Ezberler bozuluyor bazı dosyalar raftan çıkıyor

2008’DEKİ finans krizinde kamu bankalarını savunanlar o dönemde çok eleştirildi.

 


Hatırlayın, bu iktisatçılar dünyanın geldiği noktayı okuyamamakla suçlandılar.
Ben devletin düzenleyici, koordinatör görevinde olması gerektiğine inananlardanım.
Serbest piyasa ekonomisinin dinamik yapısına inanıyorum.
Ancak fikirsel serbestliğe daha çok destekliyorum.
O yüzden devletlerin kuralları koyarken, denetlerken elinde güçlü silahları olması gerektiğine de inanıyorum.
Kamu bankalarına böyle dönemlerde nasıl ihtiyacımız olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyordur.
Dünya genelinde etkisini gösteren Covid-19 salgını birçok dengeyi bozdu.
Önce sağlımız, sonra psikolojimiz, şimdi de ekonomilerimiz tehdit altında...
Ekonomi Bakanı Berat Albayrak hafta başında üç kamu bankası; Ziraat, Vakıfbank, Halkbank’ın işletmelere ve bireylere mücadele destek paketlerini sunacaklarını açıkladı.
Ardından her banka müşterilerine nasıl desteklerde bulunacaklarını kamuoyuyla paylaştılar.
Özel bankalar da bu desteği esirgemeyeceklerdir.
Nitekim bazıları açıklamaya bile başladılar.
Koronavirüs salgınını dünya bir şekilde yener, yenecektir de...
Sonrasında neler olacağını hep birlikte göreceğiz.
Ama şu bir gerçek ki, eskiden burun kıvırdığımız, eleştirdiğimiz, ‘eski dünyanın gerçekleri’ diye yorumladığımız birçok şeyi yeniden bakacağız.
Bence kamu bankaları da onlardan biri...
Daha doğrusu ekonomilerde devletin düzenleyici etkisini artıracak yeni modellerin ya da eski gibi görülen yaklaşımların yeniden konuşulacağı bir döneme gireceğiz.
Tekrarlıyorum.
Yanlış yönetilen, bu yüzden de sıkıntıları büyük işletmeler olabilir.
Ama doğru işler yapıp; ülkesine, dünyaya güvenen işletmeleri de ayakta tutmamız gerekiyor.
Herkesin fedakarlık yapması gereken bir döneme giriyoruz.

 
VİDEO konferansla da olsa
çalışmaya devam edelim

BÖYLE dönemlerde evden çalışsak da, modumuz tatil olmamalı.
Yine işe gider gibi kalkmalı, toplantılarımızı yapmalı, işleri aksatmamalıyız.
Nasıl olsa bu günler gelip geçer.
Önemli olan fikri takibe devam etmemiz, çalıştığımız insanlara moral vermektir.
İzmir Ticaret Odası’nın meslek komite toplantılarını video konferansla yapmaya başladığını yazmıştım.
Bazı fotoğraflar gördüm, hoşuma gitti.
Başkan Mahmut Özgener, Ticaret Odası Meclisi’ndeymiş gibi konuşuyor, üyeler de sorunlarını dile getiriyor.
Bir süre daha böyle devam edelim.
İyi geliyor.

Ezberler bozuluyor bazı dosyalar raftan çıkıyor
Ezberler bozuluyor bazı dosyalar raftan çıkıyor

