"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

İyimser bakmak

Ünlü bir filozofun sözünü ilke edinmenin tam zamanı:

“Dehanın yüzde doksan dokuzu yaşama sevincidir” demişti. Yanılmıyorsam söz Joseph Joffre’a (1852–1931) aitti.

Tabii ki evde kaldığım, şikâyet de etmediğim için dehadan pay istediğimi sanmayın, şimdiye kadar akli melekelerimde bir bozulma yok.

Gerçi akşam güneş batarken içi sıkılanlar için rahmetli Prof. Dr. Metin Özek ‘deha manyaklı??? deyimini kullanm??t?.

Evden ??kamayanlar?n da bir muhabbet zinciri vard?r, evde kalarak iyi ğı’ deyimini kullanmıştı.

Evden çıkamayanların da bir muhabbet zinciri vardır, evde kalarak iyi çalıştığımızı,  yaratıcı yönümüzü ortaya çıkardığımızı anlatırız.

İki öğretim üyesi arkadaşımla telefonda görüştüm, iki kitap bitirmişler, bir tane arkadaşım önemli bir müzenin yapım çalışmalarında epeyce ilerlemiş.

Dört gün gene çalıştım, yazdım, dinledim.

Pencereden caddeye saat 24.00’ten sonra bakıyorum, trafik tıkanıyor. Bazı atıştırmalık yerlerinin önünde kuyruklar uzadıkça uzuyor.

Hayata karşı daha tahammüllü olan yaş almış kuşak beklemeyi biliyor, genç kuşak daha sabırsız. Beklemeye dair ne kadar şiir varsa onları aklımdan geçiriyorum. Yıllarca sağlanan birikimin yararını bugünlerde görüyorum, görüyoruz.

İkinci Dünya Savaşı günlerini ucundan yaşadım, geceleri siyah istorla pencerelerin örtüldüğünü bilirim.

Yiyecek kıtlığını da unutmuyorum, birçok evde kahve yerine nohut kavurup içerlerdi. Ekmek bile vesikayla alınırdı.

Hatta o zamanların şarkısı vardı:

“Oy Suzan’a ekmek vesikayla”.

Tutkular saplantıya dönüştüğü anda anlamını kaybediyor.

Hiç kumar oynamadım. Kumarın ne olduğunu bir kumarhane ziyaretinde gördüm.

Frankfurt Kitap Fuarı sırasında gitmiştim Wiesbaden’e.

Kumarhanede masalar arasında dolaşırken, nasıl oynuyorlar diye insanları incelerken benden tedirgin olduklarını fark ettim. En sonunda bir köşeye çekilip somonlu sandviçimi yemiştim.

Dostoyevski’nin Kumarbaz’ını orada daha iyi anladım.

Salgın nedeniyle takılan maskeleri görünce de hep Venedik maskeler gelmiyor aklıma. Çok şık, çok değişik olanları vardı, Venedik’e gittiğimde dostlarıma getirdim.

Şu günlerde merak ettiğim bazı soruların yanıtlarını bekliyorum.

İnternetten kitap ısmarlamalar dükkânlar açıldıktan sonra aynı oranda devam edecek mi? Alışkanlık kazanıldı mı?

Karantina günlerinde en çok hangi tür kitaplar satıldı?

Büyükler için ayrı çocuklar için ayrı bir liste istiyorum.

Ayrıca bir başka yazı konusu yayın dünyası üzerine.

MENDERES’İ RAHMETLE ANIYORUM

KİTAP ve kütüphaneye hizmet edenleri daima rahmetle anarım.

Beyazıt Kütüphanesi’nin bugünkü durumunu rahmetli Adnan Menderes’e borçluyuz.

Kütüphanenin yanında bir bina vardı, boşaltılmıştı, talibi çoktu.

Müdür rahmetli Muzaffer Gökman’ın bu binaya ihtiyacı vardı, talipler de adeta sıraya girmişti.

Gökman, otobüse biniyor, Ankara’ya gidiyor.

Başbakanlık binasına vardığında kapıdaki görevliye Başbakan’la görüşmeye geldiğini, randevusu olmadığını söylüyor, kendini tanıtıyor.

Özel kalemi arıyorlar, Başbakan gelsin diyor.

Gökman, kütüphanenin bu binaya ihtiyacı olduğunu, kendilerine verilmesini talep ediyor. Menderes yetkiliye telefon ediyor, o binanın kütüphaneye verilmesini emrediyor.

O kütüphane de böylece bugünkü durumuna geliyor.

*

İKİSİNİ de rahmetle anıyorum.

 

X