İhtiyatlı iyimserliğimi koruyorum

EKONOMİLER 1 Haziran’da açıldı; o günden bu yana normalleşme süreci devam ediyor. Bazı sektörlerde ciddi bir hareketlenme olduğunu görüyorum. Örneğin otomotiv sektörü herhalde son 50 yıldır böyle bir grafik yaşamamıştır.

 

Altı aya kadar uzanan sıralar var. İkinci el fiyatları ise sıfırlar shoowlarda olmadığı için ciddi şekilde yükselmiş durumda.
İnşaatta da öyle...
Stokların eridiği anlaşılıyor; birçok projede ev kalmadığını biliyorum.
Bütün bunlar ekonomimiz için önemli gelişmeler…
Ben Türkiye’nin dinamik yapısına çok güveniyorum.
Ama dünyadan bağımsız olmadığımızı da her fırsatta hatırlatıyorum.
Dünyadaki gelişmelerden Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil.
Bakın Almanya ekonomisi tarihi bir düşüş yaşadı; ikinci çeyrekte yüzde 10.1 küçüldü. Önceki yılın aynı dönemine göreyse küçülme yüzde 11.7. Almanya Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve Türkiye için en önemli partner...
Dün Almanya’nın etkili isimlerinin açıklamalarına baktım.
Hepsi temkinli olunmasını, pandeminin devam ettiğini, dünya ekonomisindeki belirsizlerin devam edeceğini söylüyordu.
Büyük fotoğrafa bakınca elbette ben iyimserliğimi koruyorum.
Ama böyle dönemlerin de Türkiye için bir fırsat olduğunu hatırlatıyorum.
Yeni normali arayan ve cevabını bekleyen bir süreçte Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak gerekiyor.
Bu da bildiğimiz klasik yöntemlerle değil; yeni normale uygun adımlarla olur.
Türkiye dijital dönüşümü yapabilecek bir güçte ve ağırlığını buraya vermelidir.

 
Bu gündemle olmaz

TABİİ bunun için önce siyasetin gündemini değiştirmesi gerekir. Televizyonlara bakıyorum; hep aynı konular tartışılıyor. Bizler sıkıldık, konuşanlar sıkılmadı. Twitter’a bakıyorum; “adam asmaca” oynamaya devam ediliyor. Orada da hiçbir şey değişmiyor. Türkiye’nin gündemi bu olamaz. Geçmişe takılıp kalamayız, önümüze bakmalıyız.

 
Hizmet sektöründe
normalleşme
uzun sürebilir

İNŞAAT, otomotiv iyi ama hala zorda olan sektörler var. Örneğin turizm...
Otellerin yarısı açıldı, diğer yarısı da yarı kapasiteyle çalışıyor.
Çünkü pandemi şartları bunu gerektiriyor.
Almanya Türkiye’nin içinde bulunduğu listeyi yeniledi ve seyahat uyarısını tekrarladı.
Şu net ki;
Beklediğimiz turizm gelirlerini bu yıl yakalamamız imkansız...
Avrupa kendi içinde bu gelirleri konsolide etmek için birçok kampanya, teşvik hazırladı.
Türkiye’nin de bunu yapması lazım.
Yoksa hizmet sektörünün toparlanması, pandemi öncesine geri dönmesi yıllar alabilir.
Zaten havayolu şirketlerinin üst yöneticileri eskiye dönüşün 2024’ten önce olamayacağını söylüyor.
O zaman rötuş değil, radikal çözümler gerekiyor.

 
Boris Johnson söylüyorsa

İNGİLTERE Başbakanı Boris Johnson, dünyayı etkisi altına alan koronavirüste ikinci dalga konusunda uyarılarda bulundu. Johnson kovid-19’u başta dikkate almamış, hatta biraz da alaycı bir tavır takınmıştı. O yüzden “Korkarım, bazı yerlerde salgında ikinci dalganın işaretlerini görmeye başladık. Uyanık olmalıyız” sözünü Johnson söylediği için daha çok dikkate almamız gerekir.
İkinci dalga birincisi kadar güçlü gelir mi bilemem.
Ama yaz sonunda Türkiye’nin de benzer bir fotoğrafla karşı karşıya kalacağına şimdiden emin olun.

