GeriDeniz SİPAHİ İdeali peşinden koşan insanları seviyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İdeali peşinden koşan insanları seviyorum

EN sondan başlayayım.

 

Mimar Erhan İçözen gibi insanlar olmasa bazı değerlerimizi çoktan kaybederiz, koruyamayız, gelecek nesillere bırakamayız. İyi ki varlar ve iyi ki ben de bu değerli insanları tanımış oldum.
Söke’nin Doğanbey Köyü’ne gitmediyseniz, mutlaka gidin.
Bir tavsiyedir.
Gidin ve idealist bazı insanların neler yaptıklarını görün...
Bu isimlerin başında Erhan İşözen geliyor.
Ve sözü kendisine, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış İşözen’e bırakıyorum.
***
“Ömrümüz yaşanabilir kentlerin korunması için mücadeleyle, kültür ve sanat üretimiyle geçti.
Bu köye geldikten sonra araştırmalar yaptık. Eğitimimiz dolayısıyla öğrendiğimiz ama yerin kendisinde yaşarken daha iyi anladığımız tarihsel katmanlar bizi meseleyi daha derin düşünmeye itti.
Mimarlık akademimiz AURA, ilk yaz okulu öğrencileri, köyde, ülkemizin önde gelen arkeoloji, tarih, felsefe, mimar hocalarıyla ilk planlı kent olan Miletos ve Priene’den başlayarak köyün sosyolojik olarak da incelendiği bir ay süreyle çok özel bir eğitim aldılar.
Ayasofya’nın mimarı Isodoris, Sokrates öncesi Milet’te yaşamış olan Anadolulu filozof Thales, ilk planlı şehri tasarlayan mimar Hipodomus, yedi bilgeden biri olan hukukçu, büyük düşünür Bias bu köyün coğrafyasında yetiştiler.
Yaşamımızda ön plana aldığımız, inandığımız koruma güdüsüyle, geleneksel değerlerimizi, anıtsal zeytin ağaçlarından, çevredeki antik kentlere ve köyün yapılarının yaşatılması, korunmasıyla ilgili yola çıktık. En iyi bildiğimize inandığımız kültür ve sanat köyü düşüncemizi hayata geçirmek için mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu süreçte birçok engelle karşılaşmıyor değiliz.
Ancak doğadaki örneklerini bilerek neyin korunması, neyin yeni yüzyılda köyün dokusuna zarar vermeden ihtiyaç olduğunu bilmemize rağmen, köydeki ağır bürokrasiyle uğraşırken yıllar geçiyor. Bütünde ilerlemek için ne yazık ki kazandırılacak değerin gecikmesine sebep oluyor. Sadece köyün koruma imar planın yapılması neredeyse 10 yıl aldı.
Köye gelmemize vesile olan sevgili teyzemiz Emel Aksoy’un gelecek nesillere bir bağ olarak tasarlanan Osmanlı Kadın Giysileri Müzesi, Türk kadınının giysiden özünü anlamak için özverili bir yaşamın özeti niteliğinde.
Müzenin tarihçesini ve Emel Aksoy’un yaşamını birinci elden tanığı akademisyen ve sanatçı Dr. Oylum Öktem İşözen’den dinledik.
***
Eski Doğanbey (Domatia) köyü, 1983 sonrası terkle bir çöküntü ve yok oluşa doğru giderken ülkemizin önde gelen aydın ve düşünce insanlarının kişisel çabalarıyla tek tek restorasyonları yapılarak yaşatılmaya çalışılıyor.
Devletten hiçbir yardım almadan çiçeğinden, çöpüne bir insanın evine gösterebileceği ihtimamla, bugün değerli insanlar tarafından itinayla yaşatılmaya çalışılmaya devam etmekte.
Bu köy, içinde bulunduğu eşsiz coğrafyası itibariyle de diğer örneklerinden ayrılıyor. Flora ve faunası, endemik bitkileri, kuş göç yolu ve dalyanıyla, yerleştirilen tabelalardan, kuş gözlem evlerine kadar eklenecek her şeyin doğru malzeme ve formla tasarlanması gerekir. Yapılan her yanlış, buranın değerini deforme ediyor. Bundan öte coğrafyaya zarar veriyor.
Ayrıca son yıllarda yapılmaya başlanan kilit taşlı geniş yollar, yol kenarlarındaki sulak alan sazlıkları ve tabiat yakılarak genişletilirken, herhangi bir ihtiyaç olmadığı gibi köy özelliğinden ayrılarak resimselliğini yitirirken, tarım araçlarının her an hareket halinde olduğu bu yollarda, turist olarak gezmeye gelen arabaların geniş yollarda hız yaparak her iki taraf tehlikeye girmektedir.
Kültür ve turizme bir köy örneği olması düşüncesiyle, ülkemize evrensel bir katkı sağlamakla ilgili sevgiyle ve bilgiyle bir yola çıkış bizimkisi. Çiçeğe, kuşa, taşa, güzelliğe, eğitime ve paylaşıma dair bir sevda. Bir başkasını da bilmiyoruz.”
***
Bir iddia, bir ideal peşinde koşan insanları hep sevdim.
Bana daha yakın oldular...
Tekrarlıyorum; gidin görün Doğanbey’i...
Bir hayalin içinde kendinizi bulun ve siz de yeni hayaller kurun...

