GeriDeniz SİPAHİ Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı

HERKES gibi ben de çok üzüldüm.


Doğan Cüceloğlu hayatımıza dokunan insanlardan biriydi.
Arada yazarım.
Bazı insanlar iz, bazıları da is bırakır.
Cüceloğlu iz bırakanlardandı.
Olayları, yaşadıklarımızı, yaşayabileceklerimizi örnekleriyle anlatır ve farkındalık yaratmaya çalışırdı.
Birçok kitabını okudum, defalarca kendisini dinledim ve kendime göre notlar çıkardım hep...
Cüceloğlu’nda hoşuma giden şuydu;
Yorumları didaktik değil, yol göstericiydi.
Psikolojiyi sevdiren insanlardı.
Ama bunu Türkiye’nin gerçeklerini, değerlerini öne çıkararak yapması ayrıca hoşuma giderdi.
Ve kendinden örnekler vererek çözümlemeler yapmasına da bayılırdım.
Hele ölümünün ardından en çok izlenen annesiyle ilgili o videosu hiçbir zaman akıllardan silinmeyecek.
Ölümü tarif ederken annesini anlatıyor Cüceloğlu...
Ve diyor ki;
“Annem hastalandı ve öldü diyorlar ama hep içimde ‘misafirliğe gitti, bir gün sonra gelecek, iki gün sonra gelecek’ diye bakıyorum. Üç gün geçti gelmedi, dört gün geçti gelmedi, beş gün geçti gelmedi. Ve bir gün dedim ki ‘ben annemi bir daha göremeyeceğim’. Ölümün o zaman farkına vardım, bir daha göremeyeceğim. Ve kaçtım, mezarının yanına gittim. Ve orada annem, böyle kalakaldım. Annemi bir daha göremeyeceğim, öyle kalakaldım. Eve geldim, babamı gördüm ve dedim ki ‘Allah’ım inşallah babam ölmez’. Çünkü ölümü öğrendim artık, ölünebiliyor. Babamın da kendine özgü sorunları vardı, o da dört yaşından beri babasız büyümüş. Bir gün bir şey yaptım ‘Niye öyle yapıyorsun’ diye bağırdı, ben kalakaldım ve enteresan bir şekilde çocuk aklımla şuna karar vermiştim: ‘Annen yok, kimsen yok’. Ve böyle bir karar verdiğimi yıllar sonra anladım, annen yok kimsen yok. O zaman kimsen yoksa senin bir şey istemeye hakkın yok, sadece başkalarını memnun etmeye çalışırsın. Annen yok, kimsen yok.”
Biliyorum bu videoyu benim gibi defalarca seyrettiniz.
Gözyaşlarımı hiç tutamam, asla saklayamam.
Doğan Cüceloğlu’nun ölüm haberi gelince belki de defalarca bu videoyu seyrettim.
Ve bende iz bırakan yönleriyle Doğan Cüceloğlu’nu bir kez daha andım.
Nurlar içinde uyusun...

Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı


Bazen tesadüfler çok güzel olur

DOĞAN Cüceloğlu’nu tanıdığım ilk günü düşündüm. Ve buldum.
Çanakkale Subay Orduevi’nde askerlik yapıyordum. Orduevinin bütün işleri benim üzerimdeydi. Odalar, restoran, işletmeler, kantin... Orduevinde askerlik yapanlara “Askerlik yaptım demeyin” derler ama ben bunun tam tersi olduğunu oraya gidince anladım. Bitmeyen işlere gazeteci olarak alışkındım ama orduevinde işler gerçekten de bitmiyordu.
Bir gün resepsiyona tanıdık bir yüz geldi.
Doğan Cüceloğlu’ydu.
İsmiyle hitap edince çok mutlu oldu.
Kendimi tanıttım, gazeteci olduğumu öğrenince çok daha mutlu oldu.
Kahve ikram ettim, sohbet ettik.
Hem de epey sohbet ettik.
Birkaç yıl sonra bir panelde karşılaştık, kendimi hatırlattım.
Çanakkale’de başladığımız o güzel sohbeti İzmir’de devam ettirdik.
Doğan Cüceloğlu gibi insanlar herkesin omuzuna, kalbine dokunan insanlardır.
Tanıdığıma her zaman mutlu olduğum kişilerden biriydi.