 
Instagram notları

BAŞTA çekingen davrananlar bile fotoğraf paylaştığına göre normalleşme tam olarak sağlanmış demektir.
Başta mesafeler 1 metreyken, şimdi neredeyse yanak yanağa çekilmişse normalleşme sağlanmış demektir.
Başta maskeli fotoğraflar varken; şimdi çenede bile maske olmadığına göre normalleşme sağlanmış demektir.

 
31 Ağustos’ta okullar açılır mı?

AÇILIR.
Ama sonra nasıl devam edilir; işte Ağustos ayı pandemi rakamları bunu söyleyecek.
Benim görüşüm şu;
Rakamlar iyi gelse de; Türkiye ilk dönemi hibrit bir modelde sürdürür. Yani sınıf sayısı azaltılmış, altı güne yayılmış bir eğitim modeli... Yarı fiziki, yarı online gibi...
Elbette çocukların eğitimi için yüz yüze çok daha ideal ama 2021’in ilk aylarına kadar bunun kaçınılmaz olduğunu görüyorum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Her yer her yere benzemek zorunda değil

“SON 10 yılın en popüler yeri neresi?” diye sorsanız; birkaç yeri hemen sayabilirim.



Urla listenin başında gelir.
Karaburun, Foça ve yeniden Bodrum’u eklemem gerekir.
Çeşme’yi de ilave edersek; büyük bir yarımadadan söz etmiş oluruz.
Urla giderek turizmiyle öne çıkan bir ilçe haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Alışkanlıklar köklü değişecek gibi

PANDEMİNİN birçok alışkanlığı değiştireceğini biliyorduk.

Bakın bir örnek Amerika’dan vereyim. Biliyorsunuz kasım başında Amerika yeni başkanını seçecek. Normalde insanlar sandık başına gider, oyunu atar, seçimleri takip ederdi.
Şimdi ise pandeminin etkisiyle oylarını posta yoluyla kullanmayı tercih ediyor. Geçen seçimlerde sadece 75 bin kişi bu yöntemle oy kullanmıştı. Bu sayı daha iki hafta olmasına rağmen 30 milyonu bulmuş. Yani birçok kişi evlerinden çıkıp oy kullanmak yerine riskleri minimize etmek için postayla oylarını yollamış. Kimse kalabalıklara karışmak istemiyor anlaşılan...
Bu örnekler elbette çoğalacak.
Yazın getirdiği rehavet biraz sonlandığında ve kış bastırdığında büyük ihtimal bizler de daha çok evlerde olacağız.
Ve bir gerçek daha var ki; Avrupa ikinci dalgayı ilan etmiş durumda.
Sosyal medyadan İtalya’nın Roma’sını, Fransa’nın Paris’ini, İngiltere’nin Londra’sını, İspanya’nın Madrid’ini izliyorum.
Sokaklar bomboş, o kalabalık görüntülere alışık olduğumuz geniş caddeler derin bir sessizlik yaşıyor.

Yazının Devamını Oku

İs değil iz bırakın

GAZETECİLİK bana çok güzel dostluklar kazandırdı. Bazılarıyla beraber büyüdük, bazıları bana mentörlük yaptılar. Yine bazıları var ki; benim için rol model oldular.


Yıllar geçince, bizim de nüfus eskimeye başlayınca o dostlardan sonsuzluğa gidenler olmaya başladı. Arada yazıyorum. Ayrılıp gidenleri telefonumdaki rehberden bir türlü silemiyorum. Bir daha hiç konuşamayacağımı biliyorum. Ama hep orada kalsınlar, unutmayayım istiyorum. Arada telefonumu karıştırırken anılar aklıma geliyor. Yaşadıklarımız, konuştuklarımız, hissettiklerimiz...
Bir süre kendimle kalıp o günleri hatırlıyorum.
Zor olsa da, hepsini özlesem de; hatırlamak bana iyi geliyor.
O isimlerden ikisini daha kaybettim.
Bekir Coşkun ve Nevzat Güzelırmak...
Biri kelimelerin ustasıydı, biri futbolun...

Yazının Devamını Oku

Ege’den dünyaya armağan

İZMİR’in üniversitelerini yakından takip ediyorum.