İdeali peşinden koşan insanları seviyorum

 
Resim gibi bir köy: Doğanbey

BİR köy düşünün antik kentlerin yanı başında, iki dağın arasında yüz yıllardır denizi izliyor. O köyün adı Doğanbey aklınızda bulunsun. Bir resim gibi karşınızda duruyor. Dilek Yarımadası’nın güney ucunda yer alan ve Milli Park sınırlarındaki tek yerleşim olma özelliğine sahip bir yer... Rum ve Türk mimarisinin eşsiz örneklerinin sergilendiği bir açıkhava müzesi gibi. Rengarenk çiçekler, bitkiler ve yemyeşil ağaçların doğal dekorasyonu ile süslü dar sokaklarında yürürken çok eskilere gittim.
Bir zaman tünelinin içinden geçtim sanki...
Taş evlerin arasında önce eski bir çeşme takıldı gözüme; sonra bir şapel ve kilise... Eski yıllarda Rumların okul binası olarak kullandıkları yapı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olmuş.
Gözüme aykırı gelen bir tek obje olmadı, aykırı bir tek renk bulamadım.
Doğayla iç içe, dingin bir köy burası; Doğanbey...
Çok sevdim.

 
Bir çizgi romandaymışım gibi

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde burada tanıdığım iki harika insanı anlatacağım. Adana Valisi Şakir Paşa’nın torunu Emel Aksoy ve Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği’ni kuran Erol Aksoy’u...
2014’te açtıkları müze evlerini...
Müzeyi bize Oylum Öktem İşözen gezdirdi.
O anlatırken kendimi bir çizgi romanın içinde buldum.
Kendimi o yıllara götürdüm.
Anı defterine de şöyle bir cümleyle başladım.
“Anadolu’nun ne kadar zengin bir kültüre sahip olduğunu böyle örnekleri gördükçe daha iyi anlıyorum...”
Bu meslek çok özel, çok güzel insanlarla tanışmama neden oldu.
Yine güzel anılarla Doğanbey Köyü’nden ayrıldım.
Hepsini bir başka yazımda anlatacağım.

