GeriDeniz SİPAHİ Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek

İZMİR Sinema Ofisi Koordinatörü Gülen Saygı’yla konuşuyorduk. Netflix’te gelecek yıl gösterime girecek The Swimmers filminin İzmir’deki çekimlerinden bahsetti.

 


Güzel sanatlar okumuş biri olarak sinema denince benim için her şey durur. Çünkü sinemanın itici gücüne inananlardan biriyim.
Ve yıllardır Ege kıyılarının doğal bir plato olduğunu, bir çekim merkezi olabileceğini yazıyorum.
Hayatımın büyük kısmı aramızdan ayrılıncaya kadar Ahmet Piriştina’yla geçti.
Siyasete atıldığı günlerde en çok konuştuğumuz konuların başında gelirdi.
1999 yılında milletvekilliği bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğu günleri de çok iyi hatırlıyorum.
Piriştina’ya yakın bir ekip seçim bildirgesini hazırlıyordu.
Tabii projeler, fikirler havada uçuyuyordu.
O buluşmalardan birinde benim de fikrimi sordu.
Masada güzel fikirler zaten vardı, çoğuna ben de katılıyordum.
Ama çoğu belediyelerin zaten yapması gereken işlerdi.
Yeni yolların açılması, büyük kanal projelerinin boyutunun genişletilmesi, çöpten enerji üretimi gibi konular...
Tabii yeni bir fuar alanı yaratılması, daha organizasyonların İzmir’de yapılması...
İzmir’in bir spor, sanat şehrine dönüşmesi gibi birçok başlık alt alt yaza yazılmıştı.
O gece “Hepsini yap başkan” dedim.
Ve devam ettim;
İzmir’e Bilboa’daki gibi büyük bir müze yap, dünya konuşsun dedim. Çünkü Batı Anadolu’nun tarihi zenginliği hiçbir yerde yoktu. Ve insanlık tarihinin en önemli olaylarına şahitlik eden bu kentin zenginliklerinin sergilenmesi gerekiyordu.
İkincisi vefatından sonra adı verilen Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ydi. Gerçi benim önerim tam bu değildi ama yine de kurulmasından ve yaşıyor olmasından mutluluk duyuyorum. Biz toplum olarak değerlerimizi, geçmişimizi arşivleyemiyor, bunları öykülere dökemiyor, gelecek nesillere istendiği gibi bırakamıyoruz. Bu coğrafyayla ilgili yine en iyi arşiv yurtdışı kaynaklardan bulunuyor. Bu arşiv müzesinin bu kaynakları bulup İzmir’e getirip kentle paylaşılması bizim önerimizdi. Bir kısmı yapıldı ama yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.
Ve üçüncüsü; İzmir’in sanatla, kültürle anılan bir şehir olması... Bunun için de bir sanat köyü kurulmasını konuşuyorduk.
Sinema filmleri buralarda çekilsin, doğal bir plato olan Ege’nin tanıtılması, konuşulması, dünyaya anlatılması en büyük hayallerimizden biriydi.
Hollywood filmlerinin büyük bir bölümünün İtalya’daki, İspanya’daki film stüdyolarında çekildiğini konuştuk.
Ve sonunda İzmir’e film stüdyoları, platoları yakışır dedik.
Bugün de aynı görüşteyim.
Film endüstrisi çok gelişiyor.
Ve dünya yeni arayışlarını sürdürüyor.
Yine öneriyorum.
İzmir, film endüstrisinin en önemli adresi olabilir.

 
Netflix ekibi doğrusunu yapmış

NETFLİX’in The Swimmers’ı 2022 yılında yayına girecek.
Sally El Hosaini’nin yönetmen koltuğunda oturduğu film, Suriyeli yüzücü Yusra Mardini’nin gerçek yaşam hikayesini konu alıyor. Film, başarılı yüzücünün iç savaş yaşayan ülkesinden kaçışı ve 2016 Rio Olimpiyatları’na katılma sürecini anlatıyor. The Swimmers’ı Bridget Jones’un Günlüğü ve Aşk Engel Tanımaz gibi birçok önemli Hollywood yapımına imza atan Working Title Films gerçekleştiriyor.
Türkiye prodüksiyonu AZ Celtic Film ve MATE Pictures tarafından yapılan çalışmalara İzmir Sinema Ofisi rehberlik etti.
Prodüksiyon kolaylıkları ve uluslararası birçok farklı lokasyona eşdeğer olan görsel zenginliğiyle İzmir’i adeta bir açık hava platosu olarak değerlendiren ekip üç farklı ülkenin görüntüsünü İzmir’de çekti.
Sinemacılar iyi bilir.
Doğal ışık gibisi yoktur. Ve bunu her yerde yakalayamazsınız.
Bu coğrafya o yüzden size alternatifler sunar.
Netflix’in The Swimmers ekibi doğrusunu yapmış.

Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek
Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek

 
Bir yanlışlık yok mu?

BODRUM’un trafiğini yazdım, herkes de yazıyor. Kiminle karşılaşsam; “İyi ki yazıyorsun” diyor.
Çeşme için de fikirlerimi söylüyorum.
Bu gidişle birkaç seneye kalmaz Çeşme’de de trafik felç olur.
Nitekim geçenlerde 3 kilometrelik yola 45 dakikada gidemedim.
Genellikle kısa mesafeli yerlere yürüyerek gidiyorum.
Ama o gün oradan bir başka yere gidecektim, arabayla çıkmış oldum.
Anlıyorum; pandemiden çok sıkıldık ve kendimizi sokaklara attık.
Ama bu travma geçtikten sonra da bunun değişeceğine inanmıyorum.
Uzun yıllar insanlar toplu ulaşım aracı kullanmaktan çekinecek.
Ve herkes buna hazırlıksız yakalanmış oldu.
Çünkü büyüyen şehirlere ne yapsanız yetmiyor.
Bizim şehirlerimiz obezite hastalığına yakalanmış durumda.
Bir mide botoksu, mide küçültme ameliyatı şart oldu da; nasıl yapılacak.
Çeşme’ye, Bodrum’a, yazlık yerlere gelip tatil yapmak isteyenler; dinlenmeye yaşadıkları şehirlere dönüyorlarsa, bir yanlışlık var demektir.

Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek

 
Dışarısıyla bağımızı kurdular

SALGINDA onlar olmasa ne yapardık bilmiyorum. Öyle günler oldu ki, dış dünyayla bağlantımızı onlar kurdu. Bir telefon ettik, internete girip sipariş verdik, akıllı telefonlarımızdaki uygulamalardan her şeyi söyledik. Getirdiler, götürdüler, teslim ettiler. Türkiye gibi şartalar uyan, krizlerden yenilikler çıkaran bir başka ülke yoktur. Bu şirketlerden biri İngiltere’de de şimdi büyüyor. Büyüsün, destekliyoruz. Tabii şöyle de bir durum oldu. Trafikte her saniye dikkatli olma zorunluluğumuz var. Gözümüzü aynalardan ayırmamalıyız. Ben öyle yapıyorum. Bu kardeşlerimiz de dikkat etsinler... Hele yoğunlaşan bu trafikte...
Bu dönemin kahramanları dışarısıyla bağımızı kuran, kestirmeyen bu dostlarımızdır.
Hepsine teşekkür ederiz.

X

Artık üçüncü sayfa haberi olarak kalmasın

FARKINDA MISINIZ? Bir günde dört kadın öldürüldü, 104 kez bıçaklanan beşinci kadın da hala yaşam mücadelesi veriyor.


10 haberde okudum.
İstanbul Beyoğlu’nda 6 aylık bebeği olan 1.5 aylık hamile 17 yaşındaki Gülseren Mamuş, birlikte yaşadığı Suat Ö. (32) tarafından vurularak öldürüldü. 6 suç kaydı bulunan Suat Ö. tutuklandı. Küçükçekmece’de eğlence mekanlarında piyanistlik yapan Oktay Konak (35), 4 ay önce şiddet uyguladığı için kendisinden şikayetçi olan sevgilisini bıçaklayarak öldürdü. Elazığ’da bir barakada buluşan 17 yaşındaki Emine Fulya Akçelebi ile sevgilisi Salih Yılmaz C. arasında tartışma çıktı. Bıçağını çıkaran Salih Yılmaz C., Emine’yi 10 bıçak darbesiyle öldürdü. Adana’da Burhan D. (39) tartıştığı eşi Tuğba D’yi (35) iki çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklayarak öldürdü. Annesi “Kadına şiddet gösterenler serbest kalıyor. 14 yıldır kızıma şiddet uyguluyordu. Kızım öldü, yavrumu kurtaramadım” diye feryat etmiş.
İsyan etse ne olacak artık kızı hayatta değil.
İzmir’de Feyzi D. (28) ile sevgilisi Aysel Perkgün (28) arasında kıskançlık tartışması çıktı. Feyzi D, Perkgün’ü dövüp başında içki şişesi kırdı, tam 104 kez bıçakladı. Perkgün mucize eseri hayatta kaldı, Feyzi D. tutuklandı. Perkgün “Senin ölümünü izleyeceğimi söylemiştim dedi. Sigarasını yakıp izlemeye devam etti. Bu olay defalarca oldu. İlk kez bıçaklanmadım ama ilk kez doğrandım” diye konuştu.
Bu haberleri üçüncü sayfalarda okumaya devam ediyoruz.
Ve her gün kadınlarımız ölüyor.

