Paylaş
2025: Hem Okudum, Hem de Yazdım - Selçuk Altun
Yayınevleri için 2025 öncekilerden daha sorunlu bir yıldı, satış cirosunda yüzde 15-20 dolayında bir azalma olduğunu öğrendik. Geçen yıl başında aldığım bir kararla güya yeni çıkan kitaplardan daha çok, yeniden okumam gereken yazarların (Thomas Bernhard, Gilbert Adair, Gabriel Josipovici...) veya ıskaladığım yapıtlara öncelik verecektim.
Özellikle İngilizcede öyle kışkırtıcı kitaplar çıktı ki kendi kendime mahcup oldum.
Yıl içinde gözde yazarım, hatta bir ilham kaynağım Paul Auster vefat etti. Yazar eşi Siri Hustvedt’in onun son yıllarıyla ilgili anılarını ileteceği Ghost Stories, mayıs ayında çıkacak. Şimdiden ön sipariş verdim.
Benim için yılın kurmaca dışı kitabı, Tarabya kökenli Rum şair Constantine Cavafis’in yaşam öyküsünü anlatan Alexandrian Sphinx idi. Umarım Türkçeye çevrilir. Listemde bir şiir kitabı yok; çevirmenim ve şair Türkiye dostu, Foça’da mukim Mel Kene’nin doyurucu kitabı All Told’u etik nedenle değerlendirme dışı tutuyorum.
Münzevi yazar Thomas Pynchon’ın (doğ. 1937) romanını “yetmez ama evet” kategorisinden listeme ekledim. Jon Fosse’nin butik yayınevi Fitzcarraldo Editions’i takdir ederim. Son romanım Öpsem Öldürürler Öpmesem Öldüm’de Fitzcarraldo namlı yaşlı gemi ile o başyapıt filmin yaratıcısı Werner Herzog da rol alıyorlar. (Ah yolları bir kesişse de hayat romanlardan daha tuhaf diyebilsem.)
Kaçsan Nereye Kaçacaksın Bu Şehir’den - Sabri Gürses
Kaya Genç’in Şehir romanındaki kahraman tıpkı Nişantaşı, Şişli, Taksim arasında gezinen Orhan Pamuk gibi, ailesinin hayatındaki dönüşlere bağlı olarak İstanbul’da farklı semtlere yerleşiyor, Nişantaşı, Ulus, Üsküdar. Bu da kitabın yazar olmaya kararlı kahramanının sınıfsal bir çalkantı yaşamasına yol açmayan, aydın bir sınıfın bir kesitinin kahramanı olarak kalmasını sağlayan bir süreç. Romanda açıkça anılan İngilizceden çeviri işi, Kitaplık dergisi, Joyce uzmanı bankacı, Pamuk’la söyleşi yapan editör Emre bu kesitin sınırlarını çiziyor.
Unutamayışın Acısı: Ayfer Tunç’tan ‘Annemin Uyurgezer Geceleri’ - İbrahim Varelci
Hatırlamanın ve anıları yeniden düşünmenin gereklerinden biri de zamanı yavaşlatmak. Annemin Uyurgezer Geceleri, ‘neler yaşandı?’ sorusuyla çok fazla ilgilenmiyor, daha ziyade ‘nasıl hatırlanıyor?’ sorusuyla ilgileniyor. Ayfer Tunç romanında sadece bir aile ve aşk hikâyesi anlatmıyor. Romanın asıl gücünü olaylardan değil, hatırlamanın kırılganlığından aldığını düşünüyorum. Okur, roman boyunca bu hatırlamanın bilinçdışı labirentlerinde buluyor kendini.
Hafıza, Bilgelik, İlham Edebiyatın Babaanneler Cumhuriyeti- Güven Adıgüzel
Bastonu, gözlükleri, kırışıklıkları, beyaz örtüsü ve hikâyeleriyle hanenin köklü ağacı gibi divanında oturup, dallarıyla dünyanın seyrine dalan o esrarengiz kadın... Márquez, Necip Fazıl, Borges, Orhan Pamuk, Gorki, Yaşar Kemal, Jorge Amado, Yılmaz Erdoğan, Cengiz Aytmatov... Birçok batılı yazar, ‘ev’lerindeki bu kıdemli ‘kadın’dan öğrenmiş, dinlemiş, duymuş ve onunla birlikte hayal gücünün sınırlarını keşfetmiş İstanbul’dan Çukurova’ya. Latin Amerika’dan Kırgız bozkırlarına uzanan o hafıza, bilgelik ve ilham ülkesinde cevalân eylerken, cümle ulu ninelerin ruhlarını da şad edelim.
Márquez: Hikâyenin Başladığı Yer
Amado: Hayat ile arasında
Borges: Dil, ses, anlam ya da İngiliz babaannem
Cengiz Aytmatov: Bozkırda Manas’ın kızı
Necip Fazıl: Ateş denizine atılan ateş
Yaşar Kemal: Görünmeyen kahramanın izi
Yılmaz Erdoğan: Yazdığım her şeyin babaannesi
Orhan Pamuk: Nasılsınız babaanne?
Gorki: Belleğime ekilen çiçekler
Bu yazının izinde küresel anlamda yayıncılığın geldiği noktayı değerlendirebilirsiniz.
( Sabitfikir 180. Sayı Şubat )
Paylaş