 
Kimdir Erhan İşözen

ORTAKÖY meydanı ve çevresi kentsel tasarım proje çalışması, Vişnezade Şairler Parkı, Beşiktaş Balıkçılar Çarşısı, Ortaköy Kültür Merkezi, Afife Jale Tiyatrosu, Beşiktaş Meclis Binası, Beşiktaş Kartal ve Uğur Mumcu Anıtı, Tema Vakfı Doğa Müzesi, Nişantaşı-Teşvikiye Kentsel Tasarım Projesi, Teşvikiye Meydanı Hüsrev Gerede Anıtı, Cumhuriyet-Halaskargazi Şişli Kentsel Tasarımı proje çalışmaları...
Ve yüzlerce özel proje...
Yetiştirilmiş binlerce genç mimar, şehir plancısı...
Yazılmış kitaplar, alınmış ödüller...
Ve hayatımızı zenginleştiren, güzelleştiren çok sayıda hayal...
Daha ne olabilir ki...

X

Deprem gerçeğini hep unutuyoruz

EGE Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan geçtiğimiz günlerde önemli bir açıklama yaptı. “İzmir, 1960 yılından sonra imarsız, plansız ve sağlıksız kentleşmeyle kontrolsüz göçün oluşturduğu sosyo-kültürel sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır” dedi. Ve bir ortak akıl çağrısı yaptı.Aslında Aslan depremle ilgili çok çarpıcı bir konuyu gündeme taşıdı.


Dedi ki;
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kentsel dönüşüm çalışmalarını belediyelere devretti. Hepsi ‘Kentsel Dönüşüm’ adı altında yeni birim kurdu. Başlarına da birer müdür atadı. Ancak burada hükümet yetkililerinin önemli bir konuyu unuttuğu ortaya çıktı. Belediye ekipleri herhangi bir binanın kolon sıyırmasına gittiğinde, oturan sakinlerin teste karşı çıktığı görüldü. Belediye görevlileri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı akredite firmalar işlem yapamadan geri dönmeye başladı. Hükümet bu konuya acil çözüm bulmalı. Polis kolluk kuvveti çağırma yetkisi hemen yerel yönetimlere verilmeli ki, binanın sağlam veya çürük olduğu yapılacak kolon sıyırma testiyle ortaya çıksın.”
Bu konu birkaç bana da aktarıldı.
O günlerde de yazmıştım.
Ama Aslan’ın dediği gibi itiraz edenler olunca binanın sağlam olup olmadığı ortaya çıkmıyor.
Bu da kentsel dönüşümün engellenmesine ya da gecikmesine neden oluyor.

Yazının Devamını Oku

Çoktan hak edilmiş bir görev

İZMİR Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı Başkanı Filiz Eczacıbaşı Sarper, Avrupa Festivaller Birliği (EFA) Başkan Yardımcısı oldu. Sarper 70 yıllık birliğin ilk kadın başkan yardımcısı seçildi.

 


Bence çoktan hak edilmiş bir görevdi.
Türkiye’de bir festivali, istikrarlı bir şekilde yıllardır yapmak gerçekten zor bir iş...
Üstelik kaliteyi koruyarak, her yıl üzerine koyarak yapmak...
Türkiye’nin turizmini çeşitlendirmesi gerektiğini hep yazıyorum.
Ve marka şehir sayısını da artırması gerektiğini söylüyorum.

Yazının Devamını Oku

İnsanlar yaşarken kıymetini bilelim

CUMHURBAŞKANI Erdoğan İzmir’de deprem konutlarının teslim töreninden sonra Alsancak Stadı’nın açılışını yaptı. Bundan böyle Alsancak’ın yanına Mustafa Denizli ismi de eklendi. Ve bence çok yakıştı, Mustafa hocanın hakkıdır.


Daha önce de yazmıştım.
Fatih Terim’in ismi Başakşehir’in stadına, Şenol Güneş’in ismi Trabzon’da Şenol Güneş Spor Kompleksi Medical Park Stadyumu’na verildi.
İzmir ile, Alsancak ile, Altay ile adı özdeşleşmiş bir yerin adı Mustafa Denizli olmalıydı.
Mustafa hocayı yıllardır tanırım.
Severim, sayarım, öngörülerine inanırım.
Ama biz Denizli’yle futboldan başka her şeyi konuşuruz.