Yazının Devamını Oku

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı. Dedi ki;

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı.Dedi ki;


“Sen edebiyatın, yazı dünyasının içinde ol...”
Yazmayı çok seviyordum; okumayı da...
Ve elbette sanatın her dalına da büyük bir ilgim vardı.
Saint Joseph zor bir okuldu; Fransızca ağırlıklı derslerde sınıfı geçmek kolay değildi.
Ama ders edebiyat, literatür olunca benim dünyam da farklı olurdu.
Kafama koymuştum; böyle bir dünyanın içinde olacaktım.

Yazının Devamını Oku

Bu ülkenin gençlerine iyi bakmamız gerekir

KENDİ yeğenimden biliyorum.



İstanbul’da üniversitede okuyor.
Üniversiteye başlayacağı günlerde pandemi olunca üniversite online eğitime geçti. Birçok arkadaşı gibi o da yaşadığı şehirden ayrılmadan derslerine girdi, sınavlarını verdi.
Bir buçuk yıldır eğitimini böyle sürdürüyor.
Aşılama artınca, pandemi daha kontrollü hale gelince ve hükümet eğitim konusunda daha kararlı olunca da üniversitelerde yüz yüze eğitim netleşmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Gündem aynı tek fark kadınımızın hassasiyeti

ŞİMDİ çok popüler oldular ama ben ilk yazdığımda sadece küçük bir grup olarak İzmir sokaklarında pedal çeviriyorlardı.


2013’te İzmirli tarih öğretmeni Sema Gür ve birkaç arkadaşı tarafından organize edilen “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” şimdi 30 farklı ülkede, 150’den fazla şehirde düzenleniyor.
Resimaltı haber olarak giren haber artık gazetelerin manşetlerine taşınmış durumda.
Çorbada benim de tuzum olması çok mutlu ediyor.
Her yıl farklı bir temayla kadınlarımız pedal çeviriyorlar.
Bu yılki konu “egzoz kokusuna karşı mis kokulu kadınlar”dı.
Sema Gür ile ilgili ilk yazıyı 7 Haziran 2015’te yazmışım.

Yazının Devamını Oku

Bir Bitcoin gazetecisinin Budapeşte’de yaptıkları

EURONEWS’te okudum.Macaristan’da kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olduğuna inanılan Satoshi Nakamoto anısına heykel dikilmiş.

 


Biliyorsunuz; Orta Amerika ülkesi El Salvador Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden ilk ülke olmuştu.
Merkez bankaları hala muhafazakar olup kripto dünyayı sanki yokmuş gibi davransa da gerçek öyle değil.
Aslında dijitalleşmenin bu kadar hayatımızın içinde olduğu bir dönemde sanal paraların önüne geçmek de neredeyse imkansız.
Devletler, hükümetler yasal düzenlemelere gidip yasal bir çerçeve çizseler işler daha iyi olacak bana göre...
Neyse Macaristan’a dönelim.

Yazının Devamını Oku

Hugo Boss Türkiye’de büyümeye devam ediyor

EGE Serbest Bölgesi’ne her gittiğimde kendimi dana iyi hissediyorum.

