GeriDeniz SİPAHİ Haberi alınca çok eskilere gittim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haberi alınca çok eskilere gittim

ESKİ başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın vefat haberini alınca eskilere gittim.

 

Gazetecilikte 30 yılı çoktan geçtim.
Düşündüm de; ne kadar çok insanla tanışmışım, ne kadar çok olaya tanıklık etmişim.
Gitmediğim şehir kalmamış.
Türkiye’nin çok hareketli, ilginç ve çok farklı geçen 80’li, 90’lı ve elbette 2000’li yıllarına tanıklık etmişim.
Bazı olayların da içinde yaşayarak görmüşüm.
Gazetecilik yapınca, üstüne yönetici kimliği de giyince ister istemez siyasetten kaçamıyorsunuz.
Siyasetin tam da göbeğinde oluyorsunuz.
Türkiye gibi siyasetin günlük hayata etki ettiği ülkelerde bu kaçınılmaz oluyor.
Mesut Yılmaz ile ilk tanıştığım gün aklımda...
Turgut Özal İzmir’e gelmiş, otobüsle şehir turu yapıyordu.
Karşıyaka çarşısının önünde büyük bir kalabalık birikmişti.
Özal, otobüsü durdurdu, aşağı indi.
Karşıyaka taraftarı Özal’a kulübün atkısını verdi, o da boynuna sardı.
Kalabalık “Kaf Sin Kaf” sloganlarıyla Başbakan’ı karşılamıştı.
Otobüse bindiğimizde Mesut Bey’in boynunda da Karşıyaka atkısını gördük.
Koyu Galatasaraylı olduğu bilindiği için takıldılar.
“Sarı kırmızı dışında atkı da takmak varmış” diye.
Mesut Yılmaz, “Galatasaraylıyım ama İzmir’e sempatim ayrıdır” diyerek geçiştirdi.
Göztepe’nin renkleri Galatasaray’la aynı olduğu için Göztepe’ye daha çok sempati duyduğunu sonradan öğrenmiştim ama o gün o kalabalıkla Kaf Sin Kaf sloganlarına da eşlik etmişti.
Mesut Bey’i o gün, otobüste böyle bir olayla tanıdım.
Sonra başbakan oldu, koalisyon hükümetlerinde önemli görevlerde bulundu.
Birkaç yıl öncesine kadar diyaloğumuz hep devam etti.
Selamlarını aldım, selamlarımı ilettim.
Tanımaktan mutlu olduğum, izlemekten keyif aldığım önemli bir siyasetçiydi.
Nurlar içinde uyusun.
Türkiye’nin başı sağolsun...

 
Hayat siyaset değil

GAZETECİLİK gerçekten zor bir meslektir.
Mesleğimiz gereği siyasetin tam içinde, göbeğinde oluruz.
Yakın veya uzak kalmak zorunda olduğunuz insanlar, olaylar vardır.
Bunu korumak, bu dengeyi sağlamak da kolay değildir.
Ama gazetecilik bunun gerektirir.
Doğru bildiğinizi, eksik gördüğünüzü yazmanız gerekir.
Karşılaştırmak istemem ama şunu belirtmek isterim.
Eski siyasetçilerle yenileri arasında şöyle bir fark görüyorum.
Bugün politika yapanlar sadece siyaset konuşuyorlar, konuşmak istiyorlar.
Oysa hayat siyasetten ibaret değildir.
Hayatı siyaset gibi görürseniz yaşadıklarınızın bazen farkına varamazsınız.
Mesut Yılmaz da siyaset dışında konuşanlardandı.
O da siyasetin gelip geçici, dostlukların baki olduğunu iyi biliyordu.

 
Ne yıllar geçti

80’li yıllar Türkiye için ne kadar hareketliydi. 12 Eylül darbesi ülkenin bütün ayarlarını bozmuştu. Demokrasiye kesintiye uğramış, askıya alınmıştı. Sonra yeniden seçimler, siyasetin yeniden şekillenişi, Türkiye’nin yeni bir ekonomi programıyla hızlı yükselişi...
90’lar da öyleydi. Dalgalanmalar, dibe vuruşlar, yeniden çıkışlar...
Türkiye 2023’e, Cumhuriyet’in 100’üncü yılına kutlamaya hazırlanırken demokrasisini daha güçlü hale getirmeli.
12 Eylül’ün demokrasi üzerinde bıraktığı tortuları da eritmeli.
Türkiye her zaman daha iyisini yapacaktır.

