Türkiye’ye örnek olacak bir model

İZBAN benim Türkiye’de en çok beğendiğim işletmelerden biri...


Çünkü örnek bir proje...
İçinde merkezi hükümet de var, yerel yönetim de...
Hem Devlet Demiryolları’nın birikimi, deneyimi var, hem de Metro A.Ş.’nin bilgisi, tecrübesi...
İZBAN 30 Ağustos 2020 tarihinde 10’uncu kuruluş yıldönümünü kutlayacak.
Raylı sistemler, tek seferde daha fazla yolcu taşınmasına olanak sağlayan ulaşım aktörleri gibi görünse de aslında bir kent için oldukça hayati önem taşıyor.
Sürdürülebilir ulaşım sahnesinin en önemli rolüne sahip olan bu sistemler, her gün yüz binlerce yolcu taşırken, çevreci özellikleri sayesinde bir yandan kıt kaynakların verimli kullanılmasına destek sağlıyor, diğer yandan çağımızın en önemli sorunu olan hava kirliliği ve karbon salımının azaltılmasında etkin roller üstleniyor.
İZBAN, şu anda 136 kilometrelik bir hat üzerinde işletmecilik yapıyor. Aliağa’dan Selçuk’a, bir anlamda İzmir’in iki uç noktası arasında her gün 250 bin yolcu taşıyor. Hattın uzaması, günlük sefer süresinin 20 saatlere ulaşması ve yolcu yoğunluğunun her istasyonda farklı olması nedeniyle trenlerin kapılarına yeşil düğmeler yerleştirildi. Kapıların gereksiz açılmasını önleyen bu küçük yeşil düğmeler sayesinde geride kalan 10 yılda daha az enerji tüketilirken; tam 4 bin ton daha az karbon salımı sağlandı.
İZBAN, İzmir’in kuzey güney aksında çok stratejik bir toplu taşıma hizmeti gerçekleştiriliyor. Kentin tam merkezinden geçen bir hat olması nedeniyle iş yerlerine, okullara, hastanelere, kamu kurumlarına ve turistik yerlere ulaşımı oldukça kolaylaştırıyor. Durum böyle olunca da birçok özel araç sahibi, özel araçları yerine ulaşım tercihlerini İZBAN’dan yana kullanıyor. Yapılan araştırmalar, İZBAN sayesinde her gün en az 20 bin özel aracın trafiğe çıkmadığını gösteriyor. Bir başka deyişle 20 bin aracın tüketeceği petrol ile yaratacağı hava ve gürültü kirliliği İZBAN sayesinde azalıyor. Yapılan hesaplamalar İZBAN sayesinde 10 yılda 100 bin ton daha az sera gazı salımı olduğunu gösteriyor. Yani daha temiz bir İzmir için raylı sistemin önemi burada bir kez daha kendini gösteriyor.
Ve petrol... 20 bin özel aracın sabah yollara düşmesi, akşam saatlerinde ise geri dönmesi. Yaratacağı trafik ve gürültü kirliliği bir yana tüketilen petrolü düşündüğünüzde büyük ve korkutucu rakamlarla karşılaşıyorsunuz. Sadece bu 20 bin araç sahibi her gün İZBAN’ı tercih ederek 10 yılda 50 milyon litre daha az petrol tüketilmesini sağladı, bir anlamda çocuklarına daha temiz, daha güzel, daha çevreci bir İzmir bırakma adına gönül birlikteliği yaptı.
İZBAN’ı ilk günden beri destekliyorum.


Tramvaya ilgi büyük

BU arada desteklediğim projelerden biri de tramvay...
Keşke iki yaka birleştirilse ve keşke körfez geçiş projesi de yapılsa...
Bakın Türkiye’nin pandemi nedeniyle yatırımlarının biraz yavaşladığı bir dönemde 11 kilometrelik Çiğli Tramvayı ihalesi için 17 firma ön yeterlilik aldı.
İçlerinde Amerikalı firmalar da var, güçlü Türk firmaları da...
Bana göre iyi projelere her zaman kaynak bulunur.
Tramvay da, körfez geçişi de o iyi projeler arasında...