Çok başarılı bir örnek oldu. Bunda kurucusu Kaya Tuncer’in önemli bir rolü var.Her zaman anıyorum. Geçen gün çok beğendiğim ve yakından takip ettiğim Hugo Boss tesislerine gittim. 1999’daki açılışını dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana birçok fabrikayı gezme imkanım oldu. Her seferinde hayranlıkla ayrıldım. Saat gibi işleyen bir yer Hugo Boss... Kaliteyi her zaman ön planda tutan, verimliliği unutmayan ama bütün bunları yaparken insan odaklı bir çalışma felsefesini ortaya atan bir marka...
Yıllar önce Stuttgart’taki merkezlerine gidip yaratıcı ekiple üç gün geçirmiştim. Benim için çok keyifli bir deneyim olmuştu.
İzmir’deki tesisler Almanya’dan bile daha iyi...
Son gittiğimde daha da iyi buldum.
Üstelik Hugo Boss Türkiye’nin yeni yatırımlara hazırlanıyor olması da çok hoşuma gitti.
Pandemi döneminde birçok konuda alışkanlıklarımız değişti.
Yıllardır takım elbiseyi üzerinden çıkarmayan ben bile bu dönemde daha spor giyinmeye başladım. Hugo Boss Tekstil Sanayi Genel Müdürü Arif Kaya da bunu doğruladı.

Yazının Devamını Oku

Aşı kişisel mesele olmaktan çıktı

ENFEKSİYON Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan konuştukça bakıyorum sosyal medyadan eleştiriler artıyor.



Ama hoca konuşmaya ve doğru bildiklerini anlatmaya devam ediyor.
Bazen benzer saldırılar hepimize yapılıyor.
“Aşı olun” dedikçe ağır eleştiriler de geliyor.
Neyse biz alışığız, önemli değil.

Yazının Devamını Oku

Çare kentsel dönüşümde

SON dönemde hem ev fiyatlarında, sonucunda kiralarda da büyük artışlar yaşanıyor.


Örneğin İzmir’de yaşanan son depremden sonra bazı bölgelerde fiyatlar ikiye, hatta üçe katlandı.
İstanbul’daki artışları izliyorum.
Kendi yeğenimden biliyorum. İstanbul’da bir üniversitede okuyor. Pandemiyi evden, online eğitim alınca ev kiralamadı. Pandemi öncesiyle bugün arasındaki fiyatlar arasında bir uçurum var.
Fiyatlar düşer mi bilemem ama daha fazla yükselmesini önlemek gerekir.
Düşmez diye düşünüyorum çünkü Türkiye kentsel dönüşümde bence daha hızlı davranmalıydı.
Markalı birçok proje yapıldı belki ama 2000’in öncesinde yapılan konutlarla ilgili endişeler var.

Yazının Devamını Oku

Siyaset imkanlar sanatıdır

CUMARTİSİ günü Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin Yüksek İstişare Konseyi toplantısı vardı. Her yıl bir lider ya da önemli bir konuşmacıyla yapılıyor. Ben de bu toplantıları yakından takip ederim.


Bu yıl CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konuşmacıydı.
Toplantının başında ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer çok güzel bir konuşma yaptı.
Genel bir konuşmaydı.
Türkiye’nin büyümesi, değişimi, gelişmesi için önce sivil toplum örgütleri için bir özeleştiri yaptı. Sonra da parti ayrımı gözetmeksizin siyasette uzlaşma, fikir birliği, toplumsal konularda birliktelik beklentilerini sıraladı.
Ve dedi ki;
“Değişime belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Siyasetçiler genelde temkinli hatta taktik bir anlayış içerisinde, gerçek fikirlerinden ziyade seçmenlerine ters gelmeyecek söylemleri kullanıyorlar. Sanki kediye kedi demek siyasetin alfabesine aykırıdır, risklidir. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kopuluyor ve sahiciliklerini kaybediyorlar. Bu tutum her görüşten siyasetçi için çok büyük ölçüde geçerlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek tehlikeli ve yasaktır. Fikren, fiilen, saklanmadan, sakınmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği kanaati hakimdir.

Yazının Devamını Oku

O coşku bize iyi geldi

ANKARA’dan gelen birkaç dostumla; tam da 9 Eylül günü bir kent turu attık. İzmir’in 9 Eylül’leri güzel olur.


Yine öyleydi.
Ki pandemiye rağmen sokaklar dopdoluydu.
Bir arkadaşım yanımıza geldi.
Trafikten, kalabalıktan, otoparkların doluluğundan şikayet etti.
Haklıydı.
Gerçekten de son yıllarda İzmir’in trafiği felç gibi, sokaklar dolu, otopark bulmak çok zorlaştı.