Bu podcast’i dinleyin

MESLEKTAŞIM Nilay Örnek’ın podcast’lerini çok seviyorum. Spotify’da dinleyebiliyorsunuz. “Nasıl olunur” başlıklı podcast’lerde “Nasıl olunur” başlığıyla harika röportajlar yapıyor. Doğan Cüceloğlu’yla ilgili röportaj da harika... Mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.
Orada diyor ki;
“Bilgi hiç önemli değil, farkındalık önemli. Bilen değil yaşayan insan olarak, herkes gibi biri olarak insanların karşısındayım...”
Çok hoşuma gitti.
Dinleyin...


Sahici insanlara daha çok ihtiyaç var

BUGÜN hiç siyasete, günlük rutine girmek istemedim. Doğan Cüceloğlu gibi sahici insanları toplum olarak seviyoruz. Bu insanların sayısının çok daha fazla olmasını istiyoruz. Örneğin siyasette sahici insanlara galiba daha çok ihtiyaç var. Olduğu gibi, düşündüğü gibi, olması gerektiği gibi davranan...
Aka kara, karaya ak demeyen...
Toplumun hissettiklerini, heyecanını, beklentilerini yansıtan siyasetçiler...
Örneğin eleştiri yapan, hatasını kabul eden, özür dileyen siyasetçiler...
Ya da dinleyen, dinleten, dinlettiren siyasetçiler...
Hep yazıyorum, yazıyoruz.
Bizim gibi ülkelerde siyaset çok önemli.
Siyasetin tansiyonu, konuları, üslubu değiştikçe; siyasetçiler geçmişten daha çok geleceği tartıştıkça demokrasimiz de olgunlaşacak, güçlenecek.

X

Şu kripto para meselesi

GEÇEN gün oğlum Atlas’ı piyano dersine götürdüm. Hava güzel olduğunda Karşıyaka sahiline çıkıp yürüyorum. Bu sefer yağmurlu olunca müzik okuluna yakın bir kafeye oturup kitabımı açtım çayımı yudumlamaya başladım.


Pandemi öncesi yer bulmakta zorlandığım kafede çok az masa vardı. Garson arkadaşlar da kendi aralarında sohbet ediyorlardı.
Bir ara konuştuklarına kulak misafiri oldum.
Ben borsa endeksini konuştuklarını zannettim.
İkinci çayımı söylerken; tanıdığım arkadaşlara takıldım, “Nasıl gidiyor?” diye...
Borsa değil, kripto paralarla ilgileniyorlarmış.
Birkaç dakikada nereden, neleri alıp sattıklarını, gece yarısına kadar çalıştıklarını anlattılar.

Yazının Devamını Oku

Aşısını olan ofise geri dönsün

İLK günden bu yana yazıyorum.

 

Yüz yüze iletişim gibisi yok; diye...
Meslekte 30 yılı çoktan geçtim. Bugünün teknoloji olanaklarıyla nerede olduğunuzun bir önemi yok gibi gözükse de; gazetecilik gibi iletişimin yüksek kullanıldığı bir sektörde uzaktan gazete yapmanın zor olduğunu görüyorum.
Aslında bu durum bize özgü de değil.
Salgının arttığı günlerde dünyanın önemli şirketleri evden çalışmayı kalıcı hale getirmişlerdi.
Uluslararası büyük şirketlerin başında Google, Facebook vardı.
Google salgın öncesinde de esnek çalışmayı teşvik eden bir iş modeli kullanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Beni ekrana kilitleyen canlı yayın geçidi

CUMARTESİ akşamı benim gibi birçok kişi ekran karşısına kilitlendi.


Mısır’da 18 kral ve 4 kraliçe mumyası “Firavunların Altın Geçidi” olarak adlandırılan kortejle Kahire’deki müzeden Giza’daki yeni müzeye taşındı.
Ve bu tören 400 televizyon kanalından canlı yayınlandı.
Yeni Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi’ni herkes gibi ben de merak ediyorum.
Pandemi biter bitmez ilk gideceğim yerlerden biri de Mısır olacak.
Kortej kral ve kraliçelerin iktidarda oldukları döneme göre kronolojik olarak dizilmişti.
Kral II. Ramses Mısır’ı MÖ 1279’dan itibaren 67 yıl boyunca yönetmiş, tarihte bilinen ilk barış anlaşmasını imzalayan hükümdardır.

