Gönüllü oldum aşım yapıldı

İLGİNÇ ve zor bir yıl oldu. Bu yılın başında hiçbirimiz bir virüsle dünyanın kapanacağını, evlere zorunlu gireceğimizi, iş yapma alışkanlıklarımızın değişeceğini düşünememiştik.


Belki ilk dönem çok yakınlarımızda değildi bu virüs belası ama yazdan sonra herşey değişti, vaka sayılarında müthiş bir artış oldu, kayıplar da artmaya başlayınca herkes daha da endişelendi.
Bazıları ayakta, hiç anlamadan geçirdi; bazılarını ise hastalık adeta yatağa çiviledi.
Kovid 19’u geçirenlerin anlattıklarını dinleyince, okuyunca hastalığın hiç hafife alınmaması gerektiğini daha iyi anladık.
Ve kasımda beklenen tedbirler geldi.
Avrupa aslında kısıtlamaları bir ay öncesinden almıştı.
Aralık ayını hafta sonları evlerde, hafta içi de saat 9’dan sonra eve dönerek geçirdik.
Eğer vaka sayılarını azaltamazsak ocak da böyle geçecek gibi gözüküyor.
Herkes 2020’yi kayıp bir yıl olarak görüyor, 2021’in de böyle olmasına tahammül edemeyiz.
Bunu tersine çevirecek tek şey aşılar gibi gözüküyor.
Dünya nüfusunun yüzde 70’i bağışıklık kazanmadan bu virüsten kurtulamayacağımız.
Bu net...
Ben gazeteci olarak her gün gazeteye gittim.
Haber virüs dinlemiyor.
Ama çok da mutlu değilim. Odama kapanarak da gazetecilik olmuyor, tadı çıkmıyor.
Dışarıda olmalıyız, yeniden o hareketli sosyal hayata dönmeliyiz.
Ve dedim ki;
Gönüllü olayım ve aşı çalışmalarına katılayım.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji-İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Şükran Köse aradı.
“Topluma örnek ol. Bu çalışmaya katılınca kendini daha iyi hissedeceksin” dedi.
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittim.
Ve gerekli imzaları attım.

Gönüllü oldum aşım yapıldı

 
Aşı için hangi
aşamalardan geçtim

ENFEKSİYON Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji-İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Şükran Köse’yi uzun yıllardır tanıyorum. Sağlık ordumuzun isimsiz kahramanlarından biridir. Ekibi de öyle... Beni odaya aldılar süreci anlattılar.
“Dışlama Kriterleri” adı verilen iki sayfalık formdaki soruları yöneltip çalışma için uygun olup olmadığımı öğrendiler.
Aşı için geçmişte Kovid-19’a yakalanmamış olmak gerekiyordu.
Önce PCR testi yapıldı. Ardından Kovid-19 geçirip geçirmediğimi belirlemek üzere antikor testi için kan örneği alındı.
Ve iki gün sonra Şükran Köse hoca aradı, “Bekliyorum” dedi.
PCR testimin ve antikor sonucumun negatif olduğu anlaşılmıştı.
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittim.
Önce ateşim ve tansiyonum ölçüldü.
Aşı grubunda mı, yoksa plasebo (aşı görünüm verilmiş sıvı) grubunda mı olduğumun 10 gün sonra belli olacağı söylendi.
O an cep telefonuma Kovid-19 aşı çalışmasıyla ilgili bana verilen onay kodu düştü.
Numarayı söyledim.
Aşım kutudan çıkarıldı.
Ve aşıyı Prof. Dr. Şükran Köse kendisi vurdu.
Hiçbir acı hissetmedim.
Odasında kahvemizi içerken sohbet ettik.
Yarım saat beklememizi istedi ve sonrasında yine ateşim, tansiyonum ölçüldükten sonra hastaneden ayrıldım.