 
Sadece tablo gibi değil
iyi şirketlerimiz de var

BU ara Urla çok popüler...
Yakın bir zamana kadar insanlar emekli olup buralara yerleşmeyi düşünüyorlardı.
Şimdi ise “Beklemeye ne gerek var” diye düşünmeye başladılar.
Haklılar...
Çünkü Ege Bölgesi’nin sanayi şirketleri belki İstanbul ve çevresindekiler kadar büyük ve güçlü değiller ama İstanbul’a alternatif en önemli yerlerden biri de İzmir hiç kuşkusuz...
Bunda İzmirli şirketlerin ihracat ağırlıklı çalışmaları, hizmet sektörünün öne çıkıyor olması, teknoloji şirketlerinin buraları tercih ediyor olmasının da büyük etkisi var.
29 Ekim günü Urla’da, İskele’de birkaç saat vakit geçirince ve birçok İstanbullu arkadaşımın “Buraları tablo gibi” sözünü dinleyince ve giderek öne çıkan İzmirli şirketlerin başarı hikayelerini dinleyince keyfim yerine gelmedi değil.
Bakar mısın bu resme...

Haberi alınca çok eskilere gittim

 
Kendinize güvenin çocuklar

NAZAR değdirmek istemiyorum.
Karşıyaka bu yıl futbolda iyi bir başlangıç yaptı.
Takım ruhu çok iyi, yönetimin motivasyonu gayet iyi, taraftar da şimdiden havaya girmiş durumda...
İnanın çocuklar, güvenin çocuklar; bu yıl sezonu zirvede bitirin.

X

Kıyılarda nüfus arttı yasal düzenleme şart oldu

Ekim’in ortasında Bodrum doluydu.

 


Bodrum Cup gibi organizasyonların etkisi elbette vardır ama konuştuğum turizmciler bu kış da doluluğun devam edeceğini söyledi.
Zaten pandemide en fazla rağbet gören yerlerden biriydi Muğla bölgesi...
Salgın etkisinin biraz olsun azalmış olması elbette sevindirici.
Aşılarla birlikte insanların biraz rahatladığını görüyorum.
Nitekim Bodrum sahilinde biraz yürüdüm; geçen yılın o tedirginliği yoktu.

Yazının Devamını Oku

mRNA korona aşısı neden Nobel Ödülü’nü alamadı?

Herkes gibi ben de Nobel Tıp Ödülü’nü bu yıl Prof. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin alır diyordum. Ya da mRNA aşılarını bulan Katalin Kariko ve Drew Weissman’ın Nobel’i alacağını düşünüyordum.

 


Ama olmadı ve bunun nedenini aradım, bilenlere sordum.
Aradığım cevabı İsmet Berkan’ın Tekno Gündem’inde buldum.
Aynen aktarıyorum.
“Bu yıl Nobel Tıp Ödülü’nün mRNA aşılara gideceğine dünya üzerinde çok insan kesin gözüyle bakıyordu. O kadar ki, örneğin The New York Times gazetesi ödül açıklanmazdan önce mRNA’nın iki mucidi Katalin Kariko ve Drew Weissman’ın fotoğraflarını hazırlamıştı bile. Ama ödül, David Julius ve Ardem Patapoutian’a gitti. Bu ikili vücudumuzda son derece önemli işlevler gören duyularımızın iletim mekanizmasını bulmuşlardı. Peki dünyayı kasıp kavuran korona salgınına karşı bize büyük bir ümit veren, kim bilir kaç milyon hayatın kurtulmasına yardımcı olan mRNA aşıları neden ödülü alamadı? Nature dergisi aynen bu başlıkla bir haber yayınlamış. Bu teknolojiyi yaratan iki bilim insanından biri BioNTech’te, diğeri ise Moderna’da korona aşısının ortaya çıkmasını sağladılar. Nature’daki habere göre aşı biraz geç kaldı. Çünkü ödül için adaylıklar şubat ayında belirlendi, o sırada ortada aşı yoktu. Bir başka sebep, bilimsel buluş ile ödül arasında hep belli bir zaman geçmesi. Bunun bir iki istisnası var, mesela kütle çekim dalgalarının keşfi, mesela Higgs bozonunun keşfi gibi.”
Bu yıl olmadı belki ama seneye sanki mRNA aşıları bulanlar ve ilk uygulayanlar Nobel’i alabilir gibi geliyor bana...

