Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Normalleşme bazen konuşabilmektir

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı kabul etmesinin ardından Ankara kulisleri hızlandı.

Haberin Devamı

Senaryolar, ihtimaller, siyasi hesaplar...

Bazen anlamıyorum.

Türkiye’nin başkentini yöneten belediye başkanının Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmesinden daha doğal ne olabilir?

Hatta ben tersini sorayım.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’yla daha sık görüşmesi, kentin sorunlarını anlatması, projelerini konuşması ve gerektiğinde hükümetle birlikte çözüm üretmesi daha doğru değil mi?

Elbette siyasette içinde bulunduğumuz dönemin farkındayım.

Mutlak butlan davasının ardından CHP’de yaşananlar, Yeni Parti’nin kurulması, merkez sağdaki yeni arayışlar ve hepsinden önemlisi “Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte yeniden şekillenmeye başlayan siyasi zemin...

Böyle dönemlerde bir görüşme, bir cümle, hatta bazen bir fotoğrafta kimin nerede oturduğu bile siyasi anlamlarla yükleniyor.

Haberin Devamı

Ankara’nın tabiatı biraz da böyle.

Ama galiba tam da bu nedenle siyasetin biraz “fabrika ayarlarına” dönmesine ihtiyacımız var.

Bunu bir siyaset bilimci olarak değil, dümdüz bir vatandaş beklentisiyle yazıyorum.

Çünkü büyükşehirleri yönetmek artık sadece çöp toplamak, asfalt dökmek, park yapmak değil.

Kentler büyüdü.

Ulaşım sistemlerinden su yatırımlarına, metrodan altyapıya, deprem hazırlığından iklim krizine kadar milyarlarca liralık projelerden söz ediyoruz.

Böylesine büyük yatırımların merkezi hükümetle konuşmadan, devlet kurumlarıyla işbirliği yapmadan yürütülmesi çoğu zaman çok zor.

Üstelik bu gerçeği Cumhurbaşkanı Erdoğan herkesten iyi bilir.

Çünkü onu Cumhurbaşkanlığı’na kadar taşıyan uzun siyasi yolculuğun en önemli başlangıç noktalarından biri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’dır.

Erdoğan’ın bugün de yerel yönetimlerin projelerini yakından takip ettiğini biliyoruz.

Seçimler elbette sert geçebilir.

Meydanlarda sesler yükselir, partiler birbirini eleştirir, rekabet kızışır.

Bunların hepsi siyasetin doğasında var.

Ama sandık kapandıktan sonra başka bir dönem başlamalı.

Rozetlerin biraz geri çekildiği, hizmetin öne çıktığı dönem olmalı...

Şehrin metrosunun siyasi görüşü yoktur.

Su borusunun partisi, trafik sıkışıklığının ideolojisi olmaz.

Haberin Devamı

Devleti yönetenlerle şehirleri yönetenlerin konuşması zaten demokrasinin olağan halidir.

Asıl tuhaf olan konuşmaları değil, konuşamadıkları bir Türkiye olurdu.

O nedenle ben Erdoğan-Yavaş fotoğrafını olumlu buluyorum.

Arkasından hangi siyasi senaryolar çıkar, onu zaman gösterir.

Ama benim görmek istediğim Türkiye’nin fotoğrafı başka.

Seçimde rakip olabilen, seçim bittikten sonra aynı masaya oturabilen insanlar...

Çünkü normalleşme birbirine benzemek değildir.

Normalleşme, bütün farklılıklara rağmen konuşabilmektir.

 Normalleşme bazen konuşabilmektir

DOMİNİK’TEN THY’DEN DİREKT UÇUŞ İSTEĞİ

DOMİNİK Cumhuriyeti’nin İzmir Fahri Konsolosu Recep Özekinci’nin kabul töreninde Dominik Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Elvis Antonio Alam Lora ile beraberdik.

Haberin Devamı

Normalleşme bazen konuşabilmektir

İlginç olan Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin Türkiye’de görev yapan büyükelçileri ve aileleri de törendeydi. Herhalde uzun zamandır 10 büyükelçinin katıldığı bir kabul töreni hiç olmamıştı.

