GeriDeniz SİPAHİ En kötüsü kanıksadık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En kötüsü kanıksadık

EVET...Pandeminin ilk çıktığı günlerde daha çok korkuyorduk.


Maskeye, mesafeye, hijyene daha çok dikkat ediyorduk.
Biraz zorunlu ama daha çok gönüllü evlerimizde kalmaya çalıştık.
Hayatımızı bu yeni normale göre dizayn ettik.
Ailemizi, büyüklerimizi bile ziyarete giderken çekindik.
Doğrusunu yaptık.
Ve bana göre birçok ülkeye göre çok daha başarılı bir pandemi süreci yönettik.
Şimdi ise daha rahat olduğumuzu düşünüyorum.
Yaz o disiplini bozdu ve bütün bildiklerimizi sıfırladı.
Ve daha da vahimi o rakamlara alıştık, kanıksadık.
Vaka sayısı 30 binlerin üzerinde, vefat edenlerin sayısı ise 200’leri geçti.
Her gün 200 vatandaşımız ölüyor.
Mart, nisanda verinin açıklanacağı saati beklediğimiz o günlerden bugün rakamlara bile bakmadığımız günlere geldik.
Dediğim gibi kanıksadık...
Ve bu ruh haliyle küresel bir sorunu çözmemiz mümkün değil.


Karşıyaka çarşısı
günah keçisi yapıldı

SALGINLA ilgili bir haber yapılsa görüntü olarak Karşıyaka Çarşısı veriliyor. İstanbul’un İstiklal’i kadar popüler bir çarşısıdır Karşıyaka’nınki de...
Ama buranın esnafını çok iyi tanırım.
Ve salgının ilk gününden bu yana da izliyorum.
Kurallara titizlikle uyuyorlar; maskesiz olan kimseye izin vermiyorlar, mesafeyi koruyorlar, mağazalara girişte çok kontrollüler...
Üstelik en başta kendilerine göre bir çalışma takvimi belirlediler.
Sabah 10.00’da işe başladılar, 18.00’de bitirdiler.
Güzel olan da herkesin bu kurallara uymuş olması.
Ve şunu da unutmayın.
Bu çarşı eve gidiş yoludur da...
Vapurdan inen herkes burayı kullanarak evine gider.
O yüzden Karşıyaka Çarşısı’nı günah keçisi yapmayın.


Aslında daha umutlu
olmamız gerekir

Mart, nisanda salgınla ilgili yorumlar daha karamsardı ve aşıdan çok uzakta bir yerdeydik.
Bugün ise aşı alternatiflerini konuşuyoruz.
Ve hatta yerli aşıyla ilgili yakın bir zamanda iyi haberler bekliyoruz.
Aslında geçen aylardan çok daha umutlu olmamız gerekirken maalesef tedbirleri elden bırakmamız nedeniyle vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.
En baştan söylüyorum.
Devletlerin yapabilecekleri bir noktadan sonra sınırlı.
Önemli olan hepimizin daha dikkatli olması, bireysel karantinamızı ilan etmemiz.


Ben aşı olacağım

AŞI yokken; “Ne yapacağız” diyen insanoğlu...
Aşı çıktığında “Olur muyum bilemiyorum” diyebiliyor.
Böyleyiz işte...
Bir yanda aşı karşıtları, bir yanda artan vaka sayısı ve ölümler...
Bana sıra geldiğinde aşı olacağım.


Sinemalar kapalıysa
tiyatro da kapanmalı

RESTORANLARIN, sinemaların kapalı olduğu bir dönemde tiyatrolar açık...
Ve tartışma sanat dünyasında devam ediyor.
Kimse hiçbir yerin kapalı olmasını istemez ama bugünün gerçekleri de farklı...
Tiyatroda maske takmanız mümkün değil, mesafe koymanız da...
Çünkü sahne başka bir şeydir.
Seyirciye bu duyguyu başka türlü veremezsiniz.
Devlet Tiyatroları’nın emektar dekor ve kostüm tasarımcısı Ali Cem Köroğlu’nun Kovid-19 nedeniyle ölmesi bu tartışmaları alevlendirdi.
Kurumdaki salgının merkez üssü olarak İzmir’in gösterilmesi de ayrıca bir başka gündem maddesi oldu.
Köroğlu, son olarak İzmir Devlet Tiyatroları’nda prömiyeri yapılan ve kadrosunda pek çok tiyatro çalışanının korona virüse yakalandığı “Karıncalar... Bir Savaş Vardı” oyununda görev yapmıştı.
İzmir’de yapılan testler sonucunda 50’den fazla sanatçının koronavirüse yakalandığı söyleniyor.
Sinemaların kapandığı bir yerde tiyatrolar açık kalamaz.
Dediğim gibi sahne en zor günlerde bile oyuna devam etmiştir ama bu sefer salgın şartları zorluyor.


