Paylaş
Deri kanseri görülme sıklığı son otuz yılda dünyanın birçok ülkesinde dikkat çekici biçimde arttı. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri, yaşam süresinin uzaması ve güneşe maruz kalma alışkanlıklarımızın değişmesi.
Artık benlere eskisinden çok daha dikkatli bakıyoruz. Çünkü bugün biliyoruz ki, cildimiz yıllar boyunca yaşadığımız her güneş maruziyetini hafızasında saklıyor.
MELANOM HAZIRLIĞI YILLAR SÜRER
Melanom, pigment üreten melanosit hücrelerinden gelişen ve en agresif deri kanserlerinden biri kabul edilen bir tümördür.
Hastalığın çoğu zaman erişkin yaşta ortaya çıkmasına rağmen, temellerinin çocukluk yıllarında atılmasıdır.
ÇOCUKLUKTA GÜNEŞ YANIĞI
Güneş yanığı, yalnızca birkaç gün süren kızarıklık değildir. Özellikle çocukluk çağında oluşan yoğun ultraviyole hasarı, melanositlerin DNA’sında kalıcı değişikliklere yol açabilir.
Bilimsel çalışmalar, çocukluk döneminde özellikle su toplamasıyla seyreden güneş yanıkları geçiren kişilerde melanom gelişme riskinin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Bunun nedeni, çocuk cildinin ultraviyole ışınlarına erişkin cildinden çok daha duyarlı olmasıdır.
Daha da ilginç olanı, bu hasarın etkisi çoğu zaman hemen ortaya çıkmaz. Çocuklukta oluşan DNA hasarı, 20-30 yıl sessiz kaldıktan sonra erişkin yaşta deri kanseri olarak karşımıza çıkabilir.
Bu nedenle güneşten korunma, yalnızca yaz tatilinin değil, gelecekteki cilt sağlığının da en önemli yatırımlarından biridir.
Bugün elimizde çok güçlü epidemiyolojik veriler var. Özellikle çocukluk çağında su toplamasıyla seyreden güneş yanıkları geçiren kişilerde, erişkin dönemde melanom gelişme riskinin belirgin olarak arttığı gösterildi.
Çünkü çocuk cildi yalnızca daha ince değildir, ultraviyole ışınlarının oluşturduğu DNA hasarına karşı da daha hassastır. O gün iyileşen güneş yanığı unutulabilir. Ama melanosit unutmaz.
Hasar, hücre içinde yıllarca sessiz kalabilir ve bazen 20 hatta 40 yıl sonra melanom olarak karşımıza çıkabilir.
İşte bu nedenle çocuklara güneş kremi sürmek, yalnızca yaz tatilini değil, gelecekteki cilt sağlığını da korumaktır.
BENİN KARAKTERİ ÖNEMLİDİR
Toplumda yaygın bir inanış vardır, çok beni olan herkes risk altındadır. Kısmen doğru...
Evet, ellinin üzerinde bene sahip olmak melanom riskini artıran faktörlerden biridir. Ancak dermatolog için önemli olan yalnızca sayı değildir.
Benlerin tipi, kişinin ten rengi, ailesinde melanom öyküsü bulunup bulunmadığı, çocuklukta yoğun güneş yanığı geçirip geçirmediği, bağışıklık sistemi ve benlerin zaman içindeki davranışı çok daha değerlidir.
Her insanın kendine özgü bir “ben paterni” vardır. Açık kahverengi, koyu kahverengi, kabarık veya düz...
Çoğu birbirine benzer özellik taşır. İşte bu nedenle dermatolojide çok değer verdiğimiz bir kavram vardır, çirkin ördek yavrusu bulgusu. Vücudunuzdaki bütün benler birbirine benziyorsa ancak içlerinden biri belirgin şekilde farklı görünüyorsa, en çok dikkatimizi çeken de odur.
Bazen melanomu ele veren ilk bulgu, çapı değil, diğer benlerden farklı görünmesidir.
Bazen iki yüz bene sahip bir hastanın hiçbir beni riskli değildir, bazen de yalnızca tek bir ben bütün dikkatimizi üzerine çeker.
Çünkü dermatolojide en önemli kavramlardan biri “çirkin ördek yavrusu bulgusu”dur.
HER MELANOM ESKİ BİR BENİN İÇİNDEN GELİŞMEZ
Hastaların en şaşırdığı bilgilerden biri budur. Toplumda melanomun mutlaka mevcut bir benin bozulmasıyla ortaya çıktığı düşünülür. Oysa güncel çalışmalar, melanomların önemli bir bölümünün daha önce normal görünen deride geliştiğini gösteriyor.
Başka bir ifadeyle, yıllardır takip ettiğiniz benler kadar, yeni ortaya çıkan pigmentli oluşumlar da önem taşır. Bu nedenle yalnızca benlerinizi değil, cildinizi tanımanız gerekir.
BEN HARİTALAMASI KİME GEREKLİ?
Çok sayıda bene sahip kişilerde tek tek muayene bazen yeterli olmaz.
Bu hastalarda dijital ben haritalaması ve total vücut fotoğraflaması sayesinde tüm benler kayıt altına alınır. Altı ay veya bir yıl sonra çekilen yeni görüntüler, önceki kayıtlarla karşılaştırılır.
İnsan gözünün fark edemeyeceği milimetrik değişiklikler bile bu yöntemle saptanabilir. Özellikle ailesinde melanom öyküsü bulunanlarda, displastik nevüs sendromu olanlarda avantaj sağlar.
LAZERLE BEN ALDIRMAK
Estetik kaygıyla yapılan hatalardan biri, pigmentli lezyonların lazerle tedavi edilmeye çalışılmasıdır. Tanısı kesinleşmemiş bir pigmentli lezyona lazer uygulanması, olası bir melanomun histopatolojik olarak incelenmesini engelleyebilir ve tanıyı geciktirebilir.
NE ZAMAN DERMATOLOGA GÖRÜNMELİSİNİZ?
◊ Bir ben hızla büyüyorsa...
◊ Rengi değişiyorsa...
◊ Kanıyor, kabuklanıyor ya da iyileşmeyen bir yara hâline geliyorsa...
◊ Diğer bütün benlerinizden belirgin biçimde farklı görünüyorsa...
◊ 40 yaşından sonra yeni ortaya çıkmış pigmentli bir lezyon fark ettiyseniz...
Benlerinizi korkuyla izlemeyin, bilinçle takip edin.
Paylaş