 
Kira fonu öneriyorum

EKONOMİ Bakanlığı ve dolayısıyla Gelir İdaresi Başkanlığı bazı düzenlemeler ve muafiyetler getirmişti.
Ben de, “Bütün bu kararları destekliyorum ama sağlık sektörünün asıl desteklenmesi gerekir” diye yazmıştım.
Dün yayınlanan tebliğ ile sektörler genişletildi.
Çok da iyi oldu.
Sağlık, mobilya, madencilik, inşaat, araç kiralama ile matbaacılık dahil kitap, gazete, dergi ve benzeri basılı ürünlerin yayımcılık faaliyetleri de kapsama alındı.
Bu günler geçecek ama aynı gemide olduğumuzu asla unutmayalım.
O yüzden, “Nisanı donduralım” önerimi yineliyorum.
Kamu bankalarıyla başlayan bu destek paketlerine özel bankalar da dahil olmalı.
Ama asıl önemlisi yüz binlerce işletmenin yani hizmet sektörünün ayakta kalabilmesi.
Bunlar küçük işletmeler ama milyonlarca insan buralarda çalışıyor.
Bu işletmelerin kira kontratları da nisan ayında dondurulmalı ya da ertelenmeli...
Bazı mal sahipleri, işyeri sahipleri fedakarlıkta bulunabilmeli.
Bunun yöntemleri var.
Devlet düzenleyici olabilir, yol gösterici olabilir.
Kamu bankaları bir kira fonu oluşturabilir.
Bu fon altı ay ödemesiz, sonrasında düşük faizle yapılabilir.
Esnaf teşkilatını, ticaret odalarını yakından ilgilendiren bir konu bu...
O yüzden meslek odalarına büyük görevler düşüyor.
Bu süreci hep birlikte aşacağız.

 
Kampanyalarda da
koordinasyon şart

SAĞLIK çalışanları için bazı kampanyalar sosyal medyada dönüyor.
Bazı dostlarımızın da destek verdiklerini okuyorum.
Böyle dönemlerde bu destekler gerçekten insanın moralini yükseltiyor.
Herkesin yükü çok fazla ama doktorlarımızın, sağlık çalışanlarımızın ise hepimizden fazla...
Bu kampanyaları bireysel, lokal yapmak önemli ama acaba diyorum bir kurumun koordinasyonunda mı yapsak?
Valilikler ya da sağlık müdürlükleri bu görevi üstlense, daha iyi olmaz mı?

 
Çekmeyin şu araçları

BİR kez daha uyarıyorum.
Otobüs duraklarını, yaya geçitlerini ya da araç geçişini kapatmayan yerlerdeki araçları çekmeyin.
Çok sayıda kişi telefonla, mail atarak bana ulaşıyor.
“Evde kalın” diyoruz ama araçları çekiyoruz.
Çekmeyin...
Vatandaş haklı...
Otopark mı var da insanlar koymuyor?
Olsa herkes girer, açık ya da kapalı otoparka koyar arabalarını...
Şu korona geçsin bütün yanlış yaptıklarımızı daha sakin konuşacağız.
Hiç olmaması gereken yerlere evler yaptık.
Evler değil, hatta siteler yaptık.
Siteler değil, hatta gökdelenler yaptık.
Şimdi de araçlar dışarıda diye çekiyoruz.
Ne yapsın insanlar, paket yapıp balkonlarına mı taşısınlar?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İçerik kral olmaya devam edecek

Geçen gün bir dostumla konuşurken şöyle dedi.

 

“Sizin meslek de çok değişti ve zorlaştı. Herkes gazeteci oldu ya da kendini gazeteci sanmaya başladı.”
Ne demek istediğini anlıyorum.
Sosyal medya hesabı açan herkes bir şeyler yazmaya, karalamaya başladı.
Bunu kendine iş edinip her gün yazmaya kalkan da var.
Siyasete, dış politikaya soyunan da; felsefe yazıları yazan da...
Ama söyleyeyim, gazetecilik başka bir meslektir.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum


Pandemide her şey aslında bizim elimizde...
İlk dönemde gerçekten de çok disiplinliydik.
Tamam hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ve öngöremediğimiz bir virüs salgınının ortasındaydık ama yine de daha tedbirliydik, kurallara uyuyorduk, kendimizi evlere çekmiştik.
Yaz gelince her şey değişti; havalar ısınınca da dışarıda virüs olmayacak zannettik.
Yanıldık, virüs yerli yerindeydi.
Haziran ayında devlet uyarılarını yaparak yeni normali tarif etti.

