Paylaş
Kitabın adı nereden geliyor:
“Kitabın adı da tam olarak bu vesileyle doğdu. Kaknus küllerinden doğmayı bilen Şark’ı, İkarus da yükselme hırsına yöneldiğinde balmumu kanatları eriyen Batı’yı sembolize ediyor. Bu kitaptaki yazılar düşünüldüğünde, çatışmayı ve uyuşmayı içinde barındıran, mânidar bir isim olacağı fikriyle Kaknusla İkarus koydum. Ömrü mezid olsun.”
Sıralama şöyle:
Söz başı
Çıkın-Mektup Yahut “Bir Mâniniz Yoksa...”
Dağı Yuttu Bir Yılan...
İntihâl’den Çalıntı’ya, İntikal’den Alıntı’ya
Demir Asâ Demir Çarık...
Ha Bu Diyar, Ha O Diyar...
Şiirde Mistik / Tasavvufî Sembolizmin Doğuşu
Makale Der-Hakk-ı Kıl u Tüy
Hisse İçin Kıssa Çıkarmak
Şahıs Adları İndeksi
Söz başı
“Otuz beş seneyi aşkın bir süredir, lisans ve lisansüstü öğrencilerime karşılaştırmalı edebiyat dersi veriyorum. Bir ömür...
Akademyanın küçücük ihtisas alanlarına olan düşkünlüğü sebebiyle, modern Türk edebiyatı çalışması için eğitilmiş biri olarak Batı edebiyatları ile kıyaslayabileceğim dönem ve alanlar da baştan belirlenmişti. Allah‘tan ki ilgi ve meraklarımın modern edebiyata hapsedilemeyeceğini erken fark ettim. Edebiyatın eskisi, yenisi, halk için ve halktan sayılmayanlar için yaratılanı olamayacağı bilgisiyle çalışmaya başladıkça, bunun Batı edebiyatlarındaki mukabili de gitgide genişledi. Mitologyalardan başlayarak, edebiyatı var eden kültürel malzemeyi mukayeseli olarak okudukça, üzerinde hiç zihin yormadığım sürprizlerle karşılaştım. Hegel’le beraber, bütün insanlığı kapsayan bir ‘Weltgeist’ olduğu fikrine inanmam, insanlığın ortak edebiyatında da bir ‘Volksgeist’ olduğu fikrine ulaşmamı sağladı. İlk defa ateş yakmayı kimin başardığı yahut ilk yayı kimin yaparak bir hayvan avladığı soruları gibi, ilk şiiri hangi coğrafya üzerinde, kimin söylediği sorusu da kültür antropolojisi adına anlamlı gelmeye başladı.
*
Elinizde tuttuğunuz kitap, bu dikkat ve anlayışın mahsulü olan karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarına ayrıldı. Bizde mevcut olanın benzerini Batı’da bir yerlerde bulmak, yazılmamış kültür tarihimizden bir unsurun açıklamasına orada tesadüf etmek veya unutulmuşu Avrupalı bir kaynakla hatırlamak gibi imkânların denendiği çalışmalar... Kitabın adı da tam olarak bu vesileyle doğdu. Kaknus küllerinden doğmayı bilen Şark‘ı, İkarus da yükselme hırsına yenildiğinde balmumu kanatları eriyen Batı’yı sembolize ediyor. Her ikisi de Yunan muhayyilesinin şarklı ürünü; lâkin ilki Türk edebi kültüründe yeniden doğmayı başarırken, ikincisi tek vak’ada anlatılıp yok oldu. Niçin Kaknus benimsendi ve başka bir kültürde yaşamaya devam etti de İkarus o kadar uzun ömürlü olmadı? Sebebi basit: Şark’ın soyutlamalara müsait zihni kaknusta kendini mahvederek var etmenin ‘öl ve ol’ diye özetlenebilecek sembolünü bulurken, İkarus‘ta yükselmeye doymayan insanın ihtiraslarını gördü ve hiç hoşlanmadı. Bu kitaptaki yazılar düşünüldüğünde çatışmayı ve uyuşmayı içinde barındıran manidar bir isim olacağı fikriyle adını Kaknusla İkarus koydum. Ömrü mezîd olsun.”
KISA TANITIM
M. Kayahan Özgül’ün Kaknusla İkarus’u, karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarına yoğunlaşılan bir bütünlük sergiliyor. Kitabın oluşumundaki dikkat ve anlayışı şu sorular belirliyor: “Bir imgenin, bir mazmunun, hâlâ yaşayan bir geleneğin, bir söyleyişin veya davranışın, edebi bir ifadenin açıklamasını sadece kendi millî birikimlerimizde aramak yerine, mirasını müştereken paylaştığımız Avrupalı kültürlere göz atmak akıllıca olmaz mı? Dünyaya ve kendimize dair meraklarımız, edebiyattan beklediklerimiz, ruh çalkantılarımız her kültürde o kadar da farklı mı?” Bu merak uyandıran ve ufuk açan sorular, Doğu ile Batı’yı karşı karşıya getirmeyen, tam tersine buluşturan bir yaklaşımı hazırlıyor. Özgül, ‘kültürel ilişkilerden ve geçirgenliklerden’ değil, insanlığın ‘ortak insanî-edebî değerleri’nin kodlarımızda zaten mevcut olduğu kabulünden hareket ediyor; edebiyat özelinde, ‘kültür antropolojisi’ne yöneliyor.”
(Çolpan Kitap)
Paylaş