GeriDilek Avşar Ramazanda kilo dengesi nasıl sağlanır?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramazanda kilo dengesi nasıl sağlanır?

Covid-19’la mücadele ettiğimiz bugünlerde ramazan ayını doya doya yaşamak bedenin ve ruhumuzun güçlenmesini sağlayacaktır.

Covid-19 hepimize çok şey öğretti ya da unutmak üzere olduğumuz birçok şeyi tekrar hatırlamamızı sağladı.
Daha sakin yaşamak gerektiğini, daha çok şey için şükredip teşekkür etmeyi bir kez daha hatırladık.
Bu ramazan hepimiz için biraz buruk geçiyor. Büyük sofralar kuramasak da aile büyüklerimiz ve küçüklerimizle, dostlarımızla bir arada olamasak da buradaki sadeliğin de güzelliğini yaşamalıyız.
Özellikle bu yıl ramazan sofralarımız mümkün olduğu kadar sade olmalı.
Bu sadelik, yemek israfı yapmamayı, yemek sıkıntısı yaşayan insanları anlamamızı hatırlatması adına çok kıymetli.

Nasıl beslenmeliyiz?
Pandemi ile mücadele ettiğimiz bugünlerde vücut savunmasını azaltacak ya da vücut dengesini bozacak her şey büyük tehlike oluşturur. Oruç tutmadan önce genel sağlık problemi olan herkesin öncelikle kontrollerinin düzenli yapılmış olması gerekir.
Diyabet, tansiyon gibi kronik hastalıkları olan kişilerin ilaçlarının, mutlaka hekimleri tarafından ramazana özel düzenlemeli.
Oruç; ruhun da bedenin de arınmasını sağlar. Hoşgörü duygusunu, insan, hayvan ve doğa sevgisini hatırlatır. Bu olumlu ruh hali, hastalıklara karşı vücut direncinin artmasına da olumlu etki sağlar.
İftar ve sahurda dengeli ve düzenli beslenerek sağlığımızı koruyabiliriz. Özellikle pandemi günlerinde immun sistemimizi korumak, vücut direncini düşürmemek için bol su içmek, protein ve yeşil sebzelerden zengin gıdaları tüketmek çok önemli.
Ramazan ayında kilo almamak ve sağlıklı kalmak için mutlaka 2 öğün yemek gerekir. Oruç, oda sıcaklığında bir bardak su ve iki hurma ile açıldıktan sonra bir kase çorba içmek iyi olacaktır. En önemli nokta da burada gizli. Oruç açıldıktan sonra hurma yenilip biraz çorba içtikten sonra yemeğe 15-20 dakika ara vermek gerekir. Eğer bu ara verilmezse, beyne tokluk hissi ulaşmadığı için kontrolsüz yeme devam eder.
İftar sofrasına 15-20 dakika ara verildiğinde kan şekeri yükselir ve beyin tokluk hissini algılamaya başlar. Bu arada kalkıp birkaç adım atmak önemlidir. Bu kısa aranın ardından yemeğe salata ile başlamalı. İçinde bir yemek kaşığı zeytinyağı bulunan salata, çok önemlidir. Zeytinyağı, kabızlığın önlenmesine neden olur. Salatanın ardından bir tabak etli sebze yemeği, balık, hindi veya tavuk eti ya da mercimek, fasulye gibi güçlü protein kaynağı da olan baklagiller ana yemek olarak yenmelidir.
Yemek sonrasında tatlı yenilecekse, biraz ara verilmelidir.
Tatlı ihtiyacını karşılamanın en sağlıklı yolu, meyve yemektir. Tatlı ihtiyacını karşılamada meyve kompostoları da iyi bir alternatiftir.
Ramazanda kilo dengesi nasıl sağlanır

Su tüketimi çok önemli
Sahur ve iftar arasında yaklaşık 2.5-3 litre su içilmesi çok önemli. Ramazan ayında gazlı içeceklerden uzak durulmalı.
Sahurda proteinden zengin beslenmek, oruç süresince acıkmayı azaltır. Sahurda yumurta, peynir, yoğurt yemek ayran ya da kefir içmek hem sağlıklı beslenmenizi sağlar hem de kan şekerini dengeler.
İftara yakın hafif tempolu yürüyüşler yapmak ve sabahları esneme hareketleri uygulamak bedenin postürünü düzeltmek için önerilir.
Ramazanda uyku düzeninde de değişmeler olacaktır. Ancak pandemi ile mücadelede vücudun savunma mekanizmasını destekleyen en önemli şeylerden birinin uyku olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden uyku saatlerinin 8 saatin altında olmaması gerekir.

X

Okuma çağrısı

Başlığı okuyunca “Dilek Hoca da artık hiç alanı olmayan konularda yazılar yazmaya başladı” diyebilirsiniz. Oysa bedenimiz bir bütün. Kendimizi geliştirmek için yaptığımız aktivitelerin genel beden sağlığımıza olumlu etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Ben de bu yüzden bugün okumanın sadece zihnimizi geliştirmeye değil, bize kattığı birçok faydasını yazmak istedim. Keyifli okumalar dilerim.

Yurtdışına yaptığım seyahatlerde daha havaalanına iner inmez dergi, gazete kiokslarındaki zenginlik gözüme çarpar. Çeşitliliği gördükçe hem çok keyiflenir hem de kendi ülkem adına üzülürüm.

Çünkü basılan dergi, kitap, gazete sayısı okuryazarlık oranı ile paraleldir. Okuma alışkanlığının kişiyi bireysel olarak geliştirmesinin yanı sıra yaşadığı çevreyi pozitif etkilediği ise tartışmasız bir gerçek.

Yapılan araştırmalara göz gezdirdiğimde ülkemizin genel sıralamalarda çok altta olduğunu görmek beni çok mutsuz etti.

