GeriDeniz SİPAHİ Tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor

PINAR Karşıyaka Avrupa ikincisi olarak Türkiye’ye döndü. Şu virüs belası olmasaydı; Karşıyakalı basketçileri inanan on binler karşılardı.

 

Bir semt takımı gidip Avrupa ikincisi olup geliyor, inanıyorum şampiyon olarak da gelecek.
Hepsiyle gurur duyuyoruz.
Başarıda emeği geçen herkesi kutluyoruz.
Karşıyaka büyük bir kulüptür.
Ve bunu her fırsatta hatırlatıyor.
Geçen hafta Karşıyaka’yla ilgili birkaç yazı yazdım.
Pınar Karşıyaka final serisinde olduğu için o tepkileri turnuva sonrasına bıraktım.
Özetle demiştim ki;
Karşıyaka sadece bir spor kulübü değildir. Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütlerinden biridir aynı zamanda...
En sıkıntılı günlerinde bile 20’inin üzerinde branşta yarışmacı kulüpleri olan, milli takımlara oyuncu yetiştiren bir kulüptür de aynı zamanda...
Erkek basket takımı bir istikrar örneğidir.
Her şey kötü giderken bile Pınar Karşıyaka lig şampiyonlukları kazanmış, Cumhurbaşkanlığı kupasını kaldırmış.
İşte gördünüz, neredeyse Avrupa Şampiyonluğu kupası da Karşıyaka’ya gelecekti.
Voleybolda kızların, yelkende gençlerin istikrarlı başarıları da yine devam ediyor.
Buna rağmen futbolda istikrarlı bir başarısızlık var.
Yan yana bile gelmemesi gereken takımlarla aynı ligde top koşturuyor Karşıyaka...
Ve bu yıl da şeytanın bacağı kırılamadı.
İki kere Play Off oynamasına rağmen bir üst lige ne yazık ki çıkılamadı.
Şampiyonluklar olmasa da futbolda iddia olmayınca camia bir türlü tatmin olmuyor.
Üstelik ezeli rakip Göztepe Süper Lig’de kalıcı olduğunu kanıtladı. Müthiş bir stada sahip oldu.
Altay ya da Altınordu’dan biri Süper Lig’e çıkabilir.
Karşıyaka oynadığı ligde olamaz, kalamaz.
Ve bunun için futbolun mutlaka şirketleşmesi gerekir.
Bu konuda genel bir konsensüs olduğunu düşünüyorum.
Ve diyorum ki;
Camianın futbol için yeni bir stratejiye ihtiyacı var.

Tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor


Karşıyaka fabrika ayarlarına dönmeli

YILLAR önce Karşıyaka camiasının önde gelen isimleri bir araya geldiler. Şahidim günlerce, aylarca çalışıp bir dernekleşmeye gittiler. Bu kadar uzun süre çalışılıp kurulan bir organizasyon var mıdır bilemiyorum. 1912 Karşıyaka Derneği’nin Kurucu Başkanı Mehmet Ali Kasalı aradı, biraz sohbet ettik.
Kasalı, Karşıyaka Kulübü’nde önemli görevler üstlenmiş biri. Ama sadece spor kulüplerinde değil, Türkiye’nin önemli derneklerinde de başkanlıklar yapmıştır. O yüzden iyi bir sivil toplumcudur.
Görüşlerini her zaman önemserim.
Kasalı’nın anlattıklarını konu başlıklarıyla paylaşıyorum.
* Gördük ki, Karşıyaka basketbolda artık bir başarı öyküsünün ismidir. Başta Kulüp Başkanımız Turgay Büyükkarcı olmak üzere, teknik heyete, emeği geçen herkese teşekkür ederim. Elbette yıllardır sponsorluklarıyla camiamıza destek veren sponsorumuz Yaşar Holding’e de ne kadar teşekkür etsek azdır.
* Karşıyaka’nın yıllardır çözemediği bir futbol şubesi meselesi var. Orta ve uzun vadede basketin de etkileneceğini düşünüyorum. Camiamızın güvendiği, inandığı, sığındığı tek alan basket kaldı. Bu istikrarı bozmamalıyız, bozamayız.
* O yüzden şirketleşmeyi konuşmamız gereken en önemli konu olarak görüyorum.
* Camiamız büyük, değerli, geçmişiyle her zaman övünen bir camiadır. Artık konuşmaların ötesinde hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
* Konuşup bırakmamalıyız. O zaman dalgalar sönüyor. Camia dalgalanıyor ama bir enerji yaratılamıyor. Örgütsüz toplumlar da kalabalık oluyor.
* Bizim şöyle de bir şansızlığımız var. Futboldaki krizimiz uzun sürdüğü ve giderek büyüdüğü için kimse sorunun kimse parçası olmak istemiyor. O zaman da gelen yönetimler yalnız kalıyor.
* Bunda başkanların suçu yok. Suçlu aranıyorsa camianın tamamı suçludur. Bir başkan ve yönetim kısıtlı imkanlarla ne yapabilir ki... Dolayısıyla bu yorumlarım kimseyi hedef almıyor. Eleştiri yaparken bunun içine kendimi de koyuyorum.
* Camia diye seslendiğimiz nedir? Bir mekanizmadır.
* Çözümleri konuşacağımız yer Karşıyaka Divan Kurulu’dur. Divanda olmak için kulübe 25 yıldır üye olmak, yöneticilik yapmış olmak, başkanlık yapmak gibi şartlar var.
* Camianın özgül ağırlığı olarak divanı önemsiyorum.
* Şirketleşme, borçlanma gibi konularda camianın onayı olmadan bu sorunları aşmak mümkün değil. Divan bu tarife uyuyor. Karşıyaka’nın divanı gücünü hatırlamalı. İşte bunun için bir çağrıda bulunuyorum. Divan konuşmalı, konuşturmalı.
* Karşıyaka’nın yaşadığı bir süreçtir. Yönetimlere böyle bir yükü yüklemek haksızlık olur.
* Camianın elini taşın altına koyması lazım.
* Divanın borçları yapılandıracak, şirketleşmenin önünü açacak ve doğru modeli kurgulayacak şekilde yönetimlerin önünü açması, güç vermesi gerekir.
* Divanın sorunların çözümünde platform, yönetimlerin oluşması sırasında da yönetime güç verecek bir fonksiyonu olmalı.
* Camiayı temsil edecek Divan Kurulu’nu yeniden şekillendirelim.
* Divanda camiayı hareketlendiren, öneri sunan bir heyecan olmalı.
* Durumdan kimse vazife çıkarmasın. Bu kulüp sahipsiz değildir. Karşıyaka’nın Türkiye’de çok az kulüpte olan bir aidiyeti duygusu vardır. Bunun kıymetini bilelim.
* Eski günlere, fabrika ayarlarına dönmemiz gerekir.
* Bu borç yükü altından kalkamayacağımız rakamlar değil. Yeter ki yeni bir yol haritası çizelim.
* Karşıyaka çok hızlı dönüşebilir. Her yıl farklı bir boyut atlayan kulüp olabiliriz.
* Süper Lig Şampiyonu olabilir miyiz? Şimdilik hayır derim. Avrupa kupalarına katılabilir miyiz diye sorarsanız? Daha çok uzak derim. Ama şunu söyleyebilirim. Karşıyaka her yıl bir üst lige çıkabilir.
* Şirketleşme çok önemli ama bunun konuşulacağı yer yine camiayı temsil eden mekanizmalardır.


Bir dosta veda

BİR gazeteci dostumuzu daha sonsuzluğa uğurladık.
Sedat Sözer iyi gazeteciydi.
Üniversitede basın yayın okuduktan sonra Hürriyet’e girmişti. 8 yıl Hürriyet’te çalıştı. Sonra masanın diğer tarafına geçti. 1994 yılında Karşıyaka Belediyesi Basın Bürosu’nda çalışmaya başladı. Başkanlar değişti ama Sedat’ın yeri değişmedi.
Çünkü sakin, soğukkanlı, herkesle iyi geçinen, neyin haber olacağını, neyin ne kadar büyüyebileceğini çok iyi bilirdi.
Kemal Baysak, Şebnem Tabak, Cevat Durak, Hüseyin Mutlu Akpınar’la yakın çalıştı.
Her fırsatta yazıyor ve hatırlatıyorum.
Ne iş yaparsanız yapın bunu anlatmanız lazım.
İster başkan olun, ister bir kurum, ister özel sektör yanınızda her zaman iletişimi iyi olan insanları seçin.
Sedat işini iyi yapan, habercilikten hiçbir zaman kopmamış biriydi.
Vefalı bir dosttu.
Medyanın, hepimizin başı sağolsun.
Nurlar içinde yatsın.

Tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor

Bu yazı iyi geçirelim

GEÇMEZ dedik; 17 gün bitiyor.
Rakamlar da fena gelmiyor.
Dikkat edince virüs geriliyor, gevşeyince artıyor.
Artık öğrendik.
Aşılanma artmadıkça, toplumun yüzde 75’i bağışıklık kazanmadan bu bitmeyecek. O yüzden çektiğimiz eziyetleri, evde kapanmaları aklımıza getirelim ve ne olur işi sıkı tutalım.
Gevşemeyelim, bu yazı iyi geçirelim.

X

Birer birer masadan eksiliyor dostlar

GAZETE yaparken çok sık konuşuruz. Çünkü haberlerdeki gelişmeler yapacağınız gazeteyi de şekillendirir. Defalarca değiştirebilirsiniz. Büyütmeyi düşündüğünüz, manşet yapmak istediğiniz bir haber günün ilerleyen saatlerinde iç sayfalarda bile yer bulabilir.


Bizim meslek gerçekten dinamiktir ve tempo ister.
Bir şey daha ister; o da ekip çalışması yapmayı...
Özellikle yazı işleri ekibi gün için çok kez bir araya gelir, toplantılar yapar.
Biz de öyle yaparız.
Kendimi hep şanslı hissetmişimdir. Hep deneyimli kadrolarla çalıştım. Çok iyi gazeteciler etrafımdaydı.
Ve uzun yıllardır birlikte olduğum bir ekip olduğu için çok hızlı aksiyon alırız.

Yazının Devamını Oku

O bizim mesleğin Picasso’suydu

BİZİM meslek zordur.


Bazen günler uzar; geceyi sabah yaparsınız.
Bazen de haber özel günlerinizin bile önüne geçer.
Her mesleğin elbette zorlukları, güzellikleri vardır ama gazetecilik gerçekten tutku ister.
İşte o günlerde yanınızda kimlerin olduğu çok önemlidir. Sekiz saati her gün aşan bir mesaide haber için kalpleri atan insanlar okuduğunuz gazeteyi yapar.
Bazıları vitrindedir, bazıları ise perde arkasındaki kahramanlardır.
Gazeteciliğe başladığım ilk günlerde tanıdığım isimlerden biriydi Nejat Bekmen...

Yazının Devamını Oku

Aşıların tartışılmasına hala inanamıyorum

İZLİYORUM, gözlemliyorum, okuyorum aşıyla ilgili hala tartışmalar yapılıyor. Oysa bilimsel araştırmalar aşıların pandemeyi bitirecek en önemli silah olduğunu ortaya koyuyor. Aşı olanlar hem antikor sağlıyor, hem de hastalığı ağır olmadan atlatabiliyorlar. Buna rağmen aşı olmak istemeyenleri gerçekten anlamıyorum.

 


Öyle yorumlar dinliyorum ki şaşırıyorum.
Komplo teorileri öylesine fazla ki anlatanların bile inandığını zannetmiyorum.
Bazı hastalıkların bitmesinde aşıların büyük rolü oldu.
O yüzden aşılanma konusunu ciddiye almamız gerekir.
Aşı olmayanlar için bazı tedbirlerin dünyada uygulandığını görüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Tam normalleşmeye daha var

AVRUPA uçuşları açıyor. Daha doğrusu kurallar gevşetiliyor.


AB ülkelerinden aşıları tam olan yolcular, cuma günü yayınlanan yeni kurallar doğrultusunda 9 Haziran’dan itibaren Kovid testi yaptırmadan Fransa’ya girebilecekler.
Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nden tam aşılı olanlardan ise negatif test sonucu istenecek. Ancak karantinaya alınmaları gerekmeyecek ve zorunlu olmayan seyahatlere artık izin verilecek.
Ama şöyle bir tarif yapmışlar;
“Tam aşılı kişiler dozlarını yolculuklarından en az 14 gün önce Pfizer, Moderna veya AstraZeneca aşılarıyla almış kişilerdir. Johnson & Johnson aşısı için zaman aralığı dört haftadır.”
Yani başlangıçta bizim gibi Çin aşısı Sinovac’ı olanlar için hala seyahatlerle ilgili bir belirsizlik var.
Şimdilik PCR testinizi olup bazı ülkelere gidebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Ben yine de hatırlatayım da

BİLİYORUM pandemiden çok sıkıldık ve hepimiz yazın o ilk günleriyle birlikte kendimizi dışarıya atmak istiyoruz. Ve özellikle yazlık yerlerde kısıtlamalar olmadan, özgürce vakit geçirmek istiyoruz. Herkes haklı...



