Sohbet robotunuzu yapmaya hazır mısınız?

MICROSOFT’un aldığı bir patent herkes gibi benim de ilgimi çekti. Ölen kişilerin kişisel bilgilerini kullanarak sohbet robotu yapmaya olanak tanıyan bir patentten söz ediyorum.


Patent “görüntülere, sese, sosyal medya gönderilerine, elektronik mesajlara” ve diğer kişisel bilgilere dayalı bir robotu yapmanıza izin veriyor.
Sohbet robotu bir arkadaş, akraba, tanıdık, ünlü, kurgusal karakter, tarihi figür veya rastgele birisi gibi geçmiş ya da şimdiki zamana ait bir kişiye karşılık gelebilirmiş.
Microsoft hayattaki kullanıcıların öldükten sonra kullanılabilecek dijital bir yedek de alabileceklerini söylüyor.
Aslında vefat etmiş birinin simülasyonuyla gelecekte konuşabileceğiniz fikri yeni değil. Black Mirror’un “Be Right Back” bölümünün konusu olmasıyla da biliniyor. Bölümde genç bir kadın bir uygulamayı kullanıp ölen partnerinin verilerini toplayarak sohbet robotu oluşturuyor.
Yine bir örnek Ekim 2020’de Kanye West, Kim Kardashian 40’ıncı yaş gününü kutlamak için ölen babası Robert Kardashian’ın hologramını satın almıştı.
Microsoft dışında teknoloji şirketi Luka’nın kurucu ortağı Eugenia Kuyda, trafik kazasında hayatını kaybeden arkadaşı Roman Mazurenko’yla kendi arasındaki 8 bin satırlık kısa mesajları kullanarak Mazurenko’nun konuşma tarzını taklit eden bir sohbet robotu oluşturmaya çalışmıştı.
Kuyda, “Hâlâ bir insanın gölgesi kadar ama bu sadece bir yıl önce mümkün değildi ve çok yakın gelecekte çok daha fazlasını yapabileceğiz” demişti.
Yakın bir zaman önce hayal gibi düşündüklerimiz bugün gerçeğe dönüşüyor.
Bakalım daha neler olacak?

Sohbet robotunuzu yapmaya hazır mısınız

Sevdiklerimizi görsek
ne kadar güzel olurdu

MICROSOFT bana gelse ve “İşte sana sonsuz imkan, hadi sohbet robotlarını yap” dese, ne kadar çok mutlu olurdum. Eminim siz de benim gibi kaybettiğiniz, çok sevdiğiniz akrabalarınızın, dostlarınızin isimlerini, numaralarını telefonlarınızdan silemiyorsunuzdur. Arada bakıyorum ve anılarımı hatırlıyorum.
Örneğin bir tuşa bassam ve karşıma Ahmet Piriştina çıksa...
“Birader napıyorsun, özledik” diye söze başlasa, Nedim Demirağ sohbete katılsa; Metin Akpınar da bana eşlik etse ve biz yine İzmir ile Türkiye’nin geleceğiyle ilgili güzel hayaller kursak, fikirler geliştirsek... Ne güzel olurdu...
Yine bir tuşa bassam; Recep Aktuğ ile “Ah benim sevdalı başım”ı söylesek; o çalsa ve biz hep birlikte söylesek, ne güzel olurdu...
Özdemir Nutku hocamla Shakespeare’ı konuşsaydık, Haldun Taner’i, tiyatroyu, sinemayı, bir sanat sörfü yapsaydık onunla...
Medya sörfüne de Haluk Cansın, Erkin Usman, Ceyhan Gür ile başlasaydım. Erol Türegün, Mehmet Ali Birand da bize katılsaydı; ne güzel olurdu.
Bana hayaller kurmayı öğreten aile büyüklerimle, eskisi olduğu gibi o kabalalık sofralarda yine buluşsak ve yine başımızdan geçen olayları tek tek anlatsam, akıl danışsam, sonra da lezzetli yemekler yesek, şarkılar söylesek, uzun geceler yaşasak; ne güzel olurdu.
Burada sayamayacağım kadar çok sevdiğim insanları sonsuzluğa uğurladım. Her biriyle unutulmayacak anılar yaşadım. Her birini hafızamda ve en korunaklı yerinde saklıyorum. Ama madem böyle bir imkan doğuyor ve sohbet robotları karşımıza geliyor. O zaman her birini karşımda görmek isterim. Sizler gibi...

X