"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

15 Aralık 2004’ten 6 Temmuz 2017’ye

AVRUPA Parlamentosu (AP) dün 64 “hayır” oyuna karşı 477 oyla bir Türkiye raporu kabul etti.

Raporun içeriğinde çok fazla detay var. İlgili haberlerde bulabilirsiniz.

Ancak bir öneri vardı ki büyük kriz yarattı.

Evet, Avrupa Birliği’nin (AB) yasama organı olan AP söz konusu raporda, AB’nin yürütme organı Avrupa Konseyi’ne şu öneride bulunuyordu:

“Türkiye 16 Nisan’da yapılan referandumda kabul edilen Anayasa değişikliğini mevcut haliyle uygularsa müzakereleri askıya alalım.”

BAĞLAYICI DEĞİL, İPLER KOPMADI, TRAFİK DEVAM EDİYOR

Bu öneri yüzünden Ankara ile Brüksel arasında esen soğuk rüzgârlar fırtınaya dönüştü. Siyasetçiler karşılıklı olarak ortalığı ayağa kaldırdı.

Oysa, parlamentoda alınan bu karar, konsey ve komisyon açısından bağlayıcı değil.

Neticede, Türkiye ile müzakerelerin devam edip etmeyeceğine, hangi koşullarda devam edeceğine Avrupa Konseyi karar verecek.

Zira, AP ile iplerin kopma aşamasına geldiği böyle bir dönemde, dün parlamentoda Türkiye oylaması yapılırken, konsey adına AB’nin hükümeti konumunda olan Avrupa Komisyonu’nun tarım, ulaştırma ve genişlemeden sorumlu üç üyesi, bir nevi AB kabinesinin üç bakanı Türkiye’deydi. Gündemde göç, tarım ve ulaştırma politikaları ve ‘gerçekler’ vardı.

Diğer taraftan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik de 25 Temmuz günü Brüksel’e yapacakları ziyareti planlıyordu.

Bu tablo, AB diplomasisinin AP’yi oluşturan siyasetçilere rağmen, kanalları açık tutma isteğinin de bir göstergesi sayılabilir.

AB’NİN 23 VE 24. FASIL ÇELİŞKİSİ

AB Bakanı Çelik, raporu ‘sabotaj raporu’ olarak niteledi ve “Son iki senedir olduğu gibi geçersiz, yok hükmünde kabul ediyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığı da raporu reddetti.

Siyaset bu kadar katı bir tavır sergilese de Türkiye diplomasi kanalından AB’nin başkenti Brüksel’e şu mesajı iletiyor: “Avrupa Parlamentosu Türkiye’de insan hakları ihlalleri olduğunu, Kopenhag Kriterleri’nden uzaklaşıldığını iddia ediyor. Müzakerelerde 23 ve 24. fasılları açın ve bu iddialar konusundaki durumu bizzat kendiniz görün.”

Nedir 23 ve 24. fasıllar?

23. fasıl, “Yargı ve temel haklar” başlığını taşıyor. 24. fasıl ise “Adalet, özgürlük ve güvenlik” başlığı ile özetleniyor. AB eğer 23 ve 24. fasılları müzakereye açmış olsaydı, bugün Türkiye’nin gündemini en çok meşgul eden insan hakları ihlalleri iddialarını, gözaltı, tutuklama kararlarıyla ilgili tartışmaları yerinde görme ve inceleme fırsatı yakalayabilecekti. Anlayacağınız, AB, bu iki faslı müzakerelere açsaydı, Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi hakkında söz söyleme hakkına “resmen” sahip olacaktı.

Avrupalı siyasetçiler, Türkiye’nin demokrasisini gerçekten geliştirmek isteseydi, müzakerelere son verilmesini değil, 23 ve 24. fasılların açılmasını önerirdi.

BİRBİRİNİ BESLEYEN SİYASİ SÖYLEM

Ancak öyle olmadı.

Çünkü Avrupa, artan milliyetçilik ve Türkiye karşıtlığının şekillendirdiği bir konjonktürden geçiyor. Ekonomik durgunluk, işsizlik, göç ve terör saldırıları, Avrupa’da milliyetçiliği besliyor. Yabancı karşıtlığının oy getirdiğini gören Avrupalı siyasetçiler de milliyetçi, dolayısıyla da Türkiye aleyhtarı bir söylem geliştiriyorlar.

Diğer taraftan gündemden düşmeyen bazı yargı kararları, tutuklamalar, OHAL uygulamaları, Türk siyasetçilerin Avrupa karşıtı açıklamaları da Türkiye’nin Avrupa’da ve Avrupa siyasetindeki olumsuz algısını pekiştiriyor.

Hatırlayınız; 15 Aralık 2004 günü Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye ile müzakerelerin başlamasına dair rapor oylanmıştı. 262 “hayır” oyuna karşı 407 “evet” oyu çıkmıştı.

O gün hem Avrupa’dan, hem Türkiye’den karşılıklı olumlu açıklamalar yapılıyordu. AK Parti de müzakerelerin açılması kararının kendi reformcu icraatlarından kaynaklandığına inanıyor ve bunun haklı gururunu yaşıyordu.

Bugün ise hem Avrupa’dan, hem Türkiye’den karşılıklı olumsuz açıklamalar yapılıyor.

Bir de 13.5 yıl önce AP’nin olumlu kararının gururunu yaşayan AK Parti, bugünkü olumsuz kararı bütünüyle Avrupa’nın hatası olarak görüyor.

X