Aslında bu gerçek hepimizin bildiği ancak göz ardı ettiği bir toplumsal gerçeklik. Geçmiş yıllarda kitap okuma alışkanlığının kazandırılması için kurumların başlattığı kampanyalar vardı. Belki yine el birliği ile kampanyalar başlatabilir, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanması için çalışabiliriz.

Özellikle sosyal medya kullanımın artması ile günde 5-6 saat mavi ışığa maruz kalan genç zihinlerin, okuma alışkanlığı kazanmalarını bu noktada çok önemsiyorum.

Dijitalleşmenin faydaları olduğu kadar fiziken ve zihnen olumsuzluklarının zaman geçtikçe ortaya çıkacağını hepimiz yaşayarak tanık olacağız. Dolayısıyla bu hafta yazımda bir çağrı olması adına “okumanın, hatta çok okumanın” pozitif etkileri ile ilgili bir hatırlatma yazısı yazdım.

BİZE NE KAZANDIRIR

◊ Stresle baş etmeyi kolaylaştırır

Yazının Devamını Oku

Teknolojinin geldiği nokta

Medikal estetik teknolojilerinin geldiği noktada “estetik operasyonlar” artık son seçenek olarak tercih ediliyor. Estetik trendleri, birden fazla soruna çözüm bulabildiğimiz ve sonuçları çok etkin olan cihazlı uygulamalar ile güzellik ve estetik anlayışına yeni bir boyut kazandırıyor.

Bugünkü yazımın konusu; hastalarıma önerirken sonuçlarıyla onları mutlu edeceğini bildiğim fraksiyonel radyofrekans enerjisiyle çalışan bir cihazlı uygulama.
Yeni nesil bakım seçenekleri sayesinde “minimal non invaziv” olarak tanımladığımız bu cihazlı ve benzeri uygulamalar, uzun iyileşme süreçleri gerektiren estetik ameliyatları ikinci planda bırakıyor.
Ayrıca acısız ve hızlı dokunuşlarla güzelleşmek daha konforlu hale geliyor.
Artık sizlerin de bildiği gibi genç görünen bir cildin sırrı kolajen üretiminin tetiklenmesiyle mümkün oluyor.
Parlak, sıkı, pürüzsüz, akne skarlarından arınmış, gözenekleri, renk düzensizliği olmayan bir cilt istisnasız herkesin isteği...
Biz doktorların bunu yapabilmesinde en büyük destekçimiz ise elimizdeki cihazlar ve iyileştirmede uygulanan işlemler.
Yeni nesil iyileştirme uygulamalarıyla epidermal yenilenme sağlayarak ve cilt yağ dokusunu yeniden şekillendirerek özellikle ileri yaş hastalarda bile daha sıkı, daha pürüzsüz, canlı bir cilt elde edebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Boyun estetiği

Estetik, bütüncül bir yaklaşımla yapılmalıdır. Bunu hastalarıma söylediğim gibi yazılarımda da altını çizerek belirtiyorum. Özellikle yüz bölgesine yapılan müdahaleler ve uygulamalarda boyun ile dekolte bölgesi de işleme dahil edilmelidir. Yüz ve dekolteye yapılan müdahalelerden yazılarımda birçok defa bahsettim. Bu hafta da siz değerli okuyucularıma boyun bölgesine hangi müdahaleleri ve uygulamaları sıkça yaptığımızı anlatmak istedim.

Yaş almanın izleri, yüz bölgesine paralel olarak vücudumuzun genelinde kendini gösterir. Ancak güneşin doğrudan değdiği bölgelerde bu izlerin belirtileri daha derin olur.
Yine duruş bozuklukları, sürekli öne eğilerek durmak, özellikle telefonlar hayatımıza girdikten sonra bu bölgede yaşanan deformasyonların arttığını söylemek mümkün.
Gününün büyük bir bölümünü ekrana bakarak geçirenlerde; duruş bozuklukları, kaslarda kısalmalar, kırışıklık ve cilt sarkmalarının yanı sıra daha genç yaşlarda bile boyun bölgesinde deformasyonlar görüyoruz.
Bunun üzerine yaş almanın getirdiği dezavantajları da ekleyin. Dolayısıyla kaliteli yaş almak istiyorsanız boyun bölgenizi asla ihmal etmemeniz gerekir.
Boyun bölgesine yapılan işlemler, ilk etapta ameliyatsız gençleştirme ve iyileştirme uygulamalarıdır.
Yüz, dekolte bölgelerine de uygulanan botoks, mezoterapi, PRP, ultrason ve lazer teknolojileri ile yapılan cihazlı işlemlerdir. Daha ileri safhada ameliyatlı uygulamalar da tercih edilebilir.

Altın uygulama

Yazının Devamını Oku

Kadın sanat ve estetik

Çok değerli okuyucularım, bu hafta size geçen hafta katılmış olduğum “Kadın ve Sanat” panelinden bahsetmek istiyorum. Contemporary İstanbul Vakfı’nın Fişekhane’de bulunan sanat alanı Cocoon’da gerçekleştirilen panele Artkolik Güncel Sanat Platformu’nun kurucusu çok değerli Nazlı Keçili ile konuşmacı olarak davet edilmiştik. Konuşmacı olarak yer almaktan mutluluk duyduğum panelden satır başlarını yazımda bulacaksınız, keyifli okumalar dilerim.

