Paylaş
Türk şiiri üzerine yazacak herkes onu okumalı, incelemeli, değerlendirmelidir. Hiç kuşkusuz dünden bugüne yapılacak incelemede düzyazısı da ihmal edilmemelidir.
Dergicilik tarihinde de Papirüs’ün belirleyici farkı ortaya konulmalıdır.
Yeni bir kitap onun üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

‘Kendini Yazan Habitus -Cemal Süreya Şiirinin Sosyolojisi’ - Elyesa Koytak.
İçindekiler
- Önsöz
- Giriş
- Şiir Sosyolojisi İçin Kalkış Noktası
Edebiyat: Toplumun Aynası
Şiirdeki Toplum: İlişkisel ve Süreçsel
Bourdieu’den Hareketle
Sosyolojide Edebî Vaka İncelemeleri
Hülasa
- Yeni Bir Şiir Neye Karşı Doğar?
1950’lere Gelindiğinde Türk Şiiri Alanı
Mülkiye, Geçmişin Telafisi ve Alana Giriş
Habitus Yankısı: Sezai Karakoç
Kuşak Çatışması Yahut Şiir Sanatı
- Kendini Yazan Habitus
Aşkın Mizahı
Kederin Soyutlanması
“Gülün Tam Ortasında” Dilin Dönüşümü
İmgenin Kitap Hali: Üvercinka
Göçebenin Evi
- Sonuç
- Ekler
- Kaynakça
- Dizin
Ona yaklaşımlar:
- Şiirin çabası, farklı da olsa bir bilgi, keskin de olsa bir şuur meselesi olarak anlaşılırsa olay tamamen insani bir seviyede ele alınmış, şiirin “verilmiş” olan yanı ihmal edilmiş olur; ve sonunda nasıl bir zamanlar “sociologie” doğmuşsa bir gün de “poèmologie” ortaya çıkıverir.
İsmet Özel (1977, s. 49).
- Bir yanda siyasal, toplumsal, ekonomik, ideolojik fenomenlerin dünyası var; öte yanda edebiyat eseri bir başına, muğlak ve aynı zamanda belli anlamlarla dolu. Bu iki ayrı kıta tamamlayıcı şekillere sahip olsalardı ne harika olurdu. Ancak bu hayalden başka bir şey değil.
Roland Barthes (1963, s. 145).
- Wittgenstein, konuşulamayan şey hakkında sessiz kalınmalıdır der. Ama şunu söylemek de hakkımızdır: Hakkında konuşulamayan şeyin araştırılması gerekir.
Norbert Elias
- (2000, s. 184)
ÖZET TANITIM
- Şiir sosyolojik bir gözle açıklanabilir mi? Yeni bir şiirin doğuşu sadece poetik tartışma ve ayrışmaların sonucu mudur? Şiirin en kapalı ve öznel taraflarında toplumun etkisini nasıl görebiliriz?
Bu çalışma, Türkiye’de en çok okunan şairlerden biri olan Cemal Süreya özelinde, İkinci Yeni şiirinin oluşumunu sosyolojik açıdan inceliyor. Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirlerle toplumsal deneyimi arasında mekik dokurken; şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor. Bunu yaparken alan, habitus ve eser arasındaki karşılıklı şekillenme süreçlerini birlikte okumayı teklif eden yeni bir teorik zemin sunuyor.
Mülkiye öğrencilerinin sosyal profilinden şiirdeki söz sanatlarına kadar farklı gerçeklik boyutlarını bir araya getiren kitap, bir toplumsal eylem olarak şiirin sosyopolitik belirlenimlere karşı kendini yazma yolu olabileceğini gösteriyor. Böylece, günümüz sosyolojisinde yaygın olan habitus kavramını da yeniden ele alarak ufuk açıcı bir inceleme ortaya koyuyor. Sadece sosyal bilimcilerin ve edebiyat uzmanlarının değil, şiire ve Cemal Süreya’ya ilgi duyan herkesin istifade edeceği bir çalışma.
(VakıfBank Kültür Yayınları)
Paylaş