GeriDilek Avşar Maskelere veda zamanı yaklaşıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Maskelere veda zamanı yaklaşıyor

2020 ve 2021’in ilk yarısını öngörülemeyen yıllar olarak adlandırmak yanlış olmaz. Tüm dünya çok ağır bir dönemi birlikte yaşadı. Artık tünelin sonunda ışık göründü. Yeniye dönmek için gün sayarken gelecekteki estetik trend öngörülerimi paylaşmak istedim.

Maskelere veda zamanı yaklaşıyor

Hayatınızın son 1,5 yılını anlatın desek ya da son dönemin kelimelerini yazmanızı istesek, herkes aşağı yukarı aynı kelimeleri yazardı. Acılar, kayıplar, yeni edinimlerle filmlerde izlediğimizde “yok artık” diyebileceğimiz bir döneme şahitlik ettik. Aşılama ve güçlü toplum bağışıklığıyla daha kontrollü bir hayata “merhaba” diyeceğiz. Maskelere veda edip, özlemini kurduğumuz özgür hayatımıza dönebileceğiz. Bu dönem medikal estetik ve plastik-rekonstrüktif cerrahide “maske ve çevrim içi toplantılar” gibi iki kavram, yapılan müdahaleleri şekillendirdi.
İlk başlarda yaşanan korkuyla bizlere gelen hastaların büyük bir kısmı göz ve göz çevresi, yüz liftingi tercih etti. İkinci dönemde ise buna hareketsizlik ve beslenme alışkanlıkların bozulmasından dolayı vücut toparlama uygulamaları için talep oluşmaya başladı. Ameliyatların yerini de iyileşme süresi olmayan ameliyatsız gençleştirme, yüz ovali toparlama işlemleri aldı. Ve tabii yıldız hep botokstu. Bundan sonrasında da bu dönemde edinilen alışkanlıklar bir süre daha etkisini devam ettireceğini düşünüyorum.

Bu dönem vücudumuzu
ve cildimizi de sarstı

Herkesin evde olduğu, kişisel bakıma yöneldiği, cildine gerçekten iyi baktığı ve doğru beslenip, daha fazla egzersiz yaptığını düşünmek istesek de gerçek şu ki; son 1,5 yıl herkesin doğrudan etkilendiği bir dönem oldu. Umutsuzluk, çaresizlik ve en önemlisi hastalanma kaygısı ruh sağlığının yanı sıra beden sağlığını doğrudan etkiledi.
Kimileri pandemiye rağmen bakımlarını, doktor randevularını ertelemedi. Ancak hastalık kaygısıyla kalabalık ortamlara girmemeyi tercih edenlerin doktor randevularını ertelemeleri, sonrasında uygulanacak işlemleri daha kapsamlı hale getirdi.
Bu nedenle özellikle fiziki deformasyonlara çözüm bulabilmek için sonbaharda, liposuction, bölgesel fazlalıkların alınması, karın germe ve vücut toparlama operasyonlarının artacağını görebiliyoruz.

Çevrim içi toplantılar beyaz yakalıları estetiğe yaklaştırdı

Toplantılar için yapılan minik müdahalelerle kazanılan taze, genç ve enerjik ifadeyi devam ettirmek için ofislere dönüldüğünde pandemi döneminde başlanan uygulamalar artık hayatın kalıcı parçası haline gelecek. Öğle molaları, bakım molalarına dönecek. Rutinde yeni nesil cilt bakımı, botoks, hyalüronik asit bazlı dolgu uygulamalarının tarihleri ajandalara işlenecek. Ofis çalışanları uzun süre işlerinden ayrı kalmak istemeyecekleri için yine ameliyatsız yüz ve vücut toparlama uygulamalarına olan talep devam edecek.
Bu yazı eski güzel günlerimize döneceğimizin habercisi olarak görmek bizleri umutlandırıyor. Bilimin ışığında geliştirilen aşılar hepimize umut oldu. Sonbahar, yenilenmek için fırsat olacak. Ruhen toparlanmanın yanı sıra bedenen toparlanmak hepimize iyi gelecek.
Ancak belirtmek istediğim bir konu daha var. Yapılan araştırmalar son dönemde rutin yapılması gereken birçok muayenenin daha az yapıldığını gösteriyor.
Maskelere veda zamanı yaklaşırken ihmal ettiğiniz, güzel yarınlarda birlikte olabilmek için sadece güzellik, estetik ve bakım için değil, eğer bu süreçte aksattığınız rutin kontrolleriniz varsa onları da takviminize almayı unutmayın.
Güzellik ve sağlık bir bütün olarak ele alındığında bir anlam ifade ediyor.

 

X

Estetikte kök hücre uygulamaları

Kök hücre; son yıllarda uygulama sonrasında elde edilen sonuçlardan dolayı, hastanın ihtiyacı doğrultusunda önerdiğimiz ameliyatsız estetik olarak nitelendirebileceğimiz bir uygulamadır. Genelde PRP ile karıştırılan bu uygulama ile ilgili merak edilenleri yazdım.


Kök hücre uygulaması doğal bir işlem olmasının yanı sıra yapıldıktan sonra etkilerinin güzel hissedilmesi nedeniyle gün geçtikçe talep edilen bir işlem oldu. Özellikle pandemi döneminde tek seans olarak uygulanması, bu uygulamanın popülaritesini daha da artırdı.
Estetikte kök hücre uygulamasını; ciltte yaş alma ile oluşan ince çizgi ve kırışıklıkların, çok fazla mimik yapmaktan dolayı oluşan mimik çizgilerinin, cilt rengindeki eşitsizlik ve lekelerin giderilmesi gibi işlemlerde tercih ediyoruz. Özellikle 30’lu yaşlarla birlikte artan kolajen kaybı ile birlikte yüz bölgesinde görülmeye başlanan doku ve elastin kaybı ile meydana gelen cilt sarkmaları ile birlikte yüz ovalinin toparlanmasında önermekteyiz.
Selülitli görünüm için de etkili
Yüz, dekolte bölgeleri dışında özellikle yaş alma ile ellerde yaşanan doku kaybının iyileştirilmesi için el estetiğinde de sıkça uygulanmaktadır.
Kök hücrenin ameliyatsız estetikte bir kullanım alanı da selülitli görünümün iyileştirilmesidir. Bunların yanı sıra incelmiş saç köklerini canlandırmak için de kök hücre tedavisine başvurulur. Bu süreçte mezoterapi yöntemi ile kök hücrelerin sorunlu bölgeye enjekte edilerek uygulama yapılır.
Kişinin kendi yağ hücresi aslında en güzel kök hücre uygulamalarından biri. Bu işlemle özellikle yüz, el ve boyun bölgesindeki boşluklar doldurulur. Bu dolgu ile cilt altındaki kan akışı hızlandırılarak hem lifting etkisi yaratılır hem de cilt altı hacmin artması sağlanır.