Genelde panellere ve sempozyumlara uzmanlık alanım olan plastik ve rekonstrüktif cerrahi, kadın-estetik trendler konusunda davet edilirim. Bu sefer farklı bir konuda davet edilince çok heyecanlanarak daveti kabul ettim.
Ekim ayı sizlerin de bildiği tüm dünya çapında “Meme Kanseri Farkındalık Ayı”dır ve bu kapsamda global, yerel markalar ile kuruluşlar bu konuya dikkat çekmek için çalışmalar yapar.
Meme kanserine karşı farkındalık yaratmak için de Contemporary İstanbul Vakfı bir panel organize etmişti ve çok sevgili Nazlı Keçili ile konuşmacı olarak bizi ağırlamak istediklerini ilettiler, bizler de kabul ettik. İşte bu yazımda da siz değerli okuyucularım, takipçilerimle bugünden anekdotları paylaşmak isterim.
Bizi dinlemeye gelen ve sosyal medya üzerinden bizi takip eden tüm kadınlara 40 yaşından sonra mamografi çektirmeleri gerektiğini söyleyip, artık hepimizin bildiği meme kanseri faktörlerine değindikten sonra “kadın ve sanat” ile ilgili paylaşımlarımızı, sohbetimizi gerçekleştirdik.
STRES HASTALIKLARIN GİZLİ SEBEBİ
Sevgili Nazlı Keçili bize sanatın stresi yönetmedeki pozitif etkisinden, iyileştirici gücünden bahsetti.
Bahçeşehir Üniversitesi ile pandemi döneminde yaptıkları çevrim içi eğitimleri anlatan Keçili, “Sanat iletişimin en güçlü yoludur ve sanat çok erken yaşta hayatımıza girmelidir. Artkolik’le biz bunu insanların hayatında tesis etmeye çalışıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Estetik sizce nedir?

Estetik ihtiyaç mıdır? Neden estetik müdahalelere gerek duyulur? Estetikten beklenti nedir? Bu soruları size yöneltsem cevabınız ne olurdu? Bugünkü yazımda biraz uygulamalardan ve önerilerden uzaklaşıp “Neden estetik yaptırırız?” sorusuna cevap vererek işin temeline inmek istedim. Keyifli okumalar dilerim...

Bizim yetişme dönemimizde sadece göz önünde olan ünlüler yaptırdıkları estetik operasyonlarla televizyon ve gazetelerin gündeminde olurdu. O nedenle estetik operasyonlar lüks ve ulaşılmaz gibi görünürdü. Ancak son yıllarda hem ameliyatlı hem de ameliyatsız müdahalelere olan ilginin arttığını söylemek mümkün.
Fizyolojik gereklilikleri bir tarafa bıraktığımızda, sosyal medya kullanımının hayatın merkezinde yer almasıyla birlikte, çevresel faktörlerin dayattığı güzellik normlarının insanları estetik olmaya yönelttiğini görüyoruz.
Estetik dayatmalar, daha zayıf olma, daha fit görünme, daha belirgin yüz hatlarına ve kusursuz bir cilde sahip olma isteğini ortaya koyarken; beğenilme arzusu, daha iyi görünme ya da ünlülere benzeme isteği yaş ve cinsiyet fark etmeden insanları arayışa sevk ediyor.
Oysa biz doktorlar için “yerinde ve olması gerektiği kadar müdahaleler” en makul olanı. Tabii burada gereklilikleri bir tarafa koyuyoruz.


HERKESİN KENDİ

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesinde alternatif tedavi yöntemleri

Kadın ve erkek için saç çok önemli bir aksesuar. Hatta bu çok önemli aksesuarın kaybı her iki cins için kimi zaman travmatik sonuçları olabilen bir sorun. Bugünkü yazımda saçların tekrar çıkması için hangi medikal estetik uygulamaları yaptığımızdan bahsettim...

Farklı sebeplerin sonucu olarak ortaya çıkan saç dökülmelerinin en yaygın sebepleri arasında kadınlarda menopoz ve doğum sonrasında yaşanan hormonal iniş çıkışlar, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, metabolik hastalıklar öne çıkıyor. Saç dökülmelerinin bir başka sebebi de genetik yatkınlıklar.

Ancak artık saç dökülmelerini bir sorun olarak görmüyoruz.

Çünkü uyguladığımız işlemlerle saç köklerini güçlendirerek, dökülmeleri durdurup, hatta yeni saç çıkışını da vitamin destekleriyle sağlayabiliyoruz.

Yani saç ekiminde başarılı uygulamalarla artık dökülme süreci gerçekleşmeden durdurabiliyoruz.

Genel cilt iyileştirmede kullandığımız mezoterapi, PRP, dermapen gibi yöntemleri saçlı deriye uyguluyor ve sonuç alıyoruz.

Bu yazımda bu uygulamalardan ziyade son dönemde daha popüler olan saç dökülmesine karşı uyguladığımız yöntemlerden bahsedeceğim.

Son yıllarda saç dökülmelerinde uygulanan en etkin tedavilerden biri kök hücre tedavisi

Birçok hastalığın tedavisinde kök hücre tedavilerini uyguluyoruz.

Yazının Devamını Oku

Meme kanseri kronik bir hastalık

“Meme Kanseri Farkındalık Ayı” vesilesiyle Prof. Dr. Cihan Uras’la meme kanserini konuştuk.

İçinde bulunduğumuz ekim ayı; Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından bu yana meme kanserinde erken teşhisin önemi ve meme kanseri farkındalığının vurgulanması amacıyla “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak belirlenmiştir.
Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen kanser türleri arasında birinci sırada yer alıyor. Meme kanseri aslında erken tanı aldığı zaman “tam kür” dediğimiz tam iyileşme imkânı olan hastalıklardan biri. Özellikle kadınların yoğun iş temposu, geç anne olması veya doğum sayısının az olması, az emzirmeleri gibi nedenler meme kanseri riskini artırıyor.
Sigara kullanımı ve stresli yaşam, kanser hastalığı nedenlerinin başında geliyor. Ancak erken teşhis edildiği takdirde, tedavi yüz güldürücü sonuçlar verebiliyor. Ülkemizde meme cerrahisi konusunda alanında uzman birçok cerrah bulunuyor. Türkiye’nin en iyi cerrahlarından biri de Prof. Dr. Cihan Uras. Hocamız Cihan Uras’la sizler için meme kanseri hakkında küçük bir röportaj gerçekleştirdik.


