Grip ve zatürre aşısı yaptırmalı mıyız?

Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Prof. Dr. İsmail Balık bu soruya, “Bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmuyor. Enfeksiyonların birbiriyle karışarak daha ağır bir süreç geçirilmemesi adına, yalnızca risk grubundakilere tavsiye ediyoruz” diye cevap verdi.

 

Uzmanlar, havaların soğumasıyla birlikte koronavirüs vakalarında tablonun daha kötüye gitmemesi için bugünlerden önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor. Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Hürriyet Ankara, bu soruları Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sordu. Balık, koronavirüs başta olmak üzere bütün enfeksiyon hastalıklarına karşı en büyük silahın maske, mesafe ve hijyen olduğunu hatırlatarak, ”Grip ve zatürre aşısını sadece kronik hastaların yaptırması doğru olacaktır. Çünkü bu aşının koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi yok. Ancak diğer hastalıklarla aynı anda geçirilince özellikle riskli grupta çok daha ağır seyretmesine neden olabilir” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık havaların soğumaya başladığı Ankara’da, kentliye şu tavsiyeleri yaptı

 

 

İŞİN TEMELİ MASKE MESAFE HİJYEN

“Bilimsel veriye dayalı konuşmamız ve hareket etmemiz gerekiyor. Her şeyi sorgulamadan önce asıl korunmanın maske, mesafe ve hijyen ile olduğunu kabul etmeliyiz. Bugünlerde konuya daha da ciddiyetle yaklaşmamız kış aylarında tablonun olumsuzlaşmaması için kesinlikle şart. Koronavirüsten korunarak kış aylarında yaşanabilecek başta grip, zatürre olmak üzere birçok enfeksiyon hastalığından da önemli ölçüde korunmuş olacağız. Koronavirüs, zatürre ve grip ile birlikte geçirildiğinde daha ağır hastalık yapma riski taşıyor.

İKİ AŞIYA DA GEREKSİZ BİR TALEP VAR

Bu nedenle özellikle risk grubundakilerin zatürre ve grip aşısını yaptırmalarında yarar vardır. Ancak gereksiz yere risk grubunda olmayanların bu iki aşıya yoğun talepte bulunmasının bir anlamı yok. Çünkü bu iki aşınının adını taşıdıkları hastalıklara koruma sağlamasına karşın, koronavirüs özelinde bir etkisinin olduğu kanıtlanmış değil. Bu noktada 3 altın kuralımızın yanında (maske, mesafe, hijyen) en büyük destekçimiz bağışlıklık sistemimizi güçlü tutmak olacaktır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ HAZIR TUTUN

Bağışıklık sistemimizin enfeksiyon etkenleriyle karşılaştığımızda hafif geçirmemizi sağlayacak kadar güçlü olması için bir takım zararlı alışkanlıları bırakmamız gerek. Düzenli uyku ve dengeli beslenmeye özen gösterelim. Alkol, sigara gibi sağlık açısında birçok zararının yanında bağışıklık sistemine de önemli ölçüde darbe vuran alışkanlıklardan uzak duralım. Salgın süreci, bu alışkanlıkları bırakmak için çok doğru bir zaman olacaktır. Tabi buna ek olarak spor yapmak önemli. Hafta da en az 3 defa 20 dakikadan az olmamak kaydıyla mümkünse açık havada tempolu yürüyüş yapılabilir.”

KONTROLÜN ELİMİZDE OLDUĞUNU GÖRDÜK

“Havaların soğumaya başladığı şu günlerde aslında yapmamız gereken ortada ve daha önceden bunu yapabildik. Hiç gevşemeden yaz başında olduğu gibi korunma tedbirlerini salgın tamamen bitene kadar devam ettirmemiz gerekiyor. Salgın sona ermeden gevşediğimiz anda yaşanabilecekleri, vakaların çok hızlı arttığını yaz aylarında gördük. Tedbir alınca düşürdüğümüzü de gördük. Ama bu sırada çok sayıda can kaybettiğimizi de duyduk.”

YANILTICI REKLAMLARA DİKKAT

“Bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel gıda takviyelerini abartılı şekilde almanın koronavirüsü önlemeye dönük bir katkı sağladığına ilişkin bilimsel veri bulunmamaktadır. Herhangi bir vitamin grubunu veya gıda desteklerini almanın size korona bulaşmasını önlemeyeceğini kesinlikle bilmeniz gerekiyor. Özellikle sosyal medyada tanıtımla reklamı yapılan koronavirüse iyi geldiği şekline anlatılan ürünlere asla güvenilmemesi gerek.”

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Maske kurnazları

Koronavirüs rakamları artışını sürdürürken, fırsatçılar da boş durmuyor. Bazı işgüzar firmalar çoklu paket ve uygun fiyat etiketleriyle cerrahi maskelerle birlikte işlevsiz maskeleri de halka satmaya çalışıyor. Uzmanlar ise ‘Cerrahi maske’ özelliklerini taşımayan maskelerin virüs koruma noktasında yetersiz kalabileceğine dikkat çekerek, “Korunmasız bırakabilir” uyarısı yapıyor.

Koronavirüs salgınının başında fahiş fiyatlarla yaşanan süreci fırsata çevirmeye çalışan işgüzar firmaların taktiği değişti. Maske fırsatçıları, bu sefer de içlerine teknik özellikleri virüsü korumaya yetersiz olan, işlevsiz maskeleri de kattıkları çoklu paket kutularıyla müşterileri tuzağa çekiyor. Çoklu pakette daha uygun fiyat olduğunu düşünen vatandaşlar da uzmanların en sık önerdiği çeşit olan ‘3 katlı cerrahi maske’ etiketiyle satılan bu maskelere rağbet gösteriyor. Ancak paket satın alınıp bir kaç maske kullanıldıktan sonra, kutudaki bazı maskelerin ‘3 katlı cerrahi maske özelliği’ taşımadığı ve virüsü filtreleyen meltblow kumaşından yapılmadığı anlaşılabiliyor. Hürriyet Ankara koruyucu özelliği olmayan maskelerin yarattığı tehlikeyi ve bu durumla karşılaşmamak için yapılacakları uzmanlarına sordu:

 

 

KORUYUCULUĞU BİLİNMİYOR

 

*Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık: “3 katlı cerrahi maskede virüsü filtreleyen meltblow kumaş büyük önem taşıyor. Üretim açısında da pahalı bir bölüm. Bende fark ediyorum; maalesef ticari terbiyeye aykırı davranan satıcı firmalar var. Bu önemli kumaşı kullanmaktan kaçıyorlar, ama kullanıyor gibi göstererek satıyorlar. Maskenin teknik özellikleri düştükçe koruyuculuk özelliği de azalıyor. Bunu kullanan insanların da, en güçlü silahı olan maskelerinin koruyuculuk özelliği düşmüş oluyor. Neyden yapıldığı bilinmeyen maskenin koruyuculuğunu da bilemeyiz. Bu nedenle vatandaşımızın da, bu maskeyi satan aracıların da kontrollü davranması, güvenilir noktaları tercih etmesi gerekiyor.