Özgener’in İnciraltı hatırlatması

İZMİR Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in son meclis konuşmasında benim de sürekli gündemde tuttuğum bir konu vardı. İnciraltı...
Bakın Özgener ne diyor;
“İzmir’in şanslı olduğu yatırım ve büyüme alanlarından biri de sağlık turizmidir. İzmir’de ekolojik ortamı ve kent yakınındaki açık alanları koruyan, kolay erişilebilen, etkin kaynak kullanımı, enerji tasarrufu ve dönüşümün sağlanmasına destek verebilecek, sürdürülebilir ekonomi ile yerel sahipliliği, kontrolü, yatırımı ve yerel kültürü koruyabilecek, doğa dostu bir proje ile İzmir’i sağlık turizminde taçlandırabilecek bir alanımız var. İzmir için yeni şeyler söylemeye devam etmeliyiz. Yeni nesil turizm hareketinde tüm dünya ve kentimiz için hazırlanmış ancak uygulamaya konulamamış bir alanın yeniden değerlendirilmesinin ise tam sırası.”
Destekliyorum.
Bakın pandemi ezberleri bozdu. Olaylara bakışımızı değiştirdi. Tercihleri, alışkanlıkları kökten bir değişime uğrattı.
İnciraltı gibi bir şansımız var ve burayı doğru planlayarak turizme kazandırmalıyız.


EXPO’da tema ve adres çok doğruydu

İKİ kere EXPO’ya aday olduk ve her ikisinde de aynı temayla yolculuğa çıktık. Sağlıktı ve adres İnciraltı’ydı.
Tema da yer de doğruydu. Yarışta ikinci olmamız doğru bildiklerimizi yapmamıza engel değil. EXPO’yu yapıyormuş gibi hareket etmeliyiz.
O yüzden İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in bu sözlerini önemsiyorum.
“Nitelikli bir kongre merkezi, sağlık turizmi ve termal turizm potansiyeli ile birlikte İnciraltı, kentimizin en önemli şanslarından biri. Bu alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan çalışmaları dikkatle izliyor ve destekliyoruz. Bir an önce bu konudaki çalışmaların tamamlanmasını diliyoruz. İnanıyorum ki, İnciraltı Planı da onaylanır ve hayata geçirilirse, doğanın korunması, doğa dostu yeni nesil turizm pazarlaması için İnciraltı ve Çeşme, turizmde sürdürülebilirliğin de köprüsü olacaklar.”

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İçerik kral olmaya devam edecek

Geçen gün bir dostumla konuşurken şöyle dedi.

 

“Sizin meslek de çok değişti ve zorlaştı. Herkes gazeteci oldu ya da kendini gazeteci sanmaya başladı.”
Ne demek istediğini anlıyorum.
Sosyal medya hesabı açan herkes bir şeyler yazmaya, karalamaya başladı.
Bunu kendine iş edinip her gün yazmaya kalkan da var.
Siyasete, dış politikaya soyunan da; felsefe yazıları yazan da...
Ama söyleyeyim, gazetecilik başka bir meslektir.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum


Pandemide her şey aslında bizim elimizde...
İlk dönemde gerçekten de çok disiplinliydik.
Tamam hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ve öngöremediğimiz bir virüs salgınının ortasındaydık ama yine de daha tedbirliydik, kurallara uyuyorduk, kendimizi evlere çekmiştik.
Yaz gelince her şey değişti; havalar ısınınca da dışarıda virüs olmayacak zannettik.
Yanıldık, virüs yerli yerindeydi.
Haziran ayında devlet uyarılarını yaparak yeni normali tarif etti.

Yazının Devamını Oku

Toplumun kafası karışık

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın Türkiye raporlarında iki konu vardı.Birincisi aşıyla ilgili...

