Paylaş
Habip Aydoğdu’nun resmine daha bilerek bakmanızı, değerlendirmenizi sağlayacak bu yazılar...
Kitaptan bazı seçmeleri aldım yazıma:
Yaşanmamış Tarihe Notlar: Habip Aydoğdu ile Belleğin Kıyılarında
Mustafa AĞATEKİN
Habip Aydoğdu’nun sanatsal yolculuğu 1970’lerin belirgin gerçekçi yaklaşımından 1980’lere doğru zengin çağrışımlarla yüklü simgesel bir dile doğru evrilmiştir.
Bu, resim dilini sürekli zenginleştirme arayışının bir yansımasıdır. 2000’lerden sonra ise sanatçının pratiğinde metin ve yazı kullanımı sadece estetik bir tercih olmanın ötesinde, kendi ifadesiyle “resim yetmeyince devreye giren” ve “resmin ta kendisi” olan felsefi bir derinliğe sahiptir. Bu “yazı-resim çözümlemesi”, onun eserlerinde anlam katmanlarını zenginleştiren temel bir unsurdur.
Bakmanın Rengi
Ali CENGİZKAN
*
Habip hep ince, hep içten, hep doğurgan
Tuvaller önünde duruyor, kanvasın
Arkasında, kumaşın ipleriyle oynuyor
Oynuyor zihnimizin gerisiyle, ileri doğru
İleri doğru kuruyor örgüyü, çözüyor, yırtıp
Bitti dediğimiz yerde başlıyor...
Tuval Hasadının Eylem Buketleri Evrim ALTUĞ
*
Habip Aydoğdu, biçim ve eylemi yüzeyde ekip biçtiği verimli resimlerinin her biri bir diğerine ‘yoldaş’ hale geldiği kadar, izleyenlerini de onların karşısında hayata, faniliğe, sonsuzluğa peş peşe yoldaşlığa kışkırtan, bereketli bir fırçadır.
1970’li yıllardan bugüne, ister kişisel, isterse karma ikramla tanıklık ettiğimiz bu ‘refakat’ eylemi, Aydoğdu’nun dışa vurduğu ‘varoluşu deneyimleme’ susuzluğu adına renk, izlenim ve biçimin üzerimize püskürdüğü tükenmez bir (foto) sentez hali, ilk (tez) sergisinin de dediği gibi, oldukça aleni bir ‘Yaşam Kavgası’dır.
Habip Aydoğdu’nun Yolculuğu Ahmet TELLİ
Habip Aydoğdu’nun lirik soyutlamaları anlam katmanları edinerek yolculuğu sürdürüyor. Sanatçı, sosyal gerçekçi olduğu ilk dönemindeki toplumsal vicdanını “Ankara Gar”, “Gazze”, “Deprem Serisi”, “Karanlık Günler”, “Kaynayan Coğrafya” gibi eserlerinde dışa vururken; “Özün Titreşimi”, “Belleğin Kıyıları”, “Özün Anıtı” gibi eserlerinde varoluş sorunsalını konu ediyor. Şöyle de söyleyebilirim; Dış gerçeklik ile ontik olan bu serginin iki temel temasıdır.
*
Kısa Tanıtım
“Yaşanmamış Tarihe Notlar” sergisi, Habip Aydoğdu’nun 2000-2025 yılları arasında ürettiği eserleri kronolojik bir düzlemde sunarak, sanatçının gerek kendi coğrafyasının gerekse farklı coğrafyaların sosyal, siyasal ve kültürel bağlamıyla kurduğu diyalogu gözler önüne sermektedir. Bu eserler, bir dönemin görsel hafızasını yeniden inşa ederken, aynı zamanda henüz yaşanmamış bir geleceğe dair birer not düşerek sanat ve bellek arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamamızı sağlar. Sanatçı, bu eserlerle sadece geçmişi kaydetmekle kalmaz; aynı zamanda geleceğin belleğini inşa etme çabasıyla, bizi sadece bir dönemin sanatına değil, aynı zamanda henüz yaşanmamış, kaleme alınmamış bir tarihin derinliklerine doğru eşsiz bir yolculuğa çıkarır.
(Islık Yayınları)
Paylaş