Yazının Devamını Oku

Toplumun kafası karışık

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın Türkiye raporlarında iki konu vardı.Birincisi aşıyla ilgili...

 


Geçtiğimiz ay Rusya aşıyı bulduğunu iddia ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise üzerinde çalıştıkları aşının kasım ayında hazır olacağını iddia etmişti. İngiltere’de gerçekleştirilen çalışmalar esnasında denek üzerinde görülen yan etkiler sebebi ile aşı çalışmaları askıya alınmıştı. Haziran araştırmasında, toplumun yüzde 60’ının bulunması halinde aşı yaptıracağını söylemişti. Katılımcılara “Sayacağım ülkelerden hangilerinin bulduğu aşıyı yaptırırsınız?” sorusu sorulduğunda yüzde 72 Türkiye’nin bulduğu aşıyı yaptıracağını ifade etmiş. Katılımcıların en çok güvendiği ikinci ülke ise yüzde 19 ile Almanya olmuş. Türkiye dışındaki tüm ülkelere aşı konusunda güvenin çok düşük olduğu görülmüş. Katılımcıların yüzde 13.5’i sayılan ülkelerin hiçbirinin aşısını yaptırmayacağını ifade etmiş.
Mart ayından bu yana ölçülen koronavirüs endişe oranı, eylül itibarıyla en yüksek seviyeye yükselmiş durumda.
Peki, dayanışma ve sorumluluk bilinci ile üstesinden gelinmesi gereken koronavirüs salgını süresince toplumun devletten beklediği kısıtlamalar neler?
İşte toplumun verdiği cevaplar...
Katılımcıların yüzde 74.2’si koronavirüsle mücadele çerçevesinde düğün, nişan ve kına gibi kutlamaların tamamen yasaklanması gerektiğini savunmuş. Ankete katılanların yarısından fazlasının onayladığı diğer ifadeler ise AVM’lerin kapatılması (%58,6), 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma yasağı (%57,7), okulların açılmaması (%56,4) ve sokağa çıkma kısıtlaması (%55) olmuş. Restoran ve kafelerin kapatılması ile şehirlerarası yolculuk kısıtlaması katılımcıları ikiye bölmüş gibi duruyor. Salgın ile mücadelede mevcut kısıtlamaların yeterli olduğu ifadesine ise yüzde 73.1 katılmadığını belirtiyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim gibi doğasını yıpratan var mıdır?

DOĞAYA kötü davranıyoruz.


Ve sonuçları da kötü oluyor.
Biz affetsek de, o affetmiyor ve intikamını bizden sonra alıyor.
Geçen gün yazdım; Alaçatı sulak bölgesinde çıkan tonlarca plastik, yine atılmış koltuklar, eşyalar...
Sadece Alaçatı mı; Türkiye’nin her yerinde böyle manzaralar var.
Bakın her gün önüme kıyı temizliği haberleri geliyor.
Özellikle sivil toplum örgütleri çevreyle ilgili geliştirdikleri projelere mutlaka kıyı temizliğini de ekliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Karamsar olmayalım gençlere bakalım

TÜGİAD beğendiğim sivil toplum örgütlerinden...


Ali Yücelen’den sonra başkanlığa Anıl Alirıza Şohoğlu geldi.
Şohoğlu da başarılı bir dönemden sonra görevini Nilüfer Çevikel’e devredecek.
TÜGİAD’ın da dümenine ilk defa bir kadın başkan geçmiş olacak.
Bu arada Ege Şubesi’nin başında da sevdiğim bir isim var; Melih Sebastien Durmuş...
Onu ve ekibini yakından takip ediyorum.
Neden TÜGİAD’ı beğeniyorum?

Yazının Devamını Oku

Aday adaylarını şimdiden takibe alsak

YAZ aylarında Türk siyasetinde “erken seçim” tartışmaları vardı. Bugünlerde bu meselenin dozu azalmış olsa da; bazı çevreler ısıtıp ısıtıp yeniden karşımıza çıkarıyorlar.