 

Yazının Devamını Oku

EXPO’ya yeniden aday olmalıyız

İzmir ile Dubai, EXPO için yarışmıştı. Paris’te hepimiz büyük bir heyecan içindeydik. Sonuçta Dubai kazanan taraf oldu. Yıllar geçti, geçen yıl yapılması gereken bu büyük fuar salgın nedeniyle ertelendi.

 


EXPO 2020 Dubai sonunda açıldı ve 182 gün boyunca dünyanın dört bir yanından tahmini 25 milyon ziyaretçiyi ağırlayacak. Dubai’deki fuarın teması “Zihinleri Birleştirmek, Geleceği Yaratmak”tı.
Son 170 yılda 35’inci dünya fuarı Dubai’deki...
Açılış töreninde dünyaca ünlü tenor Andrea Bocelli, şarkıcı ve söz yazarı Ellie Goulding ve Grammy ödüllü Angelique Kidjo gibi isimler sahne aldı.
Etkinliğe 192 ülke katılıyor. Üç alt tema sürdürülebilirlik, hareketlilik ve fırsat olarak belirlendi.
Birçok etkinlik çevrimiçi olarak canlı yayınlanacak, ancak seyahat kısıtlamaları küresel olarak kolaylaştığı için önceki ev sahibi Milano’dan daha fazla ziyaretçi çekmeyi bekliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Bazı yerleri inanın çekinerek yazıyorum

Duru Grup İcra Kurulu Üyesi Cem Duran demiş ki...

 

 

“Yazılarınızda birkaç kez değinmiştiniz, yine görünce ziyaret programınıza almanız için sizi cesaretlendirmek istedim. Sinop şehri İzmir’den sonra (ki ben de Ordu’luyum aslen, 94’ten bu yana İzmir’liyim) ülkemizin en güzel kenti olabilir. Mutlaka görün derim. İzmir’de artık her saat yaşanan trafik yoğunluğuna karşın Sinop’ta trafik lambası dahi olmadığını söylemem sanırım ön referans olur size.”
Hatırlattığı için Cem Bey’e teşekkkür...
81 şehirden geriye bir tek Sinop kaldı, ilk fırsatta gideceğim.
Üstelik yıllardır birlikte çalıştığımız Yazı İşleri Müdürümüz Adnan Kaya da Sinop’ludur.
Ondan da Sinop’u çok dinledim.

Yazının Devamını Oku

Salgından Gaziantep gibi şehirler karlı çıktı

Hürriyet olarak birçok kentte ekonomi, tarım zirveleri yaptık. Pandemi sonrasındaki ilk zirveyi de Gaziantep’te düzenledik.

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Noyan Doğan moderatördü. Panelde Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Fikret Kileci, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yıldız Özkök, Türkiye Genç İş İnsanları Derneği Genel Başkanı Nilüfer Çevikel ve Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Sefer Levent de konuşmacıydı.
Türkiye’de görmediğim tek bir şehir kaldı; o da Sinop...
Gaziantep’e defalarca gittim.
Bölgeyi iyi tanıyorum.
Gidemediğim dönemlerde de buralardaki dostlarımdan bilgiler alıyorum.
Gaziantep gerçekten de önemli bir sanayi şehrimiz...

Yazının Devamını Oku

Takım elbise severlere kötü haberim var

HUGO Boss AG Operasyondan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Heiko Schafer ile geçen hafta buluştuk.

Biraz pandemiyi, gelişen trendleri, biraz Türkiye’yi konuştuk.
İzmir’e 22 yılda toplam 90 milyon euro yatırım yapmış bir gruptan bahsediyorum.
Ve bu yatırımlar devam edecek gibi gözüküyor.
Türkiye Hugo Boss için bir numaralı tedarikçi konumunda...
Dünyada satılan her markalı ürünün yüzde 40’ı İzmir’den gidiyor.
Bu ayrıntıları birkaç kere yazdım.
Heiko Schafer de ben de o gün takım elbise giymiştik.

Yazının Devamını Oku

Çok ortaklı yapılar bu bölgeye yabancı değil

CENK Karace ve Mehmet Ali Kasalı konuşurken biraz gerilere gittim. Kipa’nın kuruluşuna, EGS ve Güçbirliği fikrini geliştirenlerin buluşmalarına... Hepsine tanıklık ettim. Bir kenti yöneten, bölgede ağırlığı olan iş insanları buluşmuşlar yeni yatırım kararları alıyorlardı.Market zincirlerinin bu kadar yoğun olmadığı günlerde Kipa çok başarılı olmuştu. Ahmet Piriştina ve Şinasi Ertan’ın öncülüğünde 100 iş insanı bir araya gelmişti.




