Doğan Hızlan

Doğan Hızlan

dhizlan@hurriyet.com.tr

Cengiz Cıva’nın ardından

FOTOĞRAFÇI Cengiz Cıva ile birlikte uzun yıllar Hürriyet’te çalıştık.

Haberin Devamı

Hürriyet Gösteri’nin bütün fotoğraflarını o çekti. Kimsede bulunmayan o koleksiyonun gerçekleşmesinde manen ve maddeten Sedat Simavi’nin desteği çok önemlidir.

Liseyi bitirdikten sonra Fransız okuluna gitmiş ondan sonra da kendini fotoğraf sanatına adamıştı.

Ustalığında Ara Güler’in büyük etkisi olmuştur.

Onu geçen hafta ebediyete uğurladık.

Yılların dostu Merih Akoğul meslektaşını şöyle anlatıyor: “Ülkemiz fotoğrafının en renkli kişiliklerinden Cengiz Cıva, adeta Türk fotoğrafının nabzını tutarak başta edebiyatçılarımız olmak üzere birçok sanatçının fotoğraflarını çekerek zengin bir arşiv oluşturmuştur.

Çalışmalarını daima bir proje bütünlüğü içinde düşünen Cengiz Cıva, önce Cumhuriyet Gazetesi sonra da Hürriyet Gösteri Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde yer alan unutulmaz sanatçı portreleriyle ülkemizin görsel belleğine büyük bir katkıda bulunmuştur. Edebiyat üzerine yazılmış önemli yazılara, öykü ve şiirlere hep onun çektiği portreler eşlik etmiştir.

Haberin Devamı

1980’lerin başında, henüz ben Güzel Sanatlar Akademisi öğrencisiyken başlayan dostluğumuz Hürriyet Gazetesi şemsiyesi altında çıkarmayı planladığımız Hürriyet Fotoğraf Dergisi ile ilgili çalışmalar döneminde (1987/88) pekişmiş ve sonra ortak olarak çalıştığımız FOX Fotoğraf Grafik Hizmetleri’nde tanıtım fotoğrafçılığı yaptığımız 1989-92 yılları arasında sürmüştü. Yıllarca her gün birbirimizi görüp sohbet etmenin ve planlar yapmanın keyfini yaşamıştık.

Hümanist bakış açısı, neşeli kişiliği ve tüm olaylara olan pozitif yaklaşımıyla hepimize umut veren Cengiz Cıva’nın erken kaybı fotoğraf ve basın camiasında büyük bir üzüntü yarattı. Daha çekmeyi düşündüğü çok fotoğraf, gerçekleştirmeyi düşündüğü çok proje vardı. Cengiz’in söylediklerinin ve dilediklerinin yakın bir gelecekte olacağına dair inancım sonsuz. Ve onu ve eserlerini yaşatmak için de elimden geleni yapacağım.

Seni üzerinde ‘FOTOĞRAF CENGİZ CIVA’ yazan o büyük boy sarı zarf ve içindeki muazzam fotoğraflarınla ile hep hatırlayacağım.”

Cengiz Cıva’nın ardından
1988 yılında Hürriyet Fotoğraf Dergisi için çalışırken (Fotoğraf: Merih Akoğul)

Haberin Devamı

ÇAYKA ORADAYDI

Her zaman söz uçar yazı kalır dedikleri gibi, şimdi söz de yazı da uçmuş, geriye hafıza kartında sadece yaşanmış anlar kalmıştı. Orada kimler yoktu ki yazar Yaşar Kemal’ler, fotoğraf üstadı Ara Güler’ler, köşe yazarı Çetin Altan’lar, şair Cemal Süreya’lar, mizah yazarı Aziz Nesin’ler, mimar Aydın Boysan’lar, dilci şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’lar, sahaf şair Halim Şefik Güzelson’lar, onun objektifine giren sayısız ressam, heykeltraş, şair, yazar, mimar, tasarım sanatçısı sanki bir türlü sergileyemediği büyük galeride ama onun hep anı belleğinde duruyorlardı.

Kişiselleşmiş anı defterinde Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit, dünyaca ünlü tiyatro yazarı Tennesse Williams ve Rus yazar Radi Fish ve Nazım Hikmet’in arkadaşı Yevgeni Yevtuşenko, Şakir Eczacıbaşı, Sakıp Sabancı, Rahmi Koç ve birlikte röportajını yaptığımız Atatürk’ün fotoğrafçısı Cemal Işıksel, eniştem ressam İbrahim Balaban dahi vardı.

Haberin Devamı

Onunla yapılan geziler hem çok renkli hem de çok fiyakalı olurdu. Hatta birlikte yaptığımız röportajlarda daima önceden tanıdığı kişileri arar ve fotoröportaj için gün saptayıp beni de işin içine katardı. Örneğin şair Arif Damar bu röportajlarımızda bana Zeytin şiirini imzalı olarak hediye etmiş, Atatürk’ün fotoğrafçısı Cemal Işıksel, Atatürk’ün imzalı fotoğraflarını bize hediye etmişti.

Yaşam tüm renkli anların oluşturduğu bir sanat evrenini bize sunarken, o gazeteciliğin verdiği refleksle yaşıyor ama yaşarken bir bir yitirdiği sanatçı, yazar, şair dostları için ve en çok dokunamadığı ve yeterince sevemediği sevgili kızı Çayka için endişeleniyor ve benden onu, Victor Levi Şarap Evi’nin karşısındaki atölyesinde ziyaret etmemi istiyordu. Ama ben onu hayatımda bir kere dahi görmediğim için dükkânına nedense hep uzaktan bakıyordum. Taa ki Cengiz Cıva’nın cenazesi musalla taşına gelene kadar. İşte Çayka oradaydı, Cengiz’in güzel kızı Çayka oradaydı...

İlyas Göçmen

Yazarın Tüm Yazıları