Gençlerin bu başarısı desteksiz kalmamalı

SPORA futbol endeksli bakınca farklı alanları bazen kaçırıyoruz. Motokros da o alanlardan biri...


Bu sporun Türkiye’deki en önemli ismi Kenan Sofuoğlu’nun başarılarıyla hep gurur duyduk.
Sofuoğlu; beş kez Dünya Super Sport şampiyonu oldu.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun çabalarına Sofuoğlu da destek veriyor.
Biraz araştırınca gençlerin bu spora çok ilgi duyduklarını çok iyi anladım.
Ve bu genç kuşağı tanıyınca birçok Sofuoğlu’nun yetişmekte olduğunu gördüm.
Bugün o isimlerden birini size tanıtmak istedim.
Asrın Rodi Pak...
20 yaşında olmasına rağmen adını bütün dünyanın bilmeye başladığı yarışçılarımızdan biri...
Bu gençleri dinledikçe, onların dünyasının içinde olunca bu başarılı sporculara daha fazla destek verilmesi gerektiğini düşündüm.
İspanya, İtalya ve İngiltere’de motor sporları destekleyen şirketlerin sayısı oldukça fazla...
İnanın futboldan çok daha az paralara çok daha fazla gencimize bu sporu yaptırabiliriz.
Yani Kenan Sofuoğlu gibi başarı kazanmış insanların çabalarıyla sınırlı kalmamalı bu destekler...
Örneğin spor giyim, akaryakıt, lojistik, teknoloji, sağlık ve turizm sektörleri bu sporcuların yanında olmalılar.
Ve en önemlisi Türkiye’de daha çok pistin olması gerektiğini düşünüyorum.
Her konuda olduğu gibi bu sporda da sporcuya, markaya yatırım yapmak şart.
Motor sporlarına ilginin düşündüğümden daha fazla olduğunu gördüm ve çok mutlu oldum.
Türkiye bu sporda daha çok başarı hikayesi yazabilir.

Gençlerin bu başarısı desteksiz kalmamalı


Ve o gençlerden biri Rodi Pak

TANIDIĞIM o sporcuların birinden bahsetmek istiyorum.
Asrın Rodi Pak; 2000 doğumlu...
4 yaşında motosiklet kullanmaya başladı, Türkiye şampiyonaları ile aldığı ilk dereceler Motokros dalında oldu. 12 yaşına kadar Motokros ve Supermoto’da birçok kez derece elde etti. 10 kez Türkiye Motokros şampiyonu olan Rodi, 11 yaşında Türkiye’ye 85cc Supermoto dalında üçüncü olarak ilk Avrupa derecesini getirdi. Ardından 250cc grubunda pist rekorlarını kırarak Avrupa Şampiyonu oldu. 14 yaşında Motokros dalında Türkiye’nin dünya şampiyonasında yarışan ilk milli motosiklet yarışçısı oldu. Bu dönemde dünyaca ünlü yarışçılar Marcel Van Drunen ve Harry Everts ile çalışma şansı elde etti, belirli otoriteler tarafından önemli bir yetenek olduğu belirtildi.
Dünya Supersport Şampiyonu milli motosikletçimiz Kenan Sofuoğlu ile tanışması da onun kariyerini etkiledi. Sofuoğlu’nun destekleri ve yönlendirmesiyle 2016 yılında pist yarışlarına geçiş yaparak Avrupa Junior kupasına katıldı ve Alpe Adria Şampiyonası’nda 600cc grubunda yarıştı. 2017’de dünya şampiyonu Jorge Lorenzo’nun babası Chicho Lorenzo davetiyle İspanya’ya gitti. Yamaha R3 şampiyonasında 5 yarışta yer aldı.
Bu başarılarının ardından Kenan Sofuoğlu, Rodi’nin Dünya Supersport 300 Şampiyonası İtalya ve İngiltere ayaklarında yarışmasını sağladı. Rodi Pak, 2018’de ilk kez 1000 cc klasmanında olan İsviçre Superbike şampiyonasına katıldı, 5 yarışın üçünde birincilik aldı, ikisini de podyumda tamamladı. Birçok dalda 300’den fazla yarış kazanan, sayısız birincilikleri olan sporcumuz Rodi Pak, şimdi Avrupa’nın en önemli yarışlarından birisinde boy gösteriyor.
Kenan Sofuoğlu’nun destekleri ile 2019 yılında yine 1000 cc motor ile yarışma fırsatını İspanya’da elde etti. Yamaha fabrika takımı ile ESBK/İspanya Superbike Şampiyonası’na katıldı. Burada birçok ülkeden katılan ve dünya şampiyonalarında bulunan sporcularla yarıştı.
Rodi Pak 2020’de İspanya Superbike 1000 cc’de Stratos Yamaha takımı ile anlaştı.
Rodi Pak henüz 20 yaşında ve makine mühendisliği okuyor.
Sizce bu gençler daha fazla desteği hak etmiyor mu?
Sponsorluklar işte bu noktada çok önem kazanıyor.
Biraz ilgiyle, destekle bu gençler gerçekten Avrupa’nın en iyileri arasına girerler.