Gönüllü oldum aşım yapıldı

 
Hiçbir yan etki hissetmedim

BAŞTAN söyleyeyim.
Benim iğne, hastane korkum yoktur. Kan alınırken bakabilirim, hatta ameliyat bile izleyebilirim.
İğne korkusu olanların içi rahat olsun.
Aşı olurken en ufak acı hissetmedim.
Aşı olduktan sonra gazeteye gittim, çalışmalarıma devam ettim.
Günlük hayatıma aynen devam ettim.
Gece ne ateş oldu, ne de ağrı...
Gece yatarken ateşimi kontrol edip bir kenara yazdım.
Ertesi sabah da aynı şeyi yaptım.
Öğlene doğru 800’lü hatların birinden telefon geldi.
Aşıyla ilgili bazı sorular soruldu.
Yan etkilerinin olup olmadığını içeren bir anketti.
Hepsine cevap verdim.
Aşımın üzerinden 4 gün geçti ve her şey yolunda gözüküyor.
İkincisini 14 gün sonra olacağım.
Plasebo ise bu çalışmaya gönüllü olarak katıldığım için ilk gelen partiden bana aşı yapılacak.
İşte bu kadar...

Gönüllü oldum aşım yapıldı

 
Neden bu çalışmaya katıldım

ÇÜNKÜ aşı olmadan bu iş bitmeyecek.
Ve uzun süren bu süreçte herkesin kafası karıştı. Önce evlere kapandık şimdi de aşıyla umutlandık. Ve bugün biz aşı tartışmaları yapıyoruz.
“Hangi aşı?” diye; “Aşıların yan etkisi var mı?” diye...
Ben her zaman bir toplum gönüllüsü oldum. Çok genç yaşlarımdan itibaren sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldım, gazeteci olarak da topluma öncülük etmemiz gerektiğini düşündüm.
Ben bilime inanıyorum.
Bilimin onay verdiği her şeyde gönül rahatlığıyla varım.
Hangi aşı meselesine gelince...
İşimiz uzun, her yıl belki de altı ayda bir aşı olacağız.
Bugün Çin, yarın Alman ve en sonunda Türk aşılarını olacağız.
Aşı olmalıyız.
Yoksa bu Kovid-19 belası daha uzun süre devam edecek.


Uğur Şahin’le aynı görüşteyim

BU süreçte gurur duyduğumuz iki bilim insanı oldu.
Amerikan Pfizer firmasıyla koronavirüsü aşısını geliştiren Alman BioNTech firmasının kurucusu Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin...
Bakın Şahin Çinli Sinovac firması tarafından üretilen CoronaVac aşısıyla ilgili nasıl bir yorum yapıyor.
“Çin’den gelen aşı da etkili olduğunu gösteriyor. Galiba yüzde 85, yüzde 86 etkisi var. Bu güzel ve etkili bir aşı sayılır. Çin aşısı veya BioNTech aşısı veya başka devletin aşısı diye hiç sakınca olmasın. Çinliler de bu aşıyı uzun bir şekilde deneylerden ve klinik testlerden geçirdi. Mühim olan yeterince sayıda aşının Türkiye’de olması lazım. Şimdiye kadar gördüğüm bütün aşılar iyi etki gösteriyor ve yardım edebilir.”
Ben de aynı görüşteyim.
Bir an önce aşı olmalıyız.

X

Bir turizmciden uyarı

DALAMAN, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Derneği (DOKTOB) Başkanı Yücel Okutur, geçen ay bir programı nedeniyle Amerika’daydı.