 

Yazının Devamını Oku

Sigara dumanı varsa açık alanda da risk var

İçişleri Bakanlığı’nca yayımlanan genelgeyle 81 ilde olduğu gibi Ankara genelinde de caddeler, sokaklar, meydanlar ve otobüs durakları gibi toplu bulunulan alanlarda sigara içmek yasaklandı. Polis ekipleri dün, Ulus Meydanı’nda maske-mesafeye ek olarak sigara denetimi de yaptı.

Açık alanların da maske ve mesafe kurallarının yerine getirilmediği zaman risk taşıdığına dikkat çeken Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, “Sigara dumanı virüs parçacıklarının daha uzağa gitmesine sebebiyet verdiği için kalabalıklarda kesinlikle içilmemelidir. Eğer sigara içen bir kişinin sigara dumanının kokusunu alıyorsanız bu kişiyle aranızdaki fiziki mesafeyi olması gerekenin en az 2 katına çıkarmanız gerekir” dedi. Sigara yasağının virüsün yayılımının hızını kesmeden önemli bir rol oynayacağına dikkat çeken Kayıpmaz şöyle devam etti:



KALABALIKLARDA KESİNLİKLE İÇİLMEMELİ

“Sigara içen insanlar, sigara içtikleri sırada mecburen maskeleri çıkarıyorlar. Benzer durum çay, kahve molalarında ve yemek aralarında da söz konusu oluyor. Bu nedenle yeme, içme ve sigara içme sırasında kişiler arasındaki mesafenin mutlaka korunması gerekiyor. Hele ki sigara dumanı virüs parçacıklarının daha uzağa gitmesine sebebiyet verdiği için kalabalıklarda kesinlikle içilmemelidir.

Yazının Devamını Oku

Bu şiddet cezasız kalmamalı

Ankara Sincan'da Ocak ayında zehirli etle 6 köpek ve 14 güvercinin öldürüldüğü Necip Fazıl Parkı’nda hakim ve bilirkişi ‘zehrin çevreye kalıcı zarar’ verip vermediği yönünde keşif yaptı. Önceki gün gerçekleşen keşifte mahkemenin bir üye hakimi, besledikleri köpekleri ölen hayvanseverler ve Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) temsilcileri de hazır bulundu. HAYTAP Ankara Temsilcisi Pelin Sayılgan hayvanları zehirleyen kişinin hapis cezasıyla yargılanması gerektiğini savunarak, “Sincan’da 20 canlıyı öldüren kişi suçunu itiraf etti ama kabahatlar kanununa girdiği için basit bir para cezasıyla kurtulabilir. Bu olayların durması için bu suçun ceza kanuna girmesi, zanlının hapis cezasıyla yargılanması gerekiyor” dedi.

BÜTÜN TOPLUMUN BEKLENTİ BU YÖNDE
“Mecliste 15 yıldır mücadelesini verdiğimiz bir hayvan hakları kanunu var. Bizim amacımız hayvana şiddetin kabahatler kanunudan çıkıp ceza kanunu kapsamına girmesi ve faillerin hapis cezasıyla yargılanması. Bu kanun çıkmadığı için sicillerine bile işlenmeden basit bir para cezasıyla bu işten sıyrılıyorlar. Toplumda beklenti oluşmuş durumda. Bu kanun bütün Türk halkı tarafından talep ediliyor. Dolayısılya parlamentonun bu sese kulak vermesini temenni ediyoruz.”

KANUNUNDAKİ EKSİKLİĞİ GÖSTERİYOR
KEŞİF çalışmalarına katılan HAYTAP avukatı Eren Değirmenci’nin açıklamaları ise şöyle oldu: Bu köpeklerden üçü buradaki mahalleli tarafından sahiplenilmişti. Bu sebeple sanık hakkında mala zarar vermek suçundan, ayrıca zehirli atıkları parka bıraktığı için çevreye kasten zarar vermek suçundan yargılamaya başlandı. Sanığın bu suçtan ceza alması çok zor görünüyor. Bugün, sanığın bıraktığı zehirli et parçalarının çevreye ne denli zarar verdiğini ölçmek için hakim ve bilirkişilerle birlikte olayın yaşandığı parka gelindi. Bu kişi onlarca hayvanı öldürdü ve eğer bu köpeklerden birkaç tanesi mahalleli tarafından sahiplenilip aşı kartı çıkarılmış olmasa hiçbir ceza almadan kurtulacaktı. Bu da bize ceza kanunundaki eksikliği gösteriyor. “

İTİRAF ETMİŞTİ
6 köpek ile 14 güvercini öldürmekten yargılanan sanık İsmail Koç, önceki duruşmada zehri parka koyduğunu kabul etmişti. 6 Ekim’de görülen davada konuşan sanık Koç, köpeklerin kendisine ve çocuklarına saldırdığını iddia ederek savunmasında: kemik kırıntıları ve et parçalarına fare zehri katarak parkın muhtelif yerlerine attığını ve 6 köpeğin öleceğini düşünmediğini ifade etmişti.

Yazının Devamını Oku

Pfizer-Biontech aşısı 2 aya başlıyor

Türkiye’deki iki aşı denemesinde biri olan Pfizer-Biontech ortaklığındaki koronavirüs aşısı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi koordinasyonunda gönüllü deneklere uygulanmaya başladı. Aşı sürecini sorduğum Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, “2 ay içerisinde piyasada göreceğiz” diyerek sevindirici bir haber verdi birde uyarı yaptı: “İlk aşamada herkese yapılması mümkün değil, bu yüzden en az bir yıl maske, mesafe, hijyen ve kabalıklara girmeme kurallarına uymaya devam etmeliyiz.”


ABD merkezli ilaç firması Pfizer ile Almanya’da Prof. Dr. Uğur Şahin’in kurucusu ve ortağı olduğu Biontech biyoteknoloji firmasının koronavirüs salgını için geliştirdiği aşının gönüllü uygulamalarına dün Ankara’da başlandı. Deneme aşamasında 500’ün üstünde gönüllüye uygulanacak aşının ilk denek adayı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal oldu. Ünal’ın ardından Ankara Üniversitesi’nden gönüllü hocalara ve sağlık çalışanlarına da aşı yapıldı. Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık aşının deneme ve izleme süreciyle ilgili merak edilenleri Hürriyet Ankara’ya anlattı. Balık, “İnşallah bu aşımızı da gerekli denetim ve gözetim çalışmalarının ardından 2 ay içerisinde piyasada göreceğiz” dedi. Herkese aşılama yapılmasının mümkün olmayacağını dikkat çeken Balık, “Öncelik risk grubu ve sağlıkçılar olacaktır. Bu yüzden aşı onaylansa bile en az bir yıl maske, mesafe, hijyen ve kabalıklara girmeme kurallarına uymaya devam etmeliyiz” uyarısı yapı. Prof. Dr. Balık’ın değerlendirmeleri şöyle:

HEDEFE ULAŞMAK ÜZEREYİZ

Aşının etkisini incelemeye bugün başladık ve ilerleyen süreçte de takip edeceğiz. Etkinlik düzeylerini ve oranlarını araştıracağız. Bunların takibini 2 yıl boyunca da devam ettireceğiz. Ama bu aşının piyasa girmesine engel değil. 2 ay içinde Amerika’da ve Avrupa birliği ülkelerinde onay alıp rutin uygulamaya geçeceğini tahmin ediyorum. 2 ay içerisinde onay alma ihtimali çok büyük olasılık olarak gözüküyor.
İLK ETAPTA YETERSİZ OLACAK

Şuan Türkiye’de bu aşının yanında Çin’de üretilmiş bir aşı da deneniyor. Her ikisinin de güvenilirliğiyle ilgili bir sorunla karşılaşılmadı. Bizde başladığımız araştırmada etkinliğin ne kadar uzun süre devam edeceğini göreceğiz. Ancak aşıların piyasaya çıkması ilk etapta tüm dünyaya yetecek kadar aşının çıkması anlamına gelmiyor. İhtiyacın çok altında aşı piyasaya çıkmış olacaktır. Tüm dünyada herkese aynı anda aşı yapılamayacak.
1 YIL DAHA KURALLI YAŞAM

Aşı bu nedenle salgının hemen durmasına katkı vermeyecek gibi görünüyor. En azından bir yıl daha standart korunma tedbirlerine uymaya ihtiyacımız var. Maske, mesafe, el hijyeni ve kabalıklar girmemek önemli. Bu dördüne dikkat etmemiz gerekiyor. Öncelikle risk grubu ve sağlık çalışanları. Otobüs şoförleri, banka çalışanları gibi insanlarla yüz yüz olanlar aşılamada öncelik olmalı.”

Yazının Devamını Oku

Kentliler döndü hava kalitesi düştü

Koronavirüse karşı alınan tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarının etkisiyle iyileşme gözlenmeye başlayan hava kalitesi, normalleşme süreciyle birlikte düşmeye başladı. Kentlilerin sokağa dönmesiyle artan motorlu araç kullanımı, açılan fabrika ve mekânların fosil atıklarının neden olduğu kirlilik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hava kalite izleme istasyonları verilerine de yansıdı


22 Mart’ta Ankara genelindeki 8 istasyonda ‘memnun edici’ seviyede olan hava kalitesi 23 Ekim’de yalnızca 3 bölgede ölçüldü.
2 BÖLGE HASSAS 3 BÖLGE ORTA SEVİYE
Ankara’nın 8 farklı noktasında ölçüm yapan istasyonların 23 Ekim’e ait verilerine göre; Bahçelievler ve Siteler bölgesinde hava kirliliği ‘hassas’ olarak ölçüldü ve ‘Hassas gruplar için sağlık etkileri oluşabilir, ‘açık hava sporları bisiklet sürmek ve dışarıda piknik yapmak için iyi bir hava değil’ uyarısı yapıldı. Sincan, Sıhhiye ve Demetevler’de ise kirlilik orta seviye olarak ölçüldü ve ‘hava kirliliğine hassas olan insanlar için orta düzeyde sağlık endişesi oluşabilir’ uyarısı yapıldı.


KEÇİÖREN, KAYAŞ, ÇUBUK RİSK TEŞKİL ETMİYOR
Keçiören, Kayaş ve Çubuk’ta ise hava kalite endeksi günlük ortalama 50 PM10’nun(partikül madde) altında kaldı. 3 bölgede için de; ‘Hava kalitesi memnun edici’ seviyede denilerek, ‘hava kirliliği az riskli veya hiç risk teşkil etmiyor’ bilgisi paylaşıldı.


Yazının Devamını Oku

Talep çok aşı yok

Koronavirüs pandemisiyle girdiğimiz sonbahar ve kış aylarıyla beraber grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon astalıklarında da artış beklenirken içinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘koronavirüsten korunmak için zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’ geliyor. Ankara Eczacılar Odası Başkanı Taner Ercanlı ise "Özellikle grip aşısı şuanda talebe cevap verecek miktarda değil. 15 Ekim'de stoklarda olmasını bekliyoruz" dedi.

Koronavirüs pandemisiyle girdiğimiz sonbahar ve kış aylarıyla beraber grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘koronavirüsten korunmak için zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’ geliyor. Uzmanlar ise bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi olmamasına karşın, özellikle risk gruplarına hastalıkların bir arada geçirilmemesi içi yapılmasını öneriyor. Ankara Eczacı Odası (AEO) Başkanı Taner Ercanlı grip ve zaatüre aşılarına yönelik yoğun bir talep olduğunu belirterek, “Elimizdeki aşıların öncelikli olarak risk grubuna ulaşması adına, eczanelerde aşı satılması yerine Bakanlığın belirleyeceği hastane, sağlık ocağı gibi noktalarda aşılama yapılması daha doğru olacaktır” önerisinde bulundu. Ercanlı gerekçesini ise, “Şuanda talebe cevap verecek bir aşı stoklarda yok. Bu yüzden eczacı ve halk karşı karşıya geliyor. Biz kim gerçek risk grubu kim değil bilemeyiz. Eczacının bunu rezerve etme saklama gibi bir lüksü yok” dedi. Ercanlı şöyle devam etti:
15 EKİMDE STOKLARDA

Zatürre ve grip aşılarında inanılmaz birr talep var. Özellikle grip aşılarında oluşan yoğun talebe son bir haftadır (27 Eylül-1 Ekim) talebe cevap veremeyen eczanelerin oldu. Bize gelen bilgi 15 Ekim’de grip aşısı stoklarının artacağı yönünde. Zaatüre aşısıyla ilgili ağustos ve eylül ayında bir sıkıntı oldu. Talep çok yoğundu. Ancak bu hafta çok sayıda aşı piyasaya girmeye başlayınca bu sıkıntı aşıldı.
TERCİH DURUMU YOK

Aşı gelmiş ben ne zaman olacağım’ ‘benim ismimi yazar mısın’ ‘beni unutma’ sözleriyle eczane eczane dolaşarak ismini yazdıran Ankaralılar olduğu duyumu alıyoruz. Eczacıların çoğu sıkıntı yaşamamak için notlar alıyorlar. Ama bunu rezerve etme gibi bir şansı yok. Kronik rahatsızlığı olan reçetesi olan kişilere teslim edecekler. Ama yetersiz gelirse nasıl vereceğiz, nasıl tercih yapacağız. Böyle bir lüksümüz yok.”
BİLİM KURULU BELİRESİN

Halkla eczacı karşı karşıya getirilmemeli. Çünkü burada yanlış bir algı oluşuyor; ‘eczacı da bu var bana vermiyor’ veya ‘tanıdığına saklıyor’ gibi. Bu yüzden diyoruz ki girip aşısı ihtiyaca cevap veremeyecek miktarda olursa bunun halka dağıtımı noktasında Sağlık Bakanlığı yeni bir düzenleme yapsın. Bilim Kurulu’nun değerlendirmelerine göre belirlenen risk grubuna öncelikli olarak bu aşılar uygulansın. Eczane yerine hastane veya sağlık ocağı, aile hekimleri üzerinden yapılması daha doğru olur bu aşıların. Kronik rahatsızlıkar içinde ciddi boyutta olan var. O hastaların öncelik olması lazım


Yazının Devamını Oku

Grip ve zatürre aşısı yaptırmalı mıyız?

Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Prof. Dr. İsmail Balık bu soruya, “Bu aşıların koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmuyor. Enfeksiyonların birbiriyle karışarak daha ağır bir süreç geçirilmemesi adına, yalnızca risk grubundakilere tavsiye ediyoruz” diye cevap verdi.

Uzmanlar, havaların soğumasıyla birlikte koronavirüs vakalarında tablonun daha kötüye gitmemesi için bugünlerden önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor. Sonbahar ve kış aylarıyla beraber koronavirüsün yanı sıra grip ve zatürre başta olmak üzere diğer enfeksiyon hastalıklarında da artış bekleniyor. İçinde bulunduğumuz günlerde sıkça sorulan soruların başında ise ‘Zatürre ve grip aşısı yaptırmalı mıyız?’, ‘Bu aşılar bizi koronavirüsten korur mu?’ geliyor. Hürriyet Ankara, bu soruları Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sordu. Balık, koronavirüs başta olmak üzere bütün enfeksiyon hastalıklarına karşı en büyük silahın maske, mesafe ve hijyen olduğunu hatırlatarak, ”Grip ve zatürre aşısını sadece kronik hastaların yaptırması doğru olacaktır. Çünkü bu aşının koronavirüs özelinde kanıtlanmış bir etkisi yok. Ancak diğer hastalıklarla aynı anda geçirilince özellikle riskli grupta çok daha ağır seyretmesine neden olabilir” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık havaların soğumaya başladığı Ankara’da, kentliye şu tavsiyeleri yaptı

 

 

İŞİN TEMELİ MASKE MESAFE HİJYEN

“Bilimsel veriye dayalı konuşmamız ve hareket etmemiz gerekiyor. Her şeyi sorgulamadan önce asıl korunmanın maske, mesafe ve hijyen ile olduğunu kabul etmeliyiz. Bugünlerde konuya daha da ciddiyetle yaklaşmamız kış aylarında tablonun olumsuzlaşmaması için kesinlikle şart. Koronavirüsten korunarak kış aylarında yaşanabilecek başta grip, zatürre olmak üzere birçok enfeksiyon hastalığından da önemli ölçüde korunmuş olacağız. Koronavirüs, zatürre ve grip ile birlikte geçirildiğinde daha ağır hastalık yapma riski taşıyor.

İKİ AŞIYA DA GEREKSİZ BİR TALEP VAR

Bu nedenle özellikle risk grubundakilerin zatürre ve grip aşısını yaptırmalarında yarar vardır. Ancak gereksiz yere risk grubunda olmayanların bu iki aşıya yoğun talepte bulunmasının bir anlamı yok. Çünkü bu iki aşınının adını taşıdıkları hastalıklara koruma sağlamasına karşın, koronavirüs özelinde bir etkisinin olduğu kanıtlanmış değil. Bu noktada 3 altın kuralımızın yanında (maske, mesafe, hijyen) en büyük destekçimiz bağışlıklık sistemimizi güçlü tutmak olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Kum fırtınasının sebebi iklim değişikliği

Ankara'da yaşanan kum fırtınasının nedenlerini ve sonuçları uzmanlara sordum. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası yaşanan toz fırtınasının küresel iklim değişikliği kaynaklı lokal bir olay olarak değerlendirdiklerini ve yurt dışı kaynaklı olmadığı bilgisini paylaştı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Cem Ferda Tunçer, “Tarım arazilerini veya herhangi bir araziyi uzun vadeli olarak etkileyecek bir durum yok, ilk 48 saat risk grubunun hassas davranması gerekiyor” dedi.


Tunçer şöyle devam etti: Dünyanın doğal döngüsünde var olan Kum ve toz fırtınaları, iklim değişikliğine bağlı olarak, zaman zaman artış eğilimleriyle kaşımıza çıkmakta. Güncel iklim öngörülerine göre, kuraklık hadisesinin sıklığı ve şiddetinin artmasıyla birlikte, kum ve toz fırtınalarının daha yoğun yaşanması beklenen bir durum. Eskiden de görüyorduk ama bu kadar şiddetli olmuyordu. Son yıllarda daha fazla görmeye başladık. Ankara’da 2012 yılında yine yaşanmıştı. Yer seviyesinde olmadığı için bu kadar ses getirmemişti. En yakın 4 Eylül’de Konya Aksaray Yolu’nda yaşandı ve bir trafik kazasına sebebiyet verdi. Anormal hava koşulları yaşandı ama bu beklenmeyen bir şey değil.

YURT DIŞI KAYNAKLI DEĞİL



Kum ve toz fırtınaları aslında dünyanın doğal döngüsü içinde sürekli var olan olaylar. Her yıl dünya atmosferine yaklaşık 2 milyar ton toz ve kum karışır. Dünya Bilim çevreleri kabul etmiştir ki hem okyanusların hem de amazon ormanlarının doğal besin kaynağını Sahra Çölü kaynaklı tozlar olduğu kabul edilmektedir. Bu tozların yüzde 70’i Türkiye’nin çevresinden atılır. Türkiye’ye bu nedenle zaman zaman kum ve toz taşınımı olur. Ancak Polatlı’da yaşanan olay bu şekilde bir taşınım değildir. Polatlı’da yaşanan hadise kuvvetli güneyli rüzgârların etkisiyle Ankara’nın daha güneyinden Konya bölgesinden kalkan tozların taşınması sonucu gerçekleşmiştir. Yani Afrika kaynaklı değil. Yaşadığımız lokal bir olay.
RİSK GRUPLARI İLK 48 SAAT DİKKAT ETMELİ

Tarım için çok ciddi uzun vadeli bir etkisi yok, toprak verimliliği de etkilenmiyor. Çevre sağlığı açısında tanımladığımız hassas gruplar var. Solunum problemi yaşayanlar, küçük çocuklar, hamileler, kalp rahatsızlığı gibi kronik grupların koruma altında bulunması gerekiyor. İlk 48 saatte bu kişiler daha dikkatli olmalı. Toz parçacıkları yere çöktü ve yağmurlar yıkandı. Atmosferde kalmadı. “

Yazının Devamını Oku

Maskeyi doğru kullanmayana istisnasız ceza uygulansın

Vakaların artmasıyla beraber Ankara'da mesken hariç, istisnasız tüm alanlarda maske takmak zorunlu oldu. Maske ve mesafe kurallarına uyulması durumunda koronavirüsün bulaşma riskinin yüzde 1’in altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Balık, bu koruyuculuk için maskenin doğru kullanılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Balık, “Maske çene altında, kolda veya cepteyse de bunun yanlış olduğunu göstermek amaçlı ceza uygulanmalı” dedi.