Çeşme, Bodrum yaz gibi

BODRUM’un kış nüfusu 500 binlerde, Çeşme’nin 200 bini geçmiş. Yaz kadar olmasa da; hiç alışık olmadığımız bir kış trafiği var. Ve inanın pandemi geçse de insanlar daha çok yazlık bölgelerde vakit geçirecek. Şehirlerin o gürültüsü, kaosu en az Kovid 19 kadar bizlere zarar veriyor. Bodrum, Çeşme gibi ilçeleri bu bütçelerle yönetmek zor olacak. Turizmde gözbebeğimiz olan bu yerlerin bütçeleri farklı olmalı. Ya da hem devletten, hem de büyükşehir belediyelerinden aldıkları destekler çeşitlendirilmeli.

X

Bir gayret daha

HERKES Bilim Kurulu’ndan yasaklar, tedbirlerle ilgili yeni tavsiyeler bekliyordu. Ancak Bilim Kurulu ertelendi. Şimdi gözler hafta başındaki Bakanlar Kurulu’na çevrildi. Önümüzdeki günlerde Ramazan başlayacak ve arife gününden itibaren restoranlar, işletmeler kapanacak.Her fırsatta yazıyorum.


Bu işletmelerin ayakta kalması gerekiyor.
Bu pandemi birkaç aya sönecek, aşılar arttıkça her ülke biraz rahatlayacak.
Ancak bu işletmelerin dayanacak gücü de kalmadı.
Devletleri, hükümetleri çok iyi anlıyorum.
İmkanları olan ülkeler ciro kayıplarını karşıladılar ve işletmelerin yaşamalarını sağladılar.
Ama bu imkanı olmayanlar süreci zamana yaydılar.

Yazının Devamını Oku

Herkes karantinasına sahip çıksın

SAHADA çalışan filyasyon ekiplerinde olan arkadaşlarımla konuşuyorum.


Hepsinin enerjisi tükenmiş durumda.
Son günlerde her gittikleri evden, her aldıkları numuneden pozitif sonuçlar çıktığını söylüyorlar.
Üstelik İngiliz mutantı diye adlandırılan yeni virüsün çok daha ağır geçtiğini söylüyorlar.
Resmi vaka sayıları da 55 binleri geçtiğine göre bu sayıyı da en az dört ve beşle çarparak gerçek sayıyı bulabiliriz.
Bütün dünyada genel kabul de böyle zaten...
Çünkü hiçbir belirtisi olmadan, ayakta geçiren milyonların olduğu söyleniyor.

Yazının Devamını Oku

Şu kripto para meselesi

GEÇEN gün oğlum Atlas’ı piyano dersine götürdüm. Hava güzel olduğunda Karşıyaka sahiline çıkıp yürüyorum. Bu sefer yağmurlu olunca müzik okuluna yakın bir kafeye oturup kitabımı açtım çayımı yudumlamaya başladım.


Pandemi öncesi yer bulmakta zorlandığım kafede çok az masa vardı. Garson arkadaşlar da kendi aralarında sohbet ediyorlardı.
Bir ara konuştuklarına kulak misafiri oldum.
Ben borsa endeksini konuştuklarını zannettim.
İkinci çayımı söylerken; tanıdığım arkadaşlara takıldım, “Nasıl gidiyor?” diye...
Borsa değil, kripto paralarla ilgileniyorlarmış.
Birkaç dakikada nereden, neleri alıp sattıklarını, gece yarısına kadar çalıştıklarını anlattılar.

Yazının Devamını Oku

Aşısını olan ofise geri dönsün

İLK günden bu yana yazıyorum.

 

Yüz yüze iletişim gibisi yok; diye...
Meslekte 30 yılı çoktan geçtim. Bugünün teknoloji olanaklarıyla nerede olduğunuzun bir önemi yok gibi gözükse de; gazetecilik gibi iletişimin yüksek kullanıldığı bir sektörde uzaktan gazete yapmanın zor olduğunu görüyorum.
Aslında bu durum bize özgü de değil.
Salgının arttığı günlerde dünyanın önemli şirketleri evden çalışmayı kalıcı hale getirmişlerdi.
Uluslararası büyük şirketlerin başında Google, Facebook vardı.
Google salgın öncesinde de esnek çalışmayı teşvik eden bir iş modeli kullanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Beni ekrana kilitleyen canlı yayın geçidi

CUMARTESİ akşamı benim gibi birçok kişi ekran karşısına kilitlendi.


Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçe mumyası “Firavunların Altın Geçidi” olarak adlandırılan kortejle Kahire’deki müzeden Giza’daki yeni müzeye taşındı.
Ve bu tören 400 televizyon kanalından canlı yayınlandı.
Yeni Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi’ni herkes gibi ben de merak ediyorum.
Pandemi biter bitmez ilk gideceğim yerlerden biri de Mısır olacak.
Kortej kral ve kraliçelerin iktidarda oldukları döneme göre kronolojik olarak dizilmişti.
Kral II. Ramses Mısır’ı MÖ 1279’dan itibaren 67 yıl boyunca yönetmiş, tarihte bilinen ilk barış anlaşmasını imzalayan hükümdardır.

Yazının Devamını Oku

Hepimize görev düşüyor onları yalnız bırakmayalım

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ydü.


Cuma günü Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ile Konak Engelsiz Yaşam Köyü’ne gittik.
Bizi merkezin müdürü Bahar Bozarslan Öncel karşıladı.
Hep yazıyorum.
Çok genç yaşlardan bu yana kendimi yakın hissettiğim sivil toplum örgütlerine üye oldum.
Çoğunda aktif çalıştım, sosyal projelere destek oldum.
Geçenlerde baktım sayıları 30’u geçmiş.

Yazının Devamını Oku

Markalarımıza iyi bakalım

MARKANIZA ne kadar iyi bakarsanız, o da size iyi bakar...


Ve gerçekten öyledir.
Markanıza sürekli yatırım yapmanız gerekir.
Elbette parametreler bugünün dünyasında hep değişiyor.
Rakipler çıkıyor, piyasa şartları değişiyor.
Ama siz uzun vadeli düşünüp yatırım yapmaya devam ettiğinizde hep kazançlı oluyorsunuz.
Size bir örnek vereyim.

Yazının Devamını Oku

Onları yalnız bırakmayalım

BUGÜN 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü... Bazı istatistiklere göre 60 doğumda bir görüldüğü tespit edilen otizm, çağımızın en önemli engellilik sorunları arasında yer alıyor. Otizm diğer engel gruplarıyla birlikte okulda, sokakta, işyerlerinde, belediye ve diğer kamu kurumlarında, hiçbir ayrımcılık türünün kabul edilemeyeceği bir engellilik hali.

 


Benim ailemde bir otizmli yok ama çevremde, yakın dostlarım arasında çocukları otizmli olanlar var.
Ben de otizmle bu sayede tanıştım.
Onların yaşadıklarını gözlemledim, hissettiklerine ortak oldum.
Ve bir gün Nüvit Uyar geldi ziyaretime...
Uyar’ı mimar olarak tanımış ve izlemeye başlamıştım.

Yazının Devamını Oku

Hibrit çalışma modeli tersine göçü artırabilir

FULYA Soybaş’ın moderatörlüğünde hazırlanan “Hürriyet Bizimle”yi keyifle izliyordum.

 

Bu seferki konuk da bendim.
Fulya’yla biraz pandemiyle değişen hayatımızı ama daha çok da İzmir’i konuştuk.
Aslında İzmir ile ilgili konuşurken, yorum yaparken Çanakkale’den Antalya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı konuşmak gerekir.
Bir Çanakkaleli’nin, bir Uşaklı’nın, bir Balıkesirli’nin, bir Denizlili’nin, bir Muğlalı’nın mutlaka İzmir ile bir bağlantısı vardır.
Ve bütün bu ilişkilerin tam ortasında hep İzmir vardır.
Pandeminin ilk günlerinde kimse salgının bu kadar süreceğini tahmin etmemişti.

Yazının Devamını Oku

Önceliklerimiz değişti ama ihtiyaçlarımız değişmedi

DÜNYA ilginç bir dönem yaşıyor. Pandemileri sadece filmlere konu olan öyküler olarak biliyorduk. Meğerse hayatımızı değiştirecek kadar gerçekmiş. Ve sanki bugünün tıbbı, her şeyi birkaç haftada, birkaç bilinen ilaçla tedavi edeceğini ya da önleyebileceğini zannediyorduk. Öyle değilmiş.


Bilim ne kadar ilerlese de, bilinmezlikler o kadar çokmuş.
Yine de daha iyi bir dünya için mücadele ediyor herkes...
Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti.
Böyle bir dönemde belediye başkanlığı yapmak da zordu.
Pandemi seçim döneminde verilen sözlerin önüne geçti.
Sağlığı en başa koyduğumuz için diğer konular listenin sonuna kaymış oldu.