Gençlerin bu başarısı desteksiz kalmamalı


Uşak motor sporlarına
liderlik yapıyor

UŞAK’taki süpermoto pisti aslında Türkiye’deki önemli bir açığı kapatıyor. Türkiye’nin ilklerinden ve bin 400 metre uzunluğunda olan pist, kil ve kum karışımıyla yumuşak bir zemine sahip. Türkiye’deki diğer pistlerin aksine ilk defa çok yumuşak zeminli bir parkur. Bunun yanında 20 rampa var. En uzun rampanın boyu 51 metre. Dünya şampiyonalarında kullanılan rampalar burada da uygulandı. Büyüklük olarak, arka arkaya 6-7 rampanın olması, virajlar, virajda bulunan tümsekler ile çok farklı bir pist oluştu.
Ama bu sporcuların antrenman yapacağı yer o kadar az ki...
İstanbul, Sakarya, İzmir; başka bir yerde pist yok.
Örneğin Pak ailesi de Ankara’dan Uşak’a bunun için gelenlerden...
Baba Mümtaz Pak; Federasyon’un Uşak’ta yaptığı yarışların koordinatörlüğünü yapıyor. Ama daha çok Rodi’nin antrenmanları, yarışları, eğitimi için çaba gösteriyor.
Başarı öyküleri de kolay yazılmıyor.


Spor okulları bizim geleceğimiz

UŞAK Valisi Funda Kocabıyık’ı yakından tanıyoruz. Motor sporlarının gelişmesi için çok destek veriyor. O da gençlerimizin farkında ve onların başarısı için elinden geleni yapıyor. Bence Uşak; bu alanda daha da yatırım yapabilir. Bir spor köyü oluşturabilir, içinde spor okulları açabilir.
İtalya, İspanya bu konuda çok fazla atılım yaptı. Ve başarılı da oldu. Türkiye’de eksik gördüğüm alanlardan biri de bu...
Belki Kocabıyık spor eğitimi konusunda Uşak’ta farkındalık yaratabilir.


Hepsini anıyorum

30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyorum. Ebedi liderimiz, Dumlupınar’da tarih yazan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını, bize genç ve dinamik bir Cumhuriyet hediye eden herkesi saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İçerik kral olmaya devam edecek

Geçen gün bir dostumla konuşurken şöyle dedi.

 

“Sizin meslek de çok değişti ve zorlaştı. Herkes gazeteci oldu ya da kendini gazeteci sanmaya başladı.”
Ne demek istediğini anlıyorum.
Sosyal medya hesabı açan herkes bir şeyler yazmaya, karalamaya başladı.
Bunu kendine iş edinip her gün yazmaya kalkan da var.
Siyasete, dış politikaya soyunan da; felsefe yazıları yazan da...
Ama söyleyeyim, gazetecilik başka bir meslektir.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum


Pandemide her şey aslında bizim elimizde...
İlk dönemde gerçekten de çok disiplinliydik.
Tamam hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ve öngöremediğimiz bir virüs salgınının ortasındaydık ama yine de daha tedbirliydik, kurallara uyuyorduk, kendimizi evlere çekmiştik.
Yaz gelince her şey değişti; havalar ısınınca da dışarıda virüs olmayacak zannettik.
Yanıldık, virüs yerli yerindeydi.
Haziran ayında devlet uyarılarını yaparak yeni normali tarif etti.

Yazının Devamını Oku

Toplumun kafası karışık

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın Türkiye raporlarında iki konu vardı.Birincisi aşıyla ilgili...