Ankara Valiliği’nin koronavirüs vakalarındaki artışın önüne geçmek için aldığı ‘mesken hariç istisnasız tüm alanlarda maske takma zorunluğu’, ‘toplu taşımada yolcu kısıtlaması’, ‘restoran ve cafe gibi yerlerde saat 24.00’ten sonra müzik yayını yasağı’ kararlarını değerlendiren Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, tedbirlere uymayanlara ceza yaptırımlarında taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Balık, şu değerlendirmeleri yaptı:
TAVİZ VERMEDEN UYGULANMASI GEREK
“Maske artık mesken hariç her yerde zorunlu. Buna uymayana artık uyarı değil direkt caydırıcı cezaların taviz vermeden uygulanması gerek. Aylardır doğru kullanımı uzman isimler anlatıyor. Düzgün kullanmayanlara da aynı şekilde ceza uygulanması gerek. Maske çene altında, kolda veya cepteyse de bunun yanlış olduğunu göstermek amaçlı ceza uygulanmalı. Maskeyi her birey usulüne uygun kullanmışsa, fiziksel mesafede sağlanmışsa bu kişiler arasında yüzde 99 korunma sağlandığını unutmayalım.
KIŞ GELMEDEN AZALTMAMIZ GEREKİYOR
Eğer valiliğin aldığı tedbirler ile kişisel tedbirler sıkı sıkıya uygulanırsa yaklaşık 3 hafta sonra günlük vaka sayılarında belirgin düşüşleri görebiliriz.
Kış aylarında havalar soğuduğunda diğer enfeksiyonlar da eklenince sağlık çalışanların yükü çok daha artacak. O nedenle bugünlerde alınacak sıkı tedbirlerle soğuklar başlamadan günlük vaka sayılarının azaltılmış olması gerekiyor. Ne kadar yoğun bakım ünite gücümüz olursa olsun artış böyle devam ederse mücadele oldukça zorlaşacaktır.”
HASTALARA YETİŞMEKTE ZORLANIYORLAR

Yazının Devamını Oku

Önlemler yeterli olacak mı

Ankara'da artan vakaların ardından, Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu önceki gün yeni önlemler alındığını duyurdu. Risk grubundakilere sokağa çıkma kısıtlaması, toplu ulaşım ve törenlere ek önlemlerin yanı sıra, izolasyon kurallarına uymayanlara da para cezası ve adli işlem başlatılacak. Mahalle denetim ekipleri ise yakın kuralsızları denetlemek için bundan böyle sahada olacak. Peki bu önlemler vakaları azaltmak için yeterli olacak mı? Prof. Dr. İsmail Balık ve Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'a bu soruyu sordum.

Başkent’te bir süredir artan koronavirüs vakalarının ardından önlemler de sıkılaştı. Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında önceki gün olağanüstü toplanan Ankara İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, vaka artışlarını önlemek için yeni kararlar aldı. 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olanların düğün, cenaze, taziye, pazar yeri, sosyal faaliyetler gibi alanlara girişleri kısıtlandı. Taksi, dolmuş ve toplu ulaşım araçlarında şoför mahalli ile yolcular arasında fiberglas ile bölümleme yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca evde izolasyon hükümlerini ihlal edenlerin denetlenmesi için ‘Mahalle Denetim Ekipleri oluşturulacak, kurallara uymayanları para cezası ve adli işlem başlatılacak. Kararı değerlendiren uzmanlar ise bir kez daha bireysel maske, mesafe ve hijyen kurallarını hatırlattı ve “Bireysel tedbirler uygulanmazsa, önlemler başarıya ulaşmamız için yeterli olmaz” uyarısı yaptı. Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre; İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun koronavirüs tedbirleri kapsamında aldığı yeni kararlar şöyle:

9 YENİ MADDE

*Ankara’da, Salgın Denetim Merkezleri bünyesinde ‘Mahalle Denetim Ekipleri’ oluşturulacak.

*‘Mahalle Denetim Ekipleri’, evde izolasyon hükümlerini ihlal edenleri denetlemeye çıkacak.

* Evde izolasyon yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilenlere idari para cezası uygulanacak.

* 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşların toplu alanlara girmeleri kısıtlanacak.

* 65 yaş ve üzeri vatandaşlar her gün 10.00-20.00 saatleri arasında(maske- mesafe) dışarı çıkabilecek.

Yazının Devamını Oku

Tedbirsiz davrandık vakaları katladık

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam virüsle temaslı kişilerin pozitif vakaya dönüşme oranının mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1.3 kat arttığını, Ankara genelinde ise bu artışın 1.6 katına ulaştığını açıkladı. Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık bu durumu 'Alarmdan fazlası' olarak değerlendirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam virüsle temaslı kişilerin pozitif vakaya dönüşme oranının mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1.3 kat arttığını, Ankara genelinde ise bu artışın 1.6 katına ulaştığını açıkladı. 3 ayda yaşanan bu katlanmanın sebebini ve bu artışa engel olmak için yapılması gerekenleri, Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a sorduk. Vaka sayılarında bir süredir devam eden artış ve risk haritasındaki yoğunlaşmayı ‘Alarm’ olarak tanımlayan Balık, pozitif vaka rakamlarındaki bu katlanmayı ise ‘Bu bir alarmdan fazlası’ sözleriyle değerlendirdi. Ankaralılara, kış aylarında büyük zorluk yaşanmamasının bugünlerde alınacak önlemlere bağlı olduğunu hatırlatan Balık, “Başkent’teki bu tablo, kurallara uymayan, gevşeklik içerisindeki kesimin sayısının artmış olduğunun kanıtıdır” dedi. Prof. Dr. İsmail Balık’ın değerlendirmeleri şöyle:

 

 

BU VERİ GEVŞEDİĞİMİZİN KANITI

 

“Önceki akşam Bakan Koca’nın paylaştığı bu veri, filyasyon çalışmalarına bağlı olarak elde edilmiş gözüküyor. Virüs taşıyan kişiyle bir şekilde teması olanların virüsü kapma olasılığının artmış olduğunu kanıtlıyor. Hem virüsü taşıyan hem de temaslı kişinin kurallara uymadığını işaret ediyor. Hastalığı taşıyan kişi korunmasızca topluma karıştı ve yine kendi gibi korunmasız, lakayt davranan birisine virüsü bulaştırdı. Herkes tedbirlere uymuş olsa, aynı ortamda virüs taşıyan birisi olsa bile buna temas edenlerdeki oranlar yükselmezdi. Ankara bu konudaki başarısını koruyamamış diyebiliriz.

