Paylaş
Dermatoloji polikliniklerinde en sık duyduğumuz cümlelerden biri “kuru kuru kaşınıyorum”dur. Kızarıklık yoktur, döküntü yoktur, bazen iz bile yoktur. Ama kaşıntı vardır. Üstelik inatçı, uykudan uyandıran, insanın günlük hayatını bölen türden.
Kaşıntıyı hafife almak, bazen cildi değil bütün bedeni görmezden gelmektir.
Kaşıntı bir hastalık değil bir belirtidir
Kaşıntı tek başına bir tanı değildir. Tıpkı ateş gibi, ağrı gibi.Bir şeylerin yolunda gitmediğini söyler.
Dermatolojide kaşıntıyı kabaca üç gruba ayırırız:
◊ Cilt kaynaklı kaşıntılar
◊ Sistemik (iç hastalıklarına bağlı) kaşıntılar
◊ Psikojenik kaşıntılar
Asıl sorun bu ayrımın çoğu zaman yapılmamasıdır.
En sık neden: Egzama
Egzama, kaşıntının en bilinen sebebidir. Atopik dermatit, kontakt dermatit, nummuler egzama gibi liste uzar. Ama şunu net söylemek gerekir: Her kaşıntı egzama değildir.
Özellikle:
◊ Tedaviye rağmen geçmeyen
◊ Gece artan
◊ Ciltte belirgin döküntü olmadan seyreden kaşıntılar daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Gece artan kaşıntı alarmdır
Gece artan kaşıntı bizim için önemli bir ipucudur.
◊ Uyuz gibi paraziter hastalıklar
◊ Bazı hematolojik hastalıklar
◊ Karaciğer ve safra yolu sorunları
◊ Böbrek yetmezliği
Bu durumlarda kaşıntı gündüzden çok gece kendini hissettirir. Hasta “uyuyamıyorum” der. İşte o noktada kaşıntı artık bir konfor sorunu değil, klinik bir alarmdır.
Kaşıntı ve iç hastalıklar
Bazen cilt tamamen normaldir. Ama kaşıntı vardır ve geçmez. Bu durumda akla gelmesi gerekenler:
◊ Demir eksikliği
◊ Tiroid hastalıkları
◊ Karaciğer fonksiyon bozuklukları
◊ Böbrek hastalıkları
◊ Bazı lenfomalar
Özellikle ileri yaşta, ani başlayan ve nedeni bulunamayan kaşıntılarda dermatolog sadece cilde bakmaz; kan tahlili ister, sistemik değerlendirme yapar.
Peki, “Stresten kaşınıyorum” demek doğru mu?
Psikojenik kaşıntı diye bir kavram vardır.
Evet, stres kaşıntıyı artırabilir. Anksiyete, depresyon, obsesif durumlar ciltle doğrudan ilişkilidir. Ama bu tanı en son konur.
Önce dermatolojik nedenler ve sistemik hastalıklar dışlanmalıdır.Aksi halde “stresten” deyip geçilen bir kaşıntının altında ciddi bir hastalık gözden kaçabilir.
Kaşımak neden işleri daha da kötüleştirir?
Kaşıntı-kaşıma bir kısır döngüdür. Kaşıdıkça cilt bariyeri bozulur, sinir uçları daha hassas hale gelir ve kaşıntı artar.
Artık hasta kendini durduramaz. Bu yüzden kaşıntı tedavisinde amaç sadece kaşıntıyı geçirmek değil, cilt bariyerini onarmaktır.
Doğru bilinen yanlışlar
Yanlış: “Kaşınıyorsa alerjiktir.”
Doğru: Kaşıntının onlarca nedeni olabilir.
Yanlış: “Bir krem sür geçer.”
Doğru: Nedeni bulunmadan sürülen her krem sorunu maskeleyebilir.
Yanlış: “Kaşıntı cilt hastalığıdır, dahiliyeyi ilgilendirmez.”
Doğru: Kaşıntı bazen cildin değil, iç organların dilidir.
Ne zaman mutlaka doktora?
Aşağıdaki durumlarda kaşıntı asla ertelenmemelidir:
◊ 2-3 haftadır geçmiyorsa
◊ Gece uykudan uyandırıyorsa
◊ Belirgin döküntü olmadan sürüyorsa
◊ Kilo kaybı, halsizlik eşlik ediyorsa
◊ İleri yaşta aniden başladıysa.
Dermatoloji sadece “görüneni” tedavi etmez.
Cilt, bedenin aynasıdır. Kaşıntı ise o aynanın verdiği sinyallerden biridir.
Bazen küçük bir kızarıklık, bazen hiçbir şey... Ama kaşıntı varsa, cilt konuşuyordur. Ve dermatoloğun görevi sadece krem yazmak değil, o sesi doğru okumaktır.
Paylaş