 


Geçtiğimiz ay Rusya aşıyı bulduğunu iddia ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise üzerinde çalıştıkları aşının kasım ayında hazır olacağını iddia etmişti. İngiltere’de gerçekleştirilen çalışmalar esnasında denek üzerinde görülen yan etkiler sebebi ile aşı çalışmaları askıya alınmıştı. Haziran araştırmasında, toplumun yüzde 60’ının bulunması halinde aşı yaptıracağını söylemişti. Katılımcılara “Sayacağım ülkelerden hangilerinin bulduğu aşıyı yaptırırsınız?” sorusu sorulduğunda yüzde 72 Türkiye’nin bulduğu aşıyı yaptıracağını ifade etmiş. Katılımcıların en çok güvendiği ikinci ülke ise yüzde 19 ile Almanya olmuş. Türkiye dışındaki tüm ülkelere aşı konusunda güvenin çok düşük olduğu görülmüş. Katılımcıların yüzde 13.5’i sayılan ülkelerin hiçbirinin aşısını yaptırmayacağını ifade etmiş.
Mart ayından bu yana ölçülen koronavirüs endişe oranı, eylül itibarıyla en yüksek seviyeye yükselmiş durumda.
Peki, dayanışma ve sorumluluk bilinci ile üstesinden gelinmesi gereken koronavirüs salgını süresince toplumun devletten beklediği kısıtlamalar neler?
İşte toplumun verdiği cevaplar...
Katılımcıların yüzde 74.2’si koronavirüsle mücadele çerçevesinde düğün, nişan ve kına gibi kutlamaların tamamen yasaklanması gerektiğini savunmuş. Ankete katılanların yarısından fazlasının onayladığı diğer ifadeler ise AVM’lerin kapatılması (%58,6), 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma yasağı (%57,7), okulların açılmaması (%56,4) ve sokağa çıkma kısıtlaması (%55) olmuş. Restoran ve kafelerin kapatılması ile şehirlerarası yolculuk kısıtlaması katılımcıları ikiye bölmüş gibi duruyor. Salgın ile mücadelede mevcut kısıtlamaların yeterli olduğu ifadesine ise yüzde 73.1 katılmadığını belirtiyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim gibi doğasını yıpratan var mıdır?

DOĞAYA kötü davranıyoruz.


Ve sonuçları da kötü oluyor.
Biz affetsek de, o affetmiyor ve intikamını bizden sonra alıyor.
Geçen gün yazdım; Alaçatı sulak bölgesinde çıkan tonlarca plastik, yine atılmış koltuklar, eşyalar...
Sadece Alaçatı mı; Türkiye’nin her yerinde böyle manzaralar var.
Bakın her gün önüme kıyı temizliği haberleri geliyor.
Özellikle sivil toplum örgütleri çevreyle ilgili geliştirdikleri projelere mutlaka kıyı temizliğini de ekliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Karamsar olmayalım gençlere bakalım

TÜGİAD beğendiğim sivil toplum örgütlerinden...


Ali Yücelen’den sonra başkanlığa Anıl Alirıza Şohoğlu geldi.
Şohoğlu da başarılı bir dönemden sonra görevini Nilüfer Çevikel’e devredecek.
TÜGİAD’ın da dümenine ilk defa bir kadın başkan geçmiş olacak.
Bu arada Ege Şubesi’nin başında da sevdiğim bir isim var; Melih Sebastien Durmuş...
Onu ve ekibini yakından takip ediyorum.
Neden TÜGİAD’ı beğeniyorum?

Yazının Devamını Oku

Aday adaylarını şimdiden takibe alsak

YAZ aylarında Türk siyasetinde “erken seçim” tartışmaları vardı. Bugünlerde bu meselenin dozu azalmış olsa da; bazı çevreler ısıtıp ısıtıp yeniden karşımıza çıkarıyorlar.



Net söyleyeyim.
Sokakta böyle bir hava yok.
Yani kimsenin bir seçim beklentisi yok.
Tam aksine uzun yıllardır sık seçime gitmiş olmanın getirdiği bir yorgunluk hissediyorum.
Üstelik genel seçimler, yereller, referandumlar derken bu sürecin siyasetin dilini ve tonunu da sertleştirdiğini gözlemledik.

Yazının Devamını Oku

Okulları açacak ortamı yaratmalıyız

OKULLARIMIZI bir şekilde açmalıyız, çocuklarımız olması gereken yerde sınıflarında olmalılar.

 

Çünkü uzaktan eğitim olmuyor.
Bunu iyi yapan okullarımız var biliyorum.
Bizzat oğlum Atlas’ı takip ediyorum.
Sabah 9’dan akşamüstü 4’e kadar öğretmenlerimiz sanki sınıftaymış gibi derslerini işliyorlar.
Çocuklarımız da olabildiğince derslerine motive olmaya çalışıyorlar.
Ama görüyorum çocuklar zorlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Hem endişeliyiz hem de dikkatsiz

CAN Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın raporunda sosyal medyayla ilgili bir araştırma dikkatimi çekti.