Yazının Devamını Oku

Hepimize görev düşüyor onları yalnız bırakmayalım

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ydü.


Cuma günü Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ile Konak Engelsiz Yaşam Köyü’ne gittik.
Bizi merkezin müdürü Bahar Bozarslan Öncel karşıladı.
Hep yazıyorum.
Çok genç yaşlardan bu yana kendimi yakın hissettiğim sivil toplum örgütlerine üye oldum.
Çoğunda aktif çalıştım, sosyal projelere destek oldum.
Geçenlerde baktım sayıları 30’u geçmiş.

Yazının Devamını Oku

Markalarımıza iyi bakalım

MARKANIZA ne kadar iyi bakarsanız, o da size iyi bakar...


Ve gerçekten öyledir.
Markanıza sürekli yatırım yapmanız gerekir.
Elbette parametreler bugünün dünyasında hep değişiyor.
Rakipler çıkıyor, piyasa şartları değişiyor.
Ama siz uzun vadeli düşünüp yatırım yapmaya devam ettiğinizde hep kazançlı oluyorsunuz.
Size bir örnek vereyim.

Yazının Devamını Oku

Onları yalnız bırakmayalım

BUGÜN 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü... Bazı istatistiklere göre 60 doğumda bir görüldüğü tespit edilen otizm, çağımızın en önemli engellilik sorunları arasında yer alıyor. Otizm diğer engel gruplarıyla birlikte okulda, sokakta, işyerlerinde, belediye ve diğer kamu kurumlarında, hiçbir ayrımcılık türünün kabul edilemeyeceği bir engellilik hali.

 


Benim ailemde bir otizmli yok ama çevremde, yakın dostlarım arasında çocukları otizmli olanlar var.
Ben de otizmle bu sayede tanıştım.
Onların yaşadıklarını gözlemledim, hissettiklerine ortak oldum.
Ve bir gün Nüvit Uyar geldi ziyaretime...
Uyar’ı mimar olarak tanımış ve izlemeye başlamıştım.

Yazının Devamını Oku

Hibrit çalışma modeli tersine göçü artırabilir

FULYA Soybaş’ın moderatörlüğünde hazırlanan “Hürriyet Bizimle”yi keyifle izliyordum.

 

Bu seferki konuk da bendim.
Fulya’yla biraz pandemiyle değişen hayatımızı ama daha çok da İzmir’i konuştuk.
Aslında İzmir ile ilgili konuşurken, yorum yaparken Çanakkale’den Antalya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı konuşmak gerekir.
Bir Çanakkaleli’nin, bir Uşaklı’nın, bir Balıkesirli’nin, bir Denizlili’nin, bir Muğlalı’nın mutlaka İzmir ile bir bağlantısı vardır.
Ve bütün bu ilişkilerin tam ortasında hep İzmir vardır.
Pandeminin ilk günlerinde kimse salgının bu kadar süreceğini tahmin etmemişti.

Yazının Devamını Oku

Önceliklerimiz değişti ama ihtiyaçlarımız değişmedi

DÜNYA ilginç bir dönem yaşıyor. Pandemileri sadece filmlere konu olan öyküler olarak biliyorduk. Meğerse hayatımızı değiştirecek kadar gerçekmiş. Ve sanki bugünün tıbbı, her şeyi birkaç haftada, birkaç bilinen ilaçla tedavi edeceğini ya da önleyebileceğini zannediyorduk. Öyle değilmiş.


Bilim ne kadar ilerlese de, bilinmezlikler o kadar çokmuş.
Yine de daha iyi bir dünya için mücadele ediyor herkes...
Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti.
Böyle bir dönemde belediye başkanlığı yapmak da zordu.
Pandemi seçim döneminde verilen sözlerin önüne geçti.
Sağlığı en başa koyduğumuz için diğer konular listenin sonuna kaymış oldu.

Yazının Devamını Oku

Kurallara uymayanlar ayıp ediyor

Hep “Önümüzdeki iki hafta çok kritik” dendi, bu pandemi sürecinde.