Dönüşte yaşadığı bazı olayları benimle paylaştı.
Aslında yurtdışına çıkan birçok kişi de benzer örneklerle beni aramışlardı.
Yücel Okutur’dan başından geçen olayları yazmasını istedim.
Özet halinde aktarıyorum...
“ABD’nin Florida Bölgesi’ne gittim. Amerika, 26 Ocak itibariyle ülkeye girişlerde, 90 gün içerisinde Kovid-19 testi pozitif çıkıp, tedavisi biten ziyaretçileri, sonuçları ve tarihini gösterir belgenin sunulması halinde ülkeye girişlerde yeni bir PCR testi yaptırılmasına gerek kalmaksızın kabul ediyor. Ülkemize dönüşte Sağlık Bakanlığımızın son 3 günde yapılmış negatif sonuç içeren PCR testi istemesi bizi çok zor durumda bıraktı. Sadece bizi değil, ülkemize gelecek turist ve ziyaretçileri düşünerek karşılaştığımız zorlukları paylaşarak bu uyarıyı yapma gereğini hissettim. Öncelikle 90 günde Kovid-19 geçirip, tedavi olmuş biri olarak, kendi ülkeme girerken daha az zahmetli ve ucuz olan antijen testinin bile kabul edilmeyip PCR istenmesi yüzünden; hem zaman kaybı, hem de ekstra masraf yapmak zorunda kaldık. Örneğin bulunduğumuz eyalette ücretsiz PCR testi yapılmasına rağmen, sonuçların 5-7 günde verilebilmesi nedeniyle fiyatları 150-279 dolar arasında değişen ve hızlı PCR sonucu veren yerleri bulmak zorunda kaldık. Pazar günü her yerin kapalı olması sebebiyle testi yaptırabileceğimiz iki günümüz vardı. Uçuşumuzun 10 Şubat’ta olduğu düşünüldüğünde 7’si pazar olduğu için 8 veya 9 haricinde alternatifimiz yoktu. 8 Şubat’ta randevuların tamamı dolu olduğu için test 9 Şubat’a kaldı. Kişibaşı 150 dolardan testleri yaptırdık. Daha 16 Aralık’ta ailece tedavimiz bittiği halde benim test sonucum pozitif ve diğer aile bireylerinin negatif gelmesi bizi çok şaşırttı. Hiçbir belirti vermediğim için eşim testin tekrarlanmasını istedi. Sağlık kuruluşu bir 150 dolar daha ödememiz halinde kabul etti, ancak randevuların dolu olduğunu söyledi. Ertesi gün uçağımız olduğunu da söylememiz işe yaramadı. Sonunda 16.30’da bir randevunun iptal olma ihtimaliyle saatlerce bekleyip testi yaptırdık ve negatif çıkmasıyla yurdumuza dönebildik. Test sonucunu kabul etmiş ve tekrarlamamış olsaydık, 14 gün de ABD’de karantinada kalacaktık. PCR testlerinin çok güvenilir olmadığını bir kez de kendimiz test etmiş olduk. Ülkemize gelecek turistler, son 90 günde koronavirüs geçirip tedavi olmuşlarsa PCR testi yerine hızlı test ya da antigen testi ya da belki de hiçbir şey istemeden ülkemize giriş yapabilmeleri tekrar değerlendirilmeye sunulabilir. Ülkemizde satılan paket tur fiyatlarını düşündüğünüzde, 4 kişilik bir ailenin PCR testi için yapacağı masraf ve 3 gün sınırlaması ile yasayacağı telaş caydırıcı olacaktır. Daha kolay seyahat edecekleri destinasyonları tercih edecektir. Sık seyahat eden iş insanlarının 3 gün için iş gezisine gitmiş kişiler için de test laboratuvarlarına gitmek, virüsün daha yoğun olabileceği bu alanlarda daha büyük risk oluşturacaktır.”
Bu konuda benzer yorumlar çok geldiği için Yücel Okutur’un bu mesajını önemli görüyorum.

Yazının Devamını Oku

Çanakkale madalyası önerisi

Çanakkale savaşlarının önemli isimlerinden biri olan Binbaşı Ali Faik Bey’in yaşadıklarını, hissettiklerini yıllar sonra torunu Erdal Kabatepe kitaplaştırmıştı.

