Hayat siyasetten ibaret değil

YENİ normal sizce sadece günlük hayatımızdaki tedbirlerle sınırlı mı kalacak?

Haberin Devamı


Ben çok daha geniş bir alanda bunun etkili olacağını düşünüyorum.
Örneğin iş hayatımızda köklü değişikliklere hazırlıklı olmak lazım.
İş yapma biçimlerimiz, kullanılan metotlar ve birçok şeyin değiştiğini yaşayarak görüyoruz.
Daha da yenilikler olacak çünkü teknoloji buna imkan veriyor.
Peki ekonomi?
Yükselen sektörler var; örneğin teknoloji şirketleri, perakende sektörü...
Hizmet sektörü çok zorlansa da; göreceksiniz yeni normale uygun hamleler gelecektir.
Sivil toplum örgütlerinde de yenilikler görüyorum.
Örneğin pandemi döneminde gidemediğim ve üyesi olduğum derneklerin, vakıfların birçok toplantısına dijital olarak katıldım.
Evde oturduğumuz dönemde bana iyi de geldi.
Ben STK’ların da farklı bir takvimle hareket edeceğini düşünüyorum.
Belki bazen fiziki olarak, bazen de dijital platformlarda buluşacaklar.
Hem zamandan kazanacaklar, hem de STK’ların giderek artan aidatlarını indirmiş olacaklar.
Yani bardağın dolu tarafından bakacak olursak iyi gelişmeler de var.
Peki dünyadaki alışkanlıklar, iş yapma biçimleri değişirken; siyaset değişmeyecek mi?
Hep bildiğimiz gündemlerle yola devam mı edecekler?
Aynı üslup, aynı ton devam mı edecek?
Uzun bir süredir ve her fırsatta yazıyorum.
Siyaset günlük hayatın içinden çekilmeli.
Bunu sadece Türkiye için söylemiyorum.
Bütün dünyada siyaset kendine daha fazla bir alan açma çabasında...
Siyasetçiler her ortamda, her platformda önde olmak istiyor.
Ben de hatırlatıyorum.
‘Hayat siyasetten ibaret değildir’ diye...

Haberin Devamı


Emin olun STK’lar da değişecek

SİVİL toplum örgütlerinin tamamında bir kan kaybı var. Üyeler bir süre sonra derneklerinden, vakıflarından ayrılıyor.
Bazen isteyerek, bazen de istemeyerek...
Çünkü STK’lar birbirine benziyor.
“Yok birbirimizden farkımız” diye bir slogan vardı.
Gerçekten de öyle...
Gazeteci olarak çoğunu yakından takip ediyorum.
Çoğunun toplantılarına katılıyor, yaptıklarını izliyorum.
Bir çoğu aynı amaçlar, hedeflerle toplanıyor.
Ben de o zaman diyorum ki; bir fark ortaya koyun.
Koyun ki; ayrışın.
Hep aynı formatta toplantılar, buluşmalar, paneller, kokteyller...
O zaman kendinizi bir üye olarak düşünün.
Niye o STK’yı tercih etsin ve neden toplantılara devam etsin.
Ben uzun zamandır bunu kendime soruyorum.
Gazeteci olarak elbette STK’ları takip ediyorum, bu benim görevim.
Ama üyesi olduğum birçok dernek için aynı şeyi hissediyorum.
Niye?
Niye gideyim?
Beni heyecanlandırmıyorsa, hep aynı gündemlerle toplanılıyorsa; neden?
Yalnız olmadığımı biliyor ve görüyorum.
Dernekler üyelerini tutmak için bir şeyler yapmak zorunda...
Ve...
Artan aidatlar...
Birden fazla dernekte üye olup yüksek aidatlar ödeyenler bir süre sonra bu paraları niye versinler?
Eğer karşılığını alamıyorlarsa, her dernek birbirine benziyorsa ve proje üretmek için yine hep üyelere dönüp kaynak istiyorsa, sizce bu dernekler ayakta durabilir mi?
İşte bu sorulara her STK başkanı, yönetim kadroları cevap vermek zorunda.
Bu dönem işte böyle bir dönem...
Pandemi sonrası dünya değişirken STK’lar da değişecek.
Emin olun, değişecek.

Haberin Devamı


Bana göre olmuyor

YİNE de, altını çizerek ve ısrarla söylüyorum.
Her ne kadar zamandan tasarruf etsem de, eskiye göre daha çok toplantıya katılsam da, yeni şeyler öğrensem de...
Fiziki olarak, bir araya geldiğimiz hiçbir toplantıyı dijital platform buluşmalarına değişmem.
Olmuyor.
Kendimi ne kadar zorlasam da olmuyor.
Hiçbir şey yüz yüze iletişim gibi samimi olmuyor.


Konuşma uzunlukları
yine de değişmedi

ŞUNU da fark ettim.
Bazı STK başkanları dijital de olsa yine uzun konuşmaya devam ediyor.
Nasıl bir alışkanlıktır ki, bir türlü bundan vazgeçmiyorlar.
Nasıl olsa herkes evinde, vakit bol diye mi düşünüyorlar.
Galiba öyle...
Ama ben oldum olası uzun konuşmaları hep sıkıcı bulurum.
Bu da bir uyarım olsun.
Başkanlar, biraz daha kısa, biraz daha öz konuşmalar yapın.

Yazarın Tüm Yazıları