 

Ben de uzmanların ağzından çok dinledim.
Ve bu kritik iki haftalar bir türlü bitmedi.
Galiba aşılama tamamlanmadan da bitmeyecek.
Evet, şimdi uzmanlar yine aynı şeyi söylüyor.
Bu iki hafta gerçekten kritikmiş.
Ve bence kurallara uymayanlar ayıp ediyor.

Yazının Devamını Oku

Aklımda kalan o kareler

İZMİR iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biriydi Ataman Bükey...


Benim de gazetecilik hayatımda sık konuştuğum, dertleştiğim insanlardan biriydi.
Vefat haberini alınca kendi arşivime girip yazılarıma, fotoğraflara baktım.
Ve 13 Aralık 2009’taki bir yazımı buldum.
Şöyle yazmışım;
***
Bazen çalışma odamdaki arşivimde saatler nasıl geçiyor anlamıyorum.

Yazının Devamını Oku

Her zaman daha çok demokrasi dediler

EGE Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin kuruluşunu dün gibi hatırlıyorum.


TÜSİAD’ı kuran, fikrini geliştiren, sivil toplumculuğu Türkiye’de büyüten iş insanları, sonra da İzmir’de benzer bir yapıyı kurmak istediler.
Yine bir mart ayıydı.
16 Mart’tı...
Ve yıllar 1992’yi gösteriyordu.
Ben de o günlerde ekonomi sayfalarını yöneten biri olarak iş dünyasındaki bu gelişmeleri en yakından takip edenlerden biriydim.
Gerçekten de 90’lı yıllar Türkiye’nin siyasette dalgalı geçen yıllarıydı.

Yazının Devamını Oku

Tarih yeniden canlanacak

EFES denizle buluşacak.


Çok yakından takip ettiğim projelerden biriydi.
Eski Başbakan ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın ısrarla üzerinde durduğu yatırımlardandı.
Efes Antik Kenti UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor.
Ve bana göre Türkiye’nin en önemli turizm argümanlarındandır.
Türk turizminin başladığı yer Antalya değil, Kuşadası’dır.
80’lerde Türkiye birçok konuda hamle yaparken turizmde de Antalya öne çıktı.

Yazının Devamını Oku

Harita kırmızıya döndü yeni yasaklar gelebilir

TTK mavi Şırnak kaldı.

Turuncular kırmızıya döndü; Türkiye’nin çoğu şehirde kırmızı çizgiler de aşılmış durumda...
Bu yasakların yeniden geri geleceği anlamına geliyor.
Bu kaçınılmaz; ilk günlerde de yazmıştım.
Çünkü tarih boyunca yaşanan salgınları incelediğinizde benzer bir tablo karşınıza çıkıyor.
Açılmalar, kapanmalar önümüzdeki bir yıl daha devam edecek.
Kısmı, bölgeler, hatta semtlere göre kararlar bile bundan sonra alınabilir ve alınmalıdır da...
Bazı okurlar bana birkaç haftalık değişimi ve haritalarını gönderiyor.

Yazının Devamını Oku

Girişim öykülerini destekliyorum

ADI Sebu Sezerman...


Çocukluğundan beri mutfak onun için bir tutkuydu. Saatlerce vakit geçiriyor, kendi tariflerini, kendi denemelerini yapıyordu. Çocukları olduktan sonra sağlıklı ürünler yapmaya başladı. Aslında dünyadaki trend de bu yöndeydi. İnsanlar sağlıklarına daha fazla dikkat eder olmuş; spordan beslenme alışkanlıklarına kadar birçok detay değişmeye başlamıştı.
İki kızı oldu. Lina ve Alin isimlerini koydular.
Kızları sayesinde yapmaya başladığı sağlıklı atıştırmalıklar öyle beğenildi ki, arkadaşları onu bir girişim için teşvik etti.
İsmini de kızlarından alan Atelier Linalin böyle doğdu. Atölyesinde sadece kadınlar çalışıyor. Ve o kadınlar glutensiz atıştırmalıklar üretiyor.
Ürünlerin hepsi 1 yaşından gün almış, sadece doymak için değil besin değerini de düşünerek yiyen, spor yapan ya da yapmayan, diyet yapan ya da hiç yapmamış, çölyak olan ya da olmayan kısaca glutensiz ve gerçek bir şeyler yemek isteyen herkes için uygun...
Onlar bu işi aşkla yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Sahibinden satılık okul ilanları dikkatimi çekiyor

HİÇBİRİMİZ pandemi koşullarına hazır değildik.


