Konutta fiyat arttı kontrol şart oldu

İZMİR depremi kentin ruh halini de değiştirdi. Körfez depreminden sonra İstanbullular ne hissediyorsa, İzmirliler de şimdi aynı durumda.

 

Örneğin evleri az hasarlı bile olsa herkes yeni bir adres arayışında...
Orta hasarlı olanlar zaten taşınmaya başladılar bile...
İyi de konut stokları yeterli mi, bu kadar kiralık ya da satılık ev var mı?
Varsa bile herkesin imkanı buna uygun mu?
İşte herkes bu soruların cevaplarını arıyor bugünlerde...
Bir de yükselen emlak fiyatları ve kiralar var.
Elbette piyasa kendi içinde dengelenecektir, fiyatlar oturacaktır ancak bazı bölgelerde rakamların epey arttığı söyleniyor.
“Talep varsa normaldir” denebilir ama olağanüstü bir dönemden geçtiğimizi de unutmayalım.
İzmir Emlak Komisyoncuları Odası (İZEKO) Başkanı Mesut Güleroğlu, geçenlerde bir açıklama yaptı ve dedi ki;
“İzmirli emlakçılar olarak depremzedelerden, mağdur kişilerden hizmet bedelini almayacağız...”
Mesut Güleroğlu’nu yıllardır tanırım alan olursa yakasına yapışır, mesleğinin itibarını korumak için elinden geleni yapar.
Mağdur olup komisyon almak için ısrar eden olursa gidin Güleroğlu’na gereğini yapacaktır.
Yine de konut talebinin çok fazla olduğunu hatırlatmak isterim.
Piyasa koşulları fiyatları bir miktar artırsa da yine bunu denetleyecek ve makule çekecek olan odalardır, devletin ilgili birimleridir.

 

Unutulan Sasalı planları
dilerim yeniden hatırlanır

YİNE yıllardır yazdığım konulardan biri...
İzmir’in en güzel yerlerinden biri olan Sasalı yıllardır plansız.
Aslında İzmir’in birçok yerinin Sasalı gibi olması gerekirdi.
Yani kat izni düşük, yayılmış bir imar planı...
Çok katlı olmayan, insanların nefes alabildikleri yaşam alanları...
Sasalı 11 yıldır imarsız, plansız...
Bir proje için itiraz ediliyor, mahkeme bütün bölgenin imarlarını iptal ediyor.
Yenisinin çıkması da yıllar alıyor.
İzmir gibi deprem bölgesi olan bir kentte çok katlı imarı artık kesmek gerekir.
Dilerim bakanlık, yerel yönetimler bu sefer kalıcı bir imar planını kazandırır.


Sasalı’da bu kanallar
niye ıslah edilmez

YERİ gelmişken yazmak isterim.
Sasalı’nın birkaç problemi var.
Plansız kalışını yazdım.
İkincisi açıkta olan sulama kanalları...
Bunlar DSİ’nin yıllarca sulu tarıma hizmet eden kanalları...
Birçok kez gündeme getirdik.
Bu kanalları ıslah etmek gerekir diye...
İçinde çamur var, her türlü eşya var, aklınıza gelebilecek her türlü bitki var.
Tarım arazileri artık Menemen Ovası’nda toplandı.
Sasalı bölgesinde tarım yapanların sayısı da azaldı, neredeyse yok gibi...
Bu kanallar hem sinek üretiyor, hem de görüntüsü itibariyle rahatsızlık veriyor.
Belki birilerinin aklına gelir de bir düzenleme yapılır diye yeniden yazıyorum.
Yapılıncaya kadar da hatırlatmaya devam edeceğim.


Z kuşağı her yerde farklı

İZMİR’deki depremin sembol binalarından biri Doğanlar Apartmanı’ydı. 10 saat sonra çıkarılan 15 yaşındaki Günay Özışık, enkaz altındayken soğukkanlı olmaya çalıştığını, telefonla oyun oynadığını ve “Kurtulunca ünlü olurum” diye düşünerek videolar çektiğini söylemiş.
Bu Z kuşağı farklı...
Gerçekten çok başkalar...


Babası Ford’da işçiydi
Şimdi dünyayı kurtarabilir

İki gündür dünya koronavirüs için geliştirilen aşıyı konuşuyor.
ABD merkezli Pfizer ile birlikte geliştirdikleri koronavirüs aşısında yüzde 90 başarıya ulaştıklarını açıklayan Almanya merkezli BioNTech şirketi, aileleri Türkiye’den Almanya’ya göçmüş Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından 2008’de kuruldu.
Evli olan Türeci ve Şahin çiftinin bu başarısı, son yıllarda göç konusunun tartışıldığı Almanya’da, göçmenlerin ülkeye ne kadar faydalı olabileceğine dair bir örnek olarak gösteriliyor. Bence sadece Almanya için değil, bütün devletler için de aynı gerçek sözkonusu…
Uğur Şahin’in babası Köln’deki Ford fabrikasında çalışmaya gelen işçilerden biriydi, şimdi oğlu dünyayı saran salgına son veren kişi olabilir.
Türkiye işte bu beyinlerini ülkesinde kullanabilmeli.
Bir geri dönüş programını başlatabilir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X