Yazının Devamını Oku

Yazın ortasına geldik

Geldi geliyor derken, neredeyse yazın ortasına geldik. Hava sıcaklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği bugünlerde cildimizi ve bedenimizi korumak için yapmamız gerekenleri maddeler halinde sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. Malum bu dönemde özellikle cilt sağlığınızı korumak adına biraz daha özenli davranmak gerekiyor. Aksi takdirde kış boyunca cildinizi ve bedeninizi eski haline döndürebilmek için epey zaman ve çaba harcamak durumunda kalabilirsiniz.

Yazın cildimize neler olur?

Havalar ısındıkça ve ortamdaki nem arttıkça cildinizin yağ bezleri aşırı sebum (doğal yağ) üretmeye başlar. Salgılanan yağ cilt yüzeyine yapışarak, yapışkanlık, yağlanma ve tıkanmış gözeneklere sebebiyet verebilir.  Bu da akneye meyilli ciltlerde akne oluşumunun hızlanmasına sebep olur. 

Bunun yanı sıra cildimiz fazlaca güneş ışınlarına maruz kaldığında güneşin zararlarından korumak için melanin üretimini arttırır. Melanin, fotokoruyucu niteliklere sahiptir. Fazla melanin daha koyu, bronzlaşmış cilt ile sonuçlanır. Bizim bronzluk olarak nitelendirdiğimiz cilt rengi değişikliği aslında cildin kendini koruma reaksiyonudur. Bronzluk bir yana ciltlerde leke oluşumu da melanin salgılanması ile birlikte artar. Kuru ve alerjik ciltlerde ise özellikle güneşlenmeye bağlı ciltte kaşıntı, güneş yanığı ve güneşe karşı hassasiyete bağlı kızarıklıklar oluşabilir.

Cilt temizliğini ihmal etmeyin

Cilt bakımınızın temelini cilt tipinize uygun iyi bir arındırıcı temizleme ürünüyle başlayın. Kuru ciltler için jel bazlı ve yağlı ciltler için ise su bazlı ürünler tercih edin edebilirsiniz. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez temizleme, tonikleme ve nemlendirme rutini oluşturarak cildinizin yazın nefes almasına yardımcı olursunuz. Böylece cildinizin temiz ve taze kalmasını da sağlayabilirsiniz.

Cildinizi nemli tutun

Yazının Devamını Oku

Kurban Bayramımız kutlu olsun

Bu haftaki yazım, Kurban Bayramı’nın hemen öncesine denk geldi. Dolayısıyla ben de biraz “nerede o eski bayramlar” diyerek çocukluğumuzun bayramlarına değinmek istedim. Zira bayramlar bizi birleştiren, bir araya getiren, pozitif havasıyla ruhumuza iyi gelen günlerdir. Bu bayramı tatilde veya şehirde her nerede geçirecek olursanız olun, bayram ruhunu kalbinizin derinliklerinde hissedin ve yaşatın.

Geçen haftaki yazımda uzmanlık alanımın dışına çıkıp güzelliğin bir bütün olduğundan bahsetmiştim. Bu hafta da yazım bayramın hemen öncesine denk geldiğinden, yine biraz konu dışına çıkacağım.
Zira bayramların bizim geleneğimizde çok önemli bir yeri var. Bugün biraz bayram ruhundan, biraz “Ah nerede o eski bayramlar” diyerek andığımız çocukluğumuzun bayramlarından bahsetmek istiyorum.
Evet, bayram denince hepimiz çocukluğumuza gideriz. Aile büyüklerinin ziyaret edildiği, kocaman masalarda bir araya gelinip yemekler yendiği, çocukların el öpüp mendillerin içinde lokum ve harçlık topladığı neşeli, keyifli anlar canlanır zihnimizde. Peki ya şimdi?
Özellikle metropolde yaşam çok zor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşındayız. Trafik, kalabalık, stres; hepsi bizi zorlayan süreçler oluyor. Dolayısıyla hepimiz uzun bayram tatillerini kaçış, dinlenme için fırsat biliyoruz. Çok da haklıyız...
Bir de pandemiden dolayı evlerimizde sosyalleşemeden geçirdiğimizden tatil şart oldu, yıllık izinler bayramla birleştirildi ve upuzun tatiller yaratıldı.

Bayramda ziyaret edemiyorsanız öncesinde gönüllerini alın

Aile büyüklerimiz bizim baş tacımız. Bizi var eden, emekleriyle büyüten, var olma sebeplerimiz. Eğer bayramda gidemeyecekseniz bile öncesinde gönüllerini alın.

Yazının Devamını Oku

Estetikte “mutluluk askısı” dönemi

Bazı dönemlerde popülerleşen uygulamalar olur. Başlık “mutluluk askısı” olsa da size, özellikle ünlülerin yaptırdıkları operasyonları sosyal medyada canlı yayınlamalarından sonra ip askı olarak geçen, toplumda “Fransız askısı” olarak bilinen ameliyatsız yüz germe-gençleştirme uygulamasını anlatacağım.