Yazının Devamını Oku

9 Eylül’ler bizim için değerlidir

EGE İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “9 Eylül, Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesidir. Bu bağımsızlık mücadelesine yakışır bir millet olmak ve demokratik, laik hukuk devleti olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çok çalışmalı ve tarihimizden gereken dersleri almalıyız. Ayrıştıran, ötekileştiren, yok sayan değil; tevazu, samimiyet, adalet, liyakat, dürüstlük, şeffaflık ve ortak akıl ile birleştiren, kaynaştıran taraf olmalıyız” demiş.

 


Katılıyor ve altına imzamı atıyorum.
Türkiye için; İzmir için 9 Eylül’ler çok önemlidir.
Siyasetin içinde değil ama hayatın içindeki sembolleri değerli buluyorum.
9 Eylül de onlardan biri...
Çünkü Türk insanı için bağımsızlık, vatan, toprak gerçekten çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar ortadayken Menderes niye bekliyor?

2019 yılında Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağlamış.


Bence çok önemli bir haber...
Satır aralarında kalmamalı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve gelmesinin ardından bu yatırım yapıldı. 240 milyon liralık yatırım yapıldı.
Depolama sahası da kent ormanına dönüştürüldü; 60 dönümlük alan rehabilite edildi.
Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1.5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor.
Dünyada bu teknolojiler sürekli yenileniyor ve verimlilik artıyor.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlara saygılıyım ama yazmaya da devam edeceğim

ELBETTE ben yazdıkça çok sayıda mesaj geliyor. Hepsini okuyorum. Tek tek, cevap da veriyorum. Biliyorum dünyada da benzer protestolar yaşanıyor. Aşı olmayanlar sokaklara çıkıp görüşlerini yaymaya çalışıyorlar.


Hepsine saygı duyuyorum.
Aşı olmayanları anladığımı da bilmelerini istiyorum.
Ama şunu unutmayın.
Ortada bir salgın var ve bu süreci kısaltmanın tek bir yöntemi var; o da aşılar...
Türkiye’de ilk aşı olmuş insanlardan biriyim.
Gönüllü olarak hastaneye giderken benim de endişelerim vardı.

Yazının Devamını Oku

Tam da 9 Eylül’de İzmir’de barışı insanlığı konuşmak

EXPO’nun İzmir’de yapılmasını en hararetli savunan isimlerden biriydim. Çünkü marka olmuş şehirlerin geçmişine baktığınızda uluslararası büyük organizasyonları görürsünüz.


Kente o deneyimleri yaşatmak gerekir.
Sporda, sanatta, kentleşmede ve özellikle yeni dünyanın kabul ettiği teknolojilerde İzmir büyük organizasyonlara evsahipliği yapmalı.
Ancak böyle bir kenti tanıtabiliyorsunuz.
Üstelik bu heyecan şehre de farklı bir ivme kazandırıyor.
Onlardan biri bu hafta İzmir’de yapılacak.
Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi 9 – 11 Eylül’de yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar aşısızlardan hoşgörü beklemeli artık

OKULLARLA ilgili o kadar çok yazdım ki; sayısını unuttum. Pandeminin en kötü günlerinde bile Avrupa özellikle ilköğretim çağındaki çocukların okullarını açık tuttu.



O günlerde ben de her fırsatta yazdım.
“Gerekirse kapanalım ama okulları açık tutmak için bunu yapalım” diye...
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer “Yüz yüze eğitimi açıyoruz” dedi ve her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyledi.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Okullar artık kapanmayacak” dedi ve ilave etti.
“Çocuklarımız 1.5 yıldır akranları ve öğretmenleriyle bir arada olamadılar. Salgın devam ediyor ama çocukları okullardan uzak tutma lüksümüz kalmadı. Okullarımızı açık tutmakta, çocuklarımıza akranlarıyla birlikte en iyi eğitimleri vermekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

Hep yeni olanın peşindeydi

ÇOCUKLUĞUMDA amcam İsmet Sipahi’den ve onun en yakın arkadaşlarından biri olan Selçuk Yaşar’dan çok Karşıyaka anıları dinledim.