Ege Üniversitesi kadavradan ameliyat tekniği için prototip bir ürün için uzun zamandır bir proje yürütülüyordu.
Ben de sonuçlarını büyük bir merakla izliyordum.
Çünkü burada kadavra olarak kullanılan yakından tanıdığım bir isimdi.
Yakın dostum Jale Türkmen’in annesi Nermin Türkmen...
Jale de Ege’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Annesi Nermin Türkmen tanıdığım en aydın, en vatansever insanlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Siyaseti siyasetçiler yapmalı

ŞÖYLE bir bakıyorum da, Türkiye’de bazen öyle gereksiz konularla meşgul oluyoruz ki...


Siyaseti ben bir imkanlar sanatı olarak görüyorum.
O yüzden gençlerin siyaset yapmasını hep destekliyorum.
Politikaya ilgi duyan, ülkesi seven, demokrasiye inanan, daha iyi bir Türkiye hayali olan herkesin siyaset yapabiliyor olması gerekir.
Her partiden, her görüşten insanlara ihtiyaç var.
Bunun için siyasi partilerin düzenli olarak yenilenmesi, değişimi hissetmesi gerekir.
Bunun için de nitelikli genç insanlara ihtiyaç var.

Yazının Devamını Oku

Seçim değil istihdamı konuşalım

GAZETECİ olarak şunu görüyorum.

 

Birkaç yıla sıkıştırılmış seçimler, referandumlar toplumu epey yordu.
Siyasetin tonunu da, üslubunu da değiştirdi, sertleştirdi.
Yumuşamasına imkan yoktu çünkü kısa bir süre sonra yeni bir seçim maratonuna girildi.
Hem yerel seçimler, hem genel seçimler, sonra erken seçimler ve anayasa değişiklikleri getiren referandumlar...
Ve sonra 2023’e kadar seçimsiz bir döneme girdi Türkiye...
Bunu bir şans olarak yorumlayanlardanım.

Yazının Devamını Oku

Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kaynaklar artık kentsel dönüşüme gitmeli

sahibinden.com sitesinin eylül ayı emlak endekslerini inceledim.

 

 

En hızlı konut satışı Ankara’da gerçekleşmiş.
Ve çarpıcı olan endekse göre Türkiye genelinde ve üç büyükşehirde satılık konut fiyatlarında yükseliş devam ediyor.
Ve bir ayrıntı daha konutların ortalama satış süresi de azaldı.
Türkiye gibi gayrimenkulün önemli olduğu bir ülkede bu veriler önemli.
Demek ki; konuta olan talep sürüyor.

Yazının Devamını Oku

OSB’lere gidince moralim düzeliyor

İZMİR’in organize sanayi bölgelerini fırsatım oldukça geziyorum. Ve gerçekten mutlu oluyorum.

 

Çünkü çarklar dönüyor, üretim devam ediyor.
Çoğunda kapasite doldu, bazıları da dolmak üzere...
Birçoğu genişlemek istiyor ama yer sorunu devam ediyor.
Demek ki, talep devam ediyor, yatırımcı ilgisi sürüyor.
Bunlar Türk ekonomisi adına güzel haberler...
Geçen gün de İTOB Organize Sanayi Bölgesi’ne gittim.

Yazının Devamını Oku

Doğrusu hibrit eğitim modeliydi

OKULLAR sınırlı olarak açılıyor.

 

Okul öncesi ve 1’inci sınıflara başlatılan yüz yüze eğitimin kapsamı 2, 3, 4’üncü sınıflarla 8’inci ve 12’nci sınıfları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Bence doğru karar...
Birkaç yazı yazmış ve dünyanın birçok yerinde okulların açık olduğunu anlatmıştım.
Online eğitim elbette olabilir ama yüz yüze eğitim gibi olmayacağını da defalarca yazdım.
Kovid 19 salgını hiçbirimizin tahmin edemeyeceği bir şeydi.
O yüzden hepimiz için büyük bir deneyim oldu.

Yazının Devamını Oku

Sanal fuarlara alışamadım

SON yıllarda turizmin en parlak ülkesi İspanya oldu. Her yıl 90 milyon turisti ağırlayan İspanya bu yıl 10 milyonları geçince sevindi.