 

İstanbul Ekonomi Araştırma’nın bir başka araştırması da koronavirüsle ilgili toplumun endişe düzeyiyle ilgiliydi.
1500 civarında seyreden günlük vaka sayıları 1700 seviyesine yükselmiş durumda. Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tedbirlere uyulması konusunda uyarılarını dile getiriyor olsa da, vatandaşın tedbir ve kurallara yeteri kadar uymadığı görülüyor. Merkez, toplumun koronavirüs endişe seviyesinde bir değişiklik olup olmadığını sorgulamış.
İşte cevaplar;
Katılımcılara “Koronavirüs konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusu sorulmuş. Yüzde 79’u çok “endişeli” olduğunu ifade etmiş. “Hiç endişeli değilim, endişeli değilim” yanıtını verenlerin oranı yüzde 13 olurken, kalan katılımcılar yüzde 8 oranında “Ne endişeli ne endişesiz” olduğunu belirtmiş. Merkez “Dolayısıyla endişe seviyesi eylül ayı itibari ile mart ayından beri gördüğümüz en yüksek seviyede. Son olarak, bir önceki aya göre endişeli olmadığını belirten katılımcıların oranında ufak bir artış olduğu gözlendi” notunu da düşmüş.
Toplum bu kadar endişeliyken, nasıl oluyor da bu kadar rahat davranabiliyor; ben de anlamakta zorlanıyorum.

 

Yazının Devamını Oku

Doğamız için kampanya yapmalıyız

WWF Dünya Doğayı Koruma Vakfı, Türkiye Başkanı Uğur Bayar sosyal medya hesabından şu fotoğrafları paylaşmış.

 

 

Ve şu notu yazmış.
“Her yer böyle! Ülkenin bir ucundan diğerine bütün yol, otoyol kenarları, sahiller, kıyılar, plajlar, ormanlar! Ve öyle bir boyutta ki, kimse temizleyemez. 85 milyon kendi çöpümüzde boğulup gideceğiz, bu atıklar 400-800 yıl burada kalacak. Çok ciddi bir milli kampanya lazım.”
Haksız mı?

Yazının Devamını Oku

Özgür müzik özgün müzik yarattı

KOVİD 19, giderek artan salgın haberleri, Türkiye’nin ağır dış politikası, iç siyasetin kısır çekişmelerini önümüzdeki haftaya bırakalım...

 

Bugün biraz sanattan, müzikten bahsedelim...
Streaming çağı müzikte müthiş bir değişimi beraberinde getirdi. Yani canlı yayın akışı... Bunu da dijital platformlar üzerinden yapıyorsunuz. Bu dönemin çağının öncesinde müzik, orta ve orta sınıfın üstünün elindeydi. Fiziksel olarak CD satın alabilen belirli bir kitlenin alım gücüne göre şekilleniyordu. Şimdi öyle mi? Çalma listeleri artık büyük kitlelerin elinde daha organik bir biçimde dağılma şansı yakalıyor. Ve binlerce niş müzik üreticisi, müzik dinleyicisi ile buluşabiliyor veya keşfedilme şansı yakalıyor. Streaming çağı öncesinde bir sanatçının listeye girme şansı yokken, şimdi aylık milyonlarca dinlenme sayısıyla kitlesine rahatça erişebiliyor.
Dijital yayın platformları müzik yapma stillerini de etkiledi. Pek çok parça intro kısmı olmaksızın piyasaya sürülüyor. Albümlerde şarkı sınırlaması da yok artık... İster 10 parçayla bir çıkış yapın, isterse 20 parça...
İsterseniz de single’larla...
Bir şarkıyı isterseniz farklı yöntemlerle, farklı versiyonlarla da çıkarabilirsiniz.
Counterpoint Research’ın geçen yıl verilerine göre müzik servislerine abone olanların sayısında yüzde 32 oranında bir artış var. 358 milyon kullanıcı telefonu veya bilgisayarı üzerinden müzik servislerinden birini kullanıyor. Bu yılın abone sayısının 450 milyonu geçtiği söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemiyi iyi yöneten turizm bölgeleri de var

SADECE bizde değil, bütün dünyada turizm sektörü sıkıntılı bir yıl yaşadı. Örneğin İspanya her yıl 90 milyona yakın turist çeken bir ülkeydi. Bu yıl 10 milyona razıydılar.