Memede kitle hissederseniz

Yazının Devamını Oku

Sonbahar maskesi: 10 saatlik maske

Yaz sonu, sonbahar. Cildi toparlama, iyileştirme zamanı... Bugüne kadar size pek çok uygulama ve operasyon hakkında yazılar yazdım. Ancak etkin sonuç aldığımız özel bir maske hakkında çok bilgi vermediğimi fark ettim. Bu haftaki yazımda “10 saatlik maske” olarak da bilinen çok özel bir maskeden bahsetmek istiyorum.

Yazımın içinde ürün adı geçiremediğim için genel adıyla bilinen ve özellikle kullanım alanı nedeniyle geçiş mevsimlerinde rahatça uygulanabilen bilinen adıyla 10 saatlik maskeyi size anlatacağım.

Ciltte kalış süresinden dolayı 10 saatlik maske olarak bilinen maske, leke oluşumu sürecini baskıladığı için genel olarak cilt lekelerinin görünümünün iyileştirilmesi, melazma, hamilelik sonrası oluşan lekeler, akne izleri ve yaşlılık lekelerinde oldukça etkilidir. 

Ciltte leke oluşumuna sebep veren melanin miktarının azalmasını sağlar. Belirtmek isterim ki maskenin hedefi cilt lekelerinin iyileştirilmesi olsa da cildin sıkılaşmasına, yüz ovalinin toparlanmasına da etki eder.

İçeriğindeki etkin maddelerden dolayı lekelerin giderilmesinde ve daha homojen bir cilt tonu elde edilmesinde etkili bir medikal maske olduğundan kesinlikle uzman doktor gözetiminde yapılmalıdır. Bu tür uygulamalarda hep yazdığım gibi merdiven altı olarak nitelendirdiğimiz salonlarda lütfen işlem yaptırmayınız.

10 saatlik maske kimlere uygulanabilir?

Kadın–erkek gözetmeksizin her cilt tipine çok rahat uygulanabilir.

Nasıl uygulanır?

Adından da anlaşıldığı üzere 10 saatlik maske ciltte yaklaşık 10 saat tutulduğu için adını buradan alır. Ancak ciltte kalış süresine, lekelerin yoğunluğuna göre karar verilir.

Yazının Devamını Oku

Dekolte bakımı

Dekolte bakımını ne yazık ki hep ikinci plana atıyoruz. Oysa yüz ve cilt bakımıyla birlikte yapılmalı ve asla ihmal edilmemeli. Çünkü yaş almanın izlerini en çok gösteren bölgelerin başında dekolte bölgesi gelir. Bu haftaki yazımda siz değerli okuyucularıma kusursuz bir dekolte bölgesi için yapılabilecek bakım ve uygulamaları anlatmak istedim.

Aynaya baktığımızda ilk olarak yüzümüz ve cildimiz gözümüze takılır. Bunlar öncelikli bölgelerimizdir. Bize gelen hastalarımız da önce yüz ya da ciltleriyle ilgili memnuniyetsizliklerine dile getirerek çözüm önerileri ister. Biz uzmanlar ise güzellik bir bütün olduğundan dekolte ve boyun bölgelerinin de yüz için yapılacak iyileştirme, gençleştirme uygulamalarına dahil edilmesini öneririz.


DEKOLTE BÖLGESİNDE
EN SIK GÖRÜLEN
SORUNLAR
Yaş almayla birlikte ince çizgiler, doku kaybı; yanlış yatış pozisyonundan kaynaklı oluşan dikey çizgilenmeler, duruş bozuklukları ve tabii güneşlenme ile birlikte görülen lekeler, çiller... Dekolte bölgesinde önce bu sorunlarla karşılaştığımızı söyleyebilirim.

Yazının Devamını Oku

Burun dolgusu hakkında merak edilenler

Herkesin en az bir kez burnunun şeklini, biçimini değiştirmek aklından geçmiştir.

Sağlık açısından yapılacak operasyonları bir tarafa bırakırsak, daha kalkık, daha küçük ya da daha kısa olması için burun estetiği olmak isteyenlerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de estetik operasyonlar arasında burun ameliyatları birinci sırada yer alıyor. Ancak bugün yazımda burunda minik dokunuşlarla, dolgu ile yapılabilen bir uygulamadan siz değerli okuyucularıma bahsetmek istiyorum.

Yazımın girişinde de bahsettiğim gibi estetik operasyon arasında burna yapılan müdahaleler birinci sırada yer alıyor. Özellikle gençler burun estetiğine ilgi duyuyor. Bu yaşlarda yapılan operasyonlarda da oldukça iyi sonuç alıyoruz diyebilirim.

Sizlerin de bildiği gibi artık mikro cerrahi ile yapılan endoskopik burun ameliyatları, burun estetiği operasyonlarında kesinin küçük olmasının birçok avantajı oluyor. Mikro cerrahi aletleri ile yapılmasından dolayı operasyon sonrasında da kısa sürede iyileşip, sosyal hayata dönmeye olanak sağlıyor. Bugün ise size burun estetiği operasyonuna gerek kalmadan ufak dokunuşlarla gerçekleştirdiğimiz, burnun şeklini değiştirmenin mümkün olduğu burun dolgusu hakkında bilgi vereceğim.

Burun dolgusu; ameliyatsız olarak nitelendirdiğimiz medikal estetik bir uygulama olup, bazı hastalarımızda burun şeklini hyalüronik asit, kristal bazlı dolgular ya da kişinin kendi yağının enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir.