Fransa da öyle örneğin... Dünyanın en fazla ziyaret edilen şehri Paris’te işlerin iyi gitmediği konuşuluyor.
Pandemi turizmde yeni kurallar getirecek bu çok açık...
Örneğin fuarlar sektörü domine eden organizasyonların başında geliyordu.
Öyle anlaşılıyor ki; 2021’in ortasına kadar fuarlara da ara vereceğiz.
Peki turizm nasıl şekillenecek? Sanal fuarlar gerçeğin yerini ne kadar tutuyor?
Bu soruları İzmir Skal Kulübü Başkanı Emre Gezgin’e sordum.
Emre Gezgin; sanal fuarların avantajlarını şöyle sıraladı;

Yazının Devamını Oku

Mekanlar, insanlar ve anılar

BAZI mekanların bende hep anısı vardır.

 

Örneğin İzmir Hilton Oteli…
Yakın bir zamanda kapanacağını öğrendik.
O günden bu yana gittiğim toplantıları, düğünleri, buluşmaları hatırlıyorum.
32’inci kattan İzmir’i seyredişimi düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, bakanlarla; Türkiye’yi yönetmiş önemli siyasetçilerle konuşmalarımızı hatırlıyorum.
İnanın hepsi aklımda...

Yazının Devamını Oku

Eğitim bilimcileri dinleyelim

Eğitim bilimci, rehber öğretmen ve yazar Aylin Çalışkan diyor ki...

 

“Dijital çağa girişin zorunlu dersi uzaktan eğitim oldu. Canlı derslerde çocuklar sıkılıyor. Çünkü uygulanan yöntemler yüz yüze eğitime göre düşünülmüş. Ders sürelerinin uzun olması, öğretmenlerin anlatım yöntemi kullanmasından anlaşılıyor.
Çocuk sınıfta 5 duyusuyla var olurken, canlı derslere görme ve işitme duyusuyla katılıyor. Oturdukları yerde sıkıldıklarında aileleri müdahale ediyor.
Herkes öğrenme kaybı üzerinde duruyor. En çok telaşlanılan konu akademik öğrenme kaybı. Halbuki en kolay telafi edilecek konulardan biri. Asıl öğrenme kaybı okulun sosyal yönünün unutulmasıyla oluşuyor. Selamlaşma, sıraya girme, sıra bekleme, söz alma, iyi bir dinleyici olma, serbest oyun oynama, spor yapma, takım ruhu, alışveriş yapma... Okul hayattır.
Çevrim içi uygulamalar ise bu hayatın bir parçasıdır. Eğitim öğretim dijitalde devam edecekse bilişim teknoloji öğretmenleri, eğitim programları ve öğretim uzmanlarından bilgi, görüş ve destek almak en doğru tercih olacaktır.”
Kesinlikle katılıyorum.
Bence eğitim fakülteleri de buna göre programlarını revize etmelidir.

Yazının Devamını Oku

Okulun yerini hiçbir şey tutmaz

OĞLUM Atlas’ı izliyorum.

 

 

8 yaşında, ikinci sınıfa gidiyor.
Online eğitimine devam ediyor.
Her gün okula gider gibi kalkıyor, hazırlanıyor ve tam saatinde bilgisayarının başına geçiyor.
1 dakika bile geç kalmak istemiyor çünkü öğretmenleri not tutuyor, eksi puan yazıyor.
Yani okuldaki disiplin kendi odasında da devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben de bu kampanyayı destekliyorum

 BODRUM Belediye Başkanı Ahmet Aras, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel diyor ki;


“Kovid 19 salgını kış nüfusumuzu artırdı. Buraları seviyorsanız ve yıl boyunca daha fazla kalmak istiyorsanız adres kayıtlarınızı buralara alın. Gerçek nüfusumuzu yansıtabilirsek Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) bizim genel bütçeden alacağımız pay artacaktır.”
Pandemi yaşam şeklimizi de değiştirdi.
Örneğin bu sene Çeşme’de çok kaldım.
Bu süreçte kendimi daha kolay koruyabildim.
Sporumu ihmal etmedim.
Küçük bahçemde kitabımı okudum, müziğimi dinledim.

Yazının Devamını Oku

Ne mutluyuz ne mutsuz

Can Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın anketlerini arada sizlerle paylaşıyorum.

 

Son anketteki iki soru önemli.
Birincisi, “Hayatınızdan ne kadar mutlusunuz?”
İkinci soru ise “Koronavirüs salgını günlük yaşantınızı nasıl etkiledi?”
İşte cevapları...
TÜİK’in her yıl yaptığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre 2016 yılından beri ülkedeki genel mutluluk oranı düşüyor.
2020 yılı araştırması henüz yayınlanmadı. Ama bu yılı diğerlerinden ayırmak da gerekir.