Her yazımda artık neredeyse hep söylediğim bir şey var; günümüzde medikal estetik teknolojileri neredeyse her gün biz doktorların danışanlarımıza önerebileceği alternatif yüz gençleştirme ve iyileştirme uygulamaları sunuyor. Bu işlemlerden kimi sonuçlar, hasta-danışan memnuniyeti nedeniyle uygulamalar arasında sıyrılarak ön plana çıkıyor.
İp askı yöntemi de ameliyatsız uygulamalar arasında hem bilinirliği hem de sonuçları ile hasta-danışan memnuniyeti çok yüksek olan bir uygulama. Dolayısıyla bu uygulamanın yüzde yarattığı gençleştirici ve toparlayıcı etkisi yanı sıra danışanlarda da yarattığı memnuniyetle “mutluluk askısı” olarak tanımlamak çok yerinde olur. Uygulamanın merak edilen detaylarını birkaç soru ve cevaplarımla yazımın içinde bulabilirsiniz.

İp askı yöntemi nedir?

Aslında isminden de anlaşılacağı üzere iplerle yapılan bir yüz germe uygulamasıdır. Bu uygulamada kullanılan ipler son zamanda farklılaşmaya başladı. İlk başlarda 50 yılı aşkın süredir implant operasyonlarında kullanan metabolizma ile uyumlu dışı polyester kaplı içi silikon ipler tercih edilirken şu anda ciltte kendiliğinden yok olan bio uyumlu ipler de kullanılabiliyor.
İp tercihi tamamen doktorunuzun tercih edeceği ip askı yöntemine göre değişkenlik gösterir. İp askı yöntemi, özellikle yaş alma ile yüz bölgesinde oluşan sarkmalarda önerilmekle birlikte kaşların kaldırılması, köşeleşen yüz hatlarının ovalleştirilmesi; yine yaş alma ile oluşan kırışıkların da açılması için uygulanır.
Bu yöntemin en büyük avantajlarından birinin mimik hareketlerinde engel olmamasıdır. İp askı yöntemi yüz için yapılan ya da bilinen bir ameliyatsız germe uygulaması olarak bilinse de kilo alıp verme ile sarkan iç kol, iç bacak gibi bölgelerde de yapılabilir.

Nasıl yapılır?

Yazının Devamını Oku

Güzellik bir bütündür

Öz, beslendiğinde ve davranışlar yaşam biçimiyle bütünleştiğinde anlamı daha derin olur. Hatta bunun yansımaları cildimizde, bedenimizde gerçekleşir. Bu satırları okurken “Dilek Hoca bu hafta ne yazmış!” diye şaşırabilirsiniz. Bu hafta operasyonlardan, müdahalelerden ve bakımdan uzaklaşıp kendimizi iyi hissettirecek öneriler ve bunların yaş alma sürecine nasıl etki edeceğini kaleme almak istedim.

İnsan konuşmaya başladığında ya devleşir ya da küçülür. Bizi biz yapan, bizimle özdeşleşen tanımlar vardır. Kimi için “iyi insan”, kimi için “dünya tatlısıdır” deriz.

Peki bizi iyi ya da dünya tatlısı yapan nedir? Sözlerimiz, davranışlarımız, dünyaya bakışımız, duruşumuz...

Bu, öyle bir günde gelişmeyen, çocukluk itibarıyla başlayan bir süreçtir.

Hekimlik vasfımdan ziyade bir insan, bir kadın ve anne olarak belirtmek isterim ki; hayat yolculuğunda çocukluktan itibaren sevgi ile aile ortamında büyümek, iyi eğitimler almak aslında bedenimize ve ruhumuza yatırım yapmaktır.

Tüm bunlar da cildimizin ve bedenimizin gelişiminde çok önemli etkenlerdir. Hatta diyebilirim ki, iyi yaş almanın sırrı da buradan geçiyor. 

İYİ YAŞ ALMAK İÇİN

Son yıllarda “yaşının iyisi olmak”, “iyi yaş almak” gibi kavramlar hayatımıza girdi.

Ancak buna sadece estetikle ya da spor yaparak, beslenmemize dikkat ederek sahip olmamız mümkün değil.

Yazının Devamını Oku

Cilt çatlakları

Cilt çatlakları, kadın-erkek fark etmeksizin, kilodan bağımsız olarak karşımıza çıkan oldukça yaygın bir sorundur. İşte çatlak oluşumunda alternatif iyileştirme ve tedavi yöntemleri...


Yaygın olarak kullanılan adıyla cilt çatlakları, derinin dermiste fazla gerilmesi ile oluşur. Gerilen deri, incelir ve gözle görülür bir şekilde çatlar.
Bu çatlaklar, ilk başta koyu bir renkteyken, sonrasında renkleri açılır. Cildin elastikiyetini sağlayan elastin liflerinin kopması ile oluşan cilt çatlaklarının oluşmasındaki en önemli etkenler, hızlı büyüme, kontrolsüz kilo alıp-verme ve kadınlarda ise gebelik döneminde alınan kilolar olarak sayılabilir. Bunun yanı sıra bazı ilaçların kullanımı da ciltte çatlaklara neden olabildiği araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır.
Vücudun tüm bölgelerinde çatlaklar oluşabilse de genellikle göğüs, kalça, bacak, karın, iç kol ve bel çevresinde daha çok oluşur. Kadın ve erkeklerde çatlakların oluştuğu alanlar farklılık gösterir.
Kadınlarda özellikle gebelikle birlikte, karın, göğüs, bel ve bacak bölgesinde, erkeklerde ise kol, bel çevresi (sırt) ve kalçalarda çatlaklar meydana gelir.
Çatlak oluşumu sırasında çoğunlukla ciltte kaşıntı meydana gelse de kimi zaman hiç belirti vermeden çatlaklar ortaya çıkabilir.

Çatlak görünümü

Yazının Devamını Oku

Neden cilt bakımı yaptırmalıyız?