Dolgu ile yapılan ufak dokunuşlar; var olan, hastayı mutsuz eden şekilsel bozuklukları gidermek için yapılır.  

Burun dolgusunu kimler yaptırabilir?

Burun dolgusu ile yüz genelini ve görünümü etkileyebilecek sonuçlar elde edebiliyoruz. Dolayısıyla ameliyata gerek olmayan durumlarda her yaş grubunda kadın ve erkek hastaya dolgu ile burun müdahalesi gerçekleştirmek mümkün. Burada belirtmek istediğim en önemli noktalardan biri, görünümde bütünlük sağlamak için burun dolgusu ile birlikte alt yüze yapılacak müdahaleleri de hastalarıma tavsiye ediyorum.

Tabii buna bir hastanın tanısı sırasında karar vererek, hastanın kendi rızası ile müdahale ediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Toparlanma rehberi

Takvim yaprakları sonbahara girdiğimizi göstermeye başladı. Peki, siz bu yeni mevsim için hazırlıklarınızı yaptınız mı? Cildiniz, bedeniniz sonbahara hazır mı? Bu yazımda hem cildimizin hem de bedenimizin toparlanmasını sağlayacak bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.

Doğa ile cildimiz ve bedenimiz benzerlik gösterir. Doğa sonbaharda yapraklarını döker ve dağlar, tepeler kahverenginin en güzel tonlarına bürünür.

Cildimiz ve bedenimiz de tıpkı doğa gibi havalar soğudukça, sert rüzgârlar estikçe kurur ve daha çok korumaya, korunmaya ihtiyaç duyar.

Sıcaklıkların hızla düştüğü ve nemin de azaldığı bu dönemde bütün cilt tipleri hassaslaşır ve kızarıklık, kaşıntı, kuruluk gibi belirtiler göstermeye başlar.

Tüm bunların önüne geçmek, medikal estetik teknolojilerinin bize sunduğu ürünler ve uygulamalarla mümkün.

Özellikle kışa henüz girmemişken cildimiz ve bedenimiz için gereken özeni gösterip, bakımla destekleyebilirsek kışı da en az hasarla atlatabiliriz.

Sizler için önerilere geçmeden önce çok önemli iki noktaya değinmek istiyorum.

Sonbaharda havaların serinlemesi ile birlikte su tüketiminde ani bir azalma olduğunu, suyun bedenimiz için bir ihtiyaç olduğunu unuttuğumuzu artık hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sonbahar, lazer için en uygun zaman

Bugün 6 Eylül, uzunca bir süreden sonra çocuklarımız yüz yüze eğitime döndüler. Umarım ki yaklaşık iki yıldır mücadele ettiğimiz virüs bu sefer çocuklarımızın yüz yüze eğitimine ara vermeden kontrol altına alınır. Eğitimin okulda alınması gerektiğine inanan biri olarak bu haftaki yazıma böyle bir dilekle başladım. Bu hafta sizlere okul dönüşünün sonbaharı çağrıştırmasından dolayı tam da zamanı gelen lazer tedavileri ve uygulamalarından bahsetmek istiyorum.

Eylül ayının zihinlerde yarattığı algı; okul için şehre dönüş, geceleri uyurken artık camların kapanmaya başlaması, aslında yaklaşmakta olan sonbaharın habercileridir. Takvim yapraklarında yaşanacak sarı yazlar, pastırma sıcakları olsa da kuzey yarım küre için çok yakında resmi olarak sonbahar başlayacak. Sonbaharı her yazımda neredeyse belirttiğim gibi cildimiz için bir toparlanma, yapılanma dönemi olarak değerlendirebiliriz. Ancak bu yazımda spesifik olarak sonbahar ve kış aylarında rahatça uygulanabilecek lazer tedavileri ve uygulamaları hakkında bilgiler aktaracağım.

◊ Neden sonbaharda başlanmalı?

- Öncelikle belirtmek isterim ki lazerle cilt iyileştirme işlemleri doktor tarafından yapılmalıdır. Merdiven altı işletmelerde, sağlıksız koşullarda asla uygulanmamalıdır. Her ne kadar güzellik amaçlı gibi algılansa da lazer tedavileri dikkatle yapılması gereken tıbbi prosedürlerdir ve güneşin ışınlarının dünyaya dik gelmediği, daha az ısıttığı dönemlerde, yaz bronzluğu geçmiş ciltlere uygulanmalıdır. Günümüzde artık bronz ciltte etki eden cihazlar olsa da mutlaka tedaviyi uygulayacak uzmana, cihazın özelliklerini sormayı unutmayın.

◊ Lazer uygulamasından sonra neden güneşe çıkılmaz?

- Lazer tedavileri, özellikle ciltte eksfoliye yani soyma etkisi yaratan fraksiyonel lazer uygulamalardır. Cilt yenileme amaçlı yapılan bu işlemler cildi güneş hasarına karşı hassaslaştıracaktır. Dolayısıyla bu uygulamalardan sonra güneşe çıkmak ciltte oluşabilecek tahribatı artırabilir.

Yine lazerle istenmeyen tüyler için uygulanan seanslardan önce ve sonra güneşe maruz kalırsanız, cildinizde lekelenmeler oluşabilir.

Özellikle tüy azaltmaya yönelik lazer uygulamalarının sonbahar ve kış mevsimlerinde yapılmasının bir başka sebebi ise; cilt bronzlaştığında, olması gerekenden daha fazla melanin içerir.

Bu nedenle lazerin tüyleri ten renginden ayırt etmesi zorlaşır. Bunun uygulamayı zora sokmasından dolayı bronz tenli kişilerin lazerle tüy azaltma tedavisi görmemeleri tavsiye edilir.

