Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Hepsinden önce İncili Rehber vardı

MICHELIN geldi, Gault Millau da...

Haberin Devamı

Artık Türkiye’nin gastronomi yolculuğunu iki büyük uluslararası organizasyon yakından izliyor.

Fakat bu noktaya bir anda gelmedik.

Michelin yokken de Gault Millau konuşulmazken de Türkiye’nin gastronomi sahnesine ilk pusulayı İncili Gastronomi Rehberi koydu.

Bugün sektörde gördüğümüz gelişmenin arkasında çok ciddi bir emeğin, çok titiz bir çalışmanın izi var.

Ve bu iz, Hürriyet ile Karaca işbirliğiyle başlayan ‘İncili Gastronomi Rehberi’nin attığı temelde yatıyor.

Proje Direktörü Müge Akgün, Gamze İneceli ve İpek İzci...

Hepsinden önce İncili Rehber vardıKaraca Grup CEO’su Fatih Karaca - İncili Gastronomi Rehberi Proje Koordinatörü Müge Akgün

Bu dört ismin, yıllar boyunca gönüllülük esasıyla çalışan yüzlerce gizli müfettişle birlikte yarattığı sistem, bugün Türkiye’nin gastronomi hafızasının en güvenilir yapılarından biri.

Haberin Devamı

İncili ortaya çıktığında Türkiye’de restoranları objektif, etik ve sistemli biçimde değerlendiren bir rehber yoktu.

İşte bu büyük boşluğu İncili doldurdu.

Gizli müfettişler bağımsız şekilde puanlama yaptı. Her işletme en az üç farklı müfettiş tarafından değerlendirildi. Lezzet, servis, malzeme, kimlik, sunum ve dekorasyon aynı standartlarla ölçüldü.

Bu yaklaşım, Türkiye’de ölçme değerlendirme kültürünün gastronomiye taşınmasını sağladı.

Bugün Michelin ya da Gault Millau’nun baktığı noktaları, Türkiye’de ilk kez İncili görünür kılmıştı.

Pandemi sürecinde sektör büyük değişim yaşadı.

Kapanan restoranlar, yenilenen konseptler, risk alarak büyüyen işletmeler...

İncili bu dönüşümü göz ardı etmedi.

Rehberin kapsamı genişledi; İstanbul, Ankara, İzmir, Bodrum, Antalya ve Bursa’nın yanına Gaziantep de eklendi.

Bu, Anadolu’nun gastronomik yükselişini ilk fark eden adımlardan biriydi.

Türkiye artık küresel gastronomi sahnesinin aktif bir oyuncusu.

Restoranlarımız yıldız alıyor, şeflerimiz dünya listelerine giriyor.

Ama bu başarıların arkasında, yıllar önce başlatılmış bir altyapı çalışması var.

Gastronominin profesyonelleşmesi, iyi restoranların çoğalması, kalite rekabetinin artması...

Haberin Devamı

Bunların hepsi, Michelin’in gelmesinden çok önce oluşmaya başlayan bir kültürün sonucuydu.

İşte o kültürün ilk somut kurumsal adımı İncili’dir.

Bu rehber, sektöre ilk aynayı tutan, objektif kriterleri Türkiye’ye kazandıran, restoran değerlendirmesinin bir kültür haline gelmesine öncülük eden çalışma oldu.

Şimdi yeni bir gastronomi hikâyesi yazıyoruz.

İyi durumdayız.

Ama daha iyisini başarmak için, o ilk adımı atanlara da hak ettikleri saygıyı vermeliyiz.

Hepsinden önce İncili Rehber vardı

1 MİLYAR ÇİFTÇİNİN BAŞKANI SÖYLÜYOR... TÜRKİYE TARIMDA DÜNYA İÇİN ÖNEMLİ BİR AKTÖR

DÜNYA tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Tarım açısından da küresel üretimin merkezinde olabilecek jeostratejik bir ülke. Türkiye hem ürün çeşitliliği hem de tarım alanlarının genişliğiyle birlikte önemli bir tarım ülkesi. Dünya tarımında ise önemli aktörlerden birisi.”

Haberin Devamı

Bu sözler herhangi bir uzmana değil, 1 milyar çiftçiyi temsil eden Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac’a ait.

D’Alissac, Growtech fuarı için Antalya’daydı.

Çiftçilerin başkanının önemli tespitleri de vardı.

Enerji ve gübre fiyatları çiftçiyi zorluyor. Tahıl fiyatları düşüyor. 8 milyar insanın yaşadığı dünyada her 9 kişiden biri yetersiz besleniyor. Tarımsal ihracatı yapan ülke sayısı dünyada yalnızca dörtte bir.

Bu tablo tarımın artık yalnızca tarlada değil, siyasetin, diplomasinin ve ekonominin tam göbeğinde olduğunu kanıtlıyor.

Kısacası gıda artık stratejik bir enstrüman.

Bu nedenle d’Alissac’ın altını çizdiği “tarım diplomasisi” kavramı, Türkiye gibi güçlü bir üretim altyapısına sahip ülkeler için belirleyici olacak.

Haberin Devamı

Ben de d’Alissac gibi düşünüyorum.

Türkiye tarım diplomasisi alanında daha görünür olmalı.

Dünyada tarım yeniden konuşulurken, gıda ve su jeopolitik güç haline gelirken, 1 milyar çiftçinin temsilcisi harika özetliyor.

Türkiye, dünya tarımının önemli aktörlerinden biri.”

Hepsinden önce İncili Rehber vardıArnold Puech d’Alissac

KADINA ŞİDDETLE MÜCADELEDE YENİ SAYFA AÇABİLİR MİYİZ

KADINLARIMIZI, çocuklarımızı bazen koruyamıyoruz. Ve her mağduriyet, her cinayet, her acı haber hepimizin içini yakıyor.

Bu ülkede son yıllarda yaşadığımız travmalar artık toplum psikolojisinin derin bir parçası haline geldi.

Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nedeniyle yaptığı açıklama bence çok önemliydi.

Haberin Devamı

Sözleri sadece bir mesaj değil; doğru yönetilirse ciddi bir başlangıç noktası olabilir.

Cumhurbaşkanı şöyle dedi.

Hepsinden önce İncili Rehber vardı

Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı gerek iki kız evladı babası olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim.”

Bu cümle devletin en üst makamından geliyorsa, bunun bir kampanyaya, bir toplumsal harekete dönüşmesi gerekir. Çünkü şunu kabul edelim. Bu ülkede kadınlarımızın güvenliği sadece yasalarla, cezalarla olmuyor.

Bu işin bir de toplumsal vicdan tarafı var. Erdoğan’ın bir diğer sözü de aslında meseleye dair özeti veriyor.

Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır.”

Haklı... Ve bunu yalnızca devlet değil, toplumun tüm katmanları birlikte durdurabilir.

O yüzden ben bu sözleri Türkiye’nin ortak bir kampanyaya başlangıç çağrısı olarak görüyorum.

Yazarın Tüm Yazıları