İnsana dokunan kurumlar büyüyecek

TÜRK Kızılayı’nın kuruluşu 1868’lere uzanıyor. “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kuruluyor.

Haberin Devamı


1935’te “Türkiye Kızılay Cemiyeti”, 1947’de de “Türkiye Kızılay Derneği” adını alıyor.
Doğal afetlerde Kızılay vardır, uluslararası yardım faaliyetlerinde, ilkyardım ve kanla ilgili tüm hizmetlerde hep Kızılay vardır.
Aslında sokağa çıkıp sorsanız çoğu insan kanla ilgili faaliyetlerini söyler.
Oysa Kızılay hayatımızın tam içindedir.
Geçenlerde Türk Kızılayı Konak Şube Başkanı Ömür Şanlı’yla sohbet ediyorduk.
Ömür’ü uzun yıllardır tanıyorum.
Kordon İşadamlarını Derneği başkanlığını hala sürdürüyor.
Sosyal hayatın tam ortasında olan bir İzmirli.
Şimdi bütün zamanını Kızılay için harcıyor.
Neler mi yapıyorlar?
Şanlı şöyle konuşuyor.
“Kızılay’ın amacı, her nerede görülür ise hiçbir ayrım yapmaksızın insanın acısını önlemeye veya hafifletmeye çalışmak. İnsanın hayatını ve sağlığını korumak, onun kişiliğine saygı gösterilmesini sağlamak ve insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı, dostluğu, saygıyı, işbirliğini ve sürekli barışı getirmeye uğraşmak.”
Örneğin başarılı öğrencilere burs veriyorlar.
İhtiyaç sahiplerine erzak yardımı yapıyorlar.
Ev eşyası, giyim eşyası dağıtıyorlar.
Ömür Şanlı birçok kurumla protokol imzaladıklarını ve bunu genişleteceklerini söylüyor.
Hep söylüyorum.
Türkiye’nin siyasetten biraz uzaklaşması ve sosyal konulara ağırlık vermesi gerekir.

 

Haberin Devamı


Çocuklarımız için herşeyi yapmalıyız

ÖMÜR Şanlı anlattı çok hoşuma gitti.
Türk Kızılayı Konak Şubesi’ne Şırnak’tan bir mektup geliyor. İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi İzmir’de okullara yardım yapıldığını söylüyor ve “Seni her yerde görüyorum, hep iyilik yapıyorsun; insanlara yardım ediyorsun. Okula giderken, ders çalışırken ihtiyaçlarımız oluyor. Bize de yardım eder misin?” diye yazıyor.
Öğrencinin mektubunu görünce Ömür, Şırnak merkezde bulunan Kumçatı Yunus Emre İlkokulu’ndaki öğretmenlerle iletişime geçiyor. Öğretmenler, okuldaki öğrenci sayısını ve ihtiyaç listesini oluşturup Başkan Ömür Şanlı’ya bildiriyor.
Kargo hazırlanıyor ve hemen yollanıyor.
Çocuklar da çektirdikleri bu fotoğrafı Kızılay’a yolluyorlar.
Çocuklarımız okusun; onlar için herşeyi yapmalıyız.

 

Haberin Devamı

Toplum artık daha duyarlı

BU arada Kızılay’ın kan konusundaki başarılarını herhalde anlatmama gerek yok. Bugün Kızılay olmasa ne yaparız bilemiyorum. Medya bu konularda gerçekten çok duyarlı davrandı. İnsanımızın bilinçlendirilmesinde, farkındalık yaratılmasında etkili oldu. Ben de Kızılay’ı takdirle izliyorum. Kan verin, hem sağlık için, hem de geleceğimiz için...


Giysiler eski diye atmayın

GİDİN onları Kızılay’ın kentin her yerine yayılmış kutularına atın. Gerçekten de hiçbir şey çöpe gitmiyor. Bir ihtiyaç sahibine gittiğinden emin olabilirsiniz. Ömür Şanlı anlattı ve o depoları en kısa sürede gidip gezeceğim. Kıyafetler tek tek ayrıştırılıyormuş; yıkanıp ütüleniyormuş. Sonra da ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyormuş.
Sadece kıyafet mi; perde, halı, havlu gibi ev tekstili ürünleri de artık çöpe atmayın. Bu eşyalar da aynı işlemlerden geçirilip dağıtılıyormuş.
Ömür Şanlı diyor ki;
“İzmir’in pek çok noktasında bağış kutularımız var. İşe yaramaz, kimse kullanmaz denilenler bile geri dönüştürülerek iyiliğe dönüşüyor, öğrencileri sevindiriyor. Kullanılabilir olanlar ise doğrudan ihtiyacı olanlara ulaştırılıyor.”
Aklınızda olsun...

Haberin Devamı


Hayat siyasetten ibaret değil

GEÇEN gün Alsancak’ta Ertuğrul Özkök ile yürüyorduk. Bir genç kardeşim bizi durdurdu, sohbete başladı. Belli ki hepimizi yakından takip ediyor. Türkiye konularına hakim, siyaseti izliyor, toplumsal konulara duyarlı. Hatta satır satır yazdıklarımızı biliyor. “O gün şöyle yazmıştınız, böyle de yazmalıydınız, bu açıdan da bakmalıydınız” diyor. Ve hatta çok eski yazdıklarımızla ilgili de hatırlatmalar yapıyor.
Toplumsal konulara duyarlı gençleri bizler de seviyoruz.
Sonra ayrılırken durdu, dedi ki;
“Ertuğrul Bey, Deniz Sipahi de sizin gibi yazıyor. Spotify’den öneriler veriyor, gittiği mekanları da yazıyor. Galiba size özeniyor” tarzında bir cümle kullandı.
Ben de kendisine dedim ki;
“Özkök bize gazeteciliğin siyasetten ibaret olmadığını öğretti ve gösterdi. Ben de duyduklarımı, gördüklerimi, gözlemlerimi yazıyorum. Ve mümkünse içine siyaseti sokmuyorum...”
Gerçekten de öyle...
Siyaset hayatımızın tam içinde, tam ortasında...
Oysa hayat siyasetten ibaret değil.
Siyasetçiler de bunu bir anlasalar.

Yazarın Tüm Yazıları