 

Yazının Devamını Oku

Unuttun mu beni.. Her şeyimi...Sildin mi bütün izlerimi

Yaz rehavetine giren vatandaşların, koronavirüs sürecinin hâlen devam ettiğini unutarak tedbirleri elden bırakması, vaka sayılarını arttırırken, risk haritasını da kızarttı. Önceki gün, kapsamlı koronavirüs denetimi gerçekleştirilirken, uzmanlar koronavirüsü yenmenin bireysel tedbirle mümkün olduğunu söylüyor.

Hürriyet Ankara, hafta başından bu yana kent genelindeki koronavirüs vaka artışlarını ve riske karşı alınabilecek önlemleri gündeme getiriyor. Son 5 gündür manşetimizi, artan riske ve uzman isimlerin bu riske karşı Ankaralılara yaptığı önerilere ayırıyoruz. Hayat Eve Sığar uygulamasının 1 Mayıs ile 4 Ağustos tarihlerini kıyasladığımız haberimizde, koronavirüs risk haritasının Ankara için alarm verdiğine işaret etmiştik. Harita da yüksek riski işaret eden kırmız bölgelerin gözle görülür şekilde artması ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 3 haftayı aşkın süredir Ankara’nın en çok vaka artışı görülen iller arasında olduğu açıklamasının ardından denetimler de artmaya başladı. Uzmanlar ikinci dalga riskine dikkat çekerek, bireysel maske, mesafe ve hijyen kurallarını hatırlatırken, devletin her kademesi son dönemlerin en büyük koronavirüs denetimlerini uygulamaya başladı. Önceki gün 3 bin 277 personel ve 878 ekiple sahaya inen kolluk kuvvetleri, toplu kullanım alanlarında riskin en aza indirilmesi için 7 bin 429 noktada inceleme yaptı.
PEKİ VAKA SAYIMIZ NEDEN ARTTI?

Salgın süreci boyunca önerilerini sıkça sayfalarımıza taşıdığımız uzmanlar, asıl görevin vatandaşlara düştüğünün altını çiziyor ve koronavirüse karşı başarının bireysel tedbirlere bağlı olduğunu söylüyor. Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık Ankara’nın risk haritasındaki artışı ‘alarm’ olarak yorumluyor ve nedeni; “Havaların ısınmasıyla pandemi yorgunluğunun da etkisiyle insanlarda bir gevşeme oldu. Bu gevşeme sonucu vakalar arttı” sözleriyle açıklıyor. Sonbahar ve kış aylarında salgın kontrolünü kaybetmememiz için vaka sayılarının düşmesi gerektiğini hatırlatan Balık önerilerini ise şöyle sıralıyor: “Toplu taşımandaki yoğunluğu önlemek için insanları kademeli olarak iş yerlerine getirmeliyiz, Ankara’da toplumun bir kesimi var, kuralları hiçe sayan. Bunlara artık sözlü uyarı yetmiyor, cezai yaptırım uygulamayız. Herkesin toplu taşıma araçlarına yüklenmesi yerine belirli saatlere bu yoğunluğu yayabiliriz. Toplu taşıma da klimaların da riski arttırdığını unutmayalım. Klima çalışıyorsa bulaştırma riski var. Bir de aile içinde yakınlık duygusuyla sosyal mesafe, maske kuralları unutuluyor. Bu büyük aileler için risk, dikkat etmek gerekiyor.”
TEDBİRLERE EK OLARAK NE YAPILABİLİR?

Ankara’daki vaka sayılarını düşürmek için yapılan denetimlere ek olarak neler yapmamız gerektiğini anlatan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise risk grubunu korumak için, “Şehrin farklı noktalarında kullanım alanları yaratılabilir. AVM, banka gibi alanlar belirli zaman diliminde sadece bu yaş grubuna açık olabilir” önerisi yapıyor. Ceyhan, “Büyük risk” dediği toplu buluşmalar için, “Sayı sınırı getirilmeli” diyor ve test politikasının, “İş gereği çok sayıda insanla muhattap olan herkese, belirti göstermese bile test yapılmalı” diyor.
TOPLU KULLANIMDA NELERE DİKKAT EDECEĞİZ?

Ankara’daki kafe ve restoranlardaki kalabalıkların da vakaların artmasına zemin hazırladığına dikkat çeken Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı üyesi ve Türkiye Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, virüsün sindirim sistemine de yerleşebildiğinin altını çiziyor. Cindoruk Ankaralılara, “Restorana gittiyseniz garsonu ve işletmeyi kendiniz denetleyin. Yemeği kesinlikle kapalı kutuda gelecek şekilde sipariş verin. AVM’ye gittiniz işiniz hemen halledin, kıyafet denemeniz gerekiyorsa bunu evde yapın. Lavaboları kesinlikle kullanmayın” uyarısını yapıyor.

TESTLER YAYGINLAŞMALI

Yazının Devamını Oku

Tablo alarm veriyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki akşam ‘yeni hasta sayılarının artış eğiliminde olduğu 5 il’ arasında Ankara’yı bir kez daha saydı. Sağlık Bakanlığı’nın ‘Hayat Eve Sığar’ adlı uygulamasında da Ankara alarm veriyor.


Ankara, önceki gün paylaşılan koronavirüs tablosunda bir kez daha yeni hasta sayılarında artış olan beş ilin içerisinde yer aldı. Aynı gün Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen ‘Hayat Eve Sığar’ uygulamasında Ankara’nın risk haritası güncellendi ve merkez ilçeler başta olmak üzere kentin büyük bir bölümünde vaka yoğunluğunun artmaya başladığı gözlendi. Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, “Şu anki tablo Ankara için alarm veriyor” dedi ve vaka sayıları azalmaz ise sonbahar ve kış aylarında ölüm sayılarının artmasından endişe duyduğunu dile getirdi. Vaka sayılarını kontrol edilebilir rakamlarda
tutmanın bireysel önmelere bağlı olduğunu bir kez daha hatırlatan Balık, Ankara için oluşan yeni tabloyu şu sözlerler değerlendirdi:

KURALSIZLIK BU TABLOYU OLUŞTURDU

“Bu tablonun mesajı, altını çizerek söylüyorum, ‘alarm’ demektir. Sıcakların artmasıyla bireysel tedbirleri de gevşemeye alan insanlar, mesafe ve maske kurallarını hiçe sayarak bu tabloyu oluşturdu. Normalleşme sürecinin başladığı günden bu yana altını çiziyoruz; Ankara genelinde ‘Bana bir şey olmaz’ algısıyla günlük yaşamına devam eden ve rehavete kapılan kişiler var. 65 yaş üstü vatandaşlarımız her ne kadar kurallara ciddiyetle uysa da, özellikle gençler kalabalıklara karışmaya başladı. Evdeki büyüklerine koronavirüsü taşıyacaklarını unutmasınlar. Klinik önlerinde bu duruma çokca şahit oluyorum.
AYNI SOYADLI KİŞİLER GELİYOR

