GeriDeniz SİPAHİ Telafisini de yapalım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Telafisini de yapalım

BİRÇOK kez yazdım, bir kez daha yazmak istiyorum.


Gerçekten de zor bir dönem geçirdik.
Bir virüs bütün dünyayı evlere kilitledi.
Sadece filmlerde olduğunu zannettiğimiz bir salgınla yüz yüze geldik.
Tarih kitaplarında okuduğumuz ve yüz binlerce insanın öldüğünü bildiğimiz o salgınlardan biriyle de biz yaşamış olduk.
Birkaç ayda biter dediğimiz salgın bir buçuk yıldan bu yana devam ediyor.
Bitti dediğimiz virüs yeniden hortladı ve her seferinde işlerimize gidemez olduk.
Bütün dünya açılıp kapanmalarla bu süreci yönetmeye çalıştı.
Ama şunu söylemeliyim.
En kötü tabloda bile birçok ülke her şeyi kapatmayı ama okulları açık tutmaya çalıştı.
Örneğin Fransa, İtalya, İspanya, Almanya’da vaka sayıları 50 binleri geçtiği günlerde bile özellikle ilköğretim okulları açıktı.
Türkiye pandemiyi birçok açıdan iyi yönetti.
Aşılamada dünyada 12’inci sıradayız.
Yeni gelecek aşılarla ilk 5’e gireceğimizi düşünüyorum.
Ama okullar konusunda bana göre geç kaldık.
Biz de birçok yeri kapattık ama özellikle ilköğretim çağında çocuklarımızı okullarına göndermeliydik.
İki gün de olsa, tek gün bile olsa bunu yapmalıydık.
Kendi oğlum Atlas’tan biliyorum.
İlköğretimde ikiye gidiyor.
Sabah 9’da bilgisayarının başına oturuyor akşam 4’e kadar kalkmadan ders işliyor.
Gözlemliyorum.
Sadece Atlas’ı değil, arkadaşlarını, diğer okulları, bütün ilköğretim öğrencilerini takip ediyorum.
Yüz yüze eğitimdeki gibi hiçbir şey olmuyor.
Online eğitim daha üst sınıflarda ve üniversitelerde daha verimli olabilir.
Ama ilköğretim çağındaki öğrencilerin en ihtiyaç oldukları yıllar böyle geçti.
O yüzden bu çocuklarımıza yaz boyunca ve önümüzdeki yıl mutlaka telafi eğitimleri verilmesi gerekir.
Nitekim Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Telafide Ben de Varım” programını açıkladı.

Telafisini de yapalım

Yaz boyunca okulların fiziksel imkanlarından faydalanmak isteyen öğrenciler için açık tutulacakmış. İsteyen öğrenciler için etkinlikler, isteyen öğrencilere de akademik programlar sunulacak. Ama yetmeyecektir. Okullarla birlikte farklı bir yöntemle bu eksiklikler tamamlanmalıdır.


Biri bitmeden başka bir virüs

DÜNYA henüz koronavirüs salgınını yenememişken Çin’den yeni bir haber geldi. İlk kez bir insana H10N3 kuş gribi teşhisi kondu. Bu sefer Çin’in doğusundaki Jiangsu eyaletinden...
Galiba uzunca bir süre bu virüslerle yaşamaya devam edeceğiz. Ama bu sefer deneyimliyiz. Ne yapacağımızı, ne yapmayacağımızı biliyoruz. Bir de bağışıklık sisteminin ne kadar önemli olduğunu anlamış olduk. Asıl işin sırrı orada, bu sistemi ayakta ve güçlü tutacak detaylarda... İyi besleneceğiz, iyi uyuyacağız, çok hareket edeceğiz, iyi düşüneceğiz.
Ve daha fazlası...