Net söyleyeyim.
Sokakta böyle bir hava yok.
Yani kimsenin bir seçim beklentisi yok.
Tam aksine uzun yıllardır sık seçime gitmiş olmanın getirdiği bir yorgunluk hissediyorum.
Üstelik genel seçimler, yereller, referandumlar derken bu sürecin siyasetin dilini ve tonunu da sertleştirdiğini gözlemledik.

Yazının Devamını Oku

Okulları açacak ortamı yaratmalıyız

OKULLARIMIZI bir şekilde açmalıyız, çocuklarımız olması gereken yerde sınıflarında olmalılar.

 

Çünkü uzaktan eğitim olmuyor.
Bunu iyi yapan okullarımız var biliyorum.
Bizzat oğlum Atlas’ı takip ediyorum.
Sabah 9’dan akşamüstü 4’e kadar öğretmenlerimiz sanki sınıftaymış gibi derslerini işliyorlar.
Çocuklarımız da olabildiğince derslerine motive olmaya çalışıyorlar.
Ama görüyorum çocuklar zorlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Hem endişeliyiz hem de dikkatsiz

CAN Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın raporunda sosyal medyayla ilgili bir araştırma dikkatimi çekti.

 

İstanbul Ekonomi Araştırma’nın bir başka araştırması da koronavirüsle ilgili toplumun endişe düzeyiyle ilgiliydi.
1500 civarında seyreden günlük vaka sayıları 1700 seviyesine yükselmiş durumda. Özellikle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tedbirlere uyulması konusunda uyarılarını dile getiriyor olsa da, vatandaşın tedbir ve kurallara yeteri kadar uymadığı görülüyor. Merkez, toplumun koronavirüs endişe seviyesinde bir değişiklik olup olmadığını sorgulamış.
İşte cevaplar;
Katılımcılara “Koronavirüs konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusu sorulmuş. Yüzde 79’u çok “endişeli” olduğunu ifade etmiş. “Hiç endişeli değilim, endişeli değilim” yanıtını verenlerin oranı yüzde 13 olurken, kalan katılımcılar yüzde 8 oranında “Ne endişeli ne endişesiz” olduğunu belirtmiş. Merkez “Dolayısıyla endişe seviyesi eylül ayı itibari ile mart ayından beri gördüğümüz en yüksek seviyede. Son olarak, bir önceki aya göre endişeli olmadığını belirten katılımcıların oranında ufak bir artış olduğu gözlendi” notunu da düşmüş.
Toplum bu kadar endişeliyken, nasıl oluyor da bu kadar rahat davranabiliyor; ben de anlamakta zorlanıyorum.

 

Yazının Devamını Oku

Doğamız için kampanya yapmalıyız

WWF Dünya Doğayı Koruma Vakfı, Türkiye Başkanı Uğur Bayar sosyal medya hesabından şu fotoğrafları paylaşmış.

 

 

Ve şu notu yazmış.
“Her yer böyle! Ülkenin bir ucundan diğerine bütün yol, otoyol kenarları, sahiller, kıyılar, plajlar, ormanlar! Ve öyle bir boyutta ki, kimse temizleyemez. 85 milyon kendi çöpümüzde boğulup gideceğiz, bu atıklar 400-800 yıl burada kalacak. Çok ciddi bir milli kampanya lazım.”
Haksız mı?

Yazının Devamını Oku

Özgür müzik özgün müzik yarattı

KOVİD 19, giderek artan salgın haberleri, Türkiye’nin ağır dış politikası, iç siyasetin kısır çekişmelerini önümüzdeki haftaya bırakalım...