 

“Ben Binbaşı Faik Bey” kitabını büyük bir keyifle okudum.
Bir dönemi en iyi özetleyen eserlerden biri, okumanızı tavsiye ederim.
Erdal Kabatepe şöyle diyordu:
“Esas amacım, Şehit Binbaşı Ali Faik Bey’in alay komutanlığı yaptığı 1. Balkan Savaşı ve tabur komutanlığı yaptığı Çanakkale Savaşı sırasında tuttuğu günlükleri gün ışığına çıkarmaktı. Büyük Atatürk ‘Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir hâl alır’ demiş. Amacım tarih yazmak değildi. Bu kitabı yazarken incelediğim nice tarih yazan eserlerin gerçeklerden ne kadar kopmuş, sapmış, uzaklaşmış olduğunu gördüm. Ben sadece ve sadece gerçekleri dillendirmeye çalıştım. Bu yapıttan yararlanacak tarihçiler yanıltılmadıklarından emin olabilirler.”
Kabatepe, Gelibolu’da hem kitabını imzaladı, hem de bir sergi açtı.
Şimdi de bir ricası var.

Yazının Devamını Oku

Fatura ödenecekse herkes ödemeli

HER gece hava durumunu takip ederdik, artık koronavirüs verilerini takip eder olduk.


23 Şubat tablosu şöyleydi...
“Son 24 saatte 123 bin 734 Kovid-19 testi yapıldı, 9 bin 107 kişi pozitif, 75 kişi hayatını kaybetti. Ağır hasta bin 185 oldu, 5 bin 546 kişinin Kovid-19 tedavisi, karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 534 bin 996’ya yükseldi.”
Bir ara 5 - 6 binlere kadar gerileyen pozitif sayısı yine 9 binlerin üzerine çıktı.
Bütün uyarılara, tedbirlere, önlemlere rağmen böyle...
Şimdi Bilim Kurulu diyecek ki...
“Restoranları, lokantaları, kafeleri açamazsınız. Bunları açmanız için binli rakamlara düşmesi gerekir...”

Yazının Devamını Oku

Kentler için 50 yıl sonrasını düşünmeliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir’deydi. İl kongresinin dışında çok sayıda açılış ve ziyaretlerde bulundu.

 

Erdoğan’ın İzmir’e olan ilgisini biliyorum.
Kentle ilgili gelişmelerden zaman zaman bilgi aldığını, projeleri takip ettiğini de çok iyi biliyorum.
Örneğin Körfez Geçiş Projesi onlardan biri…
İzmir milletvekili, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın özellikle üzerinde durduğu projelerin başında geliyordu.
O günlerde bu yatırıma destek verdim, aynı görüşümü koruyorum.
İzmir giderek büyüyor ve alternatif yolları şimdiden düşünmek zorundayız.

Yazının Devamını Oku

Turizmde ilk dijital fuar

İLGİNÇ bir yıl yaşıyoruz. Daha doğrusu yeni normale alışmaya çalışıyoruz. Ben yüz yüze iletişimden yana olduğumu her fırsatta yazıyorum, o günlerin de yakın olduğunu görüyorum. Ama eski günlere dönünceye kadar rutini sürdürmek, geleneksel hale gelmiş etkinlere de devam etmek gerekiyor.Onlardan biri de Travel Turkey...14’üncüsü dijital olarak yapılacak.


25-27 Şubat 2021 tarihlerinde ttidigital.izfas.com.tr adresinde düzenlenecek olan fuarı takip etmenizi tavsiye ediyorum.
Hürriyet olarak ilk günden bu yana bu fuara hep destek verdik.
Türkiye’nin ve İzmir’in geleceğinde turizmin önemli bir yer tuttuğuna hep inandım.
O yüzden Travel günlerini hep önemsedim.
Geçen yılın açılış konuşmalarından birini de ben yapmıştım.
Bu sektörün ilk sanal fuarı olacak.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular

BEN kooperatiflere çok inanıyorum. Türkiye bu organizasyonlardan bir süre vazgeçti. Bana göre yanlış da yaptı. Oysa İtalya ve İspanya kooperatifler sayesinde ürünlerini bütün dünyaya satabildiler.

 

Yarattıkları markalarla katma değer yarattılar. Çoğunu takip ediyorum ve çok da başarılı buluyorum.
Pandemi süreci aslında bazı gerçeklerin yeniden masaya gelmesini sağladı. Tarımsal yatırımlarını yapmayan hiçbir ülkenin güçlü olması mümkün değil.
İyi ki yerel girişimler, iyi fikirler var da tarım gündemden düşmüyor.
Bugün size çok başarılı bulduğum bir girişimden bahsedeceğim.
Döngü Kooperatifi...
Farklı mesleklerden 9 kadının girişimiyle, bir AR-GE Kooperatifi olarak 20 Aralık 2018 tarihinde İzmir’de kuruldu. Aralarına sonradan bir kişi daha katıldı, 10 oldular.