 


Geçtiğimiz ay Rusya aşıyı bulduğunu iddia ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise üzerinde çalıştıkları aşının kasım ayında hazır olacağını iddia etmişti. İngiltere’de gerçekleştirilen çalışmalar esnasında denek üzerinde görülen yan etkiler sebebi ile aşı çalışmaları askıya alınmıştı. Haziran araştırmasında, toplumun yüzde 60’ının bulunması halinde aşı yaptıracağını söylemişti. Katılımcılara “Sayacağım ülkelerden hangilerinin bulduğu aşıyı yaptırırsınız?” sorusu sorulduğunda yüzde 72 Türkiye’nin bulduğu aşıyı yaptıracağını ifade etmiş. Katılımcıların en çok güvendiği ikinci ülke ise yüzde 19 ile Almanya olmuş. Türkiye dışındaki tüm ülkelere aşı konusunda güvenin çok düşük olduğu görülmüş. Katılımcıların yüzde 13.5’i sayılan ülkelerin hiçbirinin aşısını yaptırmayacağını ifade etmiş.
Mart ayından bu yana ölçülen koronavirüs endişe oranı, eylül itibarıyla en yüksek seviyeye yükselmiş durumda.
Peki, dayanışma ve sorumluluk bilinci ile üstesinden gelinmesi gereken koronavirüs salgını süresince toplumun devletten beklediği kısıtlamalar neler?
İşte toplumun verdiği cevaplar...
Katılımcıların yüzde 74.2’si koronavirüsle mücadele çerçevesinde düğün, nişan ve kına gibi kutlamaların tamamen yasaklanması gerektiğini savunmuş. Ankete katılanların yarısından fazlasının onayladığı diğer ifadeler ise AVM’lerin kapatılması (%58,6), 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma yasağı (%57,7), okulların açılmaması (%56,4) ve sokağa çıkma kısıtlaması (%55) olmuş. Restoran ve kafelerin kapatılması ile şehirlerarası yolculuk kısıtlaması katılımcıları ikiye bölmüş gibi duruyor. Salgın ile mücadelede mevcut kısıtlamaların yeterli olduğu ifadesine ise yüzde 73.1 katılmadığını belirtiyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim gibi doğasını yıpratan var mıdır?

DOĞAYA kötü davranıyoruz.


Ve sonuçları da kötü oluyor.
Biz affetsek de, o affetmiyor ve intikamını bizden sonra alıyor.
Geçen gün yazdım; Alaçatı sulak bölgesinde çıkan tonlarca plastik, yine atılmış koltuklar, eşyalar...
Sadece Alaçatı mı; Türkiye’nin her yerinde böyle manzaralar var.
Bakın her gün önüme kıyı temizliği haberleri geliyor.
Özellikle sivil toplum örgütleri çevreyle ilgili geliştirdikleri projelere mutlaka kıyı temizliğini de ekliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Karamsar olmayalım gençlere bakalım

TÜGİAD beğendiğim sivil toplum örgütlerinden...


Ali Yücelen’den sonra başkanlığa Anıl Alirıza Şohoğlu geldi.
Şohoğlu da başarılı bir dönemden sonra görevini Nilüfer Çevikel’e devredecek.
TÜGİAD’ın da dümenine ilk defa bir kadın başkan geçmiş olacak.
Bu arada Ege Şubesi’nin başında da sevdiğim bir isim var; Melih Sebastien Durmuş...
Onu ve ekibini yakından takip ediyorum.
Neden TÜGİAD’ı beğeniyorum?

Yazının Devamını Oku

Aday adaylarını şimdiden takibe alsak

YAZ aylarında Türk siyasetinde “erken seçim” tartışmaları vardı. Bugünlerde bu meselenin dozu azalmış olsa da; bazı çevreler ısıtıp ısıtıp yeniden karşımıza çıkarıyorlar.



Net söyleyeyim.
Sokakta böyle bir hava yok.
Yani kimsenin bir seçim beklentisi yok.
Tam aksine uzun yıllardır sık seçime gitmiş olmanın getirdiği bir yorgunluk hissediyorum.
Üstelik genel seçimler, yereller, referandumlar derken bu sürecin siyasetin dilini ve tonunu da sertleştirdiğini gözlemledik.

Yazının Devamını Oku

Okulları açacak ortamı yaratmalıyız

OKULLARIMIZI bir şekilde açmalıyız, çocuklarımız olması gereken yerde sınıflarında olmalılar.