Hâlâ çok fazla “Cilt bakımı yaptırmalı mıyım?” ya da “Neden cilt bakımı yaptırmalıyım?” gibi sorular alıyorum. Kimileri için alışkanlık, kimileri için keyif olarak nitelendirebileceğimiz cilt bakımı aslında cildimiz için bir gereklilik. Bu yazımda “Neden cilt bakımı yaptırmalıyız?” sorusunun cevabını bulacaksınız.

Bu hafta çok sık sorulan, internet aramalarında karşımıza çıkan, bizlere her yerde sıklıkla danışılan “cilt bakımı” konusunu ele almak istedim. Çünkü hâlâ “Benim cildim gayet iyi hocam, 40 yaşına kadar cilt bakımı yaptırmadan geldim, bundan sonra da yaptırmasam olur” gibi yorumlarla karşılaşabiliyoruz.

Cilt bakımı, cildin hava alması, nemlenmesi, tazelenmesi ve en önemlisi yenilenmesi için gerekli. Nasıl ki bedenimiz için detoks uyguluyor, yediklerimize, içtiklerimize dikkat ediyorsak cildimizin de arınması için düzenli olarak bakım rutinleri uygulamalıyız.

Cildinizin sağlıkla ışıldamasını, parlamasını, tazelenmiş ve canlı görünmesini istiyorsanız, bunun bir kremle ya da mucizevi içeriklerle olamayacağını da bilmelisiniz.

İŞTE NEDENLERİ

İyi bir cilt bakımı rutini, cildinizin iyi durumda kalmasına yardımcı olur: Cildimiz 28 günde bir kendini yeniler.

Ancak yenilenirken ölü hücreler ciltte birikir.

Dolayısıyla cildi ölü hücrelerden arındırmak, cildin yenilenmesi için çok önemli bir adım.

Yeni nesil medikal cilt bakımlarında cilt PH’ına uygun solüsyonlarla dışarıdan sıvılar püskürtülerek cilt üzerindeki ölü tabaka atılır.

Yazının Devamını Oku

Cildi korumak için değerli öneriler

Sihirli bir değneğimiz yok, dolayısıyla sahip olduğumuz her şeyi emek vererek koruyabilir, muhafaza edebiliriz. Bu durum cildimiz ve vücudumuz için de geçerli. Kendimize ne kadar iyi davranırsak, cildimiz ve vücudumuz da buna o kadar karşılık verecektir. Bu haftaki yazımda size “cildimiz kadar değerli” önerilerde bulunmak istiyorum.

Yaptırılan işlemlerden, uygulamalardan ya da operasyonlardan mucize sonuçlar ortaya çıkmasını beklemek, sıkça karşılaştığımız bir durum.

Oysa bir şeyin süreklilik arz etmesi; ona iyi bakmak, ihmal etmemek ve önerileri yerine getirmekle olur.

Atalarımız “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur” sözüyle anlatmak istediğimi bir cümleyle özetlemiş aslında.

Ben bu haftaki yazımda sizlere “cildimiz kadar değerli” önerilerde bulundum.

Biz doktorlar sizin için en iyisini yapsak da eğer ev ödevlerinizi yerine getirmezseniz sonuç iyi olmaz.

Özellikle medikal estetikte yapılan müdahalelerin veya zayıflama, incelme, sıkılaşma gibi uygulamaların etkileri kısa sürebilir.

Yani tüm bu uygulamalardan elde edeceğiniz sonucun etkisini uzatmak sizin elinizde.

Güzellik içte başlar

Yazının Devamını Oku

Güzelleşmek için yaz molası vermek şart değil

Özellikle ilkbaharda kendileri için medikal estetik ya da estetik operasyon düşünenlerde “yaz gelmeden halletmeliyim” telaşını görüyoruz. Bu haftaki yazımda yazın hangi operasyonların ve müdahalelerin yapılabileceğini paylaşmak istedim.

Genel olarak estetik müdahaleler ya da medikal estetik işlemler söz konusu olduğunda nedense yaza yetişmeli gibi bir izlenim oluşuyor. Bunu tetikleyen de hastalarımızın özellikle zayıflama, sıkılaşma ya da toparlanma gibi ameliyatlı ya da ameliyatsız uygulamalarla yaza daha fit girmek için yaptırmak istemelerinden kaynaklanıyor. Oysa yaz döneminde de uygulanabilecek, risk yaratmayan uygulamalar ve ameliyatlar var.
Ancak burada hastanın kendisini operasyon sonrasında koruması, kendisinden istenenleri harfiyen yerine getirmesi önem arz ediyor. Bunun yanı sıra yeni nesil cihazlı uygulamaları da gönül rahatlığı yaptırabilirsiniz. Yani güzelleşmek için yaz molası vermek şart değil.

Cilt bakımı yaptırmaya
devam edebilirsiniz

Eskiden cilt bakımı dendiğinde aklımıza sıkmalı, acılı, yapıldığında cildi tahrip eden klasik cilt bakımları gelirdi. Oysa şimdi yeni nesil cilt bakımı olarak nitelendirdiğimiz uygulamaları eğer güneşe çıkmak gibi bir niyetiniz yoksa yazın da rutininizde yapmaya devam edebilirsiniz. Güneşlenmekten vazgeçemiyorsanız da cildinize yoğun nem verecek maskeleri, bakımları tercih edebilirsiniz. Ayda bir kez yaptıracağınız yaz bakımları ile cildinizi konforlu bir yaz geçirtebilirsiniz.

Botoks ve dolgu zamanı geldiyse sonbaharı beklemek

Yazının Devamını Oku

Güneşlenme rehberi

Havalar ısınmaya, güneş içimizi ısıtmaya başladı. Bugün sizlere “güneşe çıkma rehberi” niteliğinde bir yazı hazırladım. Gönül rahatlığıyla güneşe çıkabilmek için neler yapılmalı, onları kaleme aldım.

Sağlıksız güneşlenmenin en büyük sonuçlarından birinin “lekeler” olduğunu söyleyebilirim. Güneş hasarını en aza indirmek için hâlâ vakit var.