Barselona Belediye Başkanı birkaç yıl önce “Artık turist istemiyoruz. Barselona biraz da bize kalsın” demişti. Acaba bugün de aynı şeyleri düşünüyor mudur, merak ediyorum.
Bütün hesaplar tabii altüst oldu.
Bizim gibi turizm ülkeleri için de büyük gelir kayıpları oluştu.
Böyle olunca her ülke kendi içine döndü.
Turizm hareketini kendi içimizde yapmaya çalıştık.

Yazının Devamını Oku

Ağır fatura ödeyebiliriz

BAZI şeyleri devletten beklemeden yapmak lazım.

 


Örneğin birkaç ay için ve pandemi sürecini izleyebilmek için toplantıları, törenleri yine dijital ortamda yapmak lazım.
Düğünleri, kutlamaları ertelemek lazım.
Çünkü görüyorum ve izliyorum; devam ediyor.
Örneğin düğünler bazı kentlerde yasaklanınca ya da kısıtlama getirilince törenler daha küçük ama bu sefer restoranlara kaymaya başladı.
Küçük gruplar halinde, mesafe ve maske kurallarını uygulanacaksa yine itirazım yok.

Yazının Devamını Oku

Yasaklar gelmeden akıllanmıyoruz

BU kadar normalleşme sonuçta yeni önlemleri beraberinde getirdi. Evler hariç her yerde maske zorunlu hale geldi. Bence doğru ama geç alınmış bir karar... Neden mi?

 


Çünkü devletler 1 Haziran’dan sonra hayatın akışını yeniden açarken bir uyarıda bulundu ve dediler ki;
“Bu yeni normali eskisiyle karıştırmayın. Belki karantina şartlarında değil ama mümkünse evde kalarak, mesafeyi koruyarak, maskenizi takarak bu yazı geçirin...”
Biz ne yaptık?
Yeniden eski normale geçiş; bir hafta bile sürmedi.
Eski tas eski hamam devam ettik.

Yazının Devamını Oku

En zor karar okulların açılmasıyla ilgili olacak

PANDEMİ sürecindeki en kritik kararlar biri eğitimle ilgili olacak.

 

Hükümetin isteği okulların bir önce açılması yönünde...
Ki ben de bunu destekliyorum.
Çünkü oğlum Atlas’tan görüyorum.
Sabah 9’da bilgisayarının başına geçiyor; 40’ar dakikalık derslerle akşamüstünü buluyor.
9’dan 4’e, 5’e kadar kalkmadan ders dinliyor.
Ben Atlas’ın yaptığını yapamam.

Yazının Devamını Oku

‘Bir şey değişmez’ diyenlere benim de bir cevabım var

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı İzmir’den yükselen sesi duyup gürültü denetim yetkisini Çeşme Belediyesi’ne verdi.


Son yıllarda yaşanan bu gürültü kirliliği bize gösteriyor ki bu meseleyi artık masaya yatırma zamanı çoktan geldi.
Belki de Ankara ve yerel yönetimlerin birlikte çalışabilecekleri yeni bir düzenlemeye ihtiyaç da olabilir.
Ve yine anlıyorum ki; bu mesele sadece Ege’nin kıyılarına özel bir sorun da değil.
Örneğin ben bu konuda yazdıkça Türkiye’nin her yerinden mesajlar gelmeye başladı.
Zonguldak’tan gelen mesaj da var, Kahramanmaraş’tan da gelen de.
Yani konu sadece kıyıların, tatil beldelerinin sorunu olmaktan çoktan çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Gençler gelecek hayallerini kurgularken

SON yıllarda İzmir’de bazı sektörlerde kümelenme olduğunu görüyorum. Bunların başında eğitim, sağlık ve tarım geliyor.