Okullar da...
Birkaç gündür “sahibinden satılık okul” ilanları dikkatimi çekiyor.
İstanbul Ümraniye’de 1 milyon 750 bin lira bedelle satışa çıkarılan “250 öğrenci kapasiteli” okulun ilanında, “Eğitim dönemi sonuna kadar çevirecek durumda. Öğrencili ve kullanıma hazır. Okullar bölgesinde sorunsuz okul” açıklaması yapılmış.
Muğla Ortaca’da devren satılık özel okul için, “Ortaca ilçe merkezinde, özel hastane ile komşu, iyi lokasyonda, 800 m2 arsa içinde 12 derslikli Anadolu Lisesi ruhsatıyla, (özel kurs merkezi, dershane vb. kurumlara da dönüştürülebilir) devren satılıktır” deniliyor.
“Antalya’da tektir, eşi benzeri yoktur” denilerek 45 milyon TL’ye satışı çıkarılan özel okul için de şöyle deniliyor; “Antalya’da 1500 öğrenci (istenildiği takdirde öğrenci sayısı 2 bin 500 adete artırılabilir) 60 öğretmen ve 10 hizmet görevlisi kapasitelidir. Okul faaliyette değildir. Öğrenci başına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından teşvik alınabilir. Okulumuzun yerleşim alanı 7 bin metrekare, tüm arsa alanı ise 20 bin metrekaredir.”
İzmir için verilen bir ilanda da “Merkezi konumda devren satılık butik kolej” deniliyor.

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’i Hürriyet yapanlar

1999 yılında Hürriyet’e transfer olmuştum.


Mesleğimde önemli bir adımdı.
Hürriyet’in Ege Bölge Temsilcisi Nedim Demirağ ile İstanbul’a gitmiştik. Önce Ertuğrul Özkök’ün odasında uzunca sohbet etmiş, Hürriyet Ege için bir fikir sörfü yapmıştık.
Sonraki adresimiz Bölgeler Koordinatörü Nejat Seçen’in odası olmuştu.
Nejat abi İzmir’den İstanbul’a gitmişti ve bölgeleri en iyi bilen gazetecilerdendi. Aynı dili konuşuyorduk.
Ve ardından Seçkin Türesay ve Erol Türegün ile bugün bile unutamadığım uzun sohbetlere daldık.
Müthiş gazetecilerdi.

Yazının Devamını Oku

Avrupa Birliği kendisi bilir

AVRUPA Birliği Komisyonu, seyahatlerde kullanılacak aşı sertifikasının yaza kadar hayata geçirilmesi için bir yasal düzenleme yapma kararı aldı.


Bunu zaten bekliyorduk.
AB’nin seyahatlerde kullanılmak üzere hazırlayacağı aşı sertifikasında hangi aşıların geçerli olacağına AB üyelerinin kendileri karar verebilecek.
Tabii bizim olduğumuz Çin aşısını kabul edip etmeyeceğini merak ediyoruz.
Aslında şöyle de bir gerçek var.
Hangi ülkenin aşısından daha çok antikor öne çıkacaktır. Gelişmiş ülkeler bile aşı konusunda sınıfta kaldılar.
Hala nüfuslarının yüzde 5 ila 10’u arasında aşılama yapabildiler.

Yazının Devamını Oku

Sembol isimler unutulmamalı

ALAÇATI bugün Alaçatı’ysa; sadece Türkiye’de değil, bütün Avrupa’da konuşuluyor, takip ediliyor ve ilgiyle izleniyorsa bu süreçte birçok kişinin emeği oldu.


Bir de burayı popüler hale getiren sembol isimler var.
Onlardan biri de hiç kuşkusuz Leyla Figen’dir.
Örneğin bugün köyün en güzel butik otellerinden biri olan Alavya; bir zamanlar çocukların gizlice ağaçlarından meyve koparıp yedikleri bereketli bir bahçeydi. Daha sonraları ise yaz gecelerinde yerli halkın ellerindeki çekirdeklerle göz yaşlarının tuzunu birbirine karıştıran bir açık hava sineması olarak yaşadı.
Ve günlerden bir gün, yörenin kaderini değiştiren isim Leyla Figen Alavya’da şimdi Ruby adını alan ve tek bir yatak odasına sahip olan taş eve taşındı, ardından Alaçatı’nın taze havasını içine çekip, yörenin ilk turistik restoranını açtı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde otelde minik bir tören vardı.
Alavya’nın girişine Leyla Figen’i hatırlatan küçük bir plaket asıldı.