Yazının Devamını Oku

Yaralar sarılmış anılar hala taze

TEMMUZ sonuydu; Selimiye’ye gidecektik.

 

Oğlum Atlas çocukluğundan beri Söğüt’ü, Selimiye’yi çok sever. Doğası, sakinliği, denizi; her şeyi bambaşkadır aslında Marmaris ve çevresinin...
Tam hazırlanırken yangınlar başladı.
Atlas’a durumu anlattım, Selimiye tatilini eylülde yapacağımızı söyledim.
Hiç unutmuyorum; 29 Temmuz’du.
Armutalan’dan İçmeler’e sonra Hisörönü’ne, Osmaniye’ye, Turunç’a, Turgut’a, Yeşilbelde’ye sıçradı. Bir hafta sonra yangın kontrol altına alındığında 13 bin 600 metrekare ormanlık alan yanmıştı.
O günlerden sonra ilk defa Marmaris’e gittim.

Yazının Devamını Oku

Önceliğimiz kentsel dönüşüm olmalı

CUMHURBAŞKANI Erdoğan bugün İzmir’de olacak.


Geçen yıl 30 Ekim’de 2020’de yaşanan depremde evleri yıkılan veya ağır hasar gören depremzedeler için yapılan konutlar törenle hak sahiplerine verilecek.
Konutların bir yılda bitirilip tamamlanması önemli...
Gerçekten de İzmir’in ucuz atlattığı bir depremdi.
Kentin birçok yerinde kentsel dönüşüm çalışmaları deprem sonrasında hızlandı.
Deprem yönetmeliklerine uymayan, eskimiş birçok binanın yıkılıp yerine yenilerinin yapıldığına şahit oluyoruz.
Sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de sorunu bu...

Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunu anlatan filmler

SEYRETTİNİZ mi bilmiyorum; Netflix’teki ‘Kulüp’ dizisi bugünlerde en çok konuşulan prodüksiyonlardan biri... Son yıllarda seyrettiğim en iyi dizilerden...


Senaryo da iyi, oyunculuk da, çekimler de...
Türk film endüstrisinin geldiği noktadan gerçekten gurur duyuyorum.
Bundan sonra daha iyilerini de bekleyelim.
Her şeyin bir zamanı var.
Ve Türk prodüksiyonları artık çok daha fazla ilgi görecektir.
Yakın tarihimize ışık tutan bir konusu var Kulüp dizisinin...

Yazının Devamını Oku

Kapanma olmasın diye yazıyorum

GEÇEN hafta yazdığım birkaç yazıya çok mesaj geldi.


Elbette ağırlıklı olarak aşıya soğuk bakanlardan, aşı olmayanlardan, aşı karşıtlarından...
Hepsine tek tek tek cevap vermeye çalıştım.
Ben bu yazıları önümüzdeki günlere öngörerek yazıyorum.
Çünkü veriler iyi gelmiyor, uzmanlar uyarıyor, dünyanın farklı ülkelerinde tedbirler ağırlaşıyor.
Ama görüyorum ki, “Bize bir şey olmaz” anlayışı hala hakim.
Ben de diyorum ki...

Yazının Devamını Oku

Orhun ve Alper’in başarıları örnek olsun diye yazıyorum

GAZETECİ olarak çok farklı ortamlara girip çıkıyorum. Çok farklı sektörde insanla buluşup sohbet ediyorum. Bazı şirketleri, kurumları ve insanları yakından takip ediyorum. Tabii ilgi duyduğum farklı alanlar da var. Ve elbette hobilerim...Örneğin sanatın birçok dalını yakından takip ediyorum. Spor da öyle... Futbol ve basketbol sevgimi de ayrı bir yerde tutuyorum.Çok küçük yaşlardan itibaren izlediğim bazı oyuncular var.