Dominik’i Survivor sayesinde artık bilmeyen yoktur.

Acun Ilıcalı da Dominikliler için bir fenomen...

Büyükelçi de bunu sık sık dile getiriyor.

Ve elbette Survivor’ın ülkelerinde yapılıyor olmasından son derece memnun.

Bu sayede turizm epey hareketlenmiş.

Türklerin de özellikle otel yatırımları artmış.

Adaya gelen ziyaretçilerin sayısı da artıyor.

Elvis Antonio Alam Lora’nın bir isteği var.

Ben de buradan yazmış olayım.

“Türk Hava Yolları artık bir dünya şirketi. Ülkemize direkt uçuş konusunda çok defa konuştuk ama ilerleme olmadı. Eğer uçuşlar başlarsa inanın ticaretimiz de artacak. Ve bizim için Türkiye kalbimizde çok başka bir yerde...”

Haberin Devamı

Büyükelçi’nin Türkiye aşığı olduğunu yakından biliyorum.

Ve hatta evlendiğinde balayı için İstanbul’u tercih etmiş.

Türk Hava Yolları’nın bu isteği geri çevirmeyeceğini düşünüyorum.

 Normalleşme bazen konuşabilmektir

ALGIYI YÖNETMEK BAZEN HER ŞEYDİR

ROMA maçıyla ilgili değerlendirmeleri dinlemeyi beklerken İsmail Kartal’ın istifa kararını canlı yayında öğrendik.

Daha ilginci, Başkan Aziz Yıldırım’ın bile haberi yoktu.

Sonrasını biliyorsunuz.

İnsanlar kırılır, üzülür, kızar.

Bazen birikenler taşar ve mesele istifaya kadar gider.

Ama konuşmadan olmaz.

Hele canlı yayında hiç olmaz.

Çünkü o andan itibaren mesele artık sadece bir teknik direktörün istifası değildir.

Bir iletişim krizidir.

Ertesi gün sosyal medyaya yansıyanlara bakın...

Haberin Devamı

Hocanın telefonlarının kapalı olduğu söyleniyor.

Oğuz Çetin iki saat görüşüyor ama ardından açıklama gelmiyor.

Bir anda “İsmail Kartal’ın istifası kabul edildi” haberleri dolaşıma giriyor.

Saatler geçiyor.

Kulüp susuyor.

Ve gecenin bir vaktinde Fenerbahçe’nin resmi sitesinden İsmail Kartal’ın görevinin başında olduğu açıklanıyor.

İletişim boşluk kabul etmiyor.

Siz o boşluğu doldurmazsanız, başkaları dolduruyor.

Üstelik sosyal medya çağında dakikalar bile uzun bir zaman.

Bir söylenti birkaç dakika içinde “haber”, biraz daha dolaşınca “gerçek” haline gelebiliyor.

Sonra siz gerçeği açıklasanız bile iş işten geçmiş oluyor.

Bunu sadece Fenerbahçe yapmıyor.

Spor kulüpleri de yapıyor, büyük şirketler de...

Hatta zaman zaman devlet kurumları bile aynı hataya düşüyor.

Oysa artık her kurumun yalnızca bir yönetim planına değil, bir iletişim ve kriz senaryosuna da ihtiyacı var.

Kim konuşacak? Ne zaman konuşacak? İlk bilgi nereden verilecek? Bir kriz çıktığında o birkaç saatlik boşluğu kim yönetecek?

Bunların kriz çıktıktan sonra değil, kriz çıkmadan önce belirlenmesi gerekiyor.

Artık ne yaptığınız kadar, yaptığınız şeyin nasıl anlaşıldığı da önemli.

Çünkü çağımızın biraz acımasız gerçeği şu.

Gerçek ile algı arasındaki mesafe hiç bu kadar kısa olmamıştı.

Ve bazen o mesafeyi yönetemeyenler, gerçeği doğru yapsalar bile algıyı kaybediyorlar.

Normalleşme bazen konuşabilmektir

Yazarın Tüm Yazıları