Yazının Devamını Oku

Hyalüronik asit mucizesi

Değerli okuyucularım, bazı bileşenler vardır ki yaptığınız işte eliniz, ayağınız olur. Bizim için de ‘hyalüronik asit’in böyle bir bileşen olduğunu söyleyebilirim. “Mucize” diye nitelendirdiğim bu bileşen, vücudumuzda farklı organlarda bulunduğu gibi cildimizin yapı taşlarından biridir. Bu haftaki yazımı bu mucize bileşene ayırmak istedim.

Hyalüronik asit, cilt nemlendirme ve dolgunlaştırma (hacim kazandırma) özelliğinden dolayı cilt bakım ürünlerinde ve cilde uygulanan tedavi işlemlerinde yaygın kullanılan bir bileşendir. Enjekte edilebilir dolgu maddelerinde, kırışıklıkların giderilmesinin yanı sıra yüze ve dudaklara hacim kazandırılmasında kullanılır.
Ciltteki hyalüronik asit seviyesi, 40 yaşından sonra keskin bir düşüşe başlar.
Vücudumuzda farklı organlarda; doğal olarak ciltte, bağ dokularında, gözlerde ve eklemlerde hyalüronik asit bulunur. Cilde yapı kazandırmaya, dokuyu onarmaya ve eklemleri yağlamaya yardımcı olur.
Bu bileşen sadece cilt hücrelerini çevreleyen bir madde değildir. Cildi nemli tutmak için hayati önem taşır ve vücuttaki en yüksek hyalüronik asit miktarı deride bulunur. Daha iyi bilinen proteinler kolajen ve elastin, aslında hyalüronik asidin bir parçasıdır.



AZALMASI, CİLDİN

Yazının Devamını Oku

Anti-aging nedir?

Bu yazımda hepimizin doğası gereği yaşayacağımız bir süreç ve bu süreci nasıl yönetebileceğimiz ile ilgili genel bilgileri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Yaş alma, yaşlanma karşıtı bakımlar, cerrahi ve cerrahi olmayan müdahaleler ve tüm yönleriyle anti-aging...

Anti-aging, yaşlanma sürecini geciktirmek veya yaşlanma etkilerinin gözle görülür sonuçlarını en aza indirmek için uygulanan tedavi ve bakım protokollerinin genel adıdır.

Aslında bu süreç kişinin hayatı, alışkanlıkları ile yakından ilişkilidir. Cerrahi ve cerrahi olmayan (ameliyatsız) prosedürleri kullanarak yaş almanın izlerini hafifletmeye yardımcı olan birçok uygulama vardır.

Size en uygun anti-aging yani yaşlanma karşıtı tedavi veya iyileştirme protokolünü sizi yakından takip eden doktorunuz belirleyecektir.

Yaş alma belirtileri nelerdir?

· Mimik çizgileri ve kırışıklıklar
· Yağ hacmi kaybı

Yazının Devamını Oku

Erkek estetiği

Bu hafta köşemi erkek takipçilerime ayırdım. Günümüzde artık estetik ve medikal estetik uygulamalardan kadınlar kadar erkekler de faydalanıyor. Dolayısıyla “sadece kadınlar estetik ya da cilt bakımı yaptırır” algısının ortadan kalktığını söyleyebilirim. Erkek danışanlarımızın en çok tercih ettiği uygulamaların hangileri olduğuna yazımda yer verdim. Keyifli okumalar diliyorum.

Erkekler de botoks yaptırır. Daha taze, daha aydınlık bir görünüm, yaş alma ve mimik yapmakla oluşan ince çizgilerden ve kırışıklardan kurtulmak için erkek danışanlarımın en çok tercih ettiği uygulama botoks diyebilirim. Botoks ile iki kaş arasındaki çatma çizgileri, göz kenarlarındaki kaz ayakları gibi ince kırışıklıklar giderilmiş olur.
Botoks uygulamasının etkisi 3. günde başlar, 10 gün içinde tam oturur ve ortalama 4-6 ay devam eder. Erkek danışanlarımda özellikle mimik çizgilerinin derinleşip, oturmaması için botoks uygulamasının yapılmasını öneriyorum.
Çünkü erkeklerin cilt yapıları kadınlara göre daha erken yaşlarını gösteriyor. Yüz bölgesine yapılan botoks uygulamalarında hedef; kişinin ifadesini bozmadan yüze canlılık sağlamaktır.
Kimi erkek hastalarımızda da botoks, dolgu gibi uygulamaları radikal buldukları için yapamıyoruz. İfade değişikliği olmadan daha doğal, daha genç ve sağlıklı bir cilt için birçok vitamin, mineral, amino asit, somon DNA ve peptitleri içeriğinde bulunduran vitamin aşılarını ayda bir kez olmak üzere 6-8 seans olarak erkek danışanlarıma özellikle öneriyorum.
Böylece DNA hasarı, serbest radikallerin cilde verdiği zarar, sigara, alkol gibi alışkanlıkların ciltte yarattığı tahribatı en aza indirebiliyor, yorgun ifadeyi silebiliyoruz.
Bir erkek için de en önemlisi tazelenmiş, genç görünen bir cilt olmalı.


Yazının Devamını Oku

Etkili ameliyatsız uygulamalar

Bugün, birbirinden bağımsız birçok cilt sorununda kullandığımız ve etkin sonuç aldığımız ameliyatsız cilt gençleştirme uygulamalarından en popüler ve en bilinenlerini sizlerle paylaşıyorum.

Kimi cihazlar ya da uygulamalar spesifik bir cilt sorununa odaklanıp iyileştirirken kimi cihazlar da birden fazla cilt sorunun giderilmesinde etkin olarak kullanılır.