Orhun Güngören örneğin...
Antrenmanlardaki performansını çok beğenirdim.
Büyüdü; üniversite okurken de basketten kopmadı.
Pınar Karşıyaka’da, Mersin’de, Giresun ve Balıkesir’de profesyonel oynadı.
Kariyerinde ve aklında hep basket olduğu için hayat boyu devam edeceği koçluğu seçti. Birçok başarılı oyuncunun arkasında Orhun vardı.

Yazının Devamını Oku

Avusturya aşıyı zorunlu hale getirdi destekliyorum

MAİL kutumda aşıya mesafeli duranların mesajları var.

 

Hepsini okuyorum.
Aşağı yukarı benzer sözlerle “Neden aşı olmadıklarını” anlatıyorlar.
Çoğu “10 – 15 yıl sonra neler olacağını göreceksiniz” diyor.
15 yıl sonrasını bilemem elbette ama bilimsel araştırmaların sonuçlarını okudukça aşılara olan inancım daha da artıyor.
Bu kısır döngüden başka çıkış yolu önermiyorlar.
Sadece uzakta, ileri bir tarihte olabilecekleri söylüyorlar.

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Yunanistan tek destinasyon olabilir

DOKUZUNCU Türkiye Yunanistan Forumu’nda İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener önemli bir konuşma yaptı.Benim de uzun yıllardır ısrarla yazdığım bir konuyu dile getirdi.


İki ülke; yani Türkiye ve Yunanistan dünya turizm pazarına tek destinasyon olarak çıkabilir.
Özgener iki ülkenin turizminde, kültüründe ve etkileşiminde yeni düşünceleri, yeni eğilimleri Ege kıyılarında uygulamak ve süreçleri doğru kurgulamak adına işbirliği yapmasını önerdi.
Ve dedi ki;
“Çeşme-Sakız, Ayvalık-Midilli, Kuşadası-Samos, Bodrum-Kos, Marmaris-Rodos, İzmir-Selanik-Halkidiki, İzmir-Atina-Girit gibi özel programlar ve pazarlama kampanyaları yapmamız gerekir. Bu durum Türk ve Yunan turizmcileri motive edeceği gibi iki ülke bakanlıkları tarafından da bir strateji olarak benimsenirse, üçüncü ülkelere birlikte giderek ortak standlar ve organizasyonları gerçekleştirebiliriz.”
Pandemi koşullarında deniz trafiği de aksadı. Oysa Türkiye ile özellikle adalar arasında yoğun bir trfik yaşanırdı.
Yunanistan uzun süre kapılarını kapadı, girişlere izin vermedi.

Yazının Devamını Oku

Tünelin ucu gözüktü tek şart aşılama

DÜNÜN iki önemli açıklaması şuydu.


Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nün Direktörü Anthony Fauci, “Eğer aşılama oranı artarsa gelecek yılın ilkbaharında Covid-19 salgın kategorisinden endemik kategorisine geçebilir” dedi.
Fauci’nin şartı aşılanmanın artmasıydı.
Aşıların tamamlandığı ülkelerde lokal bazlı hastalık haline gelecek Kovid 19 çünkü...
Şu an yüzde 50’lerdeki aşılanma oranlarının artması şart.
Üstelik hatırlatma dozlarını da dikkate alırsak vakit kaybetmemiz gerektiği de ortada...
Çünkü ikinci önemli açıklama Türkiye’nin bıçak sırtı bir dengede olduğunu gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

O tereddütlerin artık bitmesi gerekiyor

AŞILARLA ilgili yazınca bir grup üzerime çullanıyor.


En baştan beri net yazıyorum aslında...
Herkes gibi benim de rehberim bilim; zaten aksini kimse bana anlatamaz.
Başlangıçtaki tereddütleri anlıyorum.
Daha önceki aşılar uzun çalışmalar, deneyler sonucunda uygulanmıştı. Bu sefer geçici kullanım onayı alınan aşılar yapıldı.
Ki;
Ben o günlerde gidip gönüllü oldum; ilk doz aşımı geçen kasım başında yaptırdım.