Yazının Devamını Oku

Büyüme hikayesinde sanayimizin rolü var

GEÇEN hafta EBSO Başkanı Ender Yorgancılar’ın sözlerine köşemde yer vermiştim.

Yorgancılar; “Türkiye’nin sanayileşmekten ve sanayi sektörünü bilgi çağıyla uyumlu hale getirmekten başka çaresi yok” demiş ve eklemişti;
“Yüzyılda bir görülen salgın koşullarında ekonomide yılın son çeyreğinde yüzde 5.9 ve yılın tamamında gerçekleşen yüzde 1.8 oranındaki büyüme adeta bir mucizedir. Dünya geneli ve birçok ülkede küçülme yaşanması bu büyümeyi çok daha anlamlı kılmaktadır. Büyüme verileri, Türkiye sanayisinin ve ekonomisinin gücünü ortaya koymaktadır. Ancak, son iki yılda ekonomide ortalama büyümenin yüzde 1.3 ile potansiyelin çok altında kalması söz konusudur. Bu durum ise ekonomi yanında, sosyal boyutta başta işsizlik olmak üzere bazı sorunları derinleştirebilecektir. Dolayısıyla 2021 ve sonrasının iyi planlanması, yeni ekonomik programın gözden geçirilmesi, yeni ve işlevsel önlemler alınması gerekmektedir.”
Başkan Yorgancılar’ın dikkat çektiği bir ayrıntı gerçekten önemliydi.
Herkes gibi ben de Türkiye’nin daha iyisini yapabileceğine inanıyorum.
Ve bu potansiyeli görebiliyorum.
2020 yılında yaratılan büyüme hikayesinin arkasında zor yılda yüzde 2 büyüyen sanayi sektörünün olduğunu da kabul etmek gerekir.
***

Yazının Devamını Oku

Adımlarımı iyiliğe dönüştürdüm

GEÇEN hafta Küçükkuyü Adatepe’deydim. İda Blue’da gazeteci arkadaşlarımla buluşup uzunca sohbet ettim. O kadar iyi geldi ki... Sonra da hep birlikte yürüyüş yaptık, dağlara doğru... Yeşilin her tonunu izlemek, Adatepe’den Körfez’i seyretmek, sonra da kilometrelerce yürüyüp spor yapmak çok keyifliydi.Gezide Gözde ve Erkut Venedik de vardı.


Venedik çifti bir uygulama geliştirmişler.
Help Steps 2020’de kullanılmaya başlanmış. Yaklaşık 1 yılda 900 binden fazla kullanıcıya ulaşmış. Şu an 162 ülkede kullanılıyor.
Help Steps bir sağlık ve sağduyu uygulaması. Uygulama, kullanıcıları hem yürümeye, hem de yardım etmeye teşvik ediyor. Gün içinde atılan adımlar otomatik olarak Help Steps’te sayılıyor. Kullanıcılar attıkları adımları gece 00.00’den önce bir reklam izleyerek HS Adımı’na çeviriyor ve bu HS Adımları kullanıcının cüzdan hesabında birikiyor. Biriken adımlarla Help Steps içinde bulunan STK’lara, derneklere ve spor kulüplerine bağış yapılıyor.
Geçtiğimiz yıl sistemde yaklaşık 57 milyarın üzerinde adım bağışı yapılmış. Bu adımların değeriyle yaklaşık 400 bin liralık STK bağışı gerçekleştirilmiş.
Venedik çifti uygulamanın global pazara açılması için bugünlerde çok yoğun bir uğraş içinde... Global STK’lar ve büyük spor kulüplerinin sisteme eklenmesiyle birlikte süreci hızlandırmayı hedefliyorlar.
Help Steps’i o gün ben de telefonuma indirdim ve Adatepe’deki attığım adımları gece bitmeden bir sivil toplum örgütüne bağışladım.

Yazının Devamını Oku