Farklı enerji kaynakları ve teknolojileri ile çalışan bu cihazlar biz doktorların, tedavi işlemlerinde elini güçlendirdiği gibi hastalarımızın-danışanlarımızın özellikle yüz, boyun, dekolte bölgelerinde yaş alma ile ortaya çıkan ince kırışıklıkların, sarkmaların; akne, leke, iz gibi cilt sorunlarının tedavilerinde tercih edilir.

Bu cihazlarda genellikle lazer ya da fokus ultrason dalga teknolojilerinden yararlanılır. Kliniğimde danışanlarımın cilt gençleştirme-iyileştirme işlemlerinde sıkça tercih ettiğim Endolift ve HiFU teknolojilerini hangi cilt sorunlarında uyguladığımızı yazımın devamında okuyabilirsiniz.

Bu uygulamaları, cildin durumuna göre tek başına yapabildiğimiz gibi daha etkin sonuç almak için multivitamin, PRP gibi işlemlerle birlikte de uygulayabiliyoruz. Bu uygulamaların bir avantajı da işlem sonrası iyileşme süresi gerekmediğinden kişinin sosyal hayatından uzaklaşmasına gerek kalmıyor.

GIDI VE BOYUNDA ETKİLİ

Sizlere ilk bahsetmek istediğim medikal cihazlı estetik teknolojisi Endolift. Genel olarak ameliyatsız cilt gençleştirme olarak da nitelendirebileceğimiz bu lazer uygulaması, yüz germe ve yağ alma ameliyatlarına alternatif olabilecek, ameliyatsız yüz germe ya da ameliyatsız yüz gençleştirme olarak nitelendirdiğimiz cihazlı bir lazer medikal estetik uygulamadır.

Gıdı, ağız, çene hattı ve ağız çevresi; boyun bölgesinde özellikle yaş alma ile ya da kilo alıp verme ile oluşan sarkmaların toparlanmasında tavsiye ettiğimiz ve etkin sonuç aldığımız bir uygulamadır. Bunun yanı sıra üst göz kapağı düşüklüklerinde ve kaş kaldırma da etkin sonuç alınır.

Yazının Devamını Oku

Estetikte kök hücre uygulamaları

Kök hücre; son yıllarda uygulama sonrasında elde edilen sonuçlardan dolayı, hastanın ihtiyacı doğrultusunda önerdiğimiz ameliyatsız estetik olarak nitelendirebileceğimiz bir uygulamadır. Genelde PRP ile karıştırılan bu uygulama ile ilgili merak edilenleri yazdım.


Kök hücre uygulaması doğal bir işlem olmasının yanı sıra yapıldıktan sonra etkilerinin güzel hissedilmesi nedeniyle gün geçtikçe talep edilen bir işlem oldu. Özellikle pandemi döneminde tek seans olarak uygulanması, bu uygulamanın popülaritesini daha da artırdı.
Estetikte kök hücre uygulamasını; ciltte yaş alma ile oluşan ince çizgi ve kırışıklıkların, çok fazla mimik yapmaktan dolayı oluşan mimik çizgilerinin, cilt rengindeki eşitsizlik ve lekelerin giderilmesi gibi işlemlerde tercih ediyoruz. Özellikle 30’lu yaşlarla birlikte artan kolajen kaybı ile birlikte yüz bölgesinde görülmeye başlanan doku ve elastin kaybı ile meydana gelen cilt sarkmaları ile birlikte yüz ovalinin toparlanmasında önermekteyiz.
Selülitli görünüm için de etkili
Yüz, dekolte bölgeleri dışında özellikle yaş alma ile ellerde yaşanan doku kaybının iyileştirilmesi için el estetiğinde de sıkça uygulanmaktadır.
Kök hücrenin ameliyatsız estetikte bir kullanım alanı da selülitli görünümün iyileştirilmesidir. Bunların yanı sıra incelmiş saç köklerini canlandırmak için de kök hücre tedavisine başvurulur. Bu süreçte mezoterapi yöntemi ile kök hücrelerin sorunlu bölgeye enjekte edilerek uygulama yapılır.
Kişinin kendi yağ hücresi aslında en güzel kök hücre uygulamalarından biri. Bu işlemle özellikle yüz, el ve boyun bölgesindeki boşluklar doldurulur. Bu dolgu ile cilt altındaki kan akışı hızlandırılarak hem lifting etkisi yaratılır hem de cilt altı hacmin artması sağlanır.

Yazının Devamını Oku

Yazın ortasına geldik

Geldi geliyor derken, neredeyse yazın ortasına geldik. Hava sıcaklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği bugünlerde cildimizi ve bedenimizi korumak için yapmamız gerekenleri maddeler halinde sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. Malum bu dönemde özellikle cilt sağlığınızı korumak adına biraz daha özenli davranmak gerekiyor. Aksi takdirde kış boyunca cildinizi ve bedeninizi eski haline döndürebilmek için epey zaman ve çaba harcamak durumunda kalabilirsiniz.

Yazın cildimize neler olur?

Havalar ısındıkça ve ortamdaki nem arttıkça cildinizin yağ bezleri aşırı sebum (doğal yağ) üretmeye başlar. Salgılanan yağ cilt yüzeyine yapışarak, yapışkanlık, yağlanma ve tıkanmış gözeneklere sebebiyet verebilir.  Bu da akneye meyilli ciltlerde akne oluşumunun hızlanmasına sebep olur. 

Bunun yanı sıra cildimiz fazlaca güneş ışınlarına maruz kaldığında güneşin zararlarından korumak için melanin üretimini arttırır. Melanin, fotokoruyucu niteliklere sahiptir. Fazla melanin daha koyu, bronzlaşmış cilt ile sonuçlanır. Bizim bronzluk olarak nitelendirdiğimiz cilt rengi değişikliği aslında cildin kendini koruma reaksiyonudur. Bronzluk bir yana ciltlerde leke oluşumu da melanin salgılanması ile birlikte artar. Kuru ve alerjik ciltlerde ise özellikle güneşlenmeye bağlı ciltte kaşıntı, güneş yanığı ve güneşe karşı hassasiyete bağlı kızarıklıklar oluşabilir.