Yazının Devamını Oku

İhracata odaklanalım İtalya gibi yapalım

HÜRRİYET’in Ekonomi Zirvesi’nin bu seferki adresi Afyon’du. Afyon denince akla hemen mermer geliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Şeref Kalaycı toplantının özetini anlatan şu cümleyi kullandı. “2021 yılında doğal taş ihracatının 2 milyar doları geçmesini bekliyoruz. Aslında İtalya’nın, İspanya’nın yaptığı gibi katma değerli bir ihracat yapabilseydi bu rakam 18 milyar dolar olabilirdi...” Aslında sadece mermerde değil; birçok sektörde benzer bir tablo var. Kendi markanızla dünya pazarlarına çıkmadığınızda geometrik bir büyüme yakalayamıyorsunuz. Ticarete konu 90 madenin 70’i Türkiye’de var. Dünyadaki toplam doğal taş rezervlerinin yüzde 40’ı Türkiye’de bulunuyor. Borda dünya rezervlerinin yüzde 73’ü ülkemizde… Kromda da dünyada ilk 5’e giriyoruz. Kalaycı’nın dediği gibi mevcut rakamın 9 katını üretebilecek bir Türkiye’nin bu potansiyelle neler yapabileceğini siz düşünün.

Afyonluların anlatacakları çok şey var

AFYONKARAHİSAR Valisi Gökmen Çiçek salondakilere “Afyon deyince akla neler geliyor?” diye sordu. Salondakiler sıralamaya başladı. Mermer, termal, gastronomi, sağlık turizmi, sucuk, lokum, kaymak... Ve dedi ki; “Aslında Afyon birçok konuyla öne çıkan bir şehir. İstanbul’un et tüketiminin yüzde 25’ini tek başına üstleniyor. Termalle sağlık turizminin en önemli adresi haline geldik...” Haklı... 35 bin yatak olmuş. Üstelik 12 ay rağbet gören bir turizm yapıyorlar. Afyon’un sucuğu, kaymağı, ekmek kadayıfı çok meşhur... Domatesi bir harika... Mantarı müthiş... Yumurtanın fiyatını afyon belirliyor. Ama konuştuğum Afyonlular bu kadar üretime, ekonomiye katkıya rağmen yeterince kamuoyunda yer almadıklarını söylüyorlar. Haklı olabilirler... Ama bence Afyonlular da yaptıklarını daha iyi anlatmalılar. Çünkü dünya artık böyle bir dünya... Ne üretirsen üret harcadığın vakit kadar tanıtıma da zaman ayır. Başka türlü olmuyor.

Destek gelirse büyüme de olur

İSCEHİSAR 15 bin nüfuslu bir ilçe ama Afyon ekonomisi için gerçekten önemli... Mermer rezervlerinin büyük bir bölümü, üretimi buradan. Belediye Başkanı Ahmet Şahin de sektörü çok iyi bilen biri... Haklı olduğu bazı şeyler var. Diyor ki; “Değerli madenlerle, stratejik madenlerle, doğal taşların birbirinden ayrılması gerekiyor. Böylece mermer üretimi ve ihracatı hızlanacaktır. Bugün bizim ihracatçılarımız dünyanın en önde gelen ülkelerine, devlet başkanlarının konutlarına saraylara, en modern yeni binalara Afyon mermeri gönderiliyor. Eğer destek görürsek çok daha iyi başarılar elde edebiliriz.” Afyon’dan dönerken Başkan Şahin’in sözlerini düşündüm. Üstüne Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Şeref Kalaycı’nın verdiği o çarpıcı rakamları da koyunca; sektörün gerçekten de desteğe ihtiyacı olduğunu gördüm. Çünkü destek gelirse Türk ekonomisine katkısı da büyük olur.

