İzmir Futbol Holding olmaz mı?

SITKI Şükürer’in Pazar günkü “İzmir Futbol Holding A.Ş.” yazısı büyük ilgi gördü.Okumayanlar için tavsiye ederim.


Özetle şöyle diyordu;
“İzmir kulüpleri özellikle Karşıyaka, Göztepe, Altınordu ve Altay, bir adım geride İzmirspor, gerek geçmişleri gerek taraftar sayılarıyla, her biri bir kent değeri konumunda.
Göztepe Sayın Mehmet Sepil’in stratejik yönetimiyle süper Lig’e yükselerek kendini mali olarak döndürebilen bir yetkinliğe ulaştı.
Yine Altınordu’da Sayın Mehmet Özkan muhteşem tesisleri ilk alt yapıyı önceleyerek yetiştiricilik gelirleriyle sağlam bir modelleme oluşturdu ve Türk futboluna damga vuracak adımları herkese hissettiriyor.
Bu süreçte Karşıyaka ve Altay’ın da gecikmeden benzer bir yolculuğa çıkması elzem gözüküyor.
İlk aşamada İZVAK’ın yönetim imtiyazını elinde tuttuğu İzmir Futbol Holding A.Ş kurulur.
Her bir kulüp için paylaşım anahtarı olarak kullanılmak üzere marka değerleri, gelişim potansiyelleri ve mevcut durumları nazara alarak uluslararası kriterlere göre değer tespitleri yapılır.
Makro planlamayla kentin kurumsal bileşenleri kente katkı bilinciyle ortak bir projede bir araya gelebilir.
Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Ticaret Odası, Esnaf Odası, diğer tüm STK’lar, özel kişi ve şirketlerin bir biçimde taşın altın ellerini koymak suretiyle rol üstlenmelerinden söz ediyoruz.”
Yani Sıtkı Şükürer geçmişte de konuşulan ve bir türlü hayata geçirilmeyen tek bir İzmir kulübü yapılanmasından söz ediyor.
Sunun için de bir tarif, bir yöntem öneriyor.
Yazıdan sonra birçok kişi olumlu, olumsuz katkılar yaptı.
Bazıları yaşadıkları deneyimleri paylaştı; neden olabileceğini ya da neden olamayacağını örneklerle ortaya koydu.
Ben bu fikir sörfünün her konuda yapılması gerektiğine inanıyorum.
Ve bu konuşmaları, tartışmaları kentin geleceği için önemli buluyorum.


Böyle bir mazi radikal
kararları engelliyor

“İZMİR tek bir kulüple temsil edilebilir mi?”
Soru bu...
Karşıyaka 1 Kasım 1912 tarihinde kurulmuş.
Altay 16 Ocak 1914’te...
İzmirspor 25 Temmuz 1923’te...
Altınordu 26 Aralık 1923’te...
Göztepe 14 Haziran 1925’te...
Bucaspor 11 Mart 1928’te...
Sizce böyle bir tarihe, maziye sahip bu kulüpler bir araya gelip tek bir kulüp çatısı altında birleşmeyi kabul ederler mi?
Etmiyorlar, edemiyorlar.
Ben bu tartışmaların içinde hep oldum.
İyi ve olumlu başlayan konuşmalar bir süre sonra “Gelin bizim çatımız altında buluşalım” oluyor.
Ve bir şey daha...
Bu kulüpler amatöre düşüp tarih sayfalarında sadece bir anı olarak kalmadan yeni bir başlangıç yapmak gerçekten zor oluyor.
Bazen geleneksel yapı, geçmiş, hafıza, anılar radikal kararlar almayı zorlaştırıyor.
İzmir kulüpleriyle ilgili tartışmalar da aslında öyle...
Akıl ve mantık başka, duygular başka şeyi söylüyor.
Yine de bu fikir sörfünün devam etmesinden yanayım.


Göztepe örnek ve doğru modeldir

GÖZTEPE neredeyse amatöre düşmek üzereyken sihirli bir elle Süper Lig’e kadar uzanan bir yolculuğa başladı.
Yeni Asır’da görev yaptığım için o günleri çok iyi biliyorum. Herkesin karamsar olduğu günlerde önce Altınbaş Holding kulübü satın aldı. Ardından da Mehmet Sepil’e geçti.
Sepil iş hayatındaki başarılarını Göztepe’ye taşıdı. Bana göre son yıllarda en iyi yönetilen kulüp Göztepe’dir.
Sportif başarılar kadar kulübün tesisleşmesi, kurumsallaşması ve alternatif spor dallarında da performans göstermesini ilgiyle izliyorum.
Doğru model budur.
Yani Mehmet Sepil’in Göztepe’sidir.
Şirketleşme şarttır, kaçınılmazdır.
Sepil’in yaptığı gibi stadı olmayan, antrenman tesisleri bulunmayan, altyapıya yatırım yapmayan hiçbir kulüp bundan sonra başarılı olamayacaktır.
Bu yazdıklarım Göztepe için Süper Lig hatta Avrupa UEFA kupasından bile daha değerlidir.
Stratejileri, izlediği yol doğrudur.
Ve İzmir kulüplerinin yapması gereken de Göztepe’yi örnek almasıdır.


Ve Karşıyaka...

KARŞIYAKA’nın şirketleşmekten başka bir şansı yok.
Basketbolda yıllardır devam eden başarısı da Karşıyaka taraftarını asla kesmez.
Karşıyaka’nın da köklü mazisi, geleneksel yapısı, büyük camiası ne kadar büyük bir avantaj ise yapısal, köklü değişiklerin önündeki en büyük engel aynı zamanda.
Bunu bir Karşıyakalı olarak görüyor ve biliyorum.
Ama Karşıyaka da yoluna böyle devam edemez.
Yaşar Holding’in katkısı Türkiye’ye örnektir. 50 yıldan fazla süredir destek olan bir başka şirket, holding yoktur.
Yaşar Holding de yalnız bırakılmamalı; böylesine büyük bir camiada yeni destekçiler de gelmeli.
Bunun da yolu şirketleşmeden geçiyor.
Yaşar’ın desteği her zaman olacaktır ama camianın da artık somut adımlar atması kaçınılmazdır.


Basket, voleybol
şehri olur mu?

AVRUPA’da örnekleri çok.
Voleybolla anılan şehirler var, basketbolun mabedi olarak kabul edilen salonlar var. Ama hiçbiri İzmir gibi büyük ve köklü şehirler değil.
Arkas’ın voleyboydaki başarısının arkasında Arkas Holding’in büyük desteği var.
Karşıyaka’nın basketteki başarıları da önüne eklenen Pınar’la perçinleşiyor.
Bir şey daha spor endüstrisi illa da futbolda başarıyı, performansı zorunlu kılıyor.


Benim şampiyonum Altınordu’dur

TARTIŞMASIZ bütün liglerin en başarılı kulübü Altınordu’dur. Türkiye’ye örnektir. Türk futbolu için bir semboldür, örnek modeldir. Altınordu’nun şampiyon olup olmaması hiç önemli değil benim için. Benim şampiyonum her zaman Altınordu’dur.

X