 

Çünkü uzaktan eğitim olmuyor.
Bunu iyi yapan okullarımız var biliyorum.
Bizzat oğlum Atlas’ı takip ediyorum.
Sabah 9’dan akşamüstü 4’e kadar öğretmenlerimiz sanki sınıftaymış gibi derslerini işliyorlar.
Çocuklarımız da olabildiğince derslerine motive olmaya çalışıyorlar.
Ama görüyorum çocuklar zorlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Hem endişeliyiz hem de dikkatsiz

CAN Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın raporunda sosyal medyayla ilgili bir araştırma dikkatimi çekti.

 

İstanbul Ekonomi Araştırma’nın bir başka araştırması da koronavirüsle ilgili toplumun endişe düzeyiyle ilgiliydi.
1500 civarında seyreden günlük vaka sayıları 1700 seviyesine yükselmiş durumda. Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tedbirlere uyulması konusunda uyarılarını dile getiriyor olsa da, vatandaşın tedbir ve kurallara yeteri kadar uymadığı görülüyor. Merkez, toplumun koronavirüs endişe seviyesinde bir değişiklik olup olmadığını sorgulamış.
İşte cevaplar;
Katılımcılara “Koronavirüs konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusu sorulmuş. Yüzde 79’u çok “endişeli” olduğunu ifade etmiş. “Hiç endişeli değilim, endişeli değilim” yanıtını verenlerin oranı yüzde 13 olurken, kalan katılımcılar yüzde 8 oranında “Ne endişeli ne endişesiz” olduğunu belirtmiş. Merkez “Dolayısıyla endişe seviyesi eylül ayı itibari ile mart ayından beri gördüğümüz en yüksek seviyede. Son olarak, bir önceki aya göre endişeli olmadığını belirten katılımcıların oranında ufak bir artış olduğu gözlendi” notunu da düşmüş.
Toplum bu kadar endişeliyken, nasıl oluyor da bu kadar rahat davranabiliyor; ben de anlamakta zorlanıyorum.

 

Yazının Devamını Oku

Doğamız için kampanya yapmalıyız

WWF Dünya Doğayı Koruma Vakfı, Türkiye Başkanı Uğur Bayar sosyal medya hesabından şu fotoğrafları paylaşmış.

 

 

Ve şu notu yazmış.
“Her yer böyle! Ülkenin bir ucundan diğerine bütün yol, otoyol kenarları, sahiller, kıyılar, plajlar, ormanlar! Ve öyle bir boyutta ki, kimse temizleyemez. 85 milyon kendi çöpümüzde boğulup gideceğiz, bu atıklar 400-800 yıl burada kalacak. Çok ciddi bir milli kampanya lazım.”
Haksız mı?

Yazının Devamını Oku

Özgür müzik özgün müzik yarattı

KOVİD 19, giderek artan salgın haberleri, Türkiye’nin ağır dış politikası, iç siyasetin kısır çekişmelerini önümüzdeki haftaya bırakalım...

 

Bugün biraz sanattan, müzikten bahsedelim...
Streaming çağı müzikte müthiş bir değişimi beraberinde getirdi. Yani canlı yayın akışı... Bunu da dijital platformlar üzerinden yapıyorsunuz. Bu dönemin çağının öncesinde müzik, orta ve orta sınıfın üstünün elindeydi. Fiziksel olarak CD satın alabilen belirli bir kitlenin alım gücüne göre şekilleniyordu. Şimdi öyle mi? Çalma listeleri artık büyük kitlelerin elinde daha organik bir biçimde dağılma şansı yakalıyor. Ve binlerce niş müzik üreticisi, müzik dinleyicisi ile buluşabiliyor veya keşfedilme şansı yakalıyor. Streaming çağı öncesinde bir sanatçının listeye girme şansı yokken, şimdi aylık milyonlarca dinlenme sayısıyla kitlesine rahatça erişebiliyor.
Dijital yayın platformları müzik yapma stillerini de etkiledi. Pek çok parça intro kısmı olmaksızın piyasaya sürülüyor. Albümlerde şarkı sınırlaması da yok artık... İster 10 parçayla bir çıkış yapın, isterse 20 parça...
İsterseniz de single’larla...
Bir şarkıyı isterseniz farklı yöntemlerle, farklı versiyonlarla da çıkarabilirsiniz.
Counterpoint Research’ın geçen yıl verilerine göre müzik servislerine abone olanların sayısında yüzde 32 oranında bir artış var. 358 milyon kullanıcı telefonu veya bilgisayarı üzerinden müzik servislerinden birini kullanıyor. Bu yılın abone sayısının 450 milyonu geçtiği söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemiyi iyi yöneten turizm bölgeleri de var