Bornova’daki ilk Kipa’nın açıldığı gün yaşanan izdihamı kim unutabilir ki? Trafik kilitlenmişti.
Tesco’ya satılıncaya kadar müthiş bir hikaye yazıldı.
EGS, Güçbirliği şirketlerinin sonu istenildiği gibi bitmese de bana göre o dönem için hep ilerici adımlardı.

Yazının Devamını Oku

Kendileri için değil bizler için aşı olsunlar

YAKIN çevremde aşı olmayan neredeyse kalmadı. Olmayan birkaç arkadaşımla da sürekli konuşuyorum. Bana sürekli mesajlar atıyorlar; yurtdışında çıkan makaleleri yolluyorlar. Hepsini okuyorum. Ama aşılarla ilgili diğer verileri, araştırmaları, yazıları da okuyorum. Ben de bu yazıları onlara yolluyorum. Yani karşılıklı mesajlaşıyoruz.


O birkaç kişinin aşıya daha yakın olduklarını hissediyorum.
Çünkü onların da yakın çevresinde hastalanıp ağır geçirenler oldu. Biliyorum çok sevdikleri insanlar arasında kayıplar da var.
Geçen gün onlara şöyle bir mesaj daha attım:
“Kendiniz için değil, benim için, bizim için, yakın çevreniz için, tanıdıklarınız için, aileniz için aşı olun...”
Durum budur ve bu kadar ciddidir.
Aşı olmadan bu pandeminin bitmesini beklemek artık imkansızdır.

Yazının Devamını Oku

Güneş tarlaları Ege’de teşvik edilmeli

DÜNYA medyası bir süredir zor bir kış olacağı konusunu işliyor.


Dün de Amerikan, İngiliz, Alman ve Fransız medyasına baktım; konuyu uzmanlarına yorumlatmışlar.
Gerçekten de önümüzdeki kış bizi bir enerji sıkıntısı mı bekliyor ve biz buna ne kadar hazırlıklıyız?
Biz derken bütün dünyayı kast ediyorum.
Ama Türkiye gibi enerjiyi dışarıdan almak zorunda kalan ülkelerin de çok dikkat etmesi gerekiyor.
Avrupa ve Asya’da doğal gaz ve kömür fiyatları en yüksek seviyelerine ulaştı. Amerika’da petrol fiyatları yedi yılın en yüksek seviyesine geldi.
Avrupa Birliği İstatistik Ajansı cuma günü yaptığı açıklamada, Euro bölgesinde yıllık enflasyonun eylül ayında petrol ve gaz fiyatlarının artmasıyla 13 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.

Yazının Devamını Oku

Kentleri güzelleştirmek elimizde

PAZAR günü “Kemeraltı’nın Plaka’dan eksiği yok fazlası var” diye yazdım. Çok sayıda mesaj geldi, arayanlar oldu.


Atina’ya çok gidiyorum.
Artık sokak sokak bildiğim şehirlerden...
Örneğin son gidişlerimde Plaka’ya uğramadım bile...
Ama ilk defa gidenler için ilginç bir bölgedir...
Şimdilerde Psiri, Kolonaki çok daha popüler...
Kolonaki İstanbul’un Nişantaşı’sı, İzmir’in Alsancak’ı gibidir.

Yazının Devamını Oku

İki ülke tek destinasyon

PANDEMİDEN bu yana adalar Türk misafirlerini ağırlayamıyor. Doğal olarak bizim kıyılar da Yunanlı misafirlerini çok özlediler.


Sakız’dan, Samos’tan, Simi’den arkadaşlarımla konuşuyorum.
İki yıldır ve daha çok Avrupa’dan turistin adaya geldiğini söylüyor.
Ama Türklere alışmış ada halkı pandeminin bir an önce bitmesini istiyor.
Yıllardır yazıyorum.
Türkiye ve Yunanistan’ın çok benzerlikleri var. Ve birbirlerine çok yakın iki ülke...
Zaman zaman siyaset gerilse de, iki ülke arasında diplomatik krizler olsa da ortak birçok alanda yapılacak çok şey olduğunu görüyorum.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlar çocukları düşünsün

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamaları önemliydi.


Dedi ki;
“Ortalama aktif vaka sayımız 400 bin civarında. 4’te biri 0-17 yaş grubunda. Yani yüzde 25’i. Daha önce yüzde 11 civarındaydı...”
Yani dört çocuğumuzdan biri şu an pozitif gözüküyor.
Pandeminin en ağır tablosunu yaşayan ülkeler bile özellikle ilköğretim okullarını kapatmadılar ve hep açık tuttular.
Ailelerin ve çocukların en büyük endişesi, okulların yeniden kapanıp kapanmayacağı...
Aslında Sağlık Bakanı Koca; içimizi rahatlatan bir açıklama daha yaptı.