Ahmet Piriştina’yla İkbal Lokantası anısı

15 Temmuz 2003 günü Ahmet Piriştina’yla Ankara’ya gittik. CHP grup toplantısı öncesinde Genel Başkan Deniz Baykal’ın odasında biraz sohbet ettik. Piriştina CHP’ye geçecekti. Grup toplantısı bittikten sonra Baykal Piriştina’yı kürsüye çağırdı ve rozetini taktı. Tabii büyük bir alkış koptu. Meclis’ten çıktık; uçağa giderken Piriştina “Gel karayoluyla dönelim. Uçağa binmek istemedim” dedi. Öyle yaptık, yola çıktık. Afyon’a yaklaşırken “İkbal’e gidelim mi” dedi. Oturduk; sucuklu yumurtalarımızı söyledik. Bir çatal ekmek kadayıfı tattık, çayımızı içtik. Tarihi İkbal Lokantası’nın öyküsünü Atatürk’ün ziyaretini dinledik. Ve yola devam ettik. Piriştina seçimlere CHP’den girip yeniden seçildi. 15 Haziran 2004’te de aramızdan ayrıldı. O günden bugüne o lokantaya gitmemiştim. Afyon’daki zirve öncesi İkbal’e gidip; Piriştina’yla oturduğumuz masaya gittim. Oturdum; konuştuklarımız aklıma geldi. Ahmet abiye bir Fatiha okudum. Nurlar içinde uyusun. Çok anımız oldu. Afyon, İkbal de onlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Mustafa Denizli’nin hakkıdır

SPOR sever bir ailede büyüdüm. Sadece futbol değil; evlerde basket de, voleybol da, tenis de konuşulurdu. Çünkü ailenin her ferdi farklı branşlarda spor yapar ya da ilgi duyardı.


Tabii futbolun yeri çok ayrıydı.
Her gün gazeteye giderken Alsancak Stadı’nın önünden geçiyorum. Burasıyla ilgili o kadar çok anım var ki...
Babamla, ailenin diğer üyeleriyle, arkadaşlarımla gittiğim maçların her biri unutulmazdı.
Şimdi bilemem ama bizim için bir eğlenceydi, sosyalleşme aracıydı maçlar...
Keyifli bir hafta sonu geçirir, derslerden biraz olsun uzaklaşırdık.
Tarihi maçlara da tanıklık ettik bu statta...

Yazının Devamını Oku

Pandeminin bitmediğini hatırlatmak isterim

Galiba yazın etkisinden çıkamadık.


Sokağa çıktığınızda bunun farkına varıyorsunuz.
Pandeminin ilk gününden bu yana çok disiplinli olanlar bile aşıların etkisiyle daha rahat hareket ediyor.
Herkes sıkıldı biliyorum ama salgının bitmediğini hatırlatmak isterim.
Kışa girdik.
Havalar hala iyi gittiği için dışarıda oturabiliyor, kapalı alanlar tercih edilmiyor.
Ama yakında herkes içeride olacak.

Yazının Devamını Oku

Türk filmleri lig atladı ben de gurur duyuyorum

SİNEMA eğitimi de almış biri olarak yıllardır sektörü yakından takip ediyorum. Ve gerçekten gurur verici gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.

Türk filmleri ve dizileri her geçen yıl daha da iyi prodüksiyonlar haline geliyor.
Zaten yurtdışından filmlere olan ilgi bunu da gösteriyor.
Geçen hafta oynanan Real Madrid Barcelona maçından daha fazla rating alan bir Türk dizisi oldu.
El Clasico’yu geçmek öyle kolay değildir.
Üstelik İspanya son yıllarda müthiş filmlere imza atıyor.
İspanyol senaristleri gerçekten çok başarılı buluyorum.
Ama Türkiye’deki gelişmeler de bana umut veriyor.

Yazının Devamını Oku

Bir yarış sürecinin bize öğrettikleri

ARAYA birçok gündem girdi yazamadım.