Cilt temizliğini ihmal etmeyin

Cilt bakımınızın temelini cilt tipinize uygun iyi bir arındırıcı temizleme ürünüyle başlayın. Kuru ciltler için jel bazlı ve yağlı ciltler için ise su bazlı ürünler tercih edin edebilirsiniz. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez temizleme, tonikleme ve nemlendirme rutini oluşturarak cildinizin yazın nefes almasına yardımcı olursunuz. Böylece cildinizin temiz ve taze kalmasını da sağlayabilirsiniz.

Cildinizi nemli tutun

Yazının Devamını Oku

Kurban Bayramımız kutlu olsun

Bu haftaki yazım, Kurban Bayramı’nın hemen öncesine denk geldi. Dolayısıyla ben de biraz “nerede o eski bayramlar” diyerek çocukluğumuzun bayramlarına değinmek istedim. Zira bayramlar bizi birleştiren, bir araya getiren, pozitif havasıyla ruhumuza iyi gelen günlerdir. Bu bayramı tatilde veya şehirde her nerede geçirecek olursanız olun, bayram ruhunu kalbinizin derinliklerinde hissedin ve yaşatın.

Geçen haftaki yazımda uzmanlık alanımın dışına çıkıp güzelliğin bir bütün olduğundan bahsetmiştim. Bu hafta da yazım bayramın hemen öncesine denk geldiğinden, yine biraz konu dışına çıkacağım.
Zira bayramların bizim geleneğimizde çok önemli bir yeri var. Bugün biraz bayram ruhundan, biraz “Ah nerede o eski bayramlar” diyerek andığımız çocukluğumuzun bayramlarından bahsetmek istiyorum.
Evet, bayram denince hepimiz çocukluğumuza gideriz. Aile büyüklerinin ziyaret edildiği, kocaman masalarda bir araya gelinip yemekler yendiği, çocukların el öpüp mendillerin içinde lokum ve harçlık topladığı neşeli, keyifli anlar canlanır zihnimizde. Peki ya şimdi?
Özellikle metropolde yaşam çok zor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşındayız. Trafik, kalabalık, stres; hepsi bizi zorlayan süreçler oluyor. Dolayısıyla hepimiz uzun bayram tatillerini kaçış, dinlenme için fırsat biliyoruz. Çok da haklıyız...
Bir de pandemiden dolayı evlerimizde sosyalleşemeden geçirdiğimizden tatil şart oldu, yıllık izinler bayramla birleştirildi ve upuzun tatiller yaratıldı.

Bayramda ziyaret edemiyorsanız öncesinde gönüllerini alın

Aile büyüklerimiz bizim baş tacımız. Bizi var eden, emekleriyle büyüten, var olma sebeplerimiz. Eğer bayramda gidemeyecekseniz bile öncesinde gönüllerini alın.

Yazının Devamını Oku

Estetikte “mutluluk askısı” dönemi

Bazı dönemlerde popülerleşen uygulamalar olur. Başlık “mutluluk askısı” olsa da size, özellikle ünlülerin yaptırdıkları operasyonları sosyal medyada canlı yayınlamalarından sonra ip askı olarak geçen, toplumda “Fransız askısı” olarak bilinen ameliyatsız yüz germe-gençleştirme uygulamasını anlatacağım.


Her yazımda artık neredeyse hep söylediğim bir şey var; günümüzde medikal estetik teknolojileri neredeyse her gün biz doktorların danışanlarımıza önerebileceği alternatif yüz gençleştirme ve iyileştirme uygulamaları sunuyor. Bu işlemlerden kimi sonuçlar, hasta-danışan memnuniyeti nedeniyle uygulamalar arasında sıyrılarak ön plana çıkıyor.
İp askı yöntemi de ameliyatsız uygulamalar arasında hem bilinirliği hem de sonuçları ile hasta-danışan memnuniyeti çok yüksek olan bir uygulama. Dolayısıyla bu uygulamanın yüzde yarattığı gençleştirici ve toparlayıcı etkisi yanı sıra danışanlarda da yarattığı memnuniyetle “mutluluk askısı” olarak tanımlamak çok yerinde olur. Uygulamanın merak edilen detaylarını birkaç soru ve cevaplarımla yazımın içinde bulabilirsiniz.

İp askı yöntemi nedir?

Aslında isminden de anlaşılacağı üzere iplerle yapılan bir yüz germe uygulamasıdır. Bu uygulamada kullanılan ipler son zamanda farklılaşmaya başladı. İlk başlarda 50 yılı aşkın süredir implant operasyonlarında kullanan metabolizma ile uyumlu dışı polyester kaplı içi silikon ipler tercih edilirken şu anda ciltte kendiliğinden yok olan bio uyumlu ipler de kullanılabiliyor.
İp tercihi tamamen doktorunuzun tercih edeceği ip askı yöntemine göre değişkenlik gösterir. İp askı yöntemi, özellikle yaş alma ile yüz bölgesinde oluşan sarkmalarda önerilmekle birlikte kaşların kaldırılması, köşeleşen yüz hatlarının ovalleştirilmesi; yine yaş alma ile oluşan kırışıkların da açılması için uygulanır.
Bu yöntemin en büyük avantajlarından birinin mimik hareketlerinde engel olmamasıdır. İp askı yöntemi yüz için yapılan ya da bilinen bir ameliyatsız germe uygulaması olarak bilinse de kilo alıp verme ile sarkan iç kol, iç bacak gibi bölgelerde de yapılabilir.

Nasıl yapılır?

Yazının Devamını Oku