Yazının Devamını Oku

Hiçbir hayat böyle bir sonu hak etmiyor

HEPİMİZİ üzen, sarsan, düşündüren intiharlar oldu bu hafta...


Birincisi Antalya’da doktor Kaan Bozkurt, tartıştığı eşi diyetisyen Gamze Kaçar Bozkurt’u tabancayla vurarak öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.
İkincisi de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde asistan doktor olarak görev yapan Mustafa Yalçın ardında mobbing gördüğüne dair bir mektup bırakarak yaşamına son verdi.
Bu arada kadın cinayetleri de devam ediyor.
Bitmeyeceğini de çok iyi biliyoruz.
Dünyanın her yerinde benzer olaylar elbette oluyor.
Gönül ister ki; ayrılıklar bu kadar acı olmasın.

Yazının Devamını Oku

Gayrimenkulde Muğla’ya ilgi boşuna değil

BİR süredir yazıyorum.


Pandemi süreci bazı alışkanlıkları değiştiriyor. Örneğin eylül, ekimde terk edilen yazlıklarda bu yıl kalınmaya devam edildi.
Birçok kişi Çeşme’deki, Bodrum’daki, Marmaris’teki, Kuşadası’ndaki evlerinden geri dönmediler.
Aslında son rakamlar da bunu doğruluyor.
Türkiye genelinde gayrimenkul yani konut, iş yeri, arsa, tarla başına beyan edilen ortalama tapu değerinin en yüksek olduğu il 413 bin lirayla İstanbul olmuş.
Şaşırtıcı değil.
Bin kişiye sorsanız cevapları İstanbul olurdu.

Yazının Devamını Oku

Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı

HERKES gibi ben de çok üzüldüm.


Doğan Cüceloğlu hayatımıza dokunan insanlardan biriydi.
Arada yazarım.
Bazı insanlar iz, bazıları da is bırakır.
Cüceloğlu iz bırakanlardandı.
Olayları, yaşadıklarımızı, yaşayabileceklerimizi örnekleriyle anlatır ve farkındalık yaratmaya çalışırdı.
Birçok kitabını okudum, defalarca kendisini dinledim ve kendime göre notlar çıkardım hep...

Yazının Devamını Oku

Bir müze anılar dostluklar

AHMET Piriştina 1999 yılında büyükşehir belediye başkanlığına aday oldu. Yakın dostları, biz gazeteciler kalabalık bir sofrada buluştuk.Piriştina dedi ki;



“İzmir için çok güzel projeler hazırlıyoruz. Ama kimin fikri varsa dinlemeye hazırız...”
Gerçekten de İzmir’i kucaklayan, kent kimliğini öne çıkaran birçok konu gündeme geldi.
Bazıları konuşulurken tanıklık ettim, gazeteci olarak bunların bir kısmı haberlerimize, yazılarımıza yansıdı.
Benim de üzerinde çalıştığım bir konu vardı.
İzmir’e bir Kent Müzesi kazandırmak...

Yazının Devamını Oku

İzmir’e yakışan sivil hareket

SON yaşanan deprem İzmirlilerin ruh halini çok değiştirdi. Bu duyguyu İstanbullular Körfez depreminden bu yana yaşıyor. Hep tetikteler, en ufak sarsıntıda tarifsiz bir endişe hissediyor, panik atak geçiriyorlar.



İzmir’deki son deprem de böyle bir etki yarattı.
Çok güzel insanlar öldü, yuvalar yıkıldı, hayaller paramparça oldu.
O günleri hatırlayın.
Bütün Türkiye İzmir’deydi.
Devlet, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri elbirliğiyle bu enkazı kaldırdılar.

