoğlu’nda Lüksemburg Bilardo Salonu’nu tercih ederdim.

Haberin Devamı

Şimdi uluslararası yarışmaları da zaman zaman izliyorum. Ev içinde henüz yürüyemedim. Böyle bir alan da yapmadım. Benim yürüyüş alışkanlığım yok ki. Üç tane yürüyüşçü dostumu anımsıyorum. Yaşar Kemal’e gittiğimde beni yürütürdü, hatır için ben de eşlik ederdim. Çünkü romanını yürürken tasarladığını söylemişti. Yürüdüğüme göre demek ki bu romanlarda benim de payım var. İkinci yürümeyi seven dostum da İlhan Berk’ti. Bana geldiğinde biraz eğildiğim için bana dik durmam, yürümem için alıştırmalar yapardı.

Okul arkadaşım Yılmaz Karakoyunlu da yürürken romanını kafasında kurar sonra da masasının başına geçip yazmaya başlarmış.

Demek ki neden şair veya romancı olamadığım anlaşılıyor.

Haberin Devamı

Gerçi o kadar da yürüme tembeli değilim.

Canım Beyazıt’ta üniversiteden çıkıp Karaköy’e kadar yürüdüğüm anlar olmuştur.

Yenikapı’da Kemal Bey’in kahvesinde edebiyat sohbetlerimizi yapıp Onat Kutlar’la birlikte Fatih’teki evimize yürürdüm.

O kadar çok not almışım ki, demek ki karantina olmasa arşivim içinde boğulacağım.

Gerçi benim cumartesi günleri yürüyüşlerim vardı. (Belgeleri bende mahfuz.)

Yazar, müzisyen Kürşat Başar ve fotoğrafçı Cengiz Cıva ile birlikte, gazeteden çıkar beş çayı için yiyecekleri alır, yeni kitaplar ve yeni fotoğraflarla gazeteye dönerdik.

Sevgili Cemal Süreya bunu yazmıştı. Bu arada her gün koleksiyonumdan bir kurşunkalemi deniyorum, elbet kalemtıraşları da, o ağacın kokusuna bayılıyorum, çok sıkışırsam mekanik kaleme de el atıyorum.

Haberin Devamı

Ben okuduğum kitapları kurşunkalemle çizerim, 3B’den yukarı. Kitap fuarları açılsa yürüyüş açığımı kapatacağım.

Hayatımda en büyük yürüyüş Frankfurt Kitap Fuarı’na ilk gittiğim yıl. Ara vermeden dört buçuk saat yürümüşüm. Dizlerimin dermanı kesilince saate bakmayı hatırladım.

Sokağa çıktığınızda, Orhan Veli’ye gönderme yapıp gerekçe olarak beni bu havalar mahvetti demekle cezadan kurtulamazsınız.

Müzikli, şiirli bir pazar diliyorum.

Yazarın Tüm Yazıları