Cilt bariyerini güçlendirmek, cildin nem tutma kapasitesini artırmak için somon DNA ve hyalüronik asit kombinasyonunu deneyebilirsiniz. Bu karışımla cildin güneşten daha az etkilenmesini sağlamanız mümkün.

İçeriğinde çeşitli vitaminler, çapraz bağlı hyalüronik asit, birçok mineral ve peptit bulunduran nem aşılarını da kür halinde uygulatarak cildinizi güneşten koruyabilir, hasarı en aza indirebilirsiniz.

Ayrıca botoksla göz çevresi ve kaş arasındaki ince çizgilerin derinleşmesinin önüne geçebilirsiniz.

Güneşlenirken cildinizin mutlaka temiz ve homojen yapıda olmasına dikkat etmenizi öneririm. Bunun için de her mevsim gönül rahatlığıyla yaptırabileceğiniz yeni nesil cilt bakımlarından faydalanabilirsiniz. Böylece daha sağlıklı bir bronzluk elde edersiniz.

Güneşlenmek için en ideal saatler; güneş ışınlarının dünyaya dik açıyla gelmediği sabah 11.00’e kadar olan saatlerdir. Akşamüstü de 16.00’dan sonrayı tercih etmek gerekir.

Yaz tatiline gitmeye hazırlananlara, ilk gün saatlerce güneş altında kalmak yerine her gün süreyi biraz daha uzatarak kontrollü bir şekilde güneşlenmelerini öneririm.

Yazının Devamını Oku

Estetikte altın oran

Güzel olarak birini beğenmenin temelinde neyin yer aldığını, insanın gözünde kimin daha çekici göründüğünün sebebini hiç sorguladınız mı? Cevabı çok basit; altın oran yani Phi: 1.618 sayısı. Leonardo da Vinci, Mona Lisa tablosunun sırrı da olan altın oran, ünlü sanatçıları da çekici hale getiriyor.

Doğada gördüğümüz hiçbir şey rastgele oluşmamıştır. Bir çiçeğin yapraklarında, bir deniz kabuğunda, bir ayçiçeğinin tohumunda hep aynı matematiği, aynı oranı görüyoruz. Bunu ben değil, bu işin sırrını aramış, araştırmış matematikçiler diyor. Güzelliğin salt bakan gözde olmadığının, güzel, çekici, sevimli görünenin sırrını araştıran matematikçiler; dünya üzerindeki nesnelerin, canlıların ve insanların kendi içinde bir orana sahip olduğunu ve bu orana en yaklaşık olanın her zaman daha çok beğenildiğini ortaya çıkardılar. Bu da sabit bir Phi: 1.618 değeri olarak “altın oran” şeklinde adlandırıldı.

Ünlü kadınların sırrı

Aslında hiçbir şey tesadüf değil. Scarlett Johansson, Kim Kardashian, Charlize Theron, Katy Perry, Salma Hayek, Rita Ora, Adriana Lima, ülkemizde de Demet Özdemir, Hande Erçel, Eda Ece gibi başarılı oyuncular ‘altın oran’a sahip ünlü kadınlar arasında anılan isimler...

Hangi uygulamalarla yakalayabilir?

Herkesin hayranlık duyduğu, “keşke ona benzeseydim” diye olmak istediği bir sanatçı veya ünlü oyuncu vardır. Hatta hayranlık duydukları ünlülere benzemek için bir dizi ameliyat geçiren insanların varlığını haberlerden okuyoruz. Orada ona benzeme isteği yerine kendi altın oranına yakalaması için yapılacak müdahalelerle inanın hastayı daha mutlu etmek mümkün. Çünkü bir başkasına benzeme isteğinin sebebi karşısındakinin fazla beğenilmesinden kaynaklanıyor. Peki ne yapmalıyız? Kendi yüzüne uygun müdahalelerle kendi yapısına, enerjisine uyan bir uygulamalar sunmalıyız ve o işlemler ona özgü olmalı.

Burun en belirleyici organ

Yüz güzelliğinde burun, yüzdeki diğer organlara ve yüzün tamamına oranı ile yüz güzelliğinin en önemli organı diyebiliriz. Burnu endoskopik operasyonlarla küçülterek ya da büyüterek, ufak dokunuşlarla ucunu kaldırıp indirerek yüzdeki orantıyı yakalamaya çalışırız. Ancak yüz orantısını sadece burnu düzelterek istenen sonucu elde etmek mümkün değil.

Yazının Devamını Oku

Yaz terlemelerinin önüne geçmenin yolu var

Başlıkta “yaz terlemesi” olarak geçse de terleme birçok kişi için büyük sorun. Her ne kadar fiziksel bir olay olsa da; terleme yarattığı koku ve kötü görünümle sosyal yaşamda son derece rahatsız edici bir sağlık sorunu.

Terleme sorunuyla gelen danışanlarım genellikle şöyle diyor: “Dilek hocam her şeyi denedim ama terlemenin önüne geçemedim. Kullanmadığım deodorant, denemediğim bitkisel yöntem kalmadı ama çare olmadı. Aşırı terleme için ne yapabilirim?”
Burada önce terlemenin sebeplerine bakmalıyız. Çünkü aşırı terlemeye sebep olabilecek birden fazla neden var.
Hipoglisemi, ateş ve enfeksiyonlar, diyabet, hipotiroidi yani tiroid bezinin normalden fazla çalışması, kalp ve akciğer rahatsızlıkları ya da bazı vitaminlerin eksikliği aşırı terlemeye sebep olabilir.
Ben danışanlarıma önce gerekli tetkikleri yaptırıp yaptırmadıklarını sorar, terlemenin sebebiyle ilgili gerekli araştırmaları teyit etmek isterim. Eğer herhangi bir sorun bulunmadıysa, koltuk altı ve avuç içi ya da ayak tabanı botoksunu öneririm.