Yazının Devamını Oku

Bu seramik atölyesinde şimdi dostluklar var

Adı; Cristiane Maria Prandini Sakıpağa...Biz ona kısaca Cris diyoruz.



Çocukluk arkadaşım Tevfik Sakıpağa, yüksek lisans için Amerika’ya gittiğinde Cris’le tanıştı.
Tabii, bizler de o günden itibaren arkadaş olduk.
Tevfik, Türkiye’ye döndü, ama aklı Brezilyalı Cris’te kaldı.
Biz de hep ona takıldık, “Brezilyalı bir gelinimiz olsun” diye...
Cris’i ikna etmek zor olsa da sonunda oldu.

Yazının Devamını Oku

Çeşme nüfusu 46.093 50 bine çok az kaldı

ZAMAN zaman yazıyorum.


Çeşme gibi, Bodrum gibi, Marmaris gibi, Alanya gibi, Kuşadası gibi, Fethiye gibi yerleri bu bütçelerle yönetmek gerçekten zor.
Turizmin kalbi olan bu yerlerin yaz nüfusları bazen 1 milyonu geçiyor.
Bodrum’da geçen yaz Turgutreis’ten havalimanına bir buçuk saatte zor gittim.
İstanbul trafiğinden beterdi.
Bence Bodrum’a bir çevre yolu şart oldu.
Aynı şekilde Çeşme de öyle...

Yazının Devamını Oku

Yeni bir anayasayı herkes istiyor

SİYASETİN tansiyonu bugünlerde yine yüksek... Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir anayasa tartışmasını başlattı. MHP lideri Bahçeli de bu görüşe destek verdi. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin de bir anayasa metni üzerinde çalıştıklarını biliyoruz.

 


Bu Meclis’ten yeni bir anayasa çıkar mı, bilemiyorum.
Geçmişte de metinler üzerinde çalışıldı ama her seferinde dosyalar rafa kaldırıldı.
O yüzden ihtiyatlı iyimserliğimi korumak istiyorum.
Ama gazeteci olarak şunu görüyorum.
Toplum ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılamayan, gelecek hayali de kurdurmayan bir anayasaya sahibiz.

Yazının Devamını Oku

1 Mart yeni bir başlangıç olsun

SALGIN gerçekten beklediğimizden de uzun sürdü. Bir yıldır evlerdeyiz, hareketlerimiz kısıtlı, işten eve gidip pandeminin son bulduğuna dair gelecek haberleri bekliyoruz.Yeni mutasyonlar elbette canımızı sıkıyor. Ve bu yaşananların ne zaman sona ereceği ve eksi normale ne zaman döneceğimiz hakkında soru işaretlerimiz var.


Ama şunu biliyoruz.
Aşılar pandeminin süresini azaltacak.
Asıl müjde tedaviyle ilgili ilaçların bulunmasıyla olacak.
Pandeminin ilk aylarında ekonomilerde sert frenler oldu.
Bunun etkilerinin rakamlara yansıdığını görüyoruz.
Bazı sektörlerde toparlanma hızlı oldu.

Yazının Devamını Oku

Romantik değil gerçekçi olalım

BAZI konularda romantik değil gerçekti, somut adımlar atmamız gerekir.


Beklediğimizden çok daha uzun bir pandemi dönemi yaşıyoruz.
Hafta içleri 21.00’den sonra dışarıda olamıyoruz; hafta sonları ise evlerde kalmak zorundayız.
Ve bu dönemde bütün belediyeler şöyle haberler geçtiler; “Sokaktaki dostlarımızı unutmadık. Şu kadar ton mamayı sokak hayvanları için harcadık...”
Gerçekten de tonlarca mama sokaklara, caddelere bırakıldı.
Bazılarına şahit oldum, bazılarının haberlerini sayfalarımıza verdik.
Peki dünya medyasında böyle ve benzer haberlere rastladınız mı?

Yazının Devamını Oku

Gelecek için dikey tarımı destekliyorum

UZUN zamandır yazdığım bir konu var. Tarımı gerçekten çok ihmal ettik. Dünyadaki değişimi elbette anlıyorum. Yüksek teknolojinin getirdiği imkanları, şehirleşmeyi, kalabalıklar halinde yaşamayı...


