GeriDeniz SİPAHİ Turizmde yeni bir hikaye yazalım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Turizmde yeni bir hikaye yazalım

80’li yıllar Türk turizmi için altın değerindeydi. Hem yeni tesisler kazanmıştık hem de Avrupalı turist Türkiye’yi keşfediyordu.


O yılları iyi hatırlıyorum.
Oteller dolu, işletmeler memnun, turizmciler yatırıma hevesliydi.
İtalya ve İspanya Türkiye’nin bu çıkışını büyük bir dikkatle izliyordu.
Bu süreç uzun yıllar böyle devam etti.
Ancak bu hızlı ivme sonra yavaşladı; rakiplerimizin atağı başladı.
Yine rekorlar kırıyoruz, turist sayısı her geçen yıl artıyor ama Türkiye turizmde çok daha iyisini yapabilirdi.
Önemli olan katma değerli bir turizmi yeniden hedef yapmak.
MAS turizm ağırlıklı çalışan Antalya, belki bir boşluk doldurdu. Antalya’ya dünyanın her yerinden turist geliyor. Tesislerimiz de gerçekten Avrupa’nın en iyisi durumunda. Ancak hem Antalya hem Ege, MAS turizmin de ötesinde alternatiflere sahip.
O yüzden Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var.
Ben bu çıkışın kültür, sağlık, gastronomi ağırlıklı olması gerektiğine inanıyorum.
Bu alanlarda altyapımız çok sağlam.
İyi hastanelerimiz var. Daha da önemlisi iyi doktorlarımız bulunuyor.
Sağlıkta tanıtımı artırmalıyız.
Avrupa’da sağlık sisteminde boşluklar var ve tedavi Türkiye’den çok daha pahalı.
Türkiye’nin bu açığı kapatacağına inanıyorum.
Kültür denince Anadolu’dan daha zengin bir coğrafya tanımıyorum.
Ama ören yerlerinin ortaya çıkarılması, bakımı, tanıtılması, anlatılması konusunda başarılı olduğumuzu söyleyemem.
Bütün dünyada gastronomi turizmi gelişiyor.
Bu coğrafyanın da anlatacağı, tattıracağı çok şeyi olduğunu düşünüyorum.
Başarılı örnekler var; ama bunlar yeni bir destinasyon yapmaya yeterli değil.
Yenilerini eklemeli ve arkasına ilgi çeken bir hikaye yazmalıyız.

 

Efes’i daha iyi anlatmalıyız

Turizmde yeni bir hikaye yazalım


Dün Selçuk ve Kuşadası’ndaydım.
Uçak krizinden sonra büyük bir düşüş yaşayan turizmde bu yıl yüzler gülüyor.
Ama hala 80’li yıllar konuşuluyor.
Selçuk Belediye Başkanı Filiz Sengel; Meryem Ana ve Efes’e gelen ziyaretçi sayılarında artış bekliyor.
Tanıtım için kolları sıvamış.
Turizm odaklı bir plan yapmış.
Bu çatının altına dediğim gibi gastronomiyi, alternatif tıbbı, kültürü eklemiş.
İşletmelerle bir araya gelmiş, stratejiler geliştirmiş. Sivil toplum örgütlerini de yanına almış.
Alternatif tıp konusunda bir kitap çalışması yapılıyor. Sonrasında festivaller, etkinlikler, atölyeler başlayacak.
Hepsini destekliyorum.
Ben Efes’in, Meryem Ana’nın turizm için bir hazine olduğunu düşünüyorum.
Ama söylüyorum.
Bu hazineden iyi yararlandığımızı düşünmüyorum.