Yazının Devamını Oku

İçerik kral olmaya devam edecek

Geçen gün bir dostumla konuşurken şöyle dedi.

 

“Sizin meslek de çok değişti ve zorlaştı. Herkes gazeteci oldu ya da kendini gazeteci sanmaya başladı.”
Ne demek istediğini anlıyorum.
Sosyal medya hesabı açan herkes bir şeyler yazmaya, karalamaya başladı.
Bunu kendine iş edinip her gün yazmaya kalkan da var.
Siyasete, dış politikaya soyunan da; felsefe yazıları yazan da...
Ama söyleyeyim, gazetecilik başka bir meslektir.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum


Pandemide her şey aslında bizim elimizde...
İlk dönemde gerçekten de çok disiplinliydik.
Tamam hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ve öngöremediğimiz bir virüs salgınının ortasındaydık ama yine de daha tedbirliydik, kurallara uyuyorduk, kendimizi evlere çekmiştik.
Yaz gelince her şey değişti; havalar ısınınca da dışarıda virüs olmayacak zannettik.
Yanıldık, virüs yerli yerindeydi.
Haziran ayında devlet uyarılarını yaparak yeni normali tarif etti.

Yazının Devamını Oku

Toplumun kafası karışık

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın Türkiye raporlarında iki konu vardı.Birincisi aşıyla ilgili...

 


Geçtiğimiz ay Rusya aşıyı bulduğunu iddia ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise üzerinde çalıştıkları aşının kasım ayında hazır olacağını iddia etmişti. İngiltere’de gerçekleştirilen çalışmalar esnasında denek üzerinde görülen yan etkiler sebebi ile aşı çalışmaları askıya alınmıştı. Haziran araştırmasında, toplumun yüzde 60’ının bulunması halinde aşı yaptıracağını söylemişti. Katılımcılara “Sayacağım ülkelerden hangilerinin bulduğu aşıyı yaptırırsınız?” sorusu sorulduğunda yüzde 72 Türkiye’nin bulduğu aşıyı yaptıracağını ifade etmiş. Katılımcıların en çok güvendiği ikinci ülke ise yüzde 19 ile Almanya olmuş. Türkiye dışındaki tüm ülkelere aşı konusunda güvenin çok düşük olduğu görülmüş. Katılımcıların yüzde 13.5’i sayılan ülkelerin hiçbirinin aşısını yaptırmayacağını ifade etmiş.
Mart ayından bu yana ölçülen koronavirüs endişe oranı, eylül itibarıyla en yüksek seviyeye yükselmiş durumda.
Peki, dayanışma ve sorumluluk bilinci ile üstesinden gelinmesi gereken koronavirüs salgını süresince toplumun devletten beklediği kısıtlamalar neler?
İşte toplumun verdiği cevaplar...
Katılımcıların yüzde 74.2’si koronavirüsle mücadele çerçevesinde düğün, nişan ve kına gibi kutlamaların tamamen yasaklanması gerektiğini savunmuş. Ankete katılanların yarısından fazlasının onayladığı diğer ifadeler ise AVM’lerin kapatılması (%58,6), 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma yasağı (%57,7), okulların açılmaması (%56,4) ve sokağa çıkma kısıtlaması (%55) olmuş. Restoran ve kafelerin kapatılması ile şehirlerarası yolculuk kısıtlaması katılımcıları ikiye bölmüş gibi duruyor. Salgın ile mücadelede mevcut kısıtlamaların yeterli olduğu ifadesine ise yüzde 73.1 katılmadığını belirtiyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim gibi doğasını yıpratan var mıdır?

DOĞAYA kötü davranıyoruz.


Ve sonuçları da kötü oluyor.
Biz affetsek de, o affetmiyor ve intikamını bizden sonra alıyor.
Geçen gün yazdım; Alaçatı sulak bölgesinde çıkan tonlarca plastik, yine atılmış koltuklar, eşyalar...
Sadece Alaçatı mı; Türkiye’nin her yerinde böyle manzaralar var.
Bakın her gün önüme kıyı temizliği haberleri geliyor.
Özellikle sivil toplum örgütleri çevreyle ilgili geliştirdikleri projelere mutlaka kıyı temizliğini de ekliyorlar.

Yazının Devamını Oku