Ama tarımı unutmamalıyız. Güzelim topraklarımızı kentleşme adına gökdelenlerle doldurmalıyız. Bugün görüyoruz ki; geleceğin stratejilerinde tarım, su, çevre gibi konular çok daha öne çıkacak.
Ve yine bir süredir tarım teknolojilerini okuyorum. Yeni dünyanın sunduğu imkanları ve buna ilgi duyanları...
Takip ettiğim şirketlerden biri de Plant Factory...
İstanbul Dragos’taki tesislerinde topraktan ve güneşten bağımsız yüksek besin değerine sahip üretim yapıyorlar.
Plant Factory’nin genç kurucu ortakları; Halil Beşkardeşler, Ahmet Güney, Anıl Sönmez ve Emre Kaynar Türkiye’de dikey tarımın geleceğini şekillendirmeyi ve kendi geliştirdikleri teknolojilerle bütün dünyaya ihracat yapmayı hedefliyorlar.
Azalan ekilebilir araziler, mevsimsel sınırlı üretim ve yüksek su tüketimi gibi problemler yok bu işletmede...

Yazının Devamını Oku

Hobisi güzel bir projeye dönüştü

BİRAZ siyaset dışına çıkalım.


Ajlan Haskök’ü iyi tanıyorum.
Kimya mühendisidir. 43 yıllık aile şirketini iki kuzen birlikte yönetiyor. Türkiye’de sektöründe liderdir. Teknik Balans “Messmatic” markasıyla otomotiv ve endüstriyel balans makineleri üretimi yapıyor. Yurtiçinden daha çok yurtdışı piyasalarda tanınıyorlar; 35 ülkeye ihracat yapıyorlar.
Türkiye’de Teknik Balans gibi başarılı çok şirket tanıyorum.
İhracat yapan, araştırma geliştirmeye önem veren ve sektörüne yenilikler getiren başarılı şirketlerimizi öne çıkarmalıyız.
Ajlan da; 27 yıldır şirketin başında yöneticilik yapıyor.
Ve ikinci kuşağın şirkete değer kattığını görüyorum.

Yazının Devamını Oku

BEZOS bile bırakıyor bizimkiler bırakmıyor

O dünyanın en zengin iş insanı...


200 milyar dolarlık kişisel serveti var, şirketlerinin değeri trilyon doları çoktan geçti.
Jeff Bezos’tan bahsediyorum. 1.3 milyon çalışanı var ama daha önemlisi dünyadaki herkese dokunabiliyor.
Bezos Amazon’u 1994’te garajında kurmuştu. O zaman yalnızca internet üzerinden kitaplar satan bir şirketti. Bugün paket teslimatından dizi, film platformuna kadar sayısız alanda hizmet veriyor.
Müthiş bir organizasyon, insan hayranlıkla izliyor.
Henüz 57 yaşında...
Çok genç, belki de bir insanın en verimli döneminde olmasına rağmen geçenlerde çalışanlarına bir mektup yolladı.

Yazının Devamını Oku

Açamıyorsak destek olmalıyız

UZMANLAR yeni mutasyonla ilgili uyarıyor. Haklılar...

 

Bu süreç iyi yönetilemezse tekrar en başa dönülür. Bu da kimsenin işine gelmez.
Çünkü gerçekten sıkıldık, ekonomileri bugüne kadar ayakta tutabildik ama salgının birkaç yıla yayılması her şeyi berbat eder.
O yüzden uyarı üzerine uyarı yapıyorlar.
Mesafeyi 1 metreden 1.5 metre çıkardılar. İki maske takmamızı öneriyorlar. Kapalı mekanlarda 2-3 dakikadan fazla kalınmasını tavsiye etmiyorlar.
Bu yeni tedbirler anlamına geliyor.
Demek ki; şubat ortasında biraz gevşetileceği düşünülen tedbirler böyle kalacak.

Yazının Devamını Oku