Paylaş
1989 yılında kurulan SunExpress bana göre tam bir başarı hikâyesi...
86 uçakları var; 37 ülkede, 250 hatta operasyon gerçekleştiriyor.
Almanya’dan Türk Rivierası veya Anadolu’ya seyahat eden her iki yolcudan biri SunExpress’i tercih ediyor.
DACH (Almanya, Avusturya, İsviçre) bölgesindeki 23 havalimanından Türkiye’deki 20 destinasyona 122 hat ile hizmet veriyor.
Beş ay önce CEO’luk görevine gelen Marcus Schnabel ile Antalya’da buluştum.
Önünde sayfalar dolusu rakam vardı.
2025’te 16 milyon yolcu, yüzde 7 büyüme; 2026’da 11 yeni Boeing 737 MAX 8 teslimatı, 106 destinasyon, Antalya ve İzmir’e haftada bin uçuş...
Aslında manşet olabilecek çok veri vardı.
Marcus Schnabel’in şu sözünü birkaç kez altını çizdim.
“Türkiye’den Almanya’ya seyahatin kolaylaşması için her fırsatta vize konusunu savunuyorum. Berlin’de de büyükelçiliklerde de medyada da bunu dile getiriyorum.”
Yıllardır Türkiye turizmini hep tek yönlü okuduk.
Schnabel’in bakışı farklı.
O, iki yönlü turizmden söz ediyor.
Türkiye’ye turist getirmek kadar, Türkiye’den Avrupa’ya gitmenin de
kolaylaşmasını istiyor.
Bu bakış açısı aslında klasik havayolu yöneticisi refleksi değil.
Çünkü havacılıkta alıştığımız cümleler bellidir.
“Daha fazla uçacağız; yolcu taşıyacağız, daha fazla uçak alacağız...”
Marcus Schnabel ise söze başka bir yerden giriyor.
“Ben köprü kurmaya geldim” diyor.
Konuşmanın en
dikkat çekici bölümü de aslında buydu.
Schnabel, CEO olduktan sonra ailesiyle birlikte Antalya’ya taşınmış.
“Almanya’da yaşayıp gidip gelen bir yönetici olmak istemedim” diyor.
“Çocuklarım burada okula başlayacak. Türkiye’yi içeriden tanımak istiyoruz. Bu kültürü yaşayacağız.”
Sonra gülerek ekliyor.
“Galiba Türk mutfağı yüzünden biraz kilo da alacağım.”
Bir şirket yöneticisinin bilanço anlatırken kurduğu en sıcak cümle buydu.

İRAN KRİZİ REZERVASYON ALIŞKANLIĞINI DEĞİŞTİRDİ
MARCUS Schnabel rakamlardan çok davranış değişikliklerini anlattı.
“Artık insanlar çok daha geç rezervasyon yapıyor” dedi.
İran’daki gerilim; Avrupa’daki ekonomik belirsizlik, yükselen enerji fiyatları...
Hepsi tüketicinin psikolojisini değiştirmiş.
“Eskiden insanlar aylar öncesinden rezervasyon yapardı. Şimdi son dakikayı bekliyorlar.”
Buna rağmen cümlesinin sonu karamsar bitmiyor.
“Temmuz ve ağustos için kendimize güveniyoruz.”
TÜRKİYE’YE GÜVEN TAM 2027’DE 11 YENİ UÇAK DAHA PLANLADIK
SunExpress gelecek yıl filosuna 11 yeni Boeing 737 MAX 8 katacak.
Ardından MAX 10’lar gelecek.
Marcus Schnabel bu yatırımı anlatırken aslında Türkiye’yi anlattı.
“Türkiye turizminin büyüyeceğine inanmasaydık bu yatırımları yapmazdık.”
Bu cümleyi biraz açıyor.
Yakıt maliyetlerinin çok oynak olduğunu söylüyor.
İran krizinin rezervasyonları yavaşlattığını anlatıyor.
Avrupa’da tüketicinin daha temkinli davrandığını kabul ediyor.
Ama bütün bunlardan sonra yine aynı noktaya geliyor.
“Biz uzun vadeye bakıyoruz.”
Bence yeni uçak siparişlerinin asıl anlamı burada.
Havacılıkta yeni uçak, bugünün değil, geleceğin satın alınmasıdır.

MARCUS’UN DİKKAT ÇEKTİĞİ ÜÇ DEĞİŞİM
KONUŞMASININ sonunda kendime küçük bir not düştüm.
Marcus Schnabel aslında üç büyük değişimden söz ediyor.
Birincisi; rezervasyon alışkanlığı değişmiş.
“Eskiden insanlar aylar öncesinden rezervasyon yapıyordu. Artık son dakikayı bekliyorlar.”
İkincisi; yapay zekâ.
“Yapay zekâ sadece bilgi işlem departmanının işi değil.”
SunExpress bütün çalışanları için “AI Literacy” programı başlatmış.
Yani şirket, yapay zekâyı sadece teknoloji yatırımı olarak değil, kurum kültürünün bir parçası olarak görüyor.
Üçüncüsü; turizm artık tek yönlü değil.
“Sadece Almanya’dan Türkiye’ye değil, Türkiye’den Almanya’ya seyahat de büyüyecek.”

BABASI İLK BOĞAZ KÖPRÜSÜNDE ÇALIŞMIŞ
Marcus Schnabel’in konuşması boyunca en çok kullandığı kelime
“Bridge...” oldu. Yani; köprü. İş ortaklarıyla köprü; yolcularla, çalışanlarla, Türkiye ile Almanya arasında köprü...
Bu metaforun tesadüf olmadığını biraz sonra anlattığı hikâyeden anlıyoruz.
Babası, İstanbul’daki ilk Boğaz Köprüsü’nün yapımında görev alan şirkette çalışmış.
Belki de bu yüzden göreve gelir gelmez ilk cümlesi şu olmuş.
“Ben köprü kurmaya geldim.”

Paylaş