Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın Şanghay mesajını “Doğu mu, Batı mı?” diye okumak eksik kalır.

Haberin Devamı

Erdoğan, Türkiye’nin Çin ve Rusya öncülüğündeki Şanghay İşbirliği Örgütü’yle ilişkilerini tam üyelik düzeyine taşıyabileceğini söyledi. Ancak bunun Batı’dan ya da NATO’dan kopuş anlamına gelmediğini özellikle belirtti. Türkiye şu anda örgütün diyalog ortağı...

Bana göre burada daha ilginç bir kavram doğuyor.

Çok bağlantılı ülke...

Eski dünyanın sorusu şuydu.

Türkiye NATO’da olabilir, AB’yle Gümrük Birliği içinde bulunabilir, Çin’le ticaretini büyütebilir, Rusya’yla enerji ilişkisi kurabilir, Şanghay’la yakınlaşabilir. Orta Asya ve Körfez’le stratejik bağlarını artırabilir.

Bu kolay bir denge değil.

Ama başarılı olursa jeopolitik avantaj.

Türkiye bağlantısız değil, çok bağlantılı ülke olmanın yol haritasını yazıyor.

Asıl soru şu...

Ülkeler tek bir bloka mı ait olacak?

Haberin Devamı

Yoksa aynı anda birkaç masada oturabilmek yeni stratejik üstünlük mü olacak?

Göreceksiniz Türkiye çok yakında bütün bu dengeleri kuran, dünyayı yeniden yorumlayan bir ülke olarak dile getirilmeye başlanacak.

Çünkü yeni dünyanın gücü belki de bir masayı seçmekten değil, bütün masalarda söz sahibi olabilmekten geçecek.

Türkiye’nin coğrafyası yıllarca kaderi olarak anlatıldı.

Belki de artık o coğrafyayı kader değil, kaldıraç olarak görmenin zamanı.

Türkiye’nin önündeki büyük fırsat da tam burada duruyor.

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

AKILLANARAK BÜYÜME DÖNEMİNE Mİ GİRDİK

ORTA Vadeli Program açıklandı. 2029’da yüzde 9 enflasyon, yüzde 5 büyüme... Çoğu kişinin takıldığı yer enflasyonun tek haneye inip inemeyeceği. Ama bence OVP’nin en zorlu tarafı enflasyon hedefi değil.

Asıl iddialı olan; enflasyon yüzde 28’lerden yüzde 9’a doğru gerilerken, büyümenin yüzde 3.3’ten yüzde 5’e çıkabileceğinin varsayılması. Normalde dezenflasyon süreci büyümeyi baskılar, çarkları yavaşlatır. Oysa program bize tam aksini söylüyor.

Daha düşük enflasyonla daha yüksek büyüme aynı anda mümkün.

Peki nasıl? Cevap metnin arasına serpiştirilmiş tek bir anahtar kelimede gizli. Verimlilik.

Haberin Devamı

Toplam Faktör Verimliliği’nin her yıl büyümeye ortalama 1.1 puan katkı sağlamasını hedefleniyor. Bu ekonomi politikasında zihniyet değişiminin işareti. Türkiye yıllardır verimliliği “olsa iyi olur” dediği bir unsur olarak gördü. İlk kez yapay zekâ destekli otonom üretim, düşük karbonlu sanayi ve yüksek teknoloji doğrudan büyüme denkleminin merkezine konuluyor.

Şimdi izlememiz gereken asıl süreç, bu hedefin sahada nasıl karşılık bulacağı. Eğer bu dönüşüm başarılırsa, Türkiye’deki ekonomi tartışması nihayet “Ne kadar katma değer aldık?” noktasına gelir.

Güney Kore’yi çipte, Almanya’yı makinede, Amerika’yı yazılımda öne geçiren sır daha çok çalışmak değil; aynı sürede daha yüksek değerli işler üretebilmek.

Haberin Devamı

Belki de Türkiye ekonomisinin aradığı o yeni ve taze hikâye sadece büyümek değil.

Akıllanarak büyümek.

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

İHRACATIN YÜZDE 41’İ YAPAY ZEKÂ OLURSA

GÜNEY Kore’nin yılbaşından bugüne ihracatı 709 milyar dolara ulaştı.

Daha çarpıcısı...

Yapay zekâ bağlantılı yarı iletkenler artık Güney Kore ihracatının yaklaşık yüzde 41’ini oluşturuyor. Çip ihracatı yıllık yaklaşık yüzde 170 arttı.

Bunu özellikle işaretliyorum.

Çünkü yapay zekânın ülke ekonomisine etkisini ilk kez bu kadar çıplak görüyoruz.

Yapay zekâ yalnızca teknoloji şirketlerinin piyasa değerini artırmıyor; ülkenin dış ticaret bilançosunu da değiştiriyor.

O yüzden OVP’deki bu iddiayı önemsiyorum.

Düne kadar ihracat başarısını toplam dolar üzerinden konuşuyorduk.

Haberin Devamı

Güney Kore ise hangi teknolojinin o doları yarattığını konuşuyor.

Güney Kore’den gelen bu rakam üzerine daha fazla konuşmalıyız.

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

SEYİRCİ SİNEMAYA NEDEN GERİ DÖNDÜ

İNGİLİZ The Guardian, sinemaların yaz dönemi gişe cirolarını analız etmiş. ABD’de yaz sezonu 4 milyar dolar sınırını geçerek geçen yılın yüzde 20 üzerine çıkmış. 2019’dan bu yana en güçlü performans olarak kaydedilmiş.

Yıllardır; “Sinema salonu bitti” deniyor. Demek ki bitmemiş.

Streaming dünyasının bize kolaylık getirdiği bir gerçek.

İstediğin anda, beğendiğin filmi seçmek elbette bir lüks.

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

Ama bu rakamlar da sinemanın da rekabetin içinde hâlâ olduğunu gösteriyor.

Belki de salonun geleceği ekrandan büyük olmak değil, evde yaşanamayacak kadar özel olmak.

O yüzden aynı yerde duruyorum.

Haberin Devamı

Gazeteler de, sinema da ölmedi.

İyi içerik her zaman karşılık bulur.

Türkiye bağlantısız değil çok bağlantılı bir ülke

Yazarın Tüm Yazıları