SADECE bizde değil, bütün dünyada turizm sektörü sıkıntılı bir yıl yaşadı. Örneğin İspanya her yıl 90 milyona yakın turist çeken bir ülkeydi. Bu yıl 10 milyona razıydılar.



Barselona Belediye Başkanı birkaç yıl önce “Artık turist istemiyoruz. Barselona biraz da bize kalsın” demişti. Acaba bugün de aynı şeyleri düşünüyor mudur, merak ediyorum.
Bütün hesaplar tabii altüst oldu.
Bizim gibi turizm ülkeleri için de büyük gelir kayıpları oluştu.
Böyle olunca her ülke kendi içine döndü.
Turizm hareketini kendi içimizde yapmaya çalıştık.

Yazının Devamını Oku

Ağır fatura ödeyebiliriz

BAZI şeyleri devletten beklemeden yapmak lazım.

 


Örneğin birkaç ay için ve pandemi sürecini izleyebilmek için toplantıları, törenleri yine dijital ortamda yapmak lazım.
Düğünleri, kutlamaları ertelemek lazım.
Çünkü görüyorum ve izliyorum; devam ediyor.
Örneğin düğünler bazı kentlerde yasaklanınca ya da kısıtlama getirilince törenler daha küçük ama bu sefer restoranlara kaymaya başladı.
Küçük gruplar halinde, mesafe ve maske kurallarını uygulanacaksa yine itirazım yok.

Yazının Devamını Oku

Yasaklar gelmeden akıllanmıyoruz

BU kadar normalleşme sonuçta yeni önlemleri beraberinde getirdi. Evler hariç her yerde maske zorunlu hale geldi. Bence doğru ama geç alınmış bir karar... Neden mi?

 


Çünkü devletler 1 Haziran’dan sonra hayatın akışını yeniden açarken bir uyarıda bulundu ve dediler ki;
“Bu yeni normali eskisiyle karıştırmayın. Belki karantina şartlarında değil ama mümkünse evde kalarak, mesafeyi koruyarak, maskenizi takarak bu yazı geçirin...”
Biz ne yaptık?
Yeniden eski normale geçiş; bir hafta bile sürmedi.
Eski tas eski hamam devam ettik.

Yazının Devamını Oku

En zor karar okulların açılmasıyla ilgili olacak

PANDEMİ sürecindeki en kritik kararlar biri eğitimle ilgili olacak.

 

Hükümetin isteği okulların bir önce açılması yönünde...
Ki ben de bunu destekliyorum.
Çünkü oğlum Atlas’tan görüyorum.
Sabah 9’da bilgisayarının başına geçiyor; 40’ar dakikalık derslerle akşamüstünü buluyor.
9’dan 4’e, 5’e kadar kalkmadan ders dinliyor.
Ben Atlas’ın yaptığını yapamam.

Yazının Devamını Oku

‘Bir şey değişmez’ diyenlere benim de bir cevabım var

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı İzmir’den yükselen sesi duyup gürültü denetim yetkisini Çeşme Belediyesi’ne verdi.


Son yıllarda yaşanan bu gürültü kirliliği bize gösteriyor ki bu meseleyi artık masaya yatırma zamanı çoktan geldi.
Belki de Ankara ve yerel yönetimlerin birlikte çalışabilecekleri yeni bir düzenlemeye ihtiyaç da olabilir.
Ve yine anlıyorum ki; bu mesele sadece Ege’nin kıyılarına özel bir sorun da değil.
Örneğin ben bu konuda yazdıkça Türkiye’nin her yerinden mesajlar gelmeye başladı.
Zonguldak’tan gelen mesaj da var, Kahramanmaraş’tan da gelen de.
Yani konu sadece kıyıların, tatil beldelerinin sorunu olmaktan çoktan çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Gençler gelecek hayallerini kurgularken

SON yıllarda İzmir’de bazı sektörlerde kümelenme olduğunu görüyorum. Bunların başında eğitim, sağlık ve tarım geliyor.