Okulları takip ediyorum; özellikle de üniversiteleri...
İzmir giderek bir eğitim kenti oluyor.
Özel kolejlere İzmir dışından da ilgi olduğunu görüyorum. Üniversitelerde de neredeyse yüzde 100’lük bir doluluk söz konusu... Ve 9 üniversite yükselen bir grafik içinde.
Benzer bir tablo sağlık sektöründe de var.
İzmir’in mevcut hastaneleri teknolojik olarak da, insan kaynağı olarak da öne çıkıyor.
İki kere EXPO’ya aday olan İzmir’in temasının da sağlık olduğunu hatırlatmak isterim.

Yazının Devamını Oku

Yetki artık Çeşme’de

GÜZEL bir gelişme oldu.


Çeşme Belediyesi geçen yıl “Çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimi yönetmeliği” kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait yetkinin kendisine devredilmesini istemişti.
Bekleyen bu yazıya bakanlık geri dönüş yaptı ve olumlu buldu.
Yazıda şöyle deniliyor.
“Anılan yönetmelik ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda yer alan hususlara uyulması ve 3 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Çevre Kanunu’na göre verilecek idari para cezalarında ihlalin tespiti ve ceza verilmesi ile tahsili hakkında yönetmelik’ hükümleri çerçevesinde yapılan denetimlerinin sonuçlarının Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü ve Bakanlığımıza üç aylık periyotlarla yılda dört kez gönderilmesi uygun görülmüştür.”
Türkiye bir turizm ülkesi ve önünde gidecek daha çok yolu var.
Öyle önemli avantajlarımız var ki...

Yazının Devamını Oku

Finansal okur yazarlık şart

GEÇEN gün bir arkadaşımla sohbet ediyordum.


Birçok sektörde iş yapan biridir.
En son bir gıda grubuna yatırım yaptı.
Dedi ki;
“Dikkat ediyorum; çalışanların büyük bir kısmı sabahın erken saatlerinde biraraya gelip borsa konuşuyorlar. Gözleri, dikkatleri sürekli telefonlarında... Yatırımcı olmalarını desteklerim ama görüyorum ki günlük kazanç peşindeler ve büyük bir ihtimalle de canları yanacak. Uyarıyorum ama dinletebilirsem...”
Eminim bu diyaloglar yakın çevrenizde de geçiyordur.
Ben hisse senetlerine inanan biriyim.

Yazının Devamını Oku

Görüntüleri izlerken neler hissettim

O adada çocukluğum geçti, en güzel gençlik anılarım.


Kadınlar Plajı’nın dili olsa da arkadaşlıklarımızı, dostluklarımızı, sohbetlerimizi bir anlatsa...
Uzun sahil yürüyüşlerimizi, güneşin batışını seyrederken kurduğumuz hayalleri de bir güzel kulağımıza fısıldasa...
Aramızdan ayrılıp sonsuzluğa giden eşimizi, dostumuzu, akrabalarımızı tek tek anlatsa...
Ne günlerin geçtiğini, ne tarihi olaylara tanıklık ettiklerini, ne güzel dostluklar kurduklarını...
Ve adayı, Kuşadası’nı, Kadınlar Plajı’nı ne kadar çok sevdiklerini...
Hepsi birer birer aklımda...

Yazının Devamını Oku

Çocuklar evdeyse sorumlusu biziz

BİR iki haftadır oğlum Atlas, okulunu, arkadaşlarını çok özlediğini söylüyordu.

Yaz boyunca arkadaşlarıyla buluşturmaya, onları bir araya getirmeye çalıştık.
Bu arada her gün sabah 09.00’da Çeşme Yıldızburnu’ndaki Arkas Yelken Kulübü’ne gitti.
Okuldaki arkadaşları kadar olmasa da; oradaki sınıfı da ona çok iyi geldi.
İlköğretim çocuklarının online eğitim almaları gerçekten zor.
Benim bile 15-20 dakikadan sonra konsantrasyonum bozuluyorsa o çocukların 8 saat bilgisayar başında kalmalarını beklemek çok kolay değil.
Yine ben okullarımızın, öğretmenlerimizin bu döneme hazırlıklı girdiklerini düşünüyorum.
Atlas’tan izliyorum.

Yazının Devamını Oku