Yazının Devamını Oku

Berlin örneğini unutmayalım

ALMANYA’da seçimler yapıldı, şimdi koalisyon görüşmeleri başlayacak. Dikkatinizi çekmiştir, seçmenin önüne bir başka sandık daha geldi.

Almanya’da federal seçimlerle birlikte Berlinlilerin şehirde gayrimenkul şirketleri tarafından yönetilen ve kiraya verilen yüz binlerce konutun kamulaştırılması için de bir referandum yapıldı.
Oy verenlerin yüzde 54.6’sı evet oyu kullandı.
Berlin sakinlerinin yüzde 80-85’i kirada oturuyormuş.
Almanya’da yaşayan dostlarımdan özellikle Berlin’de artan emlak fiyatlarından rahatsız olduklarını duyuyordum.
Her ne kadar fiyatlar Londra ya da Paris gibi diğer Avrupa başkentlerinden daha düşük olsa da 2009 ile 2019 yılları arasında fiyatların ikiye katlanması kentte tartışmalara neden oluyordu.
Şimdi referandum sonrası yeni kurulacak senatodan bir yasa hazırlanarak şehirde 3 binden fazla daireye sahip konut bloklarının kamulaştırması istenecek.
Hayata geçirilmesi halinde 240 binden fazla daire bir devlet kurumu tarafından yönetilecek. Bu adımla fahiş kira artışlarının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Yazının Devamını Oku

Adalardaki her deprem bizleri tedirgin eder

GİRİT adasında 6 büyüklüğünde bir deprem oldu.

Dün kimle konuştuysam tedirgindi.
Hatırlayın 30 Ekim’de yaşanan depremin merkez üssü İzmir değil adalardı.
Ve ne zaman adadan bir deprem haberi gelse; Egeliler yatağa tedirgin yatar.
İzmir depreminin üzerinden bir yıl geçti.
Doğruyu söylemek gerekirse kentsel dönüşümün çok daha hızlı başlayacağını düşünmüştüm.
Yıkılan, hasar gören binalarla ilgili çalışmaları takip ediyorum. Devlet, ilgili bakanlıklar dönüşümle ilgili çalışmaları yürütüyor.
Yerel yönetimler mağdurlara çözüm üretmek için elinden geleni yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Didim’de bir Finans Kamp

GEÇEN hafta Didim’de bir Finans Kampı’na katıldım.


Türkiye’de finansal okur yazarlığın tam anlaşılabildiğini düşünmüyorum.
Son yıllarda epey mesafe kat ettiğimizi söyleyebilirim ama hala gidecek çok yolumuz var. Murat Sağman kampa davet etti; iyi ki de gitmişim. Benim için de hem öğretici, hem de yatırımcıların bilinçlenmesi adına önemli bir buluşma olduğunu gördüm.
Kamp Aydın Adnan Menderes Üniversitesi bünyesinde düzenlenmiş. Geçen yıl çok başarılı geçince bu yıl üç hafta üst üste yapılmış.
Projenin fikir babası Nazilli İİBF İşletme Bölümü, Muhasebe ve Finansman Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kaderli... Kaderli’yi ekranlardan da tanırsınız.
Sermaye piyasalarının gelişmesi için katkı koyanlardan...
Bir ülkede sermaye piyasasının gelişimi için hem halka açık şirketlerin; hem de yatırımcı sayısının artıyor olması gerekir. Ancak piyasada gelişimin daha kalıcı olabilmesi için yatırımcı sayısının yanı sıra yatırımcı kalitesinin de artırılması gerekir.

Yazının Devamını Oku

Artık üçüncü sayfa haberi olarak kalmasın

FARKINDA MISINIZ? Bir günde dört kadın öldürüldü, 104 kez bıçaklanan beşinci kadın da hala yaşam mücadelesi veriyor.