 

Her yerimiz bir film platosu

Türk film endüstrisi harikalar yaratıyor. Dizilerimiz onlarca ülkede takip ediliyor, izleniyor. Sanatçılarımız gittikleri ülkelerde büyük bir ilgiyle karşılanıyor.
Bence bundan yararlanmalıyız.
İstanbul’u iyi anlattığımızı düşünüyorum.
Neden Ege’nin güzellikleri, Akdeniz’in zenginlikleri de filmlerimize konu olmasın.
Meryem Ana, Efes dizilerimizde neden yer bulmasın?
Sinemanın etkisini herkes biliyor.
Nasıl kruvaziyer turizmiyle ülkeleri gezen turistler 7 yıl içinde aynı yerlere bir kez daha gidiyorsa; filmde gördükleri yerlere de insanlar gitmek istiyor.
Ben başkanların yerinde olsam buraları bir film platosu haline getiririm.

 

Siyaset imkanlar sanatıdır

İmkanları genişletmek de siyasetçilere düşüyor.
Türkiye’nin ekonomiye odaklanması gerektiğini çok sık yazıyorum.
İstihdam ve büyüme odaklı bir ekonomi programını konuşmalıyız.
O yüzden 23 Haziran’dan sonra uzun bir süre seçim sözünü bile ağzımıza almamalıyız.
Çünkü seçim olunca ister istemez gündem başka bir yere kayıyor.
Öncelikler değişiyor, piyasalar beklemeye giriyor.
Türkiye seçim konuşmadığı her dönem daha fazla büyüyor.
Daha fazla üretmek, daha iyi üretmek zorundayız.

 

Çocuklar için de kamu spotu yapalım

Kamu spotlarını çok yararlı buluyorum. Oğlum Atlas’tan biliyorum. Bazılarını pür dikkat izliyor.
Uzun süredir spot halinde dönenler var. Bazılarının yenilenmesi gerekir, bazı konularda ise yeni filmler eklenebilir.
Bu arada çocukların daha çok ilgisini çekecek filmlere de yer verilmeli.
Dediğim gibi Atlas’tan bunu gözlemliyorum.
Belki çocuklar için animasyonlar da yapılabilir.
İnsan bilse de bazen hatırlamak, hatırlatmak iyi geliyor.

X

Bu yatırımlar uzun yolculuğu anlatıyor

BAKÜ’ye üçüncü gidişim ve her seferinde çok başka bir şehir buluyorum. Socar’ın Yönetim Kurulu Başkanı Rövnag Abdullayev, Başkanvekili Vagif Aliyev ve Socar Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov’un davetiyle Türkiye - Galler maçına gittim.



Maç sonucu bizim için çok parlak değildi ama Socar’ın Türkiye’yle ilgili gelecek planlarını dinlemek güzeldi.
Petkim, Star Rafineri, Socar Terminal ve TANAP dahil Türkiye’ye toplam yatırım 14 milyar doları aşmış.
Star Rafineri 7 milyar dolar, Socar Terminal 400 milyon dolar, Petkim özelleştirmesi 2 milyar 40 milyon dolar ve TANAP 6.5 milyar dolarlık yatırım almış.
Socar Türkiye, Aliağa’daki tüm iştiraklerini kapsayan arazi için “Özel Endüstri Bölgesi” unvanını alan Türkiye’deki ilk şirketi oldu. Daha da önemlisi Socar, Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı konumunda...
Vagif Aliyev Petkim’i özelleştirmeden alarak Türkiye’de uzun bir yolculuğa çıktıklarını söylüyor.

Yazının Devamını Oku

Aşı olmayanlara bazı tedbirler devam edebilir

ARTIK inanıyorum.

Tünelin ucundaki ışığı gördük. Aşılar geldikçe, günlük aşı sayısı arttıkça umutlarım daha da artıyor.
Önümüzdeki haftadan sonra 40 yaşın altındakiler de aşılanmaya başlayacak. Temmuz sonuna kadar 18 yaşına kadar olan gençlerimiz de...
Bir de altı ay sonrası üçüncü aşıları da temin edebilirsek; işte o zaman pandemiyi günlük hayatımızdan çıkarabileceğimizi düşünüyorum.
Üstelik yıl sonuna doğru ilaçların da çıkacağını düşünürsek; daha da umutlanıyorum.
Bilim insanları daha sonraki süreçlerle ilgili çalışmalarını devam ettiriyorlar.
Artık bu çalışmaları da sıkı takip etmeye başladım.
Şimdilik üçüncü aşıyı tavsiye ediyorlar ama sonrası için veriler toplandıktan sonra adımlar atılacak.

Yazının Devamını Oku

Birer birer masadan eksiliyor dostlar

GAZETE yaparken çok sık konuşuruz. Çünkü haberlerdeki gelişmeler yapacağınız gazeteyi de şekillendirir. Defalarca değiştirebilirsiniz. Büyütmeyi düşündüğünüz, manşet yapmak istediğiniz bir haber günün ilerleyen saatlerinde iç sayfalarda bile yer bulabilir.


Bizim meslek gerçekten dinamiktir ve tempo ister.
Bir şey daha ister; o da ekip çalışması yapmayı...
Özellikle yazı işleri ekibi gün için çok kez bir araya gelir, toplantılar yapar.
Biz de öyle yaparız.
Kendimi hep şanslı hissetmişimdir. Hep deneyimli kadrolarla çalıştım. Çok iyi gazeteciler etrafımdaydı.
Ve uzun yıllardır birlikte olduğum bir ekip olduğu için çok hızlı aksiyon alırız.

Yazının Devamını Oku

O bizim mesleğin Picasso’suydu

BİZİM meslek zordur.


Bazen günler uzar; geceyi sabah yaparsınız.
Bazen de haber özel günlerinizin bile önüne geçer.
Her mesleğin elbette zorlukları, güzellikleri vardır ama gazetecilik gerçekten tutku ister.
İşte o günlerde yanınızda kimlerin olduğu çok önemlidir. Sekiz saati her gün aşan bir mesaide haber için kalpleri atan insanlar okuduğunuz gazeteyi yapar.
Bazıları vitrindedir, bazıları ise perde arkasındaki kahramanlardır.
Gazeteciliğe başladığım ilk günlerde tanıdığım isimlerden biriydi Nejat Bekmen...

Yazının Devamını Oku

Aşıların tartışılmasına hala inanamıyorum

İZLİYORUM, gözlemliyorum, okuyorum aşıyla ilgili hala tartışmalar yapılıyor. Oysa bilimsel araştırmalar aşıların pandemeyi bitirecek en önemli silah olduğunu ortaya koyuyor. Aşı olanlar hem antikor sağlıyor, hem de hastalığı ağır olmadan atlatabiliyorlar. Buna rağmen aşı olmak istemeyenleri gerçekten anlamıyorum.

 


Öyle yorumlar dinliyorum ki şaşırıyorum.
Komplo teorileri öylesine fazla ki anlatanların bile inandığını zannetmiyorum.
Bazı hastalıkların bitmesinde aşıların büyük rolü oldu.
O yüzden aşılanma konusunu ciddiye almamız gerekir.
Aşı olmayanlar için bazı tedbirlerin dünyada uygulandığını görüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Tam normalleşmeye daha var

AVRUPA uçuşları açıyor. Daha doğrusu kurallar gevşetiliyor.


AB ülkelerinden aşıları tam olan yolcular, cuma günü yayınlanan yeni kurallar doğrultusunda 9 Haziran’dan itibaren Kovid testi yaptırmadan Fransa’ya girebilecekler.
Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nden tam aşılı olanlardan ise negatif test sonucu istenecek. Ancak karantinaya alınmaları gerekmeyecek ve zorunlu olmayan seyahatlere artık izin verilecek.
Ama şöyle bir tarif yapmışlar;
“Tam aşılı kişiler dozlarını yolculuklarından en az 14 gün önce Pfizer, Moderna veya AstraZeneca aşılarıyla almış kişilerdir. Johnson & Johnson aşısı için zaman aralığı dört haftadır.”
Yani başlangıçta bizim gibi Çin aşısı Sinovac’ı olanlar için hala seyahatlerle ilgili bir belirsizlik var.
Şimdilik PCR testinizi olup bazı ülkelere gidebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Ben yine de hatırlatayım da

BİLİYORUM pandemiden çok sıkıldık ve hepimiz yazın o ilk günleriyle birlikte kendimizi dışarıya atmak istiyoruz. Ve özellikle yazlık yerlerde kısıtlamalar olmadan, özgürce vakit geçirmek istiyoruz. Herkes haklı...



Geçen yazdan daha kalabalık geçecek Bodrum, Çeşme ve diğer turistik yerler...
Pandemi öncesinde başlayan bir alışkanlık oldu. Örneğin Alaçatı’da bazı işletmeler sabaha kadar ve yüksek volumlü sesle müzik yaptılar.
Oraya gelip tatil yapmak isteyenleri hiçe sayarak...
Sokağa taşan müziği güzel zannederek...
Eller havayı eğlence gibi görerek...

Yazının Devamını Oku

Bu sektör Sepil’i bile küstürüyorsa

BİRKAÇ gündür Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’in sözleri aklımda...


Önce şöyle dedi;
“7 yıldır gururla üstlendiğim Göztepe Spor Kulübü Başkanlığı görevinden ayrılma kararı almış bulunuyorum. Kulübümüzü çok daha iyi noktalara getireceğine inandığım bu adımla yönetimde üstlenmiş olduğum tüm görevler bir icra kurulu tarafından yürütülecek olup, yeni bir yapı bayrağı devralana kadar yönetim sistemimiz bu şekilde devam edecektir. Göztepe’miz Türk futbolunun hepimizce malum olan çarpık yapısı içinde parlayan bir yıldız olarak kalmaya devam edecektir.”
Sepil’in bu kararı elbette spor camiasında ve İzmir’de sarsıcı bir etki yarattı.
Çok kişinin kendisiyle konuştuğunu, kararını gözden geçirmesi için ısrarcı olduğunu da biliyorum.
Ama kararı değişmedi.
Ve ikinci açıklaması da şöyle oldu;

Yazının Devamını Oku

Yeniden kampanyaya ihtiyacımız var

İSRAİL nüfusunun neredeyse tamamını aşıladı. Amerika’da 200 milyondan fazla kişi aşı oldu. Türkiye’nin de yüzde 15’i ikinci aşılarını oldu. Haziranda hızlı bir şekilde aşılanma olacak.

Ve aşıların üzerinden aylar geçmesine rağmen hala tartışmalar devam ediyor.
Üstelik bilimsel veriler aşı olanlarda ölüm oranlarının çok düşük, hastaneye yatış oranlarını da azalttığını göstermesine rağmen...
Gerçekten bir buçuk yılımızı evlerde geçirmemize, sevdiklerimizden uzakta kalmamıza neden olan bu salgına rağmen böyle bir durum var.
Türkiye’de aşı randevusu kapasitesinin sadece yüzde 30’unun dolu olmasını anlamakta zorlanıyorum.
Şimdi sıra 50 yaşındakilere geldi.
Elbette aşılama bir sistematik çerçevesinde yapılıyor.
Ama bu oranları görünce aşı olmak isteyen herkese randevuların açılması gerektiğini düşünmeye başladım.

Yazının Devamını Oku

Önce hibrit sonra yüz yüze

BEN yakın bir gelecekte ve aşıların artmasıyla birlikte Kovid 19 salgının azalacağını düşünenlerdenim. Elbette dikkatli olmamız, kurallara uymamız gerektiğini hatırlatırım.


Belki birkaç yıl daha aşı olacağız ama belki de kapanmalar bir daha olmayacak.
Tabii beni iyimser bulanlar olabilir.
Çünkü bu salgın gösterdi ki; tablo haftalık bile değişebiliyor.
Yine de tünelin ucunun gözüktüğünü düşünüyorum.
İş hayatında köklü değişiklik beklentisi içinde olanlar artık evlerden çalışacağımızı düşünüyor.
Ben buna da karşıyım.

Yazının Devamını Oku

Telafisini de yapalım

BİRÇOK kez yazdım, bir kez daha yazmak istiyorum.


Gerçekten de zor bir dönem geçirdik.
Bir virüs bütün dünyayı evlere kilitledi.
Sadece filmlerde olduğunu zannettiğimiz bir salgınla yüz yüze geldik.
Tarih kitaplarında okuduğumuz ve yüz binlerce insanın öldüğünü bildiğimiz o salgınlardan biriyle de biz yaşamış olduk.
Birkaç ayda biter dediğimiz salgın bir buçuk yıldan bu yana devam ediyor.
Bitti dediğimiz virüs yeniden hortladı ve her seferinde işlerimize gidemez olduk.

Yazının Devamını Oku

Adalar rahatlamıştır şimdi

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyareti önemli... Özellikle Yunanistan’a ve adalara en çok ilgi gösteren Türk turistler... Yakınlık nedeniyle Yunanlılar da karşı kıyılara günü birlik çok geliyorlar.


Ayvalık, Kuşadası, Çeşme, Bodrum, Marmaris ve Datça Yunanlıların en çok geldikleri turistik ilçeler...
Pandemi nedeniyle ne biz gidebiliyoruz, ne onlar gelebiliyor.
Çavuşoğlu mevkidaşı Nikos Dendias ile görüştü.
İki ülke aşılarının karşılıklı olarak tanınması konusunda anlaştığını açıkladı.
AB üyesi olan Macaristan, Bulgaristan ve Sırbistan’la da karşılıklı anlaşmaya varmıştık.
Avrupa Birliği Komisyonu da dün bir adım attı. Kovid-19 aşısını tam doz olarak yaptırmış aşı sertifikası onaylanmış; PCR testi yaptırmış ve 14 günlük karantinadan muaf olanların da ülkelere giriş yapabileceği tavsiyesinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

O artık bir Sofrolog

AYÇE Bükülmeyen Özerdem Hürriyet Ege’ye harika röportajlar yaptı. Birçok kişiyi, kurumu bizlere tanıttı, anlattı. Sonra eşiyle birlikte önce Londra’ya sonra da Amerika’ya Washington’a yerleşti. Şimdi oralardan bize güzel yazılar yazıyor.


Geçen gün gazeteye geldi, epey sohbet ettik. İngiltere’yi, Amerika’yı, pandemi dönemini konuştuk.
Ve son dönemde ilgi duyduğu bir konuyu bana anlattı.
Sofroloji...
İçinde felsefe olan bütün öyküler benim ilgimi çeker.
Ayçe’ye “Sofrolojiyle nasıl tanıştın” dedim.
Anlattı;


Yazının Devamını Oku

Okulları açık tutmalıyız

ISRARLA yazıyorum.

Okullarımızı açık tutmalıyız.
Online eğitimi yapabilenler oldu, yapamayanlar da...
İmkanı olup ekran karşısına geçenler de oldu, geçemeyenler de...
Ve bu süreç hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz için gerçekten zordu.
Oğlum Atlas’tan biliyorum.
Sabah 9’da derse başlıyor, 10 dakika aradan sonra yine derse giriyor.
Bazı günler 17.00’ye kadar, bazen hafta sonları bile online bağlantılarla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben bu genç ekibe güveniyorum

ALTAY’ı tebrik ederim.


19 yıl sonra Süper Lig’de iki İzmirli olacak.
Göztepe’yle birlikte Altay da büyük bir mücadelenin içine girecek.
Altay Kulübü Başkanı Özgür Ekmekçioğlu’na da teşekkür ederim.
Üçüncü lige düşmüş bir futbol takımını aldı ve her yıl istikrarı kurarak kulübü Süper Lig’e taşıdı.
Aslında Altay’ın bu öyküsü Türkiye’deki birçok kulübe örnektir.
Futbol tarihinde başarılar yakalamış birçok kulüp Altay gibi benzer bir süreç yaşadı.

Yazının Devamını Oku

Bu süreçten dersler çıkaralım

1 HAZİRAN sonrası için normalleşme adımları belirginleşiyor.


Bilim Kurulu sahillerde, parklarda, bahçelerde kişiler arasında 2 metre mesafe olması halinde maske takmaya gerek olmadığını düşünüyor.
Ama daha önemlisi haziranda hedefin günde 1 milyon kişiye 1 milyon BioNTech aşısı yapılması.
Haziran sonunda 30 milyon insan ilk doz aşısını olacak.
BioNTech’te ilk aşıdan sonra yüzde 70’in üzerinde bir antikor oluşuyor.
Bunun anlamı şu;
Yaz sonundan itibaren Türkiye eski günlere dönebilir.

Yazının Devamını Oku

Ve final: Kazanan İzmir olsun

BEN sporun bir kent, bir bölge için geliştirici, motive edici yönünü önemsiyorum. Artık spor endüstrisi çok başka bir noktaya gidiyor. İnsanlar gönül verdikleri takımların maçlarına giderek hem keyifli vakit geçiriyor, hem de sosyal hayata ve ekonomiye katkı sağlıyorlar.Sporun birleştirici, uzlaştırıcı yönünü de unutmamak gerekir.


O yüzden futbolda iki İzmirlinin 19 yıl sonra Süper Lig’de olmasını ayrıca önemsiyorum.
Finalde Altay ve Altınordu oynayacak, 90 dakikanın sonunda biri Süper Lig’e çıkacak.
İkisi de Türkiye’nin güzide kulüpleri...
Altay sadece bir spor kulübü de değildir.
Türkiye’nin ilk sivil toplum örgütlerinden biri olarak da görün...
Tıpkı Karşıyaka gibi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye markalarıyla büyüyecek

DAVUT Doğan ile tanışmamız 25 yıldan fazla oldu. Çanakkale’den gazeteci dostum Murat Kıray ile Biga’ya gittik, bütün gün Doğan ile sohbet ettik.


O günlerde Doğtaş Mobilya sektöründe markalaşma adına önemli yatırımlar yapıyordu.
Yıllar içinde Doğan ailesini hep yakından izledim, önemli projelere imza attılar.
Doğtaş Türkiye’nin en önemli markaları arasına girdi. Bayi ağlarını genişlettiler.
Sonra da Kelebek’i alarak sektördeki iddialarını genişlettiler.
Ardından Lova Yatak ve RuumStore hamleleri geldi.
İnşaat sektöründe Doğyap, perakende sektöründe Troypark markaları da gruba eklendi.

Yazının Devamını Oku

Sepil kararını gözden geçirmeli

GÖZTEPE Başkanı Mehmet Sepil’in ayrılma kararı spor dünyasının en çok konuşulan konularından biri...

 

Gerçekten de Sepil Göztepe’yi aldıktan sonra kulüp bambaşka bir havaya büründü.
İş dünyasındaki başarısının hiç tesadüfi olmadığını kanıtladı...
Kulübü kurumsallaştırdı, profesyonellere emanet etti, eksik altyapı tesisleri tamamlandı, kamuoyuyla sağlıklı bir iletişim kuruldu.
Bütün bu detaylar önemliydi.
O yüzden Sepil’in bu kararı gerçekten sadece Göztepe için değil, spor dünyası için de önemlidir.
Özellikle futbolda kulisler çok hareketlidir.

Yazının Devamını Oku

Aşıdan başka bir çözüm de yok

AŞIYLA ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor.

 

Türkiye, Pfizer ile BioNTech’in geliştirdiği Kovid-19 aşısından 30 milyon dozu opsiyonlu olmak üzere 90 milyon doz daha satın almak üzere anlaşma imzaladı.
Yeni parti Çin aşısı Sinovac da geçenlerde gelmişti.
Rus aşısı Sputnik V yakın zamanda Türkiye’de olacak, üstelik bizim tesislerimizde de üretilecek.
Türk aşılarında da kritik dönemler aşıldı.
Faz 3 çalışması başlanan aşılarımız var.
Yıl sonunda bizim aşılarımız da devrede olacak.

Yazının Devamını Oku