 

Bugün biraz sanattan, müzikten bahsedelim...
Streaming çağı müzikte müthiş bir değişimi beraberinde getirdi. Yani canlı yayın akışı... Bunu da dijital platformlar üzerinden yapıyorsunuz. Bu dönemin çağının öncesinde müzik, orta ve orta sınıfın üstünün elindeydi. Fiziksel olarak CD satın alabilen belirli bir kitlenin alım gücüne göre şekilleniyordu. Şimdi öyle mi? Çalma listeleri artık büyük kitlelerin elinde daha organik bir biçimde dağılma şansı yakalıyor. Ve binlerce niş müzik üreticisi, müzik dinleyicisi ile buluşabiliyor veya keşfedilme şansı yakalıyor. Streaming çağı öncesinde bir sanatçının listeye girme şansı yokken, şimdi aylık milyonlarca dinlenme sayısıyla kitlesine rahatça erişebiliyor.
Dijital yayın platformları müzik yapma stillerini de etkiledi. Pek çok parça intro kısmı olmaksızın piyasaya sürülüyor. Albümlerde şarkı sınırlaması da yok artık... İster 10 parçayla bir çıkış yapın, isterse 20 parça...
İsterseniz de single’larla...
Bir şarkıyı isterseniz farklı yöntemlerle, farklı versiyonlarla da çıkarabilirsiniz.
Counterpoint Research’ın geçen yıl verilerine göre müzik servislerine abone olanların sayısında yüzde 32 oranında bir artış var. 358 milyon kullanıcı telefonu veya bilgisayarı üzerinden müzik servislerinden birini kullanıyor. Bu yılın abone sayısının 450 milyonu geçtiği söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemiyi iyi yöneten turizm bölgeleri de var

SADECE bizde değil, bütün dünyada turizm sektörü sıkıntılı bir yıl yaşadı. Örneğin İspanya her yıl 90 milyona yakın turist çeken bir ülkeydi. Bu yıl 10 milyona razıydılar.



Barselona Belediye Başkanı birkaç yıl önce “Artık turist istemiyoruz. Barselona biraz da bize kalsın” demişti. Acaba bugün de aynı şeyleri düşünüyor mudur, merak ediyorum.
Bütün hesaplar tabii altüst oldu.
Bizim gibi turizm ülkeleri için de büyük gelir kayıpları oluştu.
Böyle olunca her ülke kendi içine döndü.
Turizm hareketini kendi içimizde yapmaya çalıştık.

Yazının Devamını Oku

Ağır fatura ödeyebiliriz

BAZI şeyleri devletten beklemeden yapmak lazım.

 


Örneğin birkaç ay için ve pandemi sürecini izleyebilmek için toplantıları, törenleri yine dijital ortamda yapmak lazım.
Düğünleri, kutlamaları ertelemek lazım.
Çünkü görüyorum ve izliyorum; devam ediyor.
Örneğin düğünler bazı kentlerde yasaklanınca ya da kısıtlama getirilince törenler daha küçük ama bu sefer restoranlara kaymaya başladı.
Küçük gruplar halinde, mesafe ve maske kurallarını uygulanacaksa yine itirazım yok.

Yazının Devamını Oku

Yasaklar gelmeden akıllanmıyoruz

BU kadar normalleşme sonuçta yeni önlemleri beraberinde getirdi. Evler hariç her yerde maske zorunlu hale geldi. Bence doğru ama geç alınmış bir karar... Neden mi?

 


Çünkü devletler 1 Haziran’dan sonra hayatın akışını yeniden açarken bir uyarıda bulundu ve dediler ki;
“Bu yeni normali eskisiyle karıştırmayın. Belki karantina şartlarında değil ama mümkünse evde kalarak, mesafeyi koruyarak, maskenizi takarak bu yazı geçirin...”
Biz ne yaptık?
Yeniden eski normale geçiş; bir hafta bile sürmedi.
Eski tas eski hamam devam ettik.

Yazının Devamını Oku

En zor karar okulların açılmasıyla ilgili olacak

PANDEMİ sürecindeki en kritik kararlar biri eğitimle ilgili olacak.