Geçen yazdan daha kalabalık geçecek Bodrum, Çeşme ve diğer turistik yerler...
Pandemi öncesinde başlayan bir alışkanlık oldu. Örneğin Alaçatı’da bazı işletmeler sabaha kadar ve yüksek volumlü sesle müzik yaptılar.
Oraya gelip tatil yapmak isteyenleri hiçe sayarak...
Sokağa taşan müziği güzel zannederek...
Eller havayı eğlence gibi görerek...

Yazının Devamını Oku

Bu sektör Sepil’i bile küstürüyorsa

BİRKAÇ gündür Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’in sözleri aklımda...


Önce şöyle dedi;
“7 yıldır gururla üstlendiğim Göztepe Spor Kulübü Başkanlığı görevinden ayrılma kararı almış bulunuyorum. Kulübümüzü çok daha iyi noktalara getireceğine inandığım bu adımla yönetimde üstlenmiş olduğum tüm görevler bir icra kurulu tarafından yürütülecek olup, yeni bir yapı bayrağı devralana kadar yönetim sistemimiz bu şekilde devam edecektir. Göztepe’miz Türk futbolunun hepimizce malum olan çarpık yapısı içinde parlayan bir yıldız olarak kalmaya devam edecektir.”
Sepil’in bu kararı elbette spor camiasında ve İzmir’de sarsıcı bir etki yarattı.
Çok kişinin kendisiyle konuştuğunu, kararını gözden geçirmesi için ısrarcı olduğunu da biliyorum.
Ama kararı değişmedi.
Ve ikinci açıklaması da şöyle oldu;

Yazının Devamını Oku

Yeniden kampanyaya ihtiyacımız var

İSRAİL nüfusunun neredeyse tamamını aşıladı. Amerika’da 200 milyondan fazla kişi aşı oldu. Türkiye’nin de yüzde 15’i ikinci aşılarını oldu. Haziranda hızlı bir şekilde aşılanma olacak.

Ve aşıların üzerinden aylar geçmesine rağmen hala tartışmalar devam ediyor.
Üstelik bilimsel veriler aşı olanlarda ölüm oranlarının çok düşük, hastaneye yatış oranlarını da azalttığını göstermesine rağmen...
Gerçekten bir buçuk yılımızı evlerde geçirmemize, sevdiklerimizden uzakta kalmamıza neden olan bu salgına rağmen böyle bir durum var.
Türkiye’de aşı randevusu kapasitesinin sadece yüzde 30’unun dolu olmasını anlamakta zorlanıyorum.
Şimdi sıra 50 yaşındakilere geldi.
Elbette aşılama bir sistematik çerçevesinde yapılıyor.
Ama bu oranları görünce aşı olmak isteyen herkese randevuların açılması gerektiğini düşünmeye başladım.

Yazının Devamını Oku

Önce hibrit sonra yüz yüze

BEN yakın bir gelecekte ve aşıların artmasıyla birlikte Kovid 19 salgının azalacağını düşünenlerdenim. Elbette dikkatli olmamız, kurallara uymamız gerektiğini hatırlatırım.


Belki birkaç yıl daha aşı olacağız ama belki de kapanmalar bir daha olmayacak.
Tabii beni iyimser bulanlar olabilir.
Çünkü bu salgın gösterdi ki; tablo haftalık bile değişebiliyor.
Yine de tünelin ucunun gözüktüğünü düşünüyorum.
İş hayatında köklü değişiklik beklentisi içinde olanlar artık evlerden çalışacağımızı düşünüyor.
Ben buna da karşıyım.

Yazının Devamını Oku

Adalar rahatlamıştır şimdi

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyareti önemli... Özellikle Yunanistan’a ve adalara en çok ilgi gösteren Türk turistler... Yakınlık nedeniyle Yunanlılar da karşı kıyılara günü birlik çok geliyorlar.


