Deprem travması hala devam ediyor

30 Ekim’de İzmir bir deprem felaketi atlattı. Görüyorum ki; o günün travması hala geçmiş değil.Bilançoya baktım.



111 konut binası çökmüş veya çökme tehdidi altında. 960 binadaki 10 bin 170 bağımsız birim orta ve ciddi hasarlı olarak kayıtlara geçmiş.
5 bin 119 bina ve 55 bin 235 bağımsız birim düşük hasarlı olarak belirlenmiş.
Deprem özellikle Bornova bölgesinde daha büyük hasar bıraktı. Yıkılan ve hasar gören binaların çoğu bu bölgede yaşayanlara ait...
Bu arada 40 yaşın üzerindeki birçok binada da hasar var.
Örneğin Karşıyaka Yalısı’nın sembol binaları da bir bir yıkılıyor, kentsel dönüşüme giriyor.
Bunu kendi imkanlarıyla finanse edebilecekler var, edemeyecekler var.
Devletin bazı önerileri ve destekleri var.
Beklenti de çok biliyorsunuz.
Özellikle bu bölgede olan orta hasarlı binaların kentsel dönüşüme girmeleri gerekiyor.
Ama uzun vadeli bir kaynak da isteniyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum birçok kez İzmir’e geldi ve gerekli talimatları verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da deprem bölgesindeki ziyaretlerinde çalışmaların hızlandırılmasını istediğini biliyoruz.
Günler geçiyor; iki ay sonra depremin üzerinden bir yıl geçmiş olacak.
Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi de bazı kaynak arayışlarını sürdürüyor.
Bildiğim kadarıyla da Dünya Bankası ile yapılan görüşmeler olumlu geçti.
250 milyon dolarlık bir kredi sağlanabilir. İhtiyaca göre bu rakamın 340 milyon dolara çıkabilme imkanı var.
Kredinin vadesi de 30 yıla kadar uzayabiliyor.
Dünya Bankası bu tür kredileri Acil İmar Projesi kapsamında hazırlanacak bir Yatırım Projesi Finansmanı olarak yorumluyor.
İzmir’in uzun vadeli, Dünya Bankası kaynaklı bu krediyi kullanması gerekir.
Belki de kısa vadeli çözümler için bu kaynak faydalı olacaktır.
Burada önemli bir ayrıntı var.
Kredinin onayı için hazine garantisi isteniyor.
Devlet bir süredir dış kaynaklı krediye hazine garantisi vermiyor.
Hükümetin haklı olduğu gerekçeler var.
Ama İzmir bir deprem felaketi yaşadı ve buradaki dönüşüm için uzun vadeli bir kredi cazip gözüküyor. Bu konuda önümüzdeki günlerde olumlu bir adım atılmasını bekliyorum.
Ve daha önemlisi...
Kentsel dönüşümde bu sefer yerinde ve gerçekçi adımlar atmalıyız.


İki şerit viyadükler
üç şeride çıkmalı

BİR gerçek daha var.
Dün de yazdım.
Büyükşehirlerin en büyük sorunu artık ulaşım oldu.
Hele bu tür bir felaketle karşı karşıya kaldığımızda trafik düğüm oluyor.
Dikkat edin İzmir’deki viyadükler, bağlantı yolları üç şeritten iki şeride düşüyor.
Aslında gün içinde artan trafik yoğunluğunun da en önemli nedeni bu huniye dönüşen yollar.
Özellikle çevre yollarından şehir merkezine gelenler geçişlerde bu yoğun trafiğe takılıyor.
Bence çok hızlı bir şekilde iki şeritlerin üçe çıkarılması gerekir.
Hem normal akış bu sayede rahatlayacaktır, hem de bir felaket anında ulaşım çok daha seri yapılacaktır.
Bence kullanılacak bu dış kaynaklı kredilerin bir bölümü de bu yollar için kullanılabilir.


İş dünyasında eylül hazırlığı

PANDEMİNİN başından bu yana hibrit ve ağırlıklı evden çalışan birçok şirket eylül başından itibaren ofislere geri dönüyor. Tarihi de 6 Eylül olarak açıkladılar. Okulların açıldığı gün ofisler de dolacak. Bu arada aşıya teşvik de devam ediyor. İş dünyasında yapılan anketlerde aşılı oranın yüzde 85’lerde olduğu söyleniyor. Şirketlerin hedefi ağustosta geri kalan 15’i de ikna etmek. En başından beri söylüyorum. Evden çalışarak olmuyor. Oluyor diyenlere de katılmıyorum.


Daha fazla demokrasi
ihtiyacımız var

AFGANİSTAN’dan gelen görüntüler hepimizi üzüyor.
Taliban, 20 yıl sonra daha ılımlı mesajlar vermeye çalışıyor ama sokak görüntüleri aksini söylüyor.
Dünya bugün çok farklı bir yerde, en azından 20 yıl öncesinden çok daha başka bir yerde.
O günlerde sosyal medya diye bir kavram yoktu.
Cep telefonları bugünkü kadar akıllı değildi. Dünya bu kadar birbirine entegre değildi.
Afganistan’ın o ağır koşullarında bile gelişmelerde anlık haberdar oluyorsunuz. Tabii Taliban bunu kendisi için de kullanıyor. Şiddet içeren görüntüleri yayarak kendi propagandasını da yapıyor.
Afganistan’dan gelen görüntülere elbette insan olarak çok üzülüyoruz.
Aklımızdan çıkarmayalım.
Demokrasi zor bir rejim. Ancak bugün için en doğrusu, en samimisi, en ideale yakını...
Dünyanın daha fazla demokrasi ihtiyacı dünden çok daha fazladır.


Asıl kapanmak zor olacak

BİLİYORUM. Bir buçuk yıldan sonra evden çalışanlar ya da hibrit modeli kullananlar ofislere giderken zorlanacak. Ama emin olun; açılıp saçıldığımız, maskeleri bir an için unuttuğumuz, çok fazla normalleştiğimiz bir yazdan sonra asıl bize zor gelecek kapanmak olacaktır. Dünyanın da, Türkiye’nin de artık kapanmaya tahammülü yoktur. Herkes şunu bilsin. Aşısız bu süreci atlatmamız mümkün değil. Aşı olmayanlara saygım var elbette. Ama aşısızlar da aşı olup hayatı kolaylaştıranlara saygı duysunlar.

X