OSCAR’DA MODAEVLERİ
BOTOKSU ŞART KOŞUYOR

Aşırı terleme sorununda botoksun nasıl uygulandığına geçmeden önce sizinle kısa bir anekdotu paylaşmak isterim. Bu sorunla gelen hastalarım nedense sadece kendilerinin bu durumdan muzdarip olduklarını düşünüyor. Oysa TV’de, sinemada gördüğümüz oyuncular, göz önünde olan birçok insanda da aynı problemin olduğunu bilmelisiniz.

Yazının Devamını Oku

Yaş gruplarına göre bakım önerileri

Geçen haftaki yazımda doğum sonrası bakım önerilerimi paylaşmıştım. Bu hafta ise 40 ve 50’li yaşlardaki kadınlarımıza bakım önerilerinde bulunmak istiyorum. Çünkü bu yaş döneminde cildimizin, yüzümüzün daha fazla ilgiye ve bakıma ihtiyacı vardır.

Her yaş grubunun, cilt yapısına göre farklı bakımlarla ve ameliyatsız yüz gençleştirme-iyileştirme uygulamalarıyla desteklenmesi gerekir. Normal şartlarda 30’lu yaşlarda biri, botoks gibi ufak dokunuşlarla ve yeni nesil cilt bakımları ile uzunca bir süre o yaştaki tazeliğini ve canlılığını koruyabilirken 40’lı yaşlarda cildin artık daha fazla bakıma ve desteğe ihtiyacı olur. Çünkü yıldan yıla azalan kolajen miktarı, cilt altında doku kaybına sebebiyet verir ve bu da şakaklarda çökmeye, yüz ovalinde bozulmalara; yer çekimi ile de sarkmaların daha görünür hale gelmesine sebebiyet verir. O yüzden de bakım ve iyileştirme uygulamaları düzenlenirken her yaş grubuna ayrı işlemleri sunmak gerekir.

Kişiye özel, kişinin yaşantısına, yaşına, genetik yapısına uygun ve cilt/yüz sorunlarına çözüm sağlayacak, danışana kendisini iyi hissettirecek tedavi iyileştirme uygulamaları sunulmalıdır. Bununla birlikte danışan/hasta da ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamalarının ciltte yarattığı iyileşmenin süresini uzatmak için uygulamalarına sadık kalmalı ve harfiyen uymalıdır.

Sadece botoks yeterli olur mu?

Cildine daha genç yaşlarda yatırım yapmış, minik minik botoks ile ince çizgilerin görünümünü iyileştirmiş, cildinizi de vitamin uygulamalarını rutin olarak takviye ettiyseniz şanslısınız.
Çünkü bu yaş grubuna bir adım önde ve avantajla gireceksiniz. Evde krem sürmeye üşenenlerdenseniz sadece botoks sizin için yeterli olmayabilir.
Ancak yine de botoks bu yaş guruplarında uygulanacak işlemlerle birlikte göz çevresinde ve alın bölgesinde yerleşmeye başlayan kırışıklıkların görünümünün iyileştirilmesi için kullanılmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Doğum sonrası estetik

Anne olmak bir kadının hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Karnında 9 ay 10 gün boyunca taşıdığı yavrusu ile kavuşmak dünyada eşi benzeri ve tarifi mümkün olmayan bir hissi yaşatır. Ancak daha önce deneyimlenmeyen bu dönem kadına duygusal inişler-çıkışlar yaşatırken, bedenen yaşanan değişimler de yeni annenin ruh halini etkileyebiliyor.

Oysa doğum sonrasında toparlanmak için sadece zamana ihtiyaç var. Bu yazımda doğum sonrasında toparlanmak için neler yapılabileceğini, yeni bebek sahibi olmuş annelerimizle paylaşmak istedim.
Hamilelik, kadınların vücudunda değişimlere sebep olan ve doğum sonrasında da toparlanması zaman gerektiren bir süreç. Kimi kadınlar doğumdan hemen sonra eski formlarına kavuşsalar da büyük bir bölümünün toparlanmak için zamana ihtiyaçları oluyor.
Öncelikle yeni annelere ilk önerim, bebekleriyle tüm anların keyfine varmaları olur.
Zaten o süreçte hamilelikte alınan kiloların bir kısmı emzirme ile veriliyor. Eğer süt yapsın diye fazlaca tatlı ve kalorili yiyecekler tüketmezseniz toparlanma dönemi de çok uzun sürmüyor.
Doğumdan belli bir süre geçtikten sonra hafif yürüyüşlere de başlarsanız inanın bebeğiniz yaşına gelmeden epey yol kat etmiş olacaksınız. Hâlâ kendinizden memnun değilseniz emzirme dönemi sonrasında bir uzmana danışarak birlikte çizeceğiniz yol haritası ile formunuza kavuşabilirsiniz.

Hamilelik sonrası anneler bize

Yazının Devamını Oku

Ramazan’da formumuzu nasıl koruyabiliriz?

Ramazanda en çok sorulan sorulardan biri, “Formumu nasıl koruyabilirim?” Ramazan irademizi, nefsimizi sınayacağımız, içinde çok derin anlamları olan bir ay. Dolayısıyla sahurda çok yemek yiyeceğimiz, iftarda da ihtişamlı sofralarda ezan saatini bekleyeceğimiz “yeme-içmeye” odaklanılan bir dönem değil.

Bugün aslında hepimizin bildiği ancak bilse de riayet etmekte zorlandığı bir takım formda kalma kurallarını ramazan ayını da fırsat bilerek yazımda yer vermek istedim. Çünkü ne yazık ki büyük bir çoğunluğumuz “Aman nasıl olsa oruç tutuyorum. Akşam da istediğimi yerim” düşüncesiyle mükellef sofralarda oruç açıyor. Oysa bütün gün aç kalmış beden için doğru bir tercih değil. Değerli beslenme uzmanları arkadaşlarımızın önerisi; et suyuna bir çorba, ardından dinlenerek yenilecek protein ağırlıklı bir beslenme düzeni ardından sahura kadar bol su tüketmek ve yine sahurda yeni güne başlamak.

