Okullar başlıyor aşı olmayanlar ne olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yüz yüze eğitimle okullarımızı açıyoruz” dedi.


Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Okullar tarihinde açılacak, yüz yüze eğitim yapılacak” diye konuştu.
Artık geriye dönüş yok.
Çocuklarımız için en doğrusu eğitimlerini okullarında almaları.
Bu arada YÖK de üniversiteler için hazırlıklarını sürdürüyor.
Normal eğitim nedeniyle okullarda alınması gereken önlemler üzerinde tek tek duruluyor. Havalandırmalar, teneffüslerin nasıl olacağı, öğrencilerin temasının nasıl daha aza indirileceği, PCR testleri, servisler ve aşılar ile ilgili detaylı çalışmalar yapılıyor.
Aşılamada epey mesafe aldık.
Aşı yaşı 15’e kadar indi.
Belki ilerleyen günlerde yaş aralığı da inecek.
Okullar açılırken; bence Milli Eğitim Bakanlığı’nın da yeni bir yol haritası çizmesi gerekir.
Örneğin bir okuldaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu aşı olmuş, gerekli önlemleri almışken; olmayan birkaç kişi için nasıl tedbirler uygulanacak?
Eğitimde aşı zorunluluğu getirilebilir mi?
Getirilmiyorsa belirli aralıklarla PCR zorunluluğu uygulanacak mı?
Ya da aşı olmasına engel olanlar dışında, olmayanlar için ücretsiz izin modeli mi getirilecek?
Belli bir yaşın altında Kovid 19 vakalarının daha az görüldüğü bilimsel raporlarda görülüyor.
Peki o çocukların aşı olmamış ebeveynleri için ne öneriliyor?
Yine örneğin aşı olmamış ebeveynlerin okullara giriş çıkışları için yeni yaptırımlar olacak mı?
Bu sorular cevap arıyor.
Bence bu konular hassas ve özenle karar verilmesi gereken uygulamalar.
Bakanlar Kurulu tavsiye kararları alabilir, yeni önlemler açıklayabilir.
Bakanlık ve YÖK; bu tavsiyelerden yola çıkarak riski minimize edecek kararlar alabilir.
Almalıdır da...


Farklı uygulamalar olsa da
dünya aynı yerde buluşuyor

ASLINDA bu tartışmalar ve farklı uygulamalar dünyanın her yerinde konuşuluyor.
Örneğin California Valisi Gavin Newsom, California’nın ülkedeki tüm öğretmenlerin ve okul personelinin aşılanmasını, aksi takdirde haftalık Kovid-19 testine tabi tutulmasını zorunlu kılan ilk eyalet olacağını duyurdu.
Newsom, “Bu kararın, okullarımızı açık tutmanın ve benim gibi ebeveynlerin küçük çocukları için duyduğu en büyük endişeyi gidermenin sürdürülebilir bir yolu olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Ben de farklı bir noktada değilim.
Pandeminin ilk gününde bu yana yazıyorum.
Eğer kapanıyorsak bunun birinci nedeni çocuklarımızı okullarına, üniversitelerine yollamak için olmalı, diye...
Bir buçuk yılın sonunda ben yine aynı yerdeyim.
Kimse kusura bakmasın.


Yazın sürpriz mekanı Kita’s’tı

BU yılın benim için sürpriz mekanı Kita’s oldu.
Kita’s ilk restoranını Alaçatı’da Club Baba’da açtı.
İkincisi İstanbul’da Galataport’a geliyor.
Kurucuları arısında olan Funda Temiz; Mudo’nun eski yöneticilerinden... Uzun yıllar tekstil sektöründe marka yaratmanın peşine düşmüş iyi profesyonellerden... Ve bir gün kendi sevdiği alanda, sıfırdan bir marka yaratmak istemiş.

Okullar başlıyor aşı olmayanlar ne olacak

Pandeminin başladığı ve hatta ağırlaştığı günlerde kendine bir soru sormuş.
“Şu an nerede, nasıl bir mekanda olmak isterdim” diye...
Çok sevdiği Paris, Saint Germain ve Cafe de Flore aklına gelmiş.
Ama sadece Cafe de Flore değil; Fransa’da beğendiği mekanlardan, şeflerden, menülerden bir seçme yapmış.
Kita’s fikri işte böyle doğmuş.
32 yıllık iş tecrübesinden sonra kendisi için farklı bir yolculuk başlamış.
“Bu dönemde herkes yemek yapmaya başladı, daha dikkatli yaşamaya çalışıyor, ne yediğine dikkat ediyor. Hayatımızdaki detayların arttığını görüyorum. Pandemiyi bir fırsat görüp hazırlanmaya başladım. Amacım insanların yurt dışında yaşadıkları anıları, özledikleri lezzetleri, mekanları harmanlayıp kendi ülkemde bu hissi yaşamak ve yaşatmak” diyor.
Ve haklı...
Kita’s tam da öyle olmuş.
Benim gibi dünya mutfağına meraklı, yeni pişirme yöntemlerini takip eden, klasik menüler dışına çıkıp yeni arayışlar peşinde koşanlar için iyi bir menü hazırlanmış.
Funda; Alaçatı Kita’s ile mutlu.
Ama İzmir’de de dünya mutfağını iyi yapan mekanlar olmalı.


Dünya mutfağını yerelde yorumlamak

FIRSAT buldukça yazıyorum. Turizmde iddialı yerlerin otelleri kadar sanat mekanları da, kültür yapıları da ve gastronomisi de iyi olmalı diye...
Ege ve Akdeniz lezzetleri aslında bu yeni dünyanın en popüler mutfakları...
Ancak şeflerin kolayına geliyor, mekanlar da risk almak istemiyorlar çoğu zaman...
Oysa marka olmuş şehirlerde alternatifler hep fazladır.
Bizde balık restoranları çoktur da; dünya mutfağı denince alternatif azdır.
Bir turisti düşünün. Bir hafta kalacak. Benim gibi gittiği yerlerin popüler mekanlarını soracak ve test edecektir.
Belki ikinci, üçüncü gün de bunu yapabilir. Sonra dünya mutfağı yapan bir mekana da gitmek isteyecektir.
Yerel ürünlerle ve yeni pişirme yöntemleriyle hazırlanmış bir menüyü ben de gittiğim yerlerde deneyimliyorum.
O yüzden Funda Temiz’in harmonisini doğru buldum.
Dünya mutfağını yerelde yorumlamak iyi fikirdi.
Ve bana göre örnek de oldu.

X