Büyük camiaların
akil adamları olur

İZMİR sporu için bu yıl gerçekten çok iyi geçti.
Göztepe artık Süper Lig’de kalıcı, Altay Süper Lig’de, Altınordu gönüllerin şampiyonu, Bucaspor ikinci ligde...
Pınar Karşıyaka Avrupa’da final oynadı.
Daha ne olsun...
Şimdi sıra Karşıyaka’da...
Camianın önde gelenleri bir araya geliyor. Sonuç nasıl olacak göreceğiz. Alternatiflerden biri şirketleşme... Yani futbolun yarışmacı haklarını kurulacak bir şirkete devri meselesi... Dünyada bunu deneyip başarılı olan çok kulüp var. Karşıyaka için de içinde bulunduğu yerden çıkış için bir çözüm olabilir. O yüzden bazı görüşmeler yapılıyor.
Genel bir uzlaşı yakalanması elbette çok önemli...
Aslında bu süreci çok önceden gören bir isim vardı.
Mehmet Ali Kasalı...

Telafisini de yapalım

Kasalı, kulüpte birçok görev üstlenmiş, deneyimli bir isimdi. Her şey bu kadar kötüye gitmemişken; 1912 Karşıyaka Derneği’nin kurulmasına öncülük etti. Dernek hemen kurulmadı. Camianın önde gelen isimleri buluştu, dışarıdan danışmanlar destek oldu, dünyadaki modeller incelendi. Kulübe alternatif olsun diye değil, kulübün ihtiyacı olduğunda yanında olsun diye 1912 Karşıyaka Derneği kuruldu.
Karşıyaka için bu günler gelip geçicidir. Bir şekilde çözüm, çıkış bulunacaktır. Çünkü Kasalı gibi camianın akil dediğimiz çok insanı vardır.
Gelecek için yol haritası isteyen olursa; derneğin kuruluşundaki hedefler, arama toplantılarında ortaya çıkan gerçekler yeniden okunmalı.
Göreceksiniz çıkış oradadır.


Serin geçen haziranlar

Biraz serin geçen haziranları seviyorum. Gündüzleri sıcak ama akşamları hafif esen haziranlar... Hele bazı günlerinde yağmur da yağarsa daha çok severim. O haziranlardan birini yaşıyoruz.


İzmir’in trafiği ne olacak

ANLIYOR ve biliyorum; pandemi döneminde herkes kendi arabasını tercih ediyor.
Anlıyor ve biliyorum; araba satışları patladı, trafiğe çok sayıda yeni araç girdi.
Anlıyor ve biliyorum; salgın döneminde birçok alternatif yol çalışması da yapıldı.
Ama...
İşe geliş ve gidiş saatlerinde tıkanan trafik artık günün her saati ve her güzergahta olmaya başladı.
Mutlaka yeni ve radikal çözümler gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

X

Son yıllarda favori uzun yürüyüş rotam Sarıgerme

BENİM gibi uzun yürüyüşleri seven biri için Türkiye’nin her yeri bir cennet...



Görmediğim tek bir şehir kaldı.
Pandemi olmasaydı Sinop’u da görüp turumu tamamlayacaktım. Artık 2022’de, salgının izleri silindikten sonra...
Benim gibi sporu, doğayı seven bir grup arkadaşım var. Onlarla farklı coğrafyalara gidip çok uzun yürüyüşler yapıyoruz. Özellikle Ege’nin güneyi bize sonsuz olanaklar sunuyor. En son Likya tarihi yürüyüşünü yaptık. Günde 20-25 kilometre yürüdük, müthiş güzeldi. Fethiye’nin çevresi harikadır.
Dalyan’ı da çok seviyorum.

Yazının Devamını Oku

Hayat bir gün o da bugün

TEMMUZ başında özel bir evlilik törenine katıldım.


Çetin ve Gözdem Kımız yeniden evlendiler.
Zaten hiç ayrılmamışlardı.
Bu nikah tazeleme gününün çok özel bir mottosu vardı.
“Hayat bir gün o da bugün...”
Davetiyelerin altına bu not düşülmüştü.
Bodrum Cennet Koyu’ndaki tören alanına giderken tabelalar “Gözdem-Çetin Kımız evlilik töreni” yerine “Hayat bir gün o da bugün” tabelalarıyla yönlendirme yapılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Bir çocuğun gözlerinden daha etkili bir şey yok

RABİA Tekince’yi daha önce de yazmıştım.