Oruç tutarken mutlaka düzenli yürüyüş yapmalıyız. Ağır yenen yemeklerin, akşam geç saatte afiyetle yenen tatlıların diyetini hafif tempolu yürüyüşlerle mutlaka ödemeliyiz. Sizlerin de bildiği gibi geç saatte yenen tatlılar, karbonhidratlı yiyecekler ne yazık ki hanemize yağ olarak ekleniyor. Beslenme ile ilgili altın kurallara uyduktan sonra şimdi de ramazan ayında eksi kiloda ya da formumuzu koruyarak çıkmak için kliniklerimizde sizlere nasıl destek olabileceğimizden de bahsetmek istiyorum.

Ameliyatsız uygulamalar

Önümüz yaz olduğu için özellikle formumuzu korumak ve içinde bulunduğumuz pandemi sürecini düşünürsek alınan kilolarla mücadele ettiğimiz bu dönemde bölgesel yağlanma, bölgesel incelme ve selülit uygulamalarına ramazanda rahatlıkla yaptırabilirsiniz. Danışanlarıma önerdiğim etkin sonuç aldığımız uygulamaları yazın bu bölümünde okuyabilirsiniz.
Genel olarak ameliyatsız vücut estetiği olarak nitelendirdiğimiz bu uygulamalar ağrısız, acısızdır ve anestezi gerektirmez.
Bu yılın trendlerinin en başında gelen ve etkin sonuç aldığımız, danışanlarımızın çok memnun kaldığı; ameliyatsız, radyofrekans ile incelme sağladığımız cihazlı bir uygulamadır.
Medikal estetik teknolojileri geliştikçe acıyı, ağrıyı azaltan cihazlar da artmaya başladı. Dolayısıyla özellikle ramazan ayında açlığın üzerine acı çekmeyi danışanlarımız istemiyor. Gönül rahatlığı ile önerdiğimiz bu uygulamada, karın, bacak, sırt ve kol bölgelerine rahatça uygulanabiliyor. Bu sistemde vakumlu radyofrekansla yağ hücreleri sıvılaştırılıyor ve daha sonra lenf sistemiyle uzaklaştırılıyor.

Yazının Devamını Oku

Dudak dolgusu deyip geçmemeli

Dudak dolgusu denildiğinde akla hemen dudaklara hacim kazandıran, görsel ve estetik olarak kadını güzelleştiren bir uygulama akla gelir. Oysa dudak dolgusu sadece dudaklara hacim kazandırmak için değil, dudak konturunu netleştirmek ve özellikle yaş alma ile birlikte sönen, biçimini kaybeden dudaklara eski görünümünü kazandırmak için de yapılır.

Dolgu dediğimizde dudaklara bir daha asla tekrarlanması gerekmeyen, kalıcı bir işlem olarak düşünürüz. Dudaklara ilk dolgu yapılmaya başlandığı zamanlarda kullanılan içeriklerden dolayı o dönem yapılan uygulamalar kalıcı olabiliyormuş.
Ancak medikal tıpta teknolojiler ilerledikçe dudak dolgusunda kullanılan maddeler de değişti. Danışanlarımızın isteğine bağlı olarak ürün tercihi yapılarak, dudak dolgusunun çeşidine karar verebiliyoruz. Artık sadece dudaklara hacim vermek için değil, farklı sorunlara çözüm sağlayacak, farklı akışkanlıkta ve yoğunlukta dolgular önerip, kullanabiliyoruz.
Burada belirtmek isterim ki dudaklarınızın görünümü yüzünüzle bir bütünlük sağlamalı, alt ve üst dudak orantısına muhakkak dikkat edilmelidir. Güzel bir dudak nasıl olmalı diye sorarsanız; hacmi, simetrisi, yüzünüzle genel ve kendi içinde orantısı olmalı. Ayrıca gülümserken diş etleri görünmemelidir.

Dolgu nedir? İçeriğinde ne vardır?

Dilimize dolgu olarak oturmuş olan bu uygulama aslında hyalüronik asit bazlı akışkan ve hacim kazandırma özelliği olan medikal içeriktir. Hyalüronik asit dışında farklı elementleri, maddeleri içeriğinde barındıran cildin su tutma kapasitesini artırarak enjekte edildiği bölgeye kısa sürede hacim kazandırır.
Yaş alma ile birlikte artan, dudağa dik inen ve barkod çizgisi olarak anılan, dudak konturunu bozan, özellikle ruj sürüldüğünde dağılmış bir görüntü yaratan çizgilerin iyileştirilmesinde de önerdiğimiz ve sıkça uyguladığımız bir medikal estetik uygulamadır. Yazımın başında dediğim gibi teknoloji geliştikçe danışanlarımızın talebine uygun olarak dolgu seçebiliyor, önerebiliyoruz.

Nasıl yapılır?

Yazının Devamını Oku

Ellerimiz en büyük emekçimiz

Biri yirmili yaşlarda diğeri de daha ileri bir yaşta çekilmiş iki el fotoğrafını yan yana koysak ne gibi farklar görürüz? Yirmili yaşlarda eller daha pürüzsüz ve daha dolgundur. Yaş ilerledikçe de kolajen üretimi durur. Peki, biz bu emekçilere gereken ihtimamı gösteriyor muyuz?

Çoğumuzun el bakımı dendiğinde aklına manikür geliyor. Oysa manikür ya da gece sürülen kremler ellerimize sadece yüzeysel bakım sağlar. Ne mevsim geçişlerinde oluşan ne de ilaç kullanımı ve genetik yatkınlıklardan dolayı oluşan kurulukları süreceğimiz kremlerle tedavi etmek, iyileştirmek mümkün olmayabilir.
Bunun yanı sıra güneşlenme ya da hamilelikle oluşabilecek lekeler de yaş alma ile derinleşir, renkleri koyulaşır.
Ancak söylemek isterim ki medikal estetik uygulamalarla ellerimizin görünümün iyileştirebilir, yüzümüz ve vücudumuzla daha bütünleşik bir görünüm almalarını sağlayabiliriz. Yine özellikle 30’lu yaşlara gelindiğinde önce duran ve sonra da her yıl yüzde 1 oranında azalmaya başlayan kolajen ile birlikte ellerimizde başlayan yaşlanma, yaş alma sürecini de uygulanacak tedavi protokolleri ile durdurabilir, yaş almanın ellerimizde görünen izlerini silebiliriz.