Ayvalık, Kuşadası, Çeşme, Bodrum, Marmaris ve Datça Yunanlıların en çok geldikleri turistik ilçeler...
Pandemi nedeniyle ne biz gidebiliyoruz, ne onlar gelebiliyor.
Çavuşoğlu mevkidaşı Nikos Dendias ile görüştü.
İki ülke aşılarının karşılıklı olarak tanınması konusunda anlaştığını açıkladı.
AB üyesi olan Macaristan, Bulgaristan ve Sırbistan’la da karşılıklı anlaşmaya varmıştık.
Avrupa Birliği Komisyonu da dün bir adım attı. Kovid-19 aşısını tam doz olarak yaptırmış aşı sertifikası onaylanmış; PCR testi yaptırmış ve 14 günlük karantinadan muaf olanların da ülkelere giriş yapabileceği tavsiyesinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

O artık bir Sofrolog

AYÇE Bükülmeyen Özerdem Hürriyet Ege’ye harika röportajlar yaptı. Birçok kişiyi, kurumu bizlere tanıttı, anlattı. Sonra eşiyle birlikte önce Londra’ya sonra da Amerika’ya Washington’a yerleşti. Şimdi oralardan bize güzel yazılar yazıyor.


Geçen gün gazeteye geldi, epey sohbet ettik. İngiltere’yi, Amerika’yı, pandemi dönemini konuştuk.
Ve son dönemde ilgi duyduğu bir konuyu bana anlattı.
Sofroloji...
İçinde felsefe olan bütün öyküler benim ilgimi çeker.
Ayçe’ye “Sofrolojiyle nasıl tanıştın” dedim.
Anlattı;


Yazının Devamını Oku

Okulları açık tutmalıyız

ISRARLA yazıyorum.

Okullarımızı açık tutmalıyız.
Online eğitimi yapabilenler oldu, yapamayanlar da...
İmkanı olup ekran karşısına geçenler de oldu, geçemeyenler de...
Ve bu süreç hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz için gerçekten zordu.
Oğlum Atlas’tan biliyorum.
Sabah 9’da derse başlıyor, 10 dakika aradan sonra yine derse giriyor.
Bazı günler 17.00’ye kadar, bazen hafta sonları bile online bağlantılarla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben bu genç ekibe güveniyorum

ALTAY’ı tebrik ederim.


19 yıl sonra Süper Lig’de iki İzmirli olacak.
Göztepe’yle birlikte Altay da büyük bir mücadelenin içine girecek.
Altay Kulübü Başkanı Özgür Ekmekçioğlu’na da teşekkür ederim.
Üçüncü lige düşmüş bir futbol takımını aldı ve her yıl istikrarı kurarak kulübü Süper Lig’e taşıdı.
Aslında Altay’ın bu öyküsü Türkiye’deki birçok kulübe örnektir.
Futbol tarihinde başarılar yakalamış birçok kulüp Altay gibi benzer bir süreç yaşadı.

Yazının Devamını Oku

Bu süreçten dersler çıkaralım

1 HAZİRAN sonrası için normalleşme adımları belirginleşiyor.


Bilim Kurulu sahillerde, parklarda, bahçelerde kişiler arasında 2 metre mesafe olması halinde maske takmaya gerek olmadığını düşünüyor.
Ama daha önemlisi haziranda hedefin günde 1 milyon kişiye 1 milyon BioNTech aşısı yapılması.
Haziran sonunda 30 milyon insan ilk doz aşısını olacak.
BioNTech’te ilk aşıdan sonra yüzde 70’in üzerinde bir antikor oluşuyor.
Bunun anlamı şu;
Yaz sonundan itibaren Türkiye eski günlere dönebilir.

Yazının Devamını Oku

Ve final: Kazanan İzmir olsun

BEN sporun bir kent, bir bölge için geliştirici, motive edici yönünü önemsiyorum. Artık spor endüstrisi çok başka bir noktaya gidiyor. İnsanlar gönül verdikleri takımların maçlarına giderek hem keyifli vakit geçiriyor, hem de sosyal hayata ve ekonomiye katkı sağlıyorlar.Sporun birleştirici, uzlaştırıcı yönünü de unutmamak gerekir.