Haftalardır uyarıyoruz. Tedbirlere uyulan bölgelerde vakalar azken, ihmal edilen bölgelerde bariz şekilde artmış durumda. Biz hastaneden de çok iyi anlıyoruz, haziranda tek tük vaka geliyordu, şimdi doldu. Aynı soyadlı kişiler geliyor. Aile içi bulaş artıyor. Bazı risk taşıyan gelenekleri, riski göze alıp devam ettiren aileler var. Özellikle düğün taziye ve benzeri. Akrabalar, yakınlık duygusuyla kuralsızca birbirlerini ziyaret ediyor. Çok riskli. Şu an elimizde aşı ve virüse direkt etkili bir ilacımız olmadığı için tek çaremiz ciddi bir şekilde maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymak. Maskeyi daima ve düzgün kullanarak, kalabalık ortamlar oluşturmamamız gerekiyor. Rakamları azaltmak insanların tedbirlere uymasıyla alakalı.”

KIŞ AYLARINDA İŞİMİZ ZORLAŞIR

Yazının Devamını Oku

Ziyaretleri bir bayram daha erteleyelim

Pandeminin gölgesinde geçirdiğimiz Kurban Bayramı için vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. İsmail Balık, “Bayramda kesinlikle evlere bayram amaçlı ziyaretleri yapmaktan kaçınmalıyız. Bayram kutlamalarımızı telefonlarla, görüntülü konuşma imkanıyla yapmayı tavsiye ediyoruz” dedi.

Vaka sayılarında bir süredir devam eden artışa dikkat çeken Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık Kurban Bayramı için, ”Ramazan Bayramı’nda olduğu gibi bu bayramda da risk almayalım, aile büyüklerine yapılacak bayram ziyaretlerini erteleyelim” uyarısı yaptı. Kurban kesecek kişilerin önceliğinin maske ve mesafe olması gerektiğini hatırlatan Balık, “Herkes kesim için ilk güne yoğunlaşırsa kalabalıklar risk yaratabilir, kurban pazarlığı, tokalaşma gibi gelenekleri bu yıl bir kenara bırakılmalı” dedi. Prof. Balık uyarılarını şöyle sıraladı:

 

 

ZİYARETLER ARTIŞ YARATABİLİR

 

“Bayramda kalabalık ziyaretler gerçekleşirse, riskin çok yüksek olacağını öngörmekteyiz. Klasik ev ziyaretleri ve bayramlaşma yapılırsa bayramdan sonra çok yüksek vaka artışları görülebilir. Bu nedenle bayramda kesinlikle evlere bayram amaçlı ziyaretleri yapmaktan kaçınmalıyız. Bayram kutlamalarımızı telefonlarla, görüntülü konuşma imkanıyla yapmayı tavsiye ediyoruz. Özellikle yaşlıların riski çok daha yüksek. Yaşlılara ziyaret geleneğimizde olduğu için burada dikkat etmeliyiz. Bu bayram da sabredelim, risk almayalım.

 

Yazının Devamını Oku

Evdeki riskleri unutmayın

Kalabalık ortamların artmasıyla beraber topluma karışan duyarsız vatandaşların vaka sayılarını yükselttiğine dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Balık, aynı evde yaşayan kalabalık ailelere, “Yakınlık duygusuyla, ev içi riskleri unutmayın” uyarısı yaptı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün paylaştığı koronavirüs tablosunuda, son 3 günde en çok vaka görülen beş ilin arasında Ankara’nın da yer aldığını açıkladı. Başkent’te gözlenen vaka artışlarının nedenlerini Hürriyet Ankara’ya değerlendiren Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, vakaların azalmamasındaki başlıca nedenleri, “Maske ve mesafe kurallarına uyulmaması, sosyalleşme oranının artması, risk taşıyan kalabalık ortamların yeniden oluşmaya başlaması” olarak sıraladı. Aileleri maske mesafe konusunda uyaran Balık şunları kaydetti:

 MASKE HALEN DOĞRU KULLANILMIYOR

 “Bulaş sayılarının artmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi maske takılmaması ya da yanlış takılması. Maskeyi koluna bağlayan, cebine koyan ve çenesinin altında tutan kişiler görüyorum. Sonra gün içinde aynı maskeyi tekrar kullanıyorlar. Buna dikkat edilmesi lazım. Kurallara ‘uymak için uymak’ doğru değil. Doğru uygulanması riski indirmek için olmazsa olmaz. Sürecin başından beri bilim insanları, siyasiler buna dikkat çekiyor ama halen maske kullanımında hatalar var. Medyada göz önünde olan insanların da bu konuda dikkat etmesi gerekiyor, TV’lerde maskesini eliyle aşağı çekip konuşan kişiler görüyoruz, topluma yanlış örnek oluyorlar.

 DUYARSIZ VATANDAŞLAR RİSK YARATIYOR

 Düğünlerde sosyal mesafe kurallarına uyulmaması ve taziye geleneğinin devam ettirilmesi yine Ankara için gözlemlediğim diğer riskler. Özellikle nüfus yoğunluğunun fazla ve toplu taşımanın sık kullanıldığı bölgelerimizde duyarsız vatandaşlar büyük risk yaratıyor. Toplu taşımada geçirilen sürenin fazla olduğu bölgelerde yaşayanlarda hastalığın bulaş oranının yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Sosyalleşmenin, bir arada geçirilen sürenin artması en önemli risk unsurlarıdır. İş ve yaşam alanlarının yoğun olduğu kalabalık ilçeler, özellikle Ankara’da bu konulara dikkat etmeli.

 AKRABALAR BİR ARADAYKEN MASKE-MESAFE UNUTULUYOR

Balık ayrıca, “Yoğunluğun fazla olduğu aileler arasında vaka sayılarında artış gözleniyor. Bir evden kliniğe 3-4 kişi geliyor. Ev içi bulaş fazla olduğu için buna dikkat etmemiz gerekiyor. Akrabalar arasında bir aradayken maske ve mesafe kuralları yakınlık duygusuyla bir kenara itiliyor. Bu da Ankara’daki en önemli bulaş sebeplerinden bir tanesi. Sık bir arada olan kişiler birbirlerini kanıksadıkları için tedbirleri ihmal ediyorlar. Dolayısıyla hastalık bu kişiler arasında çok kolay bulaşabiliyor. Geçirilen süre arttıkça, bulaş oranı da arttığı için ev içi ortamlarda risk grubundaki aile büyükleriniz ve kendiniz için dikkat etmeniz gerekiyor” dedi.