Yazının Devamını Oku

Kurallara uymayanlar ayıp ediyor

Hep “Önümüzdeki iki hafta çok kritik” dendi, bu pandemi sürecinde.

 

Ben de uzmanların ağzından çok dinledim.
Ve bu kritik iki haftalar bir türlü bitmedi.
Galiba aşılama tamamlanmadan da bitmeyecek.
Evet, şimdi uzmanlar yine aynı şeyi söylüyor.
Bu iki hafta gerçekten kritikmiş.
Ve bence kurallara uymayanlar ayıp ediyor.

Yazının Devamını Oku

Aklımda kalan o kareler

İZMİR iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biriydi Ataman Bükey...


Benim de gazetecilik hayatımda sık konuştuğum, dertleştiğim insanlardan biriydi.
Vefat haberini alınca kendi arşivime girip yazılarıma, fotoğraflara baktım.
Ve 13 Aralık 2009’taki bir yazımı buldum.
Şöyle yazmışım;
***
Bazen çalışma odamdaki arşivimde saatler nasıl geçiyor anlamıyorum.

Yazının Devamını Oku

Her zaman daha çok demokrasi dediler

EGE Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin kuruluşunu dün gibi hatırlıyorum.


TÜSİAD’ı kuran, fikrini geliştiren, sivil toplumculuğu Türkiye’de büyüten iş insanları, sonra da İzmir’de benzer bir yapıyı kurmak istediler.
Yine bir mart ayıydı.
16 Mart’tı...
Ve yıllar 1992’yi gösteriyordu.
Ben de o günlerde ekonomi sayfalarını yöneten biri olarak iş dünyasındaki bu gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydim.
Gerçekten de 90’lı yıllar Türkiye’nin siyasette dalgalı geçen yıllarıydı.

Yazının Devamını Oku

Tarih yeniden canlanacak

EFES denizle buluşacak.


Çok yakından takip ettiğim projelerden biriydi.
Eski Başbakan ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın ısrarla üzerinde durduğu yatırımlardandı.
Efes Antik Kenti UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor.
Ve bana göre Türkiye’nin en önemli turizm argümanlarındandır.
Türk turizminin başladığı yer Antalya değil, Kuşadası’dır.
80’lerde Türkiye birçok konuda hamle yaparken turizmde de Antalya öne çıktı.

Yazının Devamını Oku

Harita kırmızıya döndü yeni yasaklar gelebilir

TTK mavi Şırnak kaldı.

Turuncular kırmızıya döndü; Türkiye’nin çoğu şehirde kırmızı çizgiler de aşılmış durumda...
Bu yasakların yeniden geri geleceği anlamına geliyor.
Bu kaçınılmaz; ilk günlerde de yazmıştım.
Çünkü tarih boyunca yaşanan salgınları incelediğinizde benzer bir tablo karşınıza çıkıyor.
Açılmalar, kapanmalar önümüzdeki bir yıl daha devam edecek.
Kısmı, bölgeler, hatta semtlere göre kararlar bile bundan sonra alınabilir ve alınmalıdır da...
Bazı okurlar bana birkaç haftalık değişimi ve haritalarını gönderiyor.

Yazının Devamını Oku

Girişim öykülerini destekliyorum

ADI Sebu Sezerman...


Çocukluğundan beri mutfak onun için bir tutkuydu. Saatlerce vakit geçiriyor, kendi tariflerini, kendi denemelerini yapıyordu. Çocukları olduktan sonra sağlıklı ürünler yapmaya başladı. Aslında dünyadaki trend de bu yöndeydi. İnsanlar sağlıklarına daha fazla dikkat eder olmuş; spordan beslenme alışkanlıklarına kadar birçok detay değişmeye başlamıştı.
İki kızı oldu. Lina ve Alin isimlerini koydular.
Kızları sayesinde yapmaya başladığı sağlıklı atıştırmalıklar öyle beğenildi ki, arkadaşları onu bir girişim için teşvik etti.
İsmini de kızlarından alan Atelier Linalin böyle doğdu. Atölyesinde sadece kadınlar çalışıyor. Ve o kadınlar glutensiz atıştırmalıklar üretiyor.
Ürünlerin hepsi 1 yaşından gün almış, sadece doymak için değil besin değerini de düşünerek yiyen, spor yapan ya da yapmayan, diyet yapan ya da hiç yapmamış, çölyak olan ya da olmayan kısaca glutensiz ve gerçek bir şeyler yemek isteyen herkes için uygun...
Onlar bu işi aşkla yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Sahibinden satılık okul ilanları dikkatimi çekiyor

HİÇBİRİMİZ pandemi koşullarına hazır değildik.