Skal Türkiye’de yeni yönetim iş başı yaptı.
İzmir Skal’ın bir dönem önceki başkanı Emre Gezgin de Türkiye yönetim kuruluna girdi.
Emre; bu dönemi gerçekten iyi bir performansla kapattı.
Sadece Ege turizminin değil; genel bir algının oluşmasında önemli katkı sağladı.
Üstelik pandemiye rağmen Makedonya Kulübü’nün kuruluşunda da büyük emek sarf etti.
Bu arada uluslararası bir yarışın da oyuncusu oldu.

Yazının Devamını Oku

Metaverse ile yeni bir dünya başlıyor

DİJİTAL dünyada önemli gelişmeler oluyor.



Facebook, Mark Zuckerberg’in “metaverse” olarak adlandırdığı sanal bir dünyaya yaptığı büyük yatırımla adını Meta olarak değiştirdi. Metaverse sözcüğünün yaratıcısı; yazar Neal Stephenson ise Facebook’a konuyla ilgili hiçbir tavsiyede bulunmadığını söyledi.
İsmet Berkan’ın Tekno Gündem’inde güzel bir yorum vardı.
Diyordu ki;
“Neal Stephenson’un icat ettiği kavramın bir süredir hayata geçtiğini de görüyoruz. Örneğin Roblox adı verilen oyun platformu tam olarak bu. Geçen hafta Facebook da, hem şirketlerinin adını Meta olarak değiştirdi hem de şirketin gelecek vizyonunun Metaverse’de olduğunu ilan etti. Metaverse, yani insanların oyun oynayacağı, sanal konserlere katılacağı, sanal şeyleri alacağı, sanal sanat eserleri toplayacağı, birbirlerinin sanal avatarlarıyla takılacağı sanal evren. Facebook bu evreni yaratmak ve tamamlamak için deli gibi para akıtmaya hazırlanıyor. Sadece 2022’de 10 milyar dolarlık yatırım yapacaklar. Şimdiden 10 bin kişi çalışıyor, bir 10 bin kişi daha işe alacaklar. Tabii sıfırdan bir evren yaratmak kolay değil. Ancak merak etmeyin, şimdiden metaverse için ürünler çıkaran şirketler belirmeye başladı bile. İşte bunlardan biri, Metaverse’de biz insanlar için hizmetçilik yapacak yapay zeka destekli ve insan görünümlü robotlar yaratıyor. Kim bilir, belki Facebook bu şirketi de satın alır.”

Yazının Devamını Oku

Bilim kurulu temkinli ama çocukları da aşılamalıyız

TÜRKİYE’de ilk aşı olanlardan biriyim.


Aşıların geldiği günlerde gönüllü olup iki doz Sinovac aşısı oldum.
Mesleğim gereği birçok yere girdim, çıktım, toplantılara katıldım.
Maske, mesafe kuralına çok dikkat ettim.
Evden çalışmadığım için riskli olmama rağmen aşılar beni korudu.
Sonrasında da sıra bana geldiğinde üçüncü doz, hatırlatma dozumu da Biontech oldum.
Yurtdışı seyahatler olabileceği için de dördüncü doz aşımı yine doktorlarımın tavsiyesiyle Biontech oldum.

Yazının Devamını Oku

Tedbirler sıkılaştırılıyor kimse rehavete kapılmasın

PANDEMİ döneminde izlediğim bazı ülkeler oldu.


Bunların başında İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa var.
Ama Hollanda ve Belçika’yı da yakından takip ediyorum.
Onlar bizden bir ay önde gidiyor.
Bir kapanma ya da tedbirlerde sıkılaşma varsa bilin ki, birkaç hafta sonra benzer gelişmeler bizde oluyor.
Yine gözüm bu ülkelerde bu ara...
Çünkü kışa girmiş olduk; bundan sonra içerilerde daha fazla vakit geçirmeye başlayacağız.

Yazının Devamını Oku