O yüzden futbolda iki İzmirlinin 19 yıl sonra Süper Lig’de olmasını ayrıca önemsiyorum.
Finalde Altay ve Altınordu oynayacak, 90 dakikanın sonunda biri Süper Lig’e çıkacak.
İkisi de Türkiye’nin güzide kulüpleri...
Altay sadece bir spor kulübü de değildir.
Türkiye’nin ilk sivil toplum örgütlerinden biri olarak da görün...
Tıpkı Karşıyaka gibi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye markalarıyla büyüyecek

DAVUT Doğan ile tanışmamız 25 yıldan fazla oldu. Çanakkale’den gazeteci dostum Murat Kıray ile Biga’ya gittik, bütün gün Doğan ile sohbet ettik.


O günlerde Doğtaş Mobilya sektöründe markalaşma adına önemli yatırımlar yapıyordu.
Yıllar içinde Doğan ailesini hep yakından izledim, önemli projelere imza attılar.
Doğtaş Türkiye’nin en önemli markaları arasına girdi. Bayi ağlarını genişlettiler.
Sonra da Kelebek’i alarak sektördeki iddialarını genişlettiler.
Ardından Lova Yatak ve RuumStore hamleleri geldi.
İnşaat sektöründe Doğyap, perakende sektöründe Troypark markaları da gruba eklendi.

Yazının Devamını Oku

Sepil kararını gözden geçirmeli

GÖZTEPE Başkanı Mehmet Sepil’in ayrılma kararı spor dünyasının en çok konuşulan konularından biri...

 

Gerçekten de Sepil Göztepe’yi aldıktan sonra kulüp bambaşka bir havaya büründü.
İş dünyasındaki başarısının hiç tesadüfi olmadığını kanıtladı...
Kulübü kurumsallaştırdı, profesyonellere emanet etti, eksik altyapı tesisleri tamamlandı, kamuoyuyla sağlıklı bir iletişim kuruldu.
Bütün bu detaylar önemliydi.
O yüzden Sepil’in bu kararı gerçekten sadece Göztepe için değil, spor dünyası için de önemlidir.
Özellikle futbolda kulisler çok hareketlidir.

Yazının Devamını Oku

Aşıdan başka bir çözüm de yok

AŞIYLA ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor.

 

Türkiye, Pfizer ile BioNTech’in geliştirdiği Kovid-19 aşısından 30 milyon dozu opsiyonlu olmak üzere 90 milyon doz daha satın almak üzere anlaşma imzaladı.
Yeni parti Çin aşısı Sinovac da geçenlerde gelmişti.
Rus aşısı Sputnik V yakın zamanda Türkiye’de olacak, üstelik bizim tesislerimizde de üretilecek.
Türk aşılarında da kritik dönemler aşıldı.
Faz 3 çalışması başlanan aşılarımız var.
Yıl sonunda bizim aşılarımız da devrede olacak.

Yazının Devamını Oku

Sorunlar birikti çözümler zorlaştı

MİLANO’nun nüfusu 4 milyon 300 bin, Berlin’in 4 milyon, Roma’nın 3 milyon 700 bin, Frankfurt’un 3 milyon 100 bin, Lizbon’un 2 milyon 600 bin, Münih’in 2 milyon 300 bin, Brüksel’in 2 milyon 100 bin, Viyana’nın 2 milyon 80 bin, Lyon’un 1 milyon 700 bin, Marsilya’nın 1 milyon 600 bin...


Bu rakamları şundan veriyorum.
Yazdığım şehirlerin tamamı turizmde marka olmuş, önemli merkezler...
Kültürüyle, sanatıyla, gastronomisiyle, sanayisiyle öne çıkan kentler...
Ve çoğunu İzmir’e benzetiyorum.
Bizim şehirlerimize gelince İstanbul’un nüfusu 22 milyon, Ankara’nın 6 milyon 600 bin, İzmir’in ise 4 milyon 468 bin...
Roma gibi her yıl milyonlara evsahipliği yapan bir yerin nüfusu İzmir’den 1 milyon daha az...

Yazının Devamını Oku

Bacasız sanayi turizm bu yıl ilgi bekliyor

DALAMAN Ortaca Köyceğiz Turizm Otelciler ve İşletmeciler Birliği (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur sektörün deneyimli isimlerindendir.


Arada sohbet ediyoruz.
Okutur, her zaman pozitiftir.
Türk turizminin geleceği için de her zaman olumlu yorumlar yapar.
O da benim gibi iflah olmaz iyimserlerden...
Salgın her sektörü olduğu gibi turizmi de etkiledi.
Örneğin Dalyan iklimi nedeniyle 12 ay turist çeken bir bölgeydi.

Yazının Devamını Oku