Paylaş
2025 yılında Türkiye’ye 4 milyar doların üzerinde döviz kazandırdılar. Ege Bölgesi ihracatçıları bu ihracatın yüzde 46’sına imza attı.
Su ürünleri, sektörün toplam ihracatından yüzde 55 pay alıyor, geçen yıl 2 milyar 243 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı.
Çok değil daha 2000 yılında Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 50 milyon dolar seviyelerindeydi.
1 milyon tonluk üretimin yüzde 60’ını kültür balıkçılığı temsil eder hale geldi.
Rakamlar gösteriyor ki; büyüme devam ediyor.
2026’ın ilk üç aylık döneminde yüzde 24’lük bir artış var.
Türkiye; levrek, çipura, Türk somonu, orkinos, alabalık, kaya levreğinde ihracatını artırıyor.
Geçenlerde Barselona’da dünyanın en büyük su ürünleri fuarı Seafood Expo Global’de sektörün önemli temsilcileriyle beraberdim.
Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir ile sohbet ettik.
Levrek ihracatı yüzde 29’luk artışla 185 milyon dolarla ilk sıradaki yerini koruyor. Çipura ihracatı yüzde 18’lik artışla 140 milyon dolar oldu. Türkiye levrek ve çipura ihracatında dünyada lider konuma yükseldi.
Türk su ürünleri sektörünün son 10 yıllık süreçte dünya sofralarına ikramı Türk somonu yüzde 8’lik ihracat artışıyla 84 milyon dolardan 91 milyon dolara yükseldi.
Orkinos ihracatı yüzde 155’lik rekor artışla 18.5 milyon dolardan 47 milyon dolara sıçradı. Alabalık ihracatından 29.3 milyon dolar, kaya levreğinden 7 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Diğer su ürünleri ihracatımız 45 milyon dolardan 52 milyon dolara yükseldi.
2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin 552 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 370 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçılar gerçekleştirdi.
Egeli ihracatçılar Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini gerçekleştirdi. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı.
Egeli ihracatçılar levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikâyesi yazdılar. Türkiye’nin levrek ihracatında Egeli ihracatçıların payı yüzde 90’a ulaştı. Çipura ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 84’ü temsil etti.
Barselona’da Türk pavilyonu en çok dikkat çeken alandı.
Ufuk Atakan Demir dedi ki...
“Türkiye’den 110 ülkeye ihracat yapılıyor. Geçen yıl Rusya, İtalya, Hollanda, Yunanistan, Birleşik Krallık, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkeler oldu. Hedeflerimizi güncelledik, çok daha iyi rakamlar yapacağız.”

Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Şef İbrahim Önen, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun, Türkiye’nin Barselona Başkonsolosu Ayşe Zeybek, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir (soldan sağa).
GÜNEY KORE’YE SALYANGOZ ÇİN’E DE DENİZ PATLICANI
FUARIN en ilgi çeken fotoğraflarından birini İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun verdi. İzmir’den getirilen orkinos balığı 300 kilogram çekti.
Sagun, Çin pazarıyla sektörün daha da büyüyeceğini söyledi.
Ve ekledi.
“Çin, Türkiye’den taze ürün kabul etmiyordu. Uzun süre bakanlıklarla müzakereler yürüttük. Geçen yılın sonunda ihracata başladık. Türkiye’den somon ve levrek gidiyor. Çin pazarını geliştirirsek mevcut ihracatımız kadar daha ihracat yaparız. Dolayısıyla şu anda birinci hedef pazarımız Çin olacak.”
Oğulcan Kemal Sagun devam etti.
“Deniz fasulyemiz çok talep aldı. Salyangozu Güney Kore’ye, kuru midyeyi İtalya’ya, kurbağayı Fransa’ya, deniz patlıcanını Çin’e yolluyoruz. Japonya en çok orkinos alıyor. Japonya tonaj bazında dünyanın en büyük alıcısı konumunda.”

GASTRONOMİ AYNI ZAMANDA BİR KÜLTÜREL ETKİLEŞİM
BİR işi uzmanları, profesyonelleri yapınca ortaya çok daha iyi sonuçlar çıkıyor.
Barselona’da su ürünleri temsilcilerini, şefleri ve gastronomi dünyasına yön veren isimleri iki başarılı kadın bir araya getirmişti.
Sırma Güven ve Aslı Duran...
Bugün gastronomi artık yalnızca tabaktaki lezzetten ibaret değil. Şehirlerin hikâyesini anlatan, kültürü taşıyan, insanları buluşturan güçlü bir alan...
Sırma Güven de tam bu noktada öne çıkan isimlerden biri. Gastronomi, kültür ve uluslararası proje geliştirme alanlarında yıllardır çalışan Güven, özellikle gastronomi diplomasisi ve şehir markalaşması üzerine geliştirdiği projelerle dikkat çekiyor. İzmir ve Akdeniz eksenindeki çalışmalarıyla gastronomiyi sosyal etki yaratan kültürel bir araç olarak konumlandırıyor.
Dr. Aslı Duran ise iletişim ve pazarlama tarafında yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip. Reklam ajanslarından global şirketlere uzanan kariyerinde; strateji geliştirme, proje tasarımı ve hikâye anlatıcılığı alanlarında uzmanlaşmış bir isim.

Birlikte kurdukları The Kitchen Consultancy ise gastronomiyi yalnızca mutfak deneyimi olarak değil; kültürel etkileşim, yaratıcı üretim ve uluslararası iş birlikleri üzerinden okuyan bir platform.
Açık söyleyeyim...
Bugünün dünyasında artık sadece iyi yemek yetmiyor.
O hikâyeyi doğru insanlarla, doğru vizyonla buluşturmak gerekiyor.
Paylaş