Dermatolog Dr. Neslihan Dolar

Dermatolog Dr. Neslihan Dolar

Yanaklarınızdaki kızarıklık: Gül hastalığı

Yüzünüz sık sık kızarıyor, özellikle sıcak bir ortama girdiğinizde, güneşe çıktığınızda ya da heyecanlandığınızda yanaklarınız adeta alev alıyorsa bunu yalnızca “hassas cilt” olarak değerlendirmeyin. Çünkü bu belirtiler, toplumda sanılandan çok daha sık görülen ancak çoğu zaman geç fark edilen bir deri hastalığının, yani rozaseanın (gül hastalığının) habercisi olabilir.

Haberin Devamı

Çoğu zaman normal kabul edilen bu kızarıklık, aslında tedavi edilmediği için ilerleyen kronik bir deri hastalığıdır.

İLK SİNYALİ

Rozasea; özellikle yanak, burun, alın ve çeneyi etkileyen kronik inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Hastalık çoğu zaman gelip geçici kızarma ataklarıyla başlar. İlerleyen dönemde kızarıklık kalıcı hale gelir, ince kılcal damarlar belirginleşir ve bazı hastalarda akneyi andıran kırmızı kabarıklıklar gelişebilir.

Bu nedenle erişkin yaşta başlayan her sivilceyi akne olarak değerlendirmemek gerekir. Çünkü tedavileri tamamen farklıdır.

Rozaseanın bir diğer önemli belirtisi de yanma ve batma hissidir. Hastalar sıklıkla kullandıkları kozmetik ürünlerin artık ciltlerini tahriş ettiğinden yakınırlar. Bazı hastalarda gözlerde kuruluk, batma, sulanma ve göz kapağı iltihabı da tabloya eşlik edebilir.

Haberin Devamı

ARKASINDA NE VAR?

Rozaseanın kesin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak bugün biliyoruz ki tek bir sebep yok.

Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemindeki farklılıklar, cilt bariyerinin bozulması, damar yapısındaki aşırı hassasiyet ve ciltte doğal olarak bulunan Demodex adlı mikroskobik akarların bazı kişilerde aşırı çoğalması hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor.

En sık 30-50 yaş arasında görülse de her yaşta ortaya çıkabilir. Açık tenli bireylerde daha sık görülmesine rağmen her cilt tipinde gelişebilir. Kadınlarda daha yaygın olsa da erkeklerde daha ağır seyretme eğilimindedir.

BAĞIRSAKLARINIZ ETKİLİYOR OLABİLİR Mİ?

Son yıllarda dermatolojide en fazla araştırılan konulardan biri de bağırsak-cilt ekseni oldu.

Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca faydalı mikroorganizma yalnızca sindirim sistemimizi değil, bağışıklık sistemimizi ve dolayısıyla cildimizi de etkiliyor. Mikrobiyotadaki dengenin bozulmasının vücutta inflamasyonu artırarak rozasea gibi bazı deri hastalıklarının ortaya çıkmasına veya alevlenmesine katkıda bulunabileceği düşünülüyor.

Yapılan bazı çalışmalarda rozasealı bireylerde ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO) ve bazı sindirim sistemi hastalıklarının daha sık görüldüğü bildirildi.

Haberin Devamı

Elbette bu, her rozasea hastasında bağırsak problemi olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bağırsak sağlığını destekleyen dengeli beslenme, yeterli lif tüketimi ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak genel inflamasyonun kontrolüne katkı sağlayabiliyor.

Önümüzdeki yıllarda mikrobiyota üzerine yapılacak çalışmaların rozasea tedavisine yeni bakış açıları kazandıracağını düşünüyoruz.

SUÇLU SADECE GÜNEŞ DEĞİL

Yaz ayları, hastaların en dikkatli olması gereken dönemdir.

Güneş ışınları ciltte inflamasyonu artırırken sıcak hava damarların genişlemesine neden olur. Sonuç olarak kızarıklık daha belirgin hale gelir ve ataklar sıklaşır. Ancak güneş tek tetikleyici değildir. Her hastanın tetikleyicisi farklı olabilir. En sık karşılaştığımız nedenler şunlardır:

Haberin Devamı

◊ Güneş ışınları

◊ Sıcak hava

◊ Sauna ve hamam

◊ Bazı yiyecekler, özellikle baharatlı olanlar

◊ Çok sıcak çay ve kahve

◊ Alkol

◊ Yoğun egzersiz

◊ Stres

◊ Ani sıcaklık değişimleri

AKNE DEĞİLDİR

Rozasea en sık akne ile karıştırılır. Ancak aknede siyah nokta ve beyaz komedonlar görülürken, rozaseada bunlar yoktur.

Buna karşılık kalıcı kızarıklık, belirgin kılcal damarlar ve yanma hissi ön plandadır.

İşte bu nedenle internette önerilen akne ürünlerini bilinçsizce kullanmak rozasealı hastalarda tabloyu daha da kötüleştirebilir.

SADECE KREM DEĞİL

Rozasea kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavide amaç hastalığı tamamen ortadan kaldırmak değil, atakları kontrol altına almak, cilt bariyerini güçlendirmek ve yaşam kalitesini artırmaktır.

Haberin Devamı

Tedavi hastalığın tipine ve şiddetine göre kişiye özel planlanır.

Hafif olgularda medikal kremler yeterli olabilirken, iltihaplı lezyonların ön planda olduğu hastalarda ağızdan kullanılan ilaçlara ihtiyaç duyulabilir.

Kalıcı kızarıklık ve belirgin kılcal damarların tedavisinde damar lazerleri günümüzde en etkili seçeneklerden biridir. Uygun hastalarda IPL BBL gibi ışık sistemleri de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir. Doğru hasta seçimiyle yapılan bu uygulamalar hem kızarıklığı azaltabilir hem de görünür damarların belirginliğini önemli ölçüde hafifletebilir. Son çalışmalar, özellikle BBL tedavisinin rozaseada rol oynadığı düşünülen Demodex yoğunluğunu azaltmaya da katkı sağlayabileceğini göstermektedir.

Haberin Devamı

Tedavinin başarısında en önemli unsur ise düzenli takip ve sabırdır.

Çünkü rozasea kısa sürede tamamen ortadan kalkan değil, doğru yönetildiğinde uzun yıllar kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır.

Cilt bariyerini destekleyen nazik temizleyiciler, parfümsüz nemlendiriciler ve her gün düzenli kullanılan geniş spektrumlu güneş koruyucular tercih edilmelidir.

Unutmayın; rozasealı ciltlerde bakımın amacı cildi yormak değil, onu sakinleştirmektir.

Erken tanı, doğru tedavi, uygun cilt bakımı ve tetikleyicilerden korunmayla hastalık büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Yazarın Tüm Yazıları