Okulları takip ediyorum; özellikle de üniversiteleri...
İzmir giderek bir eğitim kenti oluyor.
Özel kolejlere İzmir dışından da ilgi olduğunu görüyorum. Üniversitelerde de neredeyse yüzde 100’lük bir doluluk söz konusu... Ve 9 üniversite yükselen bir grafik içinde.
Benzer bir tablo sağlık sektöründe de var.
İzmir’in mevcut hastaneleri teknolojik olarak da, insan kaynağı olarak da öne çıkıyor.
İki kere EXPO’ya aday olan İzmir’in temasının da sağlık olduğunu hatırlatmak isterim.

Yazının Devamını Oku

Yetki artık Çeşme’de

GÜZEL bir gelişme oldu.


Çeşme Belediyesi geçen yıl “Çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimi yönetmeliği” kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait yetkinin kendisine devredilmesini istemişti.
Bekleyen bu yazıya bakanlık geri dönüş yaptı ve olumlu buldu.
Yazıda şöyle deniliyor.
“Anılan yönetmelik ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda yer alan hususlara uyulması ve 3 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Çevre Kanunu’na göre verilecek idari para cezalarında ihlalin tespiti ve ceza verilmesi ile tahsili hakkında yönetmelik’ hükümleri çerçevesinde yapılan denetimlerinin sonuçlarının Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü ve Bakanlığımıza üç aylık periyotlarla yılda dört kez gönderilmesi uygun görülmüştür.”
Türkiye bir turizm ülkesi ve önünde gidecek daha çok yolu var.
Öyle önemli avantajlarımız var ki...

Yazının Devamını Oku

Finansal okur yazarlık şart

GEÇEN gün bir arkadaşımla sohbet ediyordum.


Birçok sektörde iş yapan biridir.
En son bir gıda grubuna yatırım yaptı.
Dedi ki;
“Dikkat ediyorum; çalışanların büyük bir kısmı sabahın erken saatlerinde biraraya gelip borsa konuşuyorlar. Gözleri, dikkatleri sürekli telefonlarında... Yatırımcı olmalarını desteklerim ama görüyorum ki günlük kazanç peşindeler ve büyük bir ihtimalle de canları yanacak. Uyarıyorum ama dinletebilirsem...”
Eminim bu diyaloglar yakın çevrenizde de geçiyordur.
Ben hisse senetlerine inanan biriyim.

Yazının Devamını Oku

Görüntüleri izlerken neler hissettim

O adada çocukluğum geçti, en güzel gençlik anılarım.


Kadınlar Plajı’nın dili olsa da arkadaşlıklarımızı, dostluklarımızı, sohbetlerimizi bir anlatsa...
Uzun sahil yürüyüşlerimizi, güneşin batışını seyrederken kurduğumuz hayalleri de bir güzel kulağımıza fısıldasa...
Aramızdan ayrılıp sonsuzluğa giden eşimizi, dostumuzu, akrabalarımızı tek tek anlatsa...
Ne günlerin geçtiğini, ne tarihi olaylara tanıklık ettiklerini, ne güzel dostluklar kurduklarını...
Ve adayı, Kuşadası’nı, Kadınlar Plajı’nı ne kadar çok sevdiklerini...
Hepsi birer birer aklımda...

Yazının Devamını Oku

Çocuklar evdeyse sorumlusu biziz

BİR iki haftadır oğlum Atlas, okulunu, arkadaşlarını çok özlediğini söylüyordu.

Yaz boyunca arkadaşlarıyla buluşturmaya, onları bir araya getirmeye çalıştık.
Bu arada her gün sabah 09.00’da Çeşme Yıldızburnu’ndaki Arkas Yelken Kulübü’ne gitti.
Okuldaki arkadaşları kadar olmasa da; oradaki sınıfı da ona çok iyi geldi.
İlköğretim çocuklarının online eğitim almaları gerçekten zor.
Benim bile 15-20 dakikadan sonra konsantrasyonum bozuluyorsa o çocukların 8 saat bilgisayar başında kalmalarını beklemek çok kolay değil.
Yine ben okullarımızın, öğretmenlerimizin bu döneme hazırlıklı girdiklerini düşünüyorum.
Atlas’tan izliyorum.

Yazının Devamını Oku