Yazının Devamını Oku

Havaların ısınması rehavet yaratmasın salgın bitmiş değil

12 Temmuz koronavirüs tablosunda Ankara en çok entübe ve yoğun bakım hastası olan 5 ilin içerisinde yer aldı. Prof. Dr. İsmail Balık, Ankara için, “Duyarsız gençlerin başı çektiği bir bölümde kuralsızlık görmeye başladık” dedi ve uyardı: “Havaların ısınması rehavet yaratmasın, salgın bitmiş değil.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca önceki gün Türkiye’nin koronavirüs veri tablosunu paylaşarak, “Son üç günde ortalama entübe hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Ankara, Konya, Diyarbakır, Bursa. Ortalama yoğun bakım hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Şanlıurfa, Ankara, Gaziantep ve Konya” açıklamasını yaptı. Hürriyet Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, yoğun bakım ve entübe hasta sayısında ilk 5’in içinde olan Ankara için, “Kurallarda gevşeme görmeye başladık. Özellikle duyarsız gençler onları evde bekleyen risk grubundaki aile üyelerine virüsü taşıyabiliyor. Klinik önünde sıkça ‘Benim yüzümden oldu’ diye ağlaşan genç kardeşlerimizi görmeye başladık. Havaların ısınması rehavet yaratmış gibi görünüyor. Bu çok yanlış, salgın bitmiş değil” dedi. Entübe ve yoğun bakım sayılarının artmasının risk grubunun virüse yakalandığının göstergesi olduğuna dikkat çeken İsmail Balık, Ankara için yaptığı gözlemlerle şu uyarılarda bulundu:

 

65 YAŞ ÜSTÜ KALABALIĞA KARIŞMAYACAK

 

“Rehavete kapılanlar, pandemi yorgunluğu ve hâlâ hastalığa yakalanmadığı için ‘Bana bir şey olmaz’ algısı ile günlük yaşamına tedbirsiz devam eden kişiler var. Bunlar toplumda da bir gevşemeye neden oldu. Bakan beyin (Sağlık Bakanı Fahrettin Koca) dikkat çektiği gibi parklarda, toplu taşımada ve bazı restoranlarda sosyal mesafe ve maske konularında çok ciddi ve yaygın gevşeme görmeye başladık. Ankara’da ben bunu bizzat gözlemliyorum. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın her ne kadar kurallara gençlere göre daha ciddi uyduklarını gözlemlesem de, onların da yavaş yavaş kalabalıklara karışmaya başladığını fark ettim. Tedbirli olanların da aynı evi paylaştığını ve tedbirsiz olan gençlerden virüs kapmış olduğunu gözlemliyoruz. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın hastalığı ağır geçirmeleri nedeniyle Ankara’da yoğun bakım oranlarımızda artma meydana geldi.

 

Yazının Devamını Oku

Opera sahnesinde bordo mavi notalar

Ankara’da başladıkları müzik eğitimlerini Avusturya’da sürdüren piyanist Nazlı Hacıalioğlu ve opera sanatçısı Defne Aydın, bu sefer tutkunu oldukları Trabzonspor için özel bir beste kaydetti. Viyana’da kaydedilen opera bestesi sosyal medya üzerinden büyük beğeni topladı. Nazlı ve Defne ile müzik kariyerlerini ve gelecek planlarını konuştuk...


Nazlı Hacıalioğlu ve Defne Aydın... Ankara’da başladıkları müzik eğitimlerini Avusturya’da sürdüren bir yandan da uluslararası konserlerde ülkemizi temsil eden iki başarılı sanatçı. Bir diğer ortak noktaları ise tutkunu oldukları Trabzonspor. Bordo-Mavi renkler için özel bir beste hazırlayarak Viyana’da kayıtlarını tamamlayan genç sanatçılar, amaçlarının uluslararası sahnelerde Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek olduğunu söylüyor. Piyanist Nazlı Hacıalioğlu doğup büyüdüğü Ankara için, “Soğuk görünür ama, tanıyanın içini ısıtacak kadar anlamlıdır” derken, 15 yaşında Ankara’ya gelen Defne Aydın, “Tanıdıkça seversin, bağlanırsın ve asla kopamazsın” diyor. Genç sanatçılarla müzik kariyerlerini, gelecek planlarını ve Ankara’yı konuştuk.
*Önce son besteden başlayalım... Anlatır mısın nereden aklınıza geldi?
NAZLI: Trabzonsporlu bir ailenin kızıyım, dolayısıyla bende fanatik Trabzonspor’luyum. Bu sene şampiyonluğa giden yolda destek olmak için bunu düşündüm.

DEFNE: Köklerimin Karadeniz’de olması etken tabi. Ama esasen; eğer babam hayatta olsaydı, Trabzonspor’un şampiyonluğu için böyle bir eser yapmamdan büyük mutluluk ve onur duyacaktı.

*Avusturya’da dikkat çeken konserlere çıkıyorsunuz bir yanda da eğitim tabii... Türkiye’ye dönmek gibi bir planınız var mı?

NAZLI: Ülkemi çok seviyorum, ama şu aşamada dönme planım yok. Avrupa’da Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz.

DEFNE: Elbette. Türkiye’ye her zaman dönme planım var. Kendi toplumuma ve topraklarıma faydalı olmak en büyük önceliğim. Şu an Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Pandemi yorgunluğuna yenik düşmeyin

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın önceki gün yaptığı, "Son iki hafta içinde 5 ilimizin günlük vaka sayılarında dikkat çekici düzeyde artış olmuştur. Bu iller Ankara, Gaziantep, Bursa, Konya ve Diyarbakır’dır” açıklamasını Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’a sordum. Kendisi de Ankara'da yaşayan İsmail Balık,i gözlemleri ve izlenimleri doğrultusunda artışın pandemi yorgunluğuna bağlı olarak yaşandığını söyledi.

Maskesiz gezen ve sosyal mesafe kuralları ihlal eden kişilere taviz verilmeden ceza uygulanması gerektiğinin altını çizen. Prof Dr. İsmail Balık ‘pandemi yorgunluğu’ kavramını ve artışın nedenlerini şu sözlerle açıkladı:

 

TEHLİKEYİ UMURSAMAZ HALE GELENLER VAR

 

“Pandemi yorgunluğu, vaka sayılarındaki bu dikkat çekici artışın nedenlerinde göz ardı edilemeyecek bir etken. Bu yorgunluk dediğimiz olay tüm ülkelerde yaşanıyor aslında. Pandemi tedbirlerinin uzun sürmesi insanları gevşemeye yöneltiyor. Ankara’da da benim gözlemim; pandemi süresi uzadıkça, insanlarda bu tedbirlere uyma konusunda bir yorgunluk gelişmiş durumda. Bazı kesimler bu yorgunluğun etkisiyle, alışageldiği normal yaşamındaki gibi yaşamaya başlamış durumda. Artık tehlikeyi umursamaz hale gelenler var.

 

‘BANA ZARAR VERMEYECEK’ ALGISI OLUŞTU

Yazının Devamını Oku