Doğan Hızlan

Doğan Hızlan

dhizlan@hurriyet.com.tr

Felsefeyi hayatımıza getirdi

İOANNA Kuçuradi’nin aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde, yıllar boyunca onun hakkında yazdıklarımı yeniden gözden geçirdim.

Haberin Devamı

 

1998’de uluslararası bir başarısını kutlamışım, 2001’de aldığı ödülün ardındaki kitaplarını anlatmışım, 2012’de gençlere felsefeyi öğretme çabasından söz etmişim, 2016’da TÜYAP’ın Onur Yazarı seçildiğinde hayatını ve düşünce dünyasını yeniden değerlendirmişim.

Şimdi bütün bu yazılara baktığımda, aslında yıllardır aynı şeyi söylemiş olduğumu görüyorum:

İoanna Kuçuradi felsefeyi hayatımıza getirdi.

Felsefeyi yalnızca üniversitelerde okutulan, kavramlar ve terimler arasında kalan bir disiplin olarak görmedi. İnsanı, insan haklarını, etiği, sanatı, gündelik hayatı felsefenin konusu yaptı.

Onu tanıyanlar yalnızca büyük bir felsefeciyi değil, iyi bir insanı da tanıdılar.

Bilge Karasu’nun hastalığı sırasında gösterdiği dostluğu bilenlerdenim. Dostluk da onun için üzerinde düşünülecek bir kavram olmaktan önce yaşanması gereken bir insanlık değeriydi.

Haberin Devamı

Birlikte ödül aldığımız bir toplantıda konuştuklarımız da belleğimde.

İnsanlar sevdikleri yazarlarla da tanınırlar. Kuçuradi’nin dünyasında edebiyatın özel bir yeri vardı. Dostoyevski’yi severdi. Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’ini de...

Kuçuradi’nin edebiyatla ilişkisi bana her zaman önemli gelmiştir. Çünkü onun felsefesinde de insan hiçbir zaman soyut bir varlık değildi.

Yıllar önce Nietzsche ve İnsan kitabından söz ederken özellikle “Sürü İnsanı” bölümünü önermiştim.

Kuçuradi, Nietzsche’yi anlatırken onun çabasının insanın bilgisini, sanatını, değerlendirmelerini, moralini, dinini, eğitimini, kısacası insanla ilgili her şeyi problem haline getirmek olduğunu vurguluyordu.

***

Belki de Kuçuradi’nin kendi felsefeciliğinin anahtarlarından biri de burada bulunabilir. Hazır cevaplar vermek yerine soru sormak. Kabul edilmiş yargıları yeniden düşünmek.

İnsanı ve insanın yaptıklarını sorgulamak. Felsefenin gündelik hayatımızdaki karşılığını aramak.

Etik, İnsan ve Değerleri, Çağın Olayları Arasında, Sanata Felsefeyle Bakmak, İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları...

Bu kitapların her biri başka bir alandan yola çıkar ama sonunda aynı yere varır: İnsana.

Haberin Devamı

Sokrates için “felsefeyi sokağa indirdi” denir. Ben de yıllar önce Kuçuradi’nin felsefeyi insan sevgisine ve bireyin sorumluluğuna taşıdığını yazmıştım.

Felsefeyi hayatımıza getirdi

İoanna Kuçuradi

Bugün de aynı kanıdayım.

İnsan haklarını yalnızca hukuk metinlerinin konusu olarak görmedi. Onların arkasındaki felsefeyi, insanın değerini anlattı.

Çünkü insan hakları yalnızca hapishanelerde, mahkemelerde, siyasal tartışmalarda hatırlanacak kavramlar değildir. Ekonomik, kültürel, siyasal haklarıyla temel özgürlüklerin bütünüdür.

Kuçuradi bize bunları düşünmeyi öğretti.

Ama belki daha önemlisi, kendimizi sorgulamayı öğretti.

Felsefenin hayattan uzak bir fikir jimnastiği olmadığını; gündelik düşüncenin sığlığına derinlik kazandırdığını gösterdi.

Haberin Devamı

Gençlerin felsefe okumasını bu yüzden çok önemserdi.

Ben de onun bir lise öğrencileriyle buluşması dolayısıyla yazdığım yazıda, felsefenin gençlere yalnızca bilgi değil, düşünme yeteneği kazandırdığını belirtmiştim.

Kuçuradi’nin hayatı bunun en iyi örneklerinden biriydi.

Hacettepe Üniversitesi’nde bir felsefe geleneğinin oluşmasına katkıda bulundu, Türkiye Felsefe Kurumu’yla yıllarca çalıştı, uluslararası felsefe dünyasında Türkiye’yi temsil etti.

Ama bütün unvanların ve ödüllerin ötesinde onun asıl bıraktığı miras, insana nasıl bakmamız gerektiğine ilişkin ısrarlı sorularıydı.

***

2016’da TÜYAP’ın Onur Yazarı olduğunda Faruk Şüyün’ün hazırladığı İnatla ve Umutla–İnsan Değerleri Peşinde–İoanna Kuçuradi kitabını yazmıştım.

Haberin Devamı

Kitapta Kuçuradi’nin yıllar önce bir yayınevi kurulurken söylediği şu söz aktarılıyordu:

“Öyle bir yayınevi kuralım ki, çıkaracağımız her kitapta insan kokusu bulunsun.”

Bugün o cümleyi yeniden hatırlıyorum. Onun kitaplarında da insan kokusu vardı.

İnsanın değeri vardı. İnsanın sorumluluğu vardı. İnsanın başka bir insana karşı yapıp ettiklerinin hesabı vardı.

İoanna Kuçuradi’nin ardından onu yalnız ödülleriyle, görevleriyle, unvanlarıyla anmak eksik kalır. Onu kitaplarıyla anmalıyız.

Nietzsche ve İnsan’ı, Etik’i, İnsan ve Değerleri’ni, Sanata Felsefeyle Bakmak’ı, Çağın Olayları Arasında’yı yeniden okumalıyız.

Çünkü iyi bir felsefecinin ardından yapılabilecek en anlamlı şey, onun bize bıraktığı soruları düşünmeye devam etmektir.

Haberin Devamı

Yıllar önce onun için yazdığım bir cümleyi bugün, ne yazık ki bir veda cümlesi olarak tekrarlıyorum:

Kuçuradi’nin kitapları, felsefenin yaşamla soluk aldığı yerdir.

Felsefeyi hayatımıza getirdi.

Ve orada kalacak.

 

Yazarın Tüm Yazıları