Fransız Riviera’sını örnek alırım

BİR gerçek...

Haberin Devamı


Çeşme popülerdi ama pandemi sonrası daha da popüler oldu.
Kış nüfusu arttı, hatta patladı.
Yazları açık olan mekanlar artık 12 ay iş yapmaya başladı.
Hibrit, uzaktan çalışma modelleri de yaygınlaşınca Çeşme daha yaşanabilir hale geldi.
Şimdi...
Dünyadaki örnekleri zaten böyle bir hayatın içindeydi.
Ben hep Fransız Riviera’sını örnek alırım Çeşme ve Bodrum için...
Cannes’dan başlarsınız, Monte Carlo’ya kadar Nice’ten, Menthon’dan geçersiniz.
Ve hayat yazdaki gibi hep renklidir.
Çeşme için de böyle bir hayalim vardı.
İki aya sıkışmamış, bütün yıla yayılmış bir Çeşme...
Ve hatta Fransızların, İtalyanların, İspanyolların yaptığı gibi festivallerle, sanatla, kültürle örülmüş bir adres yaratmak...
Mümkün mü?
Elbette mümkün...
Doğru örnekleri alarak bu kurgu elbette yapılabilir.
Zaten Çeşme’nin potansiyelini bilmeyen yok.
Zaten iki ayda o kadar çok şey yapılıyor ki bunu bütün bir yıla yaymak o kadar da zor değil.
Zaten eğlencesiyle, son dönemde gastronomisiyle öne çıkan bir Çeşme görüyoruz.
Daha iyisini yapmak hiç de zor gelmiyor bana...
Yalnız bir uyarım var.
O yüzden dünyadaki doğru örnekleri ve doğru uygulamaları dikkate alalım diyorum.
Ve her fırsatta yazıyorum.
Her yer her yere benzemek zorunda değil.
Ve Çeşme’yi popüler kültüre boğdurmadan, farkını anlatarak, değerlerini koruyarak ve Türkiye’ye örnek bir model koyarak bunları yapmalıyız.
Zor mu?
Değil...
Ama bunu sadece siyasi otoriteden bekleyemeyiz.
Hepimiz, Çeşme’yi sevenler, gönül verenler, buraya yatırım yapanlar ve gelecek hayallerini burası üzerine kuranlar...
Çeşme’yi başka yerlere benzetmeden, Çeşme’yi koruyarak bunları yapmalıyız.
Yapar mıyız?
Yaparız, yapmalıyız!
Takipçisiyiz.

Haberin Devamı


Müzik olsun ama sokağa taşmasın

ÖRNEK mi?
Yıllar önce Cannes’da rastlamıştım.
Yollar trafiğe kapanmış.
Sıra sıra piyanolar konmuş.
Binler, on binler sokağın ortasında toplanmış.
Birçok piyanist sokak konseri verdiler.
Müthiş bir atmosferdi.
Sonra Alaçatı çok konuşulur oldu.
Gerçekten de insanlar Alaçatı’yı görmek için fırsat aradılar.
Harika restoranlar açıldı, kafeler, kafe önleri o beğendiğim dünyadaki örnekler gibi dolmaya başladı.
Ve bir gece Fazıl Say, Alaçatı’da şahane bir konser verdi.
Diyorum ki:
O günlere dönelim.
Yani doğrusu sokağa taşmayan müziktir.
Cannes’daki gibi müzik sokağa taşacaksa insanlar da sokaklarda olmalı.
İşte o zaman bir yere değer katıyorsunuz, bir yerin değerini yükseltiyorsunuz.
Her yerin her yere benzemesini sevmiyorum.
Çeşme’nin de, Alaçatı’nın da bir başka yere benzemesine gönlüm razı olmuyor.

Haberin Devamı


Yıldız Burnu harika olmuş

ILICA, Yıldız Burnu deyince aklıma çocukluğum, gençliğim gelir.
Sahilde yürümek, tanıdıklarla karşılaşıp sohbet etmek Çeşme’nin en keyifli anlarıdır.
Başkan Ekrem Oran da bunu çok iyi bilir.
Çeşme’nin merkezinde yapılan düzenlemelerin benzeri de burada yapıldı, yapılıyor.
Oran, Ilıca Yıldız Burnu’na yeni bir rekreason alanı kazandırdı.
Ilıca’da yıllardır atıl durumda bulunan alana plaj, yürüyüş ve bisiklet yolu yapılarak vatandaşların hizmetine açıldı.
Burada kullanılan aydınlatmalar harika olmuş, peyzaj düzenlemesini beğendim.
Sizi bilmem, ama ben Çeşme’nin kalabalıklaştığı günlerde Yıldız Burnu’na giderim.
Kalabalık da olsa orada kaybolur.
Kendi içindeki o sakinlik bana hep iyi gelir.

Haberin Devamı


Sakız Adası’na sakızla kafa tutmak

NE iyi yaptınız şu sakız ağaçlarını dikerek...
Tarihe bakıyoruz.
Çeşme’de sakız ağaçları var, harika bağlar var.
Bunlarsız bir Çeşme düşünemiyordum.
Ve sevinerek izliyorum ki...
Birçok yere sakız ağaçları dikiliyor.
Hatta teşvik ediliyor.
Hatta üniversitelerle işbirliğine gidilerek karşıdaki Sakız Adası’na kafa tutacak çalışmalar yapılıyor.
Türkiye’nin katma değerli tarım ürünlerine yönelmesi gerek.
Sakız da onlardan biri...
Bu yıl da damla sakızı hasat törenine gideceğim.
İyi olan her şeyi destekliyorum.

Yazarın Tüm Yazıları