Doku kaybı ile ilgili neler yapıyoruz?

Ellerimizin üzerinde yaş alma ile ortaya çıkan içi boşalmış, kemikli ve kırışmış görünümü yağ enjeksiyonları ya da kristal bazlı dolgu uygulamaları ile iyileştirmek mümkün. Yağ enjeksiyonlarında vücudun farklı bir bölgesinden alınan yağ, lokal anestezi ile ellere tatbik edilir. Uygulama sonrasında ellerde ödem oluşabilir. Uygulama sonrasında aynı gün içinde sosyal hayata dönülür. Ellerde kullanılacak dolgu diğer uygulamalarda kullanılan şekillendirme amaçlı ürünlere göre daha yoğundur. Kalıcı çözüm sağlamaz, ancak 1 yıl ile 18 ay arasında tekrar edilebilir. Yağ enjeksiyonunda olduğu gibi kişi, uygulama sonrasında aynı gün sosyal hayatına dönebilir. Her iki işlem de çok ağrılı, acılı değildir.

Lekeler için neler yapıyoruz?

Yazının Devamını Oku

Vitaminlerin cilt için önemi

Aynaya baktığımızda hepimiz ışıl ışıl parlayan bir ciltle, aydınlanmış göz altlarıyla, dinamik ve mutlu bir ifadeyle karşılaşmak isteriz. Aksi takdirde enerjimizi kaybederiz, motivasyonumuz düşer. Özellikle son dönemde artan çevrim içi görüşmelerle nasıl göründüğümüz daha da önem kazandı. İyi bir görünüm sağlamada en büyük destekçimizin “vitaminler” olduğunu söyleyebilirim.

Her gün onlarca danışanımla bir araya geliyorum. Herkes artık yaşsız bir görünüm yerine yaşının iyisi olmak istiyor. Aslında önemli olan da o. Yaşının iyisi olmak, yaşlanma çizgilerini yok etmeden iyileştirmek, mimik ve ifadeleri kaybetmeden; taze, canlı, ışıl ışıl parlayan bir cilt ve çene hattı belli bir ifadeye sahip olmak. Bunu yapabilmek için elimizde cihazlarımız ve en önemli destekçimiz olan vitaminlerimiz var.
Cildin ihtiyacına göre hazırladığımız protokollerde multivitamin kombinasyonlarını, radyofrekans, lazer ya da mezoterapi ile birlikte cilde uygulayarak hedeflediğimiz sonuca ulaşabiliyoruz.
Cilde yüzeysel olarak uyguladığımız kremler ve serumlar, bu noktada bizlerin klinikte uyguladığı bakımların tamamlayıcısı oluyor.
Sadece evde yapılan bakımlar cildin ihtiyacını gidermekte yeterli olmayabiliyor.
Ciltte iç ve dış faktörler, alışkanlıklar, ilaç kullanımı, genetik yatkınlıklardan dolayı leke, ince kırışıklık, yüz hattında sarkma oluşabiliyor. Bunların yanı sıra göz çevresinde morluk ve halkalar da meydana gelebiliyor. Uygun vitaminlerle cildi desteklediğimizde, belirlenen seansların sonunda gözle görülür iyileşme kaydedebiliyoruz.

Etkileri neler?

Sağlıklı yaşlanmanın yolu, yıllar geçerken doğru atılan adımlardan geçer. Sağlıklı bir bedenin en temel yapı taşlarından biri de vitaminlerdir.

Yazının Devamını Oku

Bahara hazır mısınız?

Cildimiz, kış mevsiminde sert rüzgarlardan, kuru ve soğuk havadan, hava kirliliğinden kurur, nemini kaybeder. Kış güneşi de cildimizi etkiler. Cildimizi tazelemenin ve bahara hazırlamanın tam zamanı...

Cilt, kış mevsiminde tıpkı doğa gibi kurumaya başlar. Mevsimin sert etkilerinden dolayı cilt, fizyolojik reaksiyonlarını gösteremez hale gelir ve cildin koruyucu bariyeri hasar görür. Ağaçlar yapraklarını nasıl döküyorsa cildimiz de kurudukça pul pul döküntüler, bazı ciltlerde kızarıklıklar, yanma hissi yaşayabilir. Yağlı ciltler, diğer cilt tiplerine göre biraz daha şanslılar. Ancak her cilt tipinin kışı sağlam geçirip bahara ermek için bakıma ihtiyacı vardır.
Bir de bu dönemde içilen su miktarı da azaldıysa sadece yüzümüzde değil vücudumuzun genelinde kurumalar, dökülmeler görülebilir. İşte şimdi bu hasarı silmenin tam zamanı... Bahar ayları aslında kışın alınan kilolarla, bölgesel yağlanmalarla vedalaşma zamanı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hâlâ yaza kadar vaktimiz var. Özellikle bahar ayları liposuction operasyonları sonrasında gereken zamanı bize sağlıyor.

Mevsim geçişlerinde ihtiyacımız olan bakımlar

Peeling: Ciltte biriken ölü hücreler cildi matlaştırır ve cilt canlılığını yitirir. Yağlı ciltlerde dolan gözenekler ise sivilce ve akneye neden olabilir. İlk adımda peeling ile ölü hücrelerinden temizlemeliyiz.

Evde haftalık yapacağınız peeling işleminin yanı sıra cildin ihtiyacına göre belirli aralıklarla profesyonel olarak da peeling yaptırmak cildi rahatlatacaktır.

Cilt tipine göre hazırlanmış kimyasal peelinglerle (AHA, salisilik, glikolik asit, milk peel gibi) kolajen ve elastin doku uyarıldığı için cilt ölü hücrelerinden arınırken, akne ve sivilce izlerinin görünümü düzelir.

Yazının Devamını Oku