 

Hükümetin isteği okulların bir önce açılması yönünde...
Ki ben de bunu destekliyorum.
Çünkü oğlum Atlas’tan görüyorum.
Sabah 9’da bilgisayarının başına geçiyor; 40’ar dakikalık derslerle akşamüstünü buluyor.
9’dan 4’e, 5’e kadar kalkmadan ders dinliyor.
Ben Atlas’ın yaptığını yapamam.

Yazının Devamını Oku

‘Bir şey değişmez’ diyenlere benim de bir cevabım var

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı İzmir’den yükselen sesi duyup gürültü denetim yetkisini Çeşme Belediyesi’ne verdi.


Son yıllarda yaşanan bu gürültü kirliliği bize gösteriyor ki bu meseleyi artık masaya yatırma zamanı çoktan geldi.
Belki de Ankara ve yerel yönetimlerin birlikte çalışabilecekleri yeni bir düzenlemeye ihtiyaç da olabilir.
Ve yine anlıyorum ki; bu mesele sadece Ege’nin kıyılarına özel bir sorun da değil.
Örneğin ben bu konuda yazdıkça Türkiye’nin her yerinden mesajlar gelmeye başladı.
Zonguldak’tan gelen mesaj da var, Kahramanmaraş’tan da gelen de.
Yani konu sadece kıyıların, tatil beldelerinin sorunu olmaktan çoktan çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Gençler gelecek hayallerini kurgularken

SON yıllarda İzmir’de bazı sektörlerde kümelenme olduğunu görüyorum. Bunların başında eğitim, sağlık ve tarım geliyor.


Okulları takip ediyorum; özellikle de üniversiteleri...
İzmir giderek bir eğitim kenti oluyor.
Özel kolejlere İzmir dışından da ilgi olduğunu görüyorum. Üniversitelerde de neredeyse yüzde 100’lük bir doluluk söz konusu... Ve 9 üniversite yükselen bir grafik içinde.
Benzer bir tablo sağlık sektöründe de var.
İzmir’in mevcut hastaneleri teknolojik olarak da, insan kaynağı olarak da öne çıkıyor.
İki kere EXPO’ya aday olan İzmir’in temasının da sağlık olduğunu hatırlatmak isterim.

Yazının Devamını Oku

Finansal okur yazarlık şart

GEÇEN gün bir arkadaşımla sohbet ediyordum.


Birçok sektörde iş yapan biridir.
En son bir gıda grubuna yatırım yaptı.
Dedi ki;
“Dikkat ediyorum; çalışanların büyük bir kısmı sabahın erken saatlerinde biraraya gelip borsa konuşuyorlar. Gözleri, dikkatleri sürekli telefonlarında... Yatırımcı olmalarını desteklerim ama görüyorum ki günlük kazanç peşindeler ve büyük bir ihtimalle de canları yanacak. Uyarıyorum ama dinletebilirsem...”
Eminim bu diyaloglar yakın çevrenizde de geçiyordur.
Ben hisse senetlerine inanan biriyim.

Yazının Devamını Oku

Görüntüleri izlerken neler hissettim

O adada çocukluğum geçti, en güzel gençlik anılarım.


Kadınlar Plajı’nın dili olsa da arkadaşlıklarımızı, dostluklarımızı, sohbetlerimizi bir anlatsa...
Uzun sahil yürüyüşlerimizi, güneşin batışını seyrederken kurduğumuz hayalleri de bir güzel kulağımıza fısıldasa...
Aramızdan ayrılıp sonsuzluğa giden eşimizi, dostumuzu, akrabalarımızı tek tek anlatsa...
Ne günlerin geçtiğini, ne tarihi olaylara tanıklık ettiklerini, ne güzel dostluklar kurduklarını...
Ve adayı, Kuşadası’nı, Kadınlar Plajı’nı ne kadar çok sevdiklerini...
Hepsi birer birer aklımda...

Yazının Devamını Oku