Okullar da...
Birkaç gündür “sahibinden satılık okul” ilanları dikkatimi çekiyor.
İstanbul Ümraniye’de 1 milyon 750 bin lira bedelle satışa çıkarılan “250 öğrenci kapasiteli” okulun ilanında, “Eğitim dönemi sonuna kadar çevirecek durumda. Öğrencili ve kullanıma hazır. Okullar bölgesinde sorunsuz okul” açıklaması yapılmış.
Muğla Ortaca’da devren satılık özel okul için, “Ortaca ilçe merkezinde, özel hastane ile komşu, iyi lokasyonda, 800 m2 arsa içinde 12 derslikli Anadolu Lisesi ruhsatıyla, (özel kurs merkezi, dershane vb. kurumlara da dönüştürülebilir) devren satılıktır” deniliyor.
“Antalya’da tektir, eşi benzeri yoktur” denilerek 45 milyon TL’ye satışı çıkarılan özel okul için de şöyle deniliyor; “Antalya’da 1500 öğrenci (istenildiği takdirde öğrenci sayısı 2 bin 500 adete artırılabilir) 60 öğretmen ve 10 hizmet görevlisi kapasitelidir. Okul faaliyette değildir. Öğrenci başına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından teşvik alınabilir. Okulumuzun yerleşim alanı 7 bin metrekare, tüm arsa alanı ise 20 bin metrekaredir.”
İzmir için verilen bir ilanda da “Merkezi konumda devren satılık butik kolej” deniliyor.

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’i Hürriyet yapanlar

1999 yılında Hürriyet’e transfer olmuştum.


Mesleğimde önemli bir adımdı.
Hürriyet’in Ege Bölge Temsilcisi Nedim Demirağ ile İstanbul’a gitmiştik. Önce Ertuğrul Özkök’ün odasında uzunca sohbet etmiş, Hürriyet Ege için bir fikir sörfü yapmıştık.
Sonraki adresimiz Bölgeler Koordinatörü Nejat Seçen’in odası olmuştu.
Nejat abi İzmir’den İstanbul’a gitmişti ve bölgeleri en iyi bilen gazetecilerdendi. Aynı dili konuşuyorduk.
Ve ardından Seçkin Türesay ve Erol Türegün ile bugün bile unutamadığım uzun sohbetlere daldık.
Müthiş gazetecilerdi.

Yazının Devamını Oku

Avrupa Birliği kendisi bilir

AVRUPA Birliği Komisyonu, seyahatlerde kullanılacak aşı sertifikasının yaza kadar hayata geçirilmesi için bir yasal düzenleme yapma kararı aldı.


Bunu zaten bekliyorduk.
AB’nin seyahatlerde kullanılmak üzere hazırlayacağı aşı sertifikasında hangi aşıların geçerli olacağına AB üyelerinin kendileri karar verebilecek.
Tabii bizim olduğumuz Çin aşısını kabul edip etmeyeceğini merak ediyoruz.
Aslında şöyle de bir gerçek var.
Hangi ülkenin aşısından daha çok antikor öne çıkacaktır. Gelişmiş ülkeler bile aşı konusunda sınıfta kaldılar.
Hala nüfuslarının yüzde 5 ila 10’u arasında aşılama yapabildiler.

Yazının Devamını Oku

Sembol isimler unutulmamalı

ALAÇATI bugün Alaçatı’ysa; sadece Türkiye’de değil, bütün Avrupa’da konuşuluyor, takip ediliyor ve ilgiyle izleniyorsa bu süreçte birçok kişinin emeği oldu.


Bir de burayı popüler hale getiren sembol isimler var.
Onlardan biri de hiç kuşkusuz Leyla Figen’dir.
Örneğin bugün köyün en güzel butik otellerinden biri olan Alavya; bir zamanlar çocukların gizlice ağaçlarından meyve koparıp yedikleri bereketli bir bahçeydi. Daha sonraları ise yaz gecelerinde yerli halkın ellerindeki çekirdeklerle göz yaşlarının tuzunu birbirine karıştıran bir açık hava sineması olarak yaşadı.
Ve günlerden bir gün, yörenin kaderini değiştiren isim Leyla Figen Alavya’da şimdi Ruby adını alan ve tek bir yatak odasına sahip olan taş eve taşındı, ardından Alaçatı’nın taze havasını içine çekip, yörenin ilk turistik restoranını açtı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde otelde minik bir tören vardı.
Alavya’nın girişine Leyla Figen’i hatırlatan küçük bir plaket asıldı.

Yazının Devamını Oku