Üniversitede okurken gazeteciliğe de başlamıştım ve arada Selçuk Bey ile yemek yer iş dünyasından haberler alırdım. Ekonomi gazeteciliğini tercih edip, böyle bir başlangıç yapmamı sağlayan Selçuk Bey’dir. O yemeklerin bazılarında Selim Yaşar da olurdu. Türkiye’de olduğu günlere denk gelirdi.
“Biz yemeklerde de, evde de iş konuşuruz” derdi Selim Yaşar...
Ve eklerdi; “Yakında grup olarak 100’üncü yılımızı kutlayacağız. Dedemden alırsam 3’üncü jenerasyon, babasından alırsam 4’üncü jenerasyon işin başındayız. Hatta bizim çocuklarımız da artık işe başladılar. Yani 5’inci jenerasyon da işin içinde diyebiliriz. Biz bir aile şirketiyiz. Doğduğumuz günden beri işlerle ilgili konulara hep vakıfız. Çünkü evimizde iş konuşulurdu. Bir kulak dolgunluğumuz hep vardı. İş konuşmaya, iş yapmaya o kadar hazırız ki… Girişimci olmak bizim kanımıza işlemiş...”
Gerçekten de Türk sanayisine ilkler kazandırmış bir ailedir Yaşar Grubu...
Ve Selim Bey haklıydı.
Kendi işleriyle yatıp kalkan, Türkiye’nin büyümesine katkı koyan, sanayiye aşık bir gruptu Yaşar ailesi...
Bazen farklı düşünürdü; yol haritasında...

Yazının Devamını Oku

Bilime inanmayacağız da artık neye inanacağız

UYUM sınıfına giden çocuklarımız okullarına kavuştu.


Önümüzdeki haftadan itibaren de yüz yüze eğitim başlıyor.
Dilerim bir daha okulları kapatmak zorunda kalmayız. Çünkü bu risk hala devam ediyor.
Toplumsal bağışıklık yüzde 80’lere ulaşmadan bize rahat yok.
Ben en başta bir gönüllü olarak gidip aşımı oldum.
Topluma örnek olmak için ve salgını aşısız atlatamayacağımızı düşünerek aşı oldum.
Yaşadıklarımı da gün ve gün anlattım, yazdım.

Yazının Devamını Oku

Fazıl Say haklı değil mi?

FAZIL Say birçok kez kendi sosyal medya hesabından dile getirdi.

Müjde Ar “Gürültüsüz Yaşam Platformu” kurdu.
Ben defalarca yazdım.
Gürültüsüz derken, müziksiz demedik.
Aksine müziksiz bir hayat, sanatsız bir dünya olmaz dedik.
Ama sokağa taşan müzik de istemediğimizi defalarca söyledik.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; en popüler olarak bilinen yerlerde bile müzik sokağa taşmaz, kimseyi rahatsız etmez. Gittiğiniz bir mekanda dostlarınızla sohbet eder, güzel vakit geçirir, fondaki müzik de sizin bu sohbeti daha da koyulaştırmanıza yardımcı olur.
Ama bizde maalesef böyle değil.

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca açıkladı; “Öğretmenler arasında birinci doz aşı oranı yüzde 84.06...”


Bence oran yüzde 100 olmalıydı.
Dünya Sağlık Örgütü en başından bu yana “En son kapanması gereken yer okullardır” diyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da çok güzel özetliyor; “Bir kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı. Okullarda çalışan öğretmenler, memurlar, hizmetliler ve okullara servis yapan tüm servis şoförleri, çalışan hostesler, kısaca çocuklarla iletişime geçecek tüm personelin mutlaka aşılanması gerekir. Eğer aşılanmaya ikna edemiyorsak ve aşılanmamakta inat ediyorlarsa bu kişiler, o zaman yapacağımız işlem onların hasta olmadıklarını bizlere kanıtlamaları gerekiyor.”
Zaten Bakanlar Kurulu da haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirdi.
Ama yine söylüyorum.
Doktor raporuyla aşı olmasına engel olanların dışında mutlaka aşıların tamamlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Bir zirve ve bize hatırlattıkları

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde İzmir önemli bir kültür zirvesine evsahipliği yapacak.


Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Örgütü Kültür Komitesi (UCLG) 2021 toplantılarını İzmir’de düzenleyecek.
Bu organizasyonun ben de danışma kurulundayım.
Benim için de önemli bir deneyim oldu.
Son yıllarda ülkelerin yarışı kadar şehirlerin de rekabeti var.
Ve hatta öne çıkan marka şehirlerin ülkeleri kadar ekonomileri var.
Bu şehirleri güzelleştiren sadece kentsel altyapıları değil elbette...

Yazının Devamını Oku