10 haberde okudum.
İstanbul Beyoğlu’nda 6 aylık bebeği olan 1.5 aylık hamile 17 yaşındaki Gülseren Mamuş, birlikte yaşadığı Suat Ö. (32) tarafından vurularak öldürüldü. 6 suç kaydı bulunan Suat Ö. tutuklandı. Küçükçekmece’de eğlence mekanlarında piyanistlik yapan Oktay Konak (35), 4 ay önce şiddet uyguladığı için kendisinden şikayetçi olan sevgilisini bıçaklayarak öldürdü. Elazığ’da bir barakada buluşan 17 yaşındaki Emine Fulya Akçelebi ile sevgilisi Salih Yılmaz C. arasında tartışma çıktı. Bıçağını çıkaran Salih Yılmaz C., Emine’yi 10 bıçak darbesiyle öldürdü. Adana’da Burhan D. (39) tartıştığı eşi Tuğba D’yi (35) iki çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklayarak öldürdü. Annesi “Kadına şiddet gösterenler serbest kalıyor. 14 yıldır kızıma şiddet uyguluyordu. Kızım öldü, yavrumu kurtaramadım” diye feryat etmiş.
İsyan etse ne olacak artık kızı hayatta değil.
İzmir’de Feyzi D. (28) ile sevgilisi Aysel Perkgün (28) arasında kıskançlık tartışması çıktı. Feyzi D, Perkgün’ü dövüp başında içki şişesi kırdı, tam 104 kez bıçakladı. Perkgün mucize eseri hayatta kaldı, Feyzi D. tutuklandı. Perkgün “Senin ölümünü izleyeceğimi söylemiştim dedi. Sigarasını yakıp izlemeye devam etti. Bu olay defalarca oldu. İlk kez bıçaklanmadım ama ilk kez doğrandım” diye konuştu.
Bu haberleri üçüncü sayfalarda okumaya devam ediyoruz.
Ve her gün kadınlarımız ölüyor.

Yazının Devamını Oku

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı. Dedi ki;

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı.Dedi ki;


“Sen edebiyatın, yazı dünyasının içinde ol...”
Yazmayı çok seviyordum; okumayı da...
Ve elbette sanatın her dalına da büyük bir ilgim vardı.
Saint Joseph zor bir okuldu; Fransızca ağırlıklı derslerde sınıfı geçmek kolay değildi.
Ama ders edebiyat, literatür olunca benim dünyam da farklı olurdu.
Kafama koymuştum; böyle bir dünyanın içinde olacaktım.

Yazının Devamını Oku

Bu ülkenin gençlerine iyi bakmamız gerekir

KENDİ yeğenimden biliyorum.



İstanbul’da üniversitede okuyor.
Üniversiteye başlayacağı günlerde pandemi olunca üniversite online eğitime geçti. Birçok arkadaşı gibi o da yaşadığı şehirden ayrılmadan derslerine girdi, sınavlarını verdi.
Bir buçuk yıldır eğitimini böyle sürdürüyor.
Aşılama artınca, pandemi daha kontrollü hale gelince ve hükümet eğitim konusunda daha kararlı olunca da üniversitelerde yüz yüze eğitim netleşmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Gündem aynı tek fark kadınımızın hassasiyeti

ŞİMDİ çok popüler oldular ama ben ilk yazdığımda sadece küçük bir grup olarak İzmir sokaklarında pedal çeviriyorlardı.


2013’te İzmirli tarih öğretmeni Sema Gür ve birkaç arkadaşı tarafından organize edilen “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” şimdi 30 farklı ülkede, 150’den fazla şehirde düzenleniyor.
Resimaltı haber olarak giren haber artık gazetelerin manşetlerine taşınmış durumda.
Çorbada benim de tuzum olması çok mutlu ediyor.
Her yıl farklı bir temayla kadınlarımız pedal çeviriyorlar.
Bu yılki konu “egzoz kokusuna karşı mis kokulu kadınlar”dı.
Sema Gür ile ilgili ilk yazıyı 7 Haziran 2015’te yazmışım.

Yazının Devamını Oku

Bir Bitcoin gazetecisinin Budapeşte’de yaptıkları

EURONEWS’te okudum.Macaristan’da kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olduğuna inanılan Satoshi Nakamoto anısına heykel dikilmiş.

 


Biliyorsunuz; Orta Amerika ülkesi El Salvador Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden ilk ülke olmuştu.
Merkez bankaları hala muhafazakar olup kripto dünyayı sanki yokmuş gibi davransa da gerçek öyle değil.
Aslında dijitalleşmenin bu kadar hayatımızın içinde olduğu bir dönemde sanal paraların önüne geçmek de neredeyse imkansız.
Devletler, hükümetler yasal düzenlemelere gidip yasal bir çerçeve çizseler işler daha iyi olacak bana göre...
Neyse Macaristan’a dönelim.

Yazının Devamını Oku