 

Tanımaktan dolayı son derece mutlu olduğum insanlardan biri...
Gördüğüm en yürekli, en merhametli kadınlardandır.
Uluslararası birçok projeyi hayata geçirdikten sonra Türkiye’ye döndü.
İzmir’de Ege Özel Çocuklar Vakfı’nı kurdu. Vakfın bir de okulu var. ‘Işıldayan Özel Çocuklar Eğitim Merkezi’ adı gibi ışıldayan çocuklarımızı yetiştiriyor.
Okulda 300’e yakın genç eğitim alıyor. Ama daha önemlisi ailelere de büyük destek olunuyor.
Otizmli aileler kendilerini o kadar yalnız hissediyorlar ki; bu okullar onlar için nefes almak anlamına geliyor.

Yazının Devamını Oku

Başka çare kalmadı

Bilim Kurulu’nun önerisini destekliyorum.

 

BİR buçuk yıl hep gazetedeydim, dışarıdaydım ama kalabalıklar içinde asla olmadım. İstanbul’dan gelen konuklarım olunca ben de çekine çekine dışarı çıktım.
Gönüllü olup Türkiye’de ilk aşı olanlardan biriyim aslında...
Üçüncü aşı sırası bana geldiğinde de gidip ilk olanlardanım.
Yani bu kadar titizim.
Ama gördüğüm manzaralardan anlıyorum ki yine bizi zor bir kış bekliyor.
Çünkü insanlar maske takmıyor, mesafelerini korumuyor.

Yazının Devamını Oku

Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek

İZMİR Sinema Ofisi Koordinatörü Gülen Saygı’yla konuşuyorduk. Netflix’te gelecek yıl gösterime girecek The Swimmers filminin İzmir’deki çekimlerinden bahsetti.

 


Güzel sanatlar okumuş biri olarak sinema denince benim için her şey durur. Çünkü sinemanın itici gücüne inananlardan biriyim.
Ve yıllardır Ege kıyılarının doğal bir plato olduğunu, bir çekim merkezi olabileceğini yazıyorum.
Hayatımın büyük kısmı aramızdan ayrılıncaya kadar Ahmet Piriştina’yla geçti.
Siyasete atıldığı günlerde en çok konuştuğumuz konuların başında gelirdi.
1999 yılında milletvekilliği bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğu günleri de çok iyi hatırlıyorum.

Yazının Devamını Oku

Bir iklim krizinin tam ortasındayız aslında

SERİN bir haziran geçti.

 

Aslında hepimize de iyi geldi. Ege’de, kıyılarda yaşıyorsanız; baharı tam yaşamadan doğrudan yaza geçiyorsunuz.
Ama bazen öyle bir mayıs yaşıyorsunuz ki, o da yazdan beter oluyor.
El birliğiyle, hep birlikte doğanın dengesini bozduk.
Rize’de sel olurken; İzmir’de 40’ın üzerinde bir sıcaklık var.
İstanbul’daki nem nefes aldırmaz hale gelmişken; Avrupa’nın tam ortası bir felaket yaşıyor.
Hem de Almanya’da...

Yazının Devamını Oku

Antalya Valisi’yle aynı durumdayım

ANTALYA Valisi Ersin Yazıcı, “Birkaç kişi beni de aradı, ‘Biz yer bulamıyoruz, yardımcı olur musunuz’ diye. Bayram süresince büyük bir akın bekliyoruz, rezervasyonlu gelmek lazım şehre yoksa sıkıntı yaşayabilirler” demiş.


Ben de aynı durumdayım.
Hem de yıllardır.
Yaz ayları turizmci gibiyimdir.
Arkadaşlarımın, dostlarımın aklına Çanakkale’den Fethiye kadar olan geniş coğrafya akıllarına geldiğinde hemen beni ararlar.
Ben de yaşadığım deneyimleri, gidilebilecek mekanları anlatır, isterlerse rezervasyonlarına kadar yardımcı olurum.
Tabii temmuz, ağustos aylarında bu bölgeye ilgi çok arttığı için bazen rica minnet yer bulabiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Güçlü demokrasiler kazanır

TÜRKİYE gibi büyük ülkelerin problemleri de büyük oluyor. Biliyorum insan bazen karamsarlığa kapılıyor.


Canımızı sıkan, üzen, hayal kırıklığına uğradığımız çok şey oluyor.
Şunu unutmayalım.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar bizden çok daha zor şartlar içindeydi ve hepimize hayal kuracağımız bir ülke bıraktılar.
15 Temmuz 2016 gecesi Türk demokrasisi için de önemli sınavlardan biriydi.
Hain bir darbe girişimine karşı Türk insanı hep birlikte, tek yürek olarak karşı çıktı.
Sonuçta demokrasimiz kazandı.

Yazının Devamını Oku

Gel de bu olayı yorumla

TÜRKİYE ile Yunanistan arasındaki ilişkileri anlamak gerçekten zor. Bir yakınlaşıyor, bazen de garip bir şekilde uzaklaşıyor. Tam her şey yolunda gidiyor diye düşünürken işte Galatasaray’ın yaşadığı gibi bir olay oluyor, yine en başa dönülüyor.


Olay bu kadar net değil mi?
Galatasaray hazırlık maçı için Atina’ya geliyor.
Adı üstünde Olympiakos ile bir dostluk maçı oynanacak.
Galatasaray eski, deneyimli bir kulüp...
Benzer maçlara defalarca gitmiştir. Üstelik pandemi döneminin yeni kurallarını da herkes iyi biliyor.
Örneğin ben Bakü’ye Türkiye Galler maçına giderken PCR testimi oldum, girişte de bunu gösterdim.

Yazının Devamını Oku

Aşı olmazsak bir varyant biter diğer varyant gelir

KİM ne derse desin, hangi tedbir koyulursa koyulsun bu yaz döneminde hiç kimse kolay kolay uygulayamaz.


Hafta sonu Bodrum’daydım.
Maske taktığım anlarda bu sefer ben tedirgin oldum, çünkü herkes bana bakıyordu.
Çıkardığım anda da ben kendimi iyi hissetmedim.
Sonuçta “Üç aşım var en azından mesafeyi koruyayım” diyerek hafta sonunu kapattım.
Sadece Bodrum değil; Türkiye’nin her yeri aynı...
Sadece Türkiye değil, bütün dünya aynı...

Yazının Devamını Oku

İzmir dijital kafalı bir kent olmalı

UZUN yıllardır beklediğimiz bir gelişmeydi.


İzmir Yüksek Teknoloji Bölgesi içinde bulunan 179 bin 393 metrekarelik alanın Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Bilişim Vadisi) İzmir Teknoloji Üssü Ek Alanı Olarak Tespit Edilmesi Hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylece Bilişim Vadisi çatısı altında İzmir’de kurulması planlanan İzmir Teknoloji Üssü için önemli bir eşik daha aşılmış oldu.
Aslında her seçim döneminde gündeme gelen ama bir türlü yol alamayan bu konuda ilerleme olması herkes gibi beni de sevindirdi.
Ben Türkiye’nin dijital dönüşümde önemli bir oyuncu olacağından eminim.
Özellikle de İzmir’in şansı her geçen gün artıyor.
Belki farkındasınız, belki değil; İzmir’de bir kümelenme oluştu.
Birçok teknoloji şirketi önemli işler yapıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Şirketleri büyütmek bizim elimizde

ŞERİFE Eren ve yakın çalışma arkadaşlarının TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’ni kurarken heyecanlarını bugün gibi hatırlıyorum. TAİDER kuruluşundan bu yana çok mesafe katetti, üye sayısı arttı, ses getiren etkinliklere imza attılar.


Türkiye gibi KOBİ’lerin ve aile şirketlerinin ağırlıklı olduğu bir ülkede TAİDER gibi kurumlara önemli görevler düşüyor.
Aslında aile şirketlerinin kurumsallaşması meselesi bize özgü bir konu değil. Örneğin Almanya ve Fransa’da ikinci, üçüncü kuşaklar arasında yaşanan çatışmalardan dolayı şirketler ya parçalanıyor ya da satış aşamasına geliyor.
Dünyada rekabet artıyor, maliyet hassasiyeti kadar kalite öne çıkıyor.
Böyle bir dönemde şirketlerin yarınlara hazır olması gerekir.
Uluslararası yönetim ilkelerine sahip, ülkelerine değer yaratan ve sürdürülebilir kurumlar haline gelmek için şirketlere düşün görevler var.
İşte bu deneyimler TAİDER’in en önemli konu başlıkları arasında...

Yazının Devamını Oku

Moral bozmak istemem Avrupa’yı izleyelim

VALLA keyfinizi kaçırmak istemem, çünkü benim de kaçsın istemiyorum. Ama Avrupa medyası, birkaç gündür dördüncü dalga haberleriyle çıkıyor.


İngiltere, Portekiz ve İspanya’da korona virüsünün Delta varyantının yayılma hızı diğer Avrupa ülkelerinde biraz paniğe yol açmış gibi gözüküyor.
Bizim gibi turizm sezonunu kaçırmak istemeyen, tedbirleri gevşeten ülkelerde bile hafif bir hazırlık gözlemleniyor.
Örneğin Portekiz ve İspanya...
Sınırların kontrolü, yeniden maske gibi önlemler yine konuşuluyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bakanlar Kurulu’ndan önce güvenlik zirvesini topladı örneğin...
Fransız hükümet sözcüsü Gabriel Attal, korona virüsü vakalarında yüzde 21 oranında artış olduğunu, özellikle 20 ila 29 yaş arası gençlerde vaka sayısının bir haftadan az bir sürede iki katına çıktığını açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Çeşme, Bodrum mu pahalı İbiza, Mikanos mu?

PANDEMİ döneminin en büyük mağdurları hizmet ve yiyecek içecek sektörüydü. Bir buçuk yılın yarısında kapalıydılar, diğer yarısında da yarı kapasiteyle çalıştılar.



İşletmeci çok dostum var.
Çoğunun ne büyük sıkıntılar içinde olduğunu biliyorum. Bazıları yatırımda yakalandılar. İşlerini iyi yapıyorlardı ve doğal olarak da büyütmek istiyorlardı.
Ama hiçbiri pandemiyle karşı karşıya kalacaklarını düşünmemişlerdi.
Bu boşluktan sonra toparlanmaları kolay olmayacaktır.
Hepsini anlıyorum.

Yazının Devamını Oku

İyi bir sivil toplumcu olun

BABAM iyi bir sivil toplumcu oldu her zaman... Siyaset bize hep uzak oldu ama ailenin birçok ferdi toplumu ilgilendiren konuları kendine mesele yaptı.


Sosyal sorumluluk projelerinin içinde olan bir ailede büyüdüğüm için kalabalıklara hep alışığımdır.
Ailenin bana şöyle bir tavsiyesi oldu.
“Siyaset yok, sivil toplumculuk var...”
Demokrasinin böyle güçleneceğine inanıyorum. Hala da öyle...
Lisedeyken Rotary ile tanıştım.
Karakterimin oluşmasında, hayata bakışımda, dünyayı okumamda Rotary ve benzer derneklerin, vakıfların büyük etkisi oldu. Galiba 30’un üzerindeki sivil toplum örgütüne üyeyim.

Yazının Devamını Oku

Kapanmamak istiyorsak ikna da etmek zorundayız

KABUL; çok sıkıldık.


Kabul; bu bir buçuk yıl kabus gibi geçti.
Kabul; hepimiz dişimizi sıktık ve tedbirleri en küçük ayrıntısına kadar uygulamaya çalıştık.
Kabul; yakınlarımızdan, sevdiklerimizden hastalananlar oldu, bazılarını kaybettik ve gerçekten korktuk.
Kabul; hayatın normalleşmesini, bir daha kapanmamak üzere yaşama devam etmek istiyoruz.
Hapsini anlıyorum ve ben de istiyorum.
O yüzden aşı olmalıyız.

Yazının Devamını Oku

Adımı Deniz koydular

60’lı yıllarda doğan daha çok Deniz var sanki. Onlardan biri de benim... Benim ismimde Deniz Gezmiş etkisi yok, babaanne etkisi var. Babaannem Sehavet Hanım “Deniz” ismini çok severmiş; anne babam da onun kadar sevmişler.Ben de adımı seviyorum. Bana sonsuzluk, özgürlük çağrışımı yapıyor. Ve bu güçlü duyguları seviyorum.



***
Meslektaşım Demet Cengiz’in kitabını da bu duygularla okudum.
“Adımı Deniz Koydular” son yıllarda okuduğum en ilginç romanlardan biri...
Adımı Deniz Koydular, toplumsal meselelerden bireysel sorunlara uzanan geniş bir yelpazede bir kadın ve bir erkek hikâyesini anlatıyor.
Biri doğudan ve bir kardelen olan Deniz Yıldız, diğeri batıdan biri James Rowe... İki hırpalanmış çocuk öyküsünü anlatıyor roman... Tabii ki Demet gerçek hikâyelerden esinlenerek romanı yazmış. “Adımı Deniz Koydular” hepimiz için aslında tanıdık öyküler...

Yazının Devamını Oku

Yüzde 110’luk artış trafiği kilitledi

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ydı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile buluşup sohbet ettik.


O gün herhalde İzmir sıcaklık rekoru kırdı.
Arabaya bindiğimde derece 47’yi gösteriyordu.
Gölgede bile nefes almak mümkün değildi.
İzmir Marina’da buluştuk; tesisler yenilenmiş ve kullanıma açılmıştı.
Başkan Soyer’e giderek dikkat çeken İzmir trafiğini sordum.
Herkes görüyor; sadece işe gidiş saatlerinde değil, her dakika bir yoğunluk sözkonusu...

Yazının Devamını Oku

Artık 3 aşılıyım yine de tedbiri elden bırakmam

GALİBA Türkiye’de ilk aşı olanlardan biriydim. Gönüllü oldum; ilk aşımı aralık başında, ikincisini de sonunda oldum. İkinci aşımın üzerinden 7 ay geçtikten sonra da üçüncüyü oldum.


İlk ikisi Sinovac’tı, üçüncüyü Biontech oldum.
Aslında sistem iki seçenekli alternatif sundu. Sinovac ya da Biontech tercihini bana bırakmıştı.
Doktorlarımla konuştum; bu arada epey bilimsel makale okudum, mesleğimi de düşünerek Biontech’i tercih ettim.
Birincisi inaktif iki aşıdan sonra mRNA tipi Biontech’in daha güçlü koruma sağlayabileceğini söylediler.
Yeni varyantlara karşı vücudumun daha güçlü bir tepki vereceği tavsiyesinde bulundular.
İkincisi de çok sık seyahat eden biri olarak yurtdışı çıkışlarında Biontech’in bana avantaj sağlayacağını düşündüm.

Yazının Devamını Oku

Yasaklarımız kalksa da kişisel önlemlere devam

BUGÜN itibariyle normalleşiyoruz.

 

Sıkıldık, bunaldık biliyorum.
Gerçeği söylemem gerekirse ben de öyle...
Ki;
Her gün gazeteye geldim, tedbirlerimi alarak toplantılara katıldım.
Gönüllü olup ilk aşı yaptıranlardan biri olarak biraz olsun rahatlasam bile yine de eskisi kadar özgür olamamak beni de çok sıktı.
Haldır haldır koşturmaca olmadığı için hobilerime, sevdiklerime, kendime vakit kalsa da yine de yoğun